Bakan Bozdağ, hakim ve savcılara seslendi
Avukatlık mesleğinden geçen 3. dönem adli yargı hakim ve cumhuriyet savcı adayları ile 1. dönem idari yargı hakim adayları kura töreni MEB Şura Salonu'nda gerçekleştirildi. Törene Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yargıtay Başkanı Ali Alkan, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Erbil, HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, HSYK, Yargıtay ve Danıştay Üyeleri ile yargı mensupları katıldı. Törende konuşan Adalet Bakanı Bozdağ, avukatlık tecrübesinden hakim ve savcı sıfatıyla yapacakları çalışmalarda da istifade edeceklerini belirterek, Türkiye Cumhuriyetinin insan haklarına dayanan demokratik, laik bir hukuk devleti olduğunu kaydetti. Hukuk devletinin sadece anayasası ve kanunları olan devlet olmadığını. yasama, yürütme ve yargı dahil herkesin hukukla bağlı olduğu bir devlet olduğunu ifade eden Bozdağ, "Eğer bir devletin organlarının bütün faaliyetleri hukuka bağlı hukukla sınırlı ve yargısal denetime açık, devlet bütün vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlamış ise işte o zaman gerçek anlamda hukuk devletinden bahsedilebilir. Hukuk devletinin en önemli güvencesi mahkemelerin bağımsızlığı ve yargı görevini yapan hakim ve savcıların bağımsızlığıdır" dedi. Mahkemelerin bağımsızlığının büyük ölçüde hakimlerin atama, özlük, disiplin işlemlerinin bağımsız bir kurul eliyle yürütülmesiyle ve hakim güvencesinin kurumsallaşmasıyla temin edilebileceğini belirten Bozdağ, hakim ve savcılar görevlerini yaparken kendi ideolojilerini, kendi inançlarını, kendi kabul ve retlerini, medyanın, kamuoyunun, dosyanın ve taraflarının etkisinde kalmadan anayasa, hukuk, kanun ve vicdani kanaatlerine görev karar vermesi halinde herkesin yargının tarafsızlığına olan inancın artıracağını ifade etti.

DÜNYA GÖRÜŞÜNÜZÜ SİYASİ FİKİRLERİNİZİ KARARLARINIZA KATMAYIN

Yargı, davacı ile davalı, müşteki ile şikayet edilen arasındaki her türlü iddia ve ihtilaflardan kendisine kararına ve kararında adil, adalete hükmedeceğine inanılan bir hakem olduğunu kaydeden Bozdağ, "Adil olmak, adaletle hükmetme vasfını Anayasa hukuk yasa ve vicdani kanaatlere bağlı kalarak karar verme vasfını yitiren yargı hakem vasfını da yitirir. Hakem vasfını yitiren yargı, ihtilafların tarafı haline gelmekle kalmaz, sosyal, siyasal, ekonomik sorunları ile pek çok başka sorunun bizatihi sebebi ve kaynağı haline dönüşür" dedi. Hakim ve savcılardan her zaman anayasa, hukuk, kanun ve vicdani kanaatlere bağlı kalmalarını ve kararlarını buna göre vermelerini isteyen Bozdağ, hukuka bağlılıktan şüpheye düşülmesine izin verilmemesini talep etti.
 Davacı ya da davalıya müşteki veya şikayet edilene veya suçtan zarar görene karşı olan muhabbet veya husumetin adalete uygun davranmaktan, adil kararlar vermekten ayırmaması gerektiğinin altını çizen Bozdağ, sözlerine şöyle devam etti:

 "Her daim adil olun ve adaletle karar verin, adaleti ayakta tutun. İşlerinize ve kararlarınıza, dünya görüşünüzü siyasi fikirlerinizi inançlarınızı kabullerinizi ve retleriniz asla katmayın. Davanın taraflarının ya da soruşturmanın taraflarının dünya görüşü siyasi fikri inancı sizi esir almasın ve sizi esir olmasına ve etkilemesine asla izin vermeyin. Eğer bunların sizi etkilemesine izin verirseniz orada bağımsız bir hakim ve savcıdan tarafsız bir hakim savcıdan bahsetme imkanı olmaz. Bağımsızlık ve tarafsızlık da yok olmuştur demektir."

KUVVETLER AYRILIĞI DEVLET ORGANİZASYONUNA HAYAT VEREN EN ÖNEMLİ UNSURDUR

Hakim ve savcılardan hukukun ve yargının siyasallaşmasına, siyasallaştırılmasına izin vermemelerini isteyen Bozdağ, "Bilinmeli ki hukuk ve yargı hiçbir kirli hesabın mazereti perdesi ve kılıfı yapılmamalı, yargının ve hukukun bir takım hesap ve saiklerle araştırılmasına, hukukçular, yargıç ve savcılar asla izin vermemelidir" değerlendirmesinde bulundu. Toplum için neyin iyi kötü olduğuna temel devlet politikalarının yönünü ve öngöreceğini karar verme hakkını kendinde gören bir yargısal aktivitin, hukuk devleti modeli yerine jüristokrasiyi işaret edeceğini kaydeden Bozdağ, bu durumdan hem yargının hem de hakim ve savcıların zarar göreceğini bundan kaçınılması gerektiğini kaydetti. Kuvvetler ayrığının önemine dikkat çeken Bozdağ, sözlerine şöyle devam etti:

 "Esasında kuvvetler ayrılığı anayasamızda öngörülen devlet organizasyonuna hayat veren en önemli unsurdur. Bu ayrılığı uyumlu bir iş bölümü içerisinde çalışma olarak anlamak ve uygulamak yasamanın yürütmenin yargının görevidir. Eğer bu ayrılığı kurumlar, organlar arası üstünlük olarak görür ve uygularsak, elbette ki hukuk devleti de zarar görür. Bu konuda herkesin hassasiyetle davranmasında büyük fayda var."

GİZLİLİĞE RİAYET EDİLMEMESİ KİŞİLERİN DAHA BAŞTA TOPLUM NAZARINDA LEKELENMESİNE AÇIYOR

Soruşturmanın gizliğinin önemine işaret eden Bozdağ, soruşturmanın gizliğinin insanları hukukunu, onurunu, haysiyetini ve şerefini korumak için önemli olduğunu vurguladı. Soruşturma sırasında gizliliğe riayet edilmemesi durumunda şüpheli kişilerin daha başta toplum nazarında mahkum olmasına, lekelenmesine, hakkının çiğnemesine yol açılacağını ifade eden Bozdağ, bu konuda görevli olana yargı mensuplarının gerekli hassasiyeti ve özeni göstermesi gerektiğini belirtti. Adli sicil istatistik rakamlarını da paylaşan Bozdağ, 2012 yılında ağır ceza mahkemelerinde 180 bin 307 mahkumiyet, 89 bin 283 beraat kararı verildiğini kaydetti. Bu rakamlar arasında takipsizlikle sonuçlanan rakamların bulunmadığını ifade eden Bozdağ, "Ağır Ceza Mahkemelerinde açılan davaların neredeyse yüzde 50'si beraatla sonuçlanıyor. Bu bir şeyi gösteriyor. Soruşturma sırasında usul kurallarının yeteri kadar titizlikle uygulanmadığını ve dosyada gerekli deliller toplanmadan davaların açıldığını ortaya koyan en önemli gösterge" dedi.

SORUŞTURMAYI, KOVUŞTURMAYI YÜRÜTÜRKEN EMPATİYİ ASLA ELDEN BIRAKMAMALI

İddianamenin iadesi uygulamasının uygulanmadığını belirten Bozdağ, hakim ve savcılara şu tavsiyede bulundu:
 "Göreve yeni başlayacak hakim ve savcılara tavsiyem; eğer soruşturma sırasında vicdani kanaatiniz, anayasa, hukuk ve kanunlara göre edindiğiniz kanaat, takipsizlik vermeyi gerektiriyorsa, hiç çekinmeden verin. Eğer suçlu olduğuna kanaatiniz varsa, cezalandırılması gerekiyorsa elbette dava açınız. "Ben davayı açayım da mahkeme kararını versin, bir eksiklik olursa mahkeme tamamlar onları düzeltir dersek' biz kendimiz hukukun bize çizdiği sınırı çiğnemiş oluruz. Soruşturma sırasında gelen kişiler çok ağır suçlarda işlemiş olabilir, deliller onu da gösterebilir ama hiç unutmayalım; karşımıza gelenler işledikleri iddia edilen suç ne kadar ağır olursa olsun insandır. Onun insan olduğunu asla unutmadan, soruşturma ve kovuşturmayı yürütmek bizim için en önemli vazifedir. Eğer karşımızdakilerin insan olduğunu unutursak o zaman başkaca yanlışlar yaparız. Bugün soruşturan yarın hakimin, savcının huzuruna bizde çıkabilir, bizim bir yakınımızda çıkabilir, onun için soruşturmayı, kovuşturmayı yürütürken empatiyi asla elden bırakmamalı."
Yargının içine acımasızlık değil, merhametin konulması gerektiğini belirten Bozdağ, "Yargıdan merhameti çıkardığınızda o zaman yargı başka bir noktaya doğru gidebilir" dedi.

SUÇLU OĞLUN DA OLSA ACIMA, AFFETME HAKİM AMCA

Adli yargı hakim adayı dönem birincisi Rıza Tekinalp ise adaylar adına yaptığı konuşmada, kendilerine inananları asla utandırmayacaklarını, doğruluktan, dürüstlükten şaşmayacaklarını, adaletten asla taviz vermeyeceklerini söyledi. Adil olmanın yanı sıra adil görünmenin de önemli olduğuna inandıklarını dile getiren Tekinalp, "Hakimin görevi, kişileri memnun etmek değil, adaleti gerçekleştirmektir. Toplumun yargıya yüklediği sorumluluk, toplumsal barış ve huzurun sağlanması ve devamı için son derece hayati ve bir o derece de önemli bir görevdir" diye konuştu. Tekinalp, konuşmasını "çocukların gözünden adalet" temalı yarışmada birinci olan çocuğun yazdığı, "Karar verirken adil ol, önce vicdanına sor, suçlu oğlun da olsa acıma, affetme hakim amca" şiiriyle bitirmesi dikkat çekti.

 Konuşmaların ardından HSYK Birinci Daire üyelerinin huzurunda başlatılan kura ile hakim ve savcıların görev yerleri belirlendi. Hakim ve savcı adaylarından dereceye girenlere ödülleri, protokoldekiler tarafından verildi. "Yargıtay'ın imamı" iddialarına maruz kalan Adalet Akademisi Başkanı Yıldırım'ın ödül vermek üzere anons edilmesi ve kürsüye çıkışı sırasında hakim ve savcı adaylarınca uzun süre alkışlanması dikkat çekti. (ANKA)
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.