banner487

10.09.2018 tarihli ve 30531 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi, “karma eğitim” konusunda kamuoyunda tartışmalara sebep olmuş ve karma eğitimin sonlandırıldığı veya sonlandırılması amacıyla hazırlık yapıldığı şeklinde algı oluşturmuştur. İşbu yazı, meselenin hukuki açıdan ele alınıp değerlendirilmesi amacıyla kaleme alınmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin “Ortaöğretim kurumlarının açılması” başlıklı 7. maddesinin 11. fıkrasında; “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır.” hükmü yer almakta iken, yukarıda adıgeçen Değişiklik Yönetmeliği ile bu fıkra yürürlükten kaldırılmış ve bu sebeple kamuoyunda karma eğitimin akıbeti konusunda tartışma meydana gelmiştir.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Karma eğitim” başlıklı 15. maddesine göre; “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir”. Öncelikle, karma eğitimin devamlılığının teminatı olarak 1739 sayılı Kanunun 15. maddesinin halen yürürlükte olduğunu önemle ifade etmek isteriz. “Normlar hiyerarşisi” ilkesine göre, kanunun yönetmelikten üstün olduğunu ve Anayasa m.124’e göre yönetmeliğin kanuna aykırı olamayacağını belirtmeliyiz.

Yönetmeliğin 7. maddesinin iptal edilen 11. fıkrası; sadece çok programlı Anadolu liseleri, mesleki ve teknik eğitim merkezleri ve mesleki eğitim merkezleri yönünden karma eğitimi zorunlu tutmakta olup, tüm eğitim kurumlarını kapsayan bir düzenleme içermemekte idi. Dolayısıyla; bu fıkranın iptalinin karma eğitimi sonlandırmaya elverişli olmadığı, yapılan değişikliğin Yönetmeliğin üst normu olan Kanunun 15. maddesine uygunluğunun sağlanması amacına dayandığı kanaatindeyiz.

Normlar hiyerarşisine göre sıralama; anayasa, bağlayıcı uluslararası sözleşmeler, kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, tüzük, yönetmelik ve diğer alt düzenleyici tasarruflar olup, alt sırada bulunan norm, üst normun uygulayıcısıdır ve alt norm, üst norma aykırı olamaz. Dolayısıyla; tartışma konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrasının da, 1739 sayılı Kanun m.15’e uygun olması gerektiği açıktır.

Aşağıda kısaca değineceğimiz 1739 sayılı Kanunun 15. maddesinin, “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı Anayasanın 42. maddesine uygun olduğu konusunda bir tartışma da bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle; konu ile ilgili Kanun hükmü, “normlar hiyerarşisi” ilkesi gereğince Anayasaya uygundur (Anayasa m.11/2).

1739 sayılı Kanun m.15’de; esas olanın “karma eğitim” olduğu belirtilmekle birlikte, eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre bazı okulların yalnızca kız veya erkek öğrencilere ayrılabilmesine imkan sağlayan bir düzenleme öngörülmektedir. Yönetmeliğin 7. maddesinin iptal edilen 11. fıkrasında; hükümde sayılan eğitim kurumları yönünden karma eğitim zorunlu kılınmakta, “eğitimin türü, imkan ve zorunluluklar” doğrultusunda kız veya erkek öğrencilere ayrılmasına imkan verilmemekte idi. Bu durum; “alt norm” olan Yönetmelik hükmünün, “üst norm” olan Kanun hükmüne aykırı olduğu anlamına gelmektedir. Çünkü Kanunun 15. maddesi karma eğitimi esas almakla birlikte, belirli şartlar altında istisna yapılabileceğini öngörmesine rağmen; Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrası hiçbir istisnaya yer vermeksizin, Kanun hükmünün üstüne çıkarak, çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezleri yönünden karma eğitimi zorunlu tutmakta idi.

Önemli olan; tüm eğitim kurumları yönünden esas olanın “karma eğitim” olarak belirlenmesi olup, Kanun hükmünde değişiklik yapılmadığı sürece karma eğitimin kaldırılması şeklinde bir tasarruf gündeme gelmeyecektir. Yapılan Yönetmelik değişikliği üzerine çok programlı Anadolu liseleri, mesleki ve teknik eğitim merkezleri ve mesleki eğitim merkezlerinin erkek ve kız öğrenciler yönünden ayrılması gündeme geldiği takdirde; Kanunun 15. maddesinde yer alan “eğitimin türüne, imkan ve zorunluluklara göre” ibaresi dikkate alınarak, sözkonusu eğitim kurumunda bu şekilde bir ayırım yapılması hususunda gerekli hukuki denetimin yapılacağı da tartışmasızdır.

Yapılan değişikliğin diğer bir sebebinin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 28.06.2018 tarihli ve 2018/91 YD İtiraz No. sayılı kararı ile DİDDK’nın bu kararda atıf yapılan 22.01.2018 tarihli ve 2017/1217 YD İtiraz No. sayılı kararı olduğu söylenebilir. Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin bazı hükümleri hakkında yürütmenin durdurulması talebi ile açılan iptal davalarında, Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrasının da dava konusu edildiği ve bu hüküm yönünden davacıların yürütmenin durdurulması talepleri hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği yönünde DİDDK tarafından 22.01.2018 tarihinde karar verildiği dikkate alındığında, hukuki uyuşmazlığa konu bu hüküm yönünden Danıştay Dairesi ve DİDDK’nın görüşleri dikkate alınmak suretiyle Yönetmelikte değişiklik yapılmasında sakınca bulunmadığı gibi, bu yönde bir değişiklik “yargı kararlarının bağlayıcılığı” ilkesi uyarınca zorunluluk arz etmektedir.

Netice itibariyle; 1739 sayılı Kanunun karma eğitimi esas alan 15. maddesi yürürlükte olduğu sürece, karma eğitimin sonlandırılması şeklinde bir durumun gündeme gelmesi mümkün değildir. Yapılan değişiklikle Yönetmeliğin 7. maddesinin 11. fıkrasının yürürlükten kaldırılmasının; hükümde sayılan eğitim kurumları yönünden karma eğitimin Kanuna uygun olarak “esas” değil, “istisnası bulunmayan bir zorunluluk” şeklinde düzenlenmesinin meydana getirdiği Kanunun 15. maddesine aykırılık sorununu bertaraf etmekten ve yargı kararlarının uygulanması gerekliliğinden ibaret olduğunu söylemek mümkündür. Yapılan değişiklik, karma eğitimin sonlandırıldığına dair algının ve önyargının doğruluğunu desteklememektedir.

Yeri gelmişken; bazı mevzuatta ve uygulamada “eğitim” kavramının, “öğretim” veya “öğrenim” kavramları yerine kullanıldığı görülmektedir. “Eğitim” hizmeti; kursta, stajda, askerlikte ve benzeri yerlerde bireyin becerilerinin geliştirilmesi maksadıyla yerine getirilirken, “öğrenim” veya “öğretim” ise, konu ile ilgili bilgilerin bireylere, yani öğrencilere aktarılması, öğretilmesidir.

.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Beyza Başer

.

(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Okur 6 gün önce

Hocam siz Ceza konularında yazmaya devam edin. Alanınızı genişletip ilginizi dağıtmayın bence. Her konuda konuşmak yazmak zorunda değilsiniz.

Avatar
AF KNUSUNDAKİ GÖRÜŞÜNÜZ NEDİR? 6 gün önce

Sayın Ersan Hocam sizce af nasıl olmalı? Affın kapsamına darbeye katılmayan, davlete ve millete karşı eline silah almayan, cebir ve şiddete karışmayan kader mahkumları da dahil edilmeli. İLLA CEZA VERİLECEKSE DE ERTELENMELİ. Kİ BİR DAHA AYNI SUÇU İŞLERLERSE ÇİFTE CEZA VERİR DEVLET VE O ZAMAN AFFI OLMAZ... YÜZBİNLERCE MAĞDUR VAR. ERTELEME KONUSU GENİŞLETİLİP AF DA ETMEDEN CEZALAR ERTELENMELİ... BİR ÇÖZÜM BENCE BU OLABİLİR. TUTUKLU YARGILAMALAR DA SONA ERMELİ.