İddia olmayan gerçekler

Taraf gazetesinde yayınlanan iddialar, darbe planları, Kafes, Balyoz senaryoları sivil-asker ilişkilerinin yani hukuk devletinin(!) bundan sonra böyle süremeyeceğini ortaya koyuyor; bir kamu kurumuna şu ya da bu nedenden tercih ettiği giyim tarzı nedeniyle alınmayan bir Başbakan eşi, Nükhet İpekçi\'nin ekranlarda 31 senedir süren bir kepazeliği bütün açıklığı ve trajedisiyle bizlerin ve özellikle güvenlikten sorumluların gözüne sokması anormallikte nerelere ulaştığımızın(!) somut, acı göstergeleri.

Taraf gazetesi ortaya attığı iddialarla Türkiye\'nin gündemini belirlemiş bulunuyor; bu iddiaların çok büyük bölümünün resmi iddianamelere girmiş olması, bu savcı iddianamelerinin mahkemelerce kabulü söz konusu iddialara hukuksal bir boyut da kazandırmış durumda.

Ama, ne olursa olsun bu iddialar şimdilik yargı kararlarıyla tescil edilmediği için hâlâ bir iddia niteliğindeler; bir hukuk devletinde de iddialar yargı kararlarıyla tescil edilmeden kimseyi peşinen suçlu saymak hukuk devleti kavramının özüne, masumiyet karinesi kavramına aykırı.

Bendeniz Taraf gazetesinde yayınlanan iddiaların çok ama çok büyük bölümünün gerçekle örtüştüğü kanaatindeyim ama benimki sadece bir kanaat; kanaatlerin gerçek olduğunu söylemek için yargısal süreçlerin sonunun beklenmesi daha hukuk devletine uygun bir davranış olacak.

Ancak, ortada iddia niteliğini, kanaat kavramını çok aşan konular, gerçekler de var.

İddia ya da kanaat olmayan bu somut gerçekliklere baktığınızda da zaten Taraf gazetesinin iddialarının gerçeklerle örtüşme olasılığı daha artıyor zira geçmişte aynı kesimler iddia ya da kanaatin çok ötesine geçen öyle şeyler yapmışlar ki, Taraf\'ın iddialarının doğru olamayacağını söylemek mümkün değil.

Somut örnekler vermek gerekebilir.

Son günlerde 80 öncesi cinayetler televizyonlarda tartışılıyor; gençler bu meselelerin bir bölümünü yeni öğreniyorlar ama bizler için hepsi bildik konular.

80 öncesi Başbakan Ecevit\'le yaptığı bir görüşme sonrası ve yaşananların arka perdesini araladığı için öldürülen savcı Doğan Öz var; mahkemenin verdiği ağır cezalara rağmen Askeri Yargıtay ısrarla bu kararları bozuyor ve sonunda İbrahim Çiftçi dışarı çıkıyor, bugün devletle bağlantılı bir işten para kazanıyor ve birileri hâlâ Doğan Öz olayına \"faili meçhul\" gözüyle bakabiliyor; bu olayın arkasında \"kontrgerillanın\" olduğu söyleniyor, doğru olabilir ama bu kontrgerillanın kim ya da ne olduğu çok açık değil mi?

Yine aynı dönemin Abdi İpekçi cinayeti var; tetikçi tutuklanıyor, Maltepe Zırhlı Tugay\'da yatıyor ve nasıl oluyorsa elini kolunu sallayarak kaçıyor ve bu işin iki er tarafından gerçekleştirildiği söylenebiliyor; son günlerde bu firar işinin de kontrgerilla işi olduğu söyleniyor ama bu meselede de \"kontrgerilla\" denen şeyin aslında ne olduğu yine çok açık değil mi?

12 Eylül\'de bir oramiral, Bülent Ulusu başbakan oluyor; çok merak ediyorum görevde olduğu üç sene boyunca Sayın Ulusu\'nun aklına hiç Doğan Öz, Abdi İpekçi cinayetleriyle ilgili bir şeyler yapmak gelmiş midir, geldi ise neler yapmıştır, sonuçlar nerededir?

Rahmetli Abdi İpekçi 1 Şubat 1979 günü kalleşçe öldürülüyor; 31 Ocak 1979 gecesi, yani bir gün önce Türkiye\'de acaba kimler yarın bu cinayetin işleneceğini biliyorlar idi, bu bilgiye sahip insanları bilebilme olanağımız olsa acaba çok şaşırır, hatta küçük dilimizi yutma raddesine gelir miyiz?

İbrahim Çiftçi lehine verilen Askeri Yargıtay\'ın bozma kararları, Ağca\'nın yani o dönemin en önemli tutuklusunun bir Zırhlı Tugay\'dan iki erin yardımıyla kaçabilmesi insanların aklını mı karıştırmalı, yoksa tam tersine kavramları netleştirmeli mi?

Bu konuşulanlar üstelik iddia falan değil tarihsel gerçekler, aktörlerin çok büyük bölümü hâlâ aramızda yaşıyorlar.

28 Şubat döneminde Şemdin Sakık\'ın verdiği ifadeler üzerinde yani resmi evrakta sahtecilik yapan iki orgeneral mevcut; bu durum da bir iddia falan değil, somut bir durum, en yakın şahit Hürriyet gazetesi başyazarı Sayın Oktay Ekşi; 28 Şubat sürecine muhalefet eden gazetecileri cezalandırmak için işlenilen bu resmi evrakta sahtecilik suçu sonrası ne olmuştur, kimler ne ceza almıştır? Yoksa ortada İbrahim Çiftçi\'ye ilişkin verilen Askeri Yargıtay kararlarından 28 Şubat\'a, daha sonra da günümüze gelen bir süreklilik, bir kararlılık mı vardır?

YAPILANLAR YAPILABİLECEKLERİN TEMİNATIDIR!

2007 senesinde adeta her satırı hukuku çiğnemek amaçlı kaleme alınmış, kim tarafından kaleme alındığı da bizzat deklare edilmiş, TSK için yüzkarası niteliğinde ama hâlâ Genelkurmay internet sitesinde durabilen bir \"muhtıra\", bir \"bildiri\" vardır; bu \"kağıt parçası\" hakkında askeri yargı ne gibi bir işlem gerçekleştirmiştir?

27 Nisan muhtırası da bir iddia değil, somut bir suç belgesidir ama ortada kalmış durumdadır.

12 Eylül\'ün \"asmayalım da besleyelim mi?\"ci mümtaz paşaları hâlâ devlet protokolündedir, Gül döneminde Çankaya\'da ağırlanabilmektedirler ve Anayasa\'nın geçici 15. maddesi hâlâ orada cerahat dolu bir yara gibi durmaktadır.

Bunlar da iddia değil, somut gerçekliklerdir.

\"Asmayalım da besleyelim mi?\"ci paşalar tarafından Anayasa\'ya konmuş ve hiçbir hukuk devletinde görülemeyecek, bizzat varlıkları 12 Eylül darbesinin hâlâ devam ettiğinin en somut kanıtları olan sivil-asker ilişkilerine yönelik anormal maddelerin orada durması da iddia değil, anayasal gerçeklikler.

Bir devlet memurunun herkesin gözünün içine bakarak kullandığı \"bizim sabrımızı taşırmasınlar\" ifadesi de iddia değil, çok yakın bir ekran gerçekliğidir.

Vatandaşların yine bir devlet memuru tarafından \"doğru yerde\" durmaya çağrılması da bir iddia değil, yine çok yakın tarihin bir ekran gerçekliğidir; doğru yer acaba İbrahim Çiftçi\'nin, Mehmet Ali Ağca\'nın, Kenan Evren\'in, Bir ve Özkasnak Paşaların, 27 Nisan muhtırasının müellifinin mi durduğu yerdir?

Doğru yer herhalde Çevik Bir Paşa\'nın postallarının Harbiye askeri müzesinde sergilendiği yerdir diye düşünüyorum.

Taraf gazetesinin iddialarına son noktayı yargı koyacaktır ama son noktası zaten çoktan konmuş, iddia niteliğini çok aşan konular, gerçekler ortada iken bazı şeyleri görmek için son ayların iddialarına bile gerek olmadığı kanısındayım.

Yapılanlar yapılabileceklerin teminatıdır.

Eser Karakaş/ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.