'İlk gün beni koyacak koğuş bulamadılar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret suçundan geçen salı günü tutuklanan ve avukatlarının yaptığı itiraz sonucu bugün tahliye edilen ve tutuksuz yargılanacak olan 16 yaşındaki M.E.A., yaşadıklarını anlattı. M.E.A., okulda polis tarafından gözaltına alınmanın kötü bir duyduğu olduğunu, polisin ifade için çağırması haline Güvenlik Şubesi'ne gidebileceğini belirterek şunları söyledi: ''Okuldan alınmak kötü bir duygu. Arkadaşlarımın, öğretmenlerimin yanında, onların yanında polislerle çıkmak kötü bir duygu. Eğer polis tarafından aranmış olsaydım, ifade vermek için giderdim. Zaten beni gözaltına alan polislere de söyledim, beni arasaydınız ben ifade vermeye gelirdim diye.''
 
Gözaltına alınmadan önce okulda iken komşusunun, eve polislerin geldiğini ve kendisini aradığını söylediğini belirten M.E.A., ''Komşum bana durumu bildirince ben o zaman bile düşünmüştüm, gidip kendim ifade vereyim diye. Kısa bir süre sonra zaten polis okula geldi. Okuldan çıkmak tabi arkadaşlarımın ve öğretmenlerimin yanında kötü oldu'' dedi.

'DEMİR PARMAKLIKLARLA ÖRÜLMÜŞ YERDE BEKLEDİM'

 M.E.A., Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne götürüldüğünde polisin, ilk olarak devrim şehidi Kubilay'ı anma etkinliğinde çekilen görüntüleri gösterip, alandakilerin ve bazı katılımcıların kim olduğunu sorduğunu belirtti. Tanımadığı yönünde cevap verdiğini anlatan M.E.A. sözlerini şöyle sürdürdü:

 ''Sonra Çocuk Şubesi'ne geçtik. Orada bir kaç saat, bekleme salonu yazıyor ama her tarafı kilitli demir parmaklıklarla örülmüş bir yerde bekletildim. Sonra savcılığa gittik. Savcı neler söylediğimi sordu sadece. Savcının yanında pek fazla durmadım yaklaşık 5 dakika kaldım. Hemen nöbetçi mahkemeye sevk edildiğimi duydum. Nöbetçi mahkemede de en fazla 5 dakika kalmışımdır. Çünkü hemen bir kaç kelime bir şeyler sordu, savcılıktaki ifademin aynısı orada da verdim. Sonra hakim 'tutuklu yargılanma' kararını söyledi. Ben bu kararı beklemiyordum. Hiç kimse tutuklanmayı beklemez. Benim yaşımda birinin parmaklıklar arkasına gitmesini kimse beklemiyordu. Bunu da yaşadık. Herkes şaşkındı. Ben çok şaşkındım.''

CEZAEVİNDE GÖZLEM KOĞUŞUNDA BEKLEDİM

Tutuklama kararının ardından cezaevine götürüldüğünü belirten M.E.A. orada yaşadıklarını anlattı: ''Cezaevine gittik. Burada sıkı bir aramadan geçtik. İçeri girdikten sonra uzun bir süre normal bir koğuşa dahi hiç girmedim. İnfaz koruma memurlarının yanında bekledim, onlarla beraber oturdum. Beni koyacak bir koğuş bulamadılar. Onlara göre suçum diğerlerinden farklı, 'diğerlerinin yanına alırsak, sen sabaha çıkmazsın' gibisinden bir şeyler söylendi. Ondan sonra gözlem koğuşunda bekledim. Karar çıkmasaydı, eğer bu gün muhtemelen normal çocuk koğuşuna alacaklardı. Orada mücadele edecektik biraz.''

'İYİ DAVRANDILAR'

Cezaevinde görevlilerin iyi davrandığını ifade eden M.E.A., ''Cezaevinde aslında bana iyi davrandılar. İlk girdiğim gün bir sıkıntı yaşanmadı. Fakat ben ilk gün biraz endişeliydim. Avukat ağabeylerim de o gün şartlardan dolayı yanıma gelememişlerdi. O yüzden biraz endişelenmiştim. Ertesi gün onlar geldikten sonra biraz daha iyi oldum. Gazete istemiştim, acaba hakkımda ne yazılmış diye. Ancak bana getirilen gazetede benimle ilgili haber yoktu. Hiç haber alamadım. Çıkacağım gün (bugün) koğuşuma televizyon verdiler. Sabah dışarıda olanları görebildim sadece'' dedi.

''ELİMİZDE SİLAH YOKTU, TAŞ YOKTU, MİKROFON YÜZÜNDEN CEZAEVİNE GİRDİK''

 Anma töreninde ellerinde silah ve taşın olmadığını sadece mikrofonun olduğunu ifade eden M.E.A., sözlerini şöyle sürdürdü:
 "Bu vatan, bu millet için bir şeyler yapmaya çalışan gençler olarak bizim elimize silah yoktu, taş yoktu, sopa yoktu, elimizde sadece mikrofon vardı. O mikrofon yüzünden cezaevine girdik. Tabii ki benim yaşıtlarım için çocuk konumunda olan birisinin içeride olması kötü bir duydu. Hepsi için de özgürlük istiyorum. Özellikle bugün duruşması devam eden Ali İsmail Korkmaz için adalet istiyorum.''

İstanbul'da kendisini desteklemek için düzenlenen gösteride 3 liselinin gözaltına alınmasına da değerlendiren M.E.A., ''Öncelikle yanımda oldukları için teşekkür ederim. Onların gördüğü muameleyi de doğru bulmuyorum. Onların bir an önce bilmiyorum şu an serbest bırakıldılar mı, ama gözaltına alındıklarını duydum. Üçü de benim yaşıtım. Bana destek vermek için yaptıkları eylemde gözaltına alındılar. Onlar içinde adalet istiyorum. Her öğrencinin yeri okuldur, sıralardır, ailesinin yanıdır. Hiç birine cezaevi yakışmıyor. Mevcut iktidardan da bizi cezaevlerine atmak yerine, eğitimde daha önde gelecek projeler geliştirmelerini bekliyorum'' dedi.

'GALATASARAYLIYIM AMA BEŞİKTAŞ'A VE ÇARŞI GRUBUNA SEMPATİ OLUŞTU'

Kendisini savunan avukatlardan birinin Çarşı Grubu'nun da avukatı Efkan Bolaç olduğunu hatırlatan M.E.A., ''Ben Galatasaraylıyım aslında. Şimdi Efkan abiden sonra Beşiktaş ve çarşı grubuna sempati oluştu. Ona da çok teşekkür ediyorum'' dedi.

'ANNEMİN PİLAVINI ÖZLEDİM''

Annesinin yaptığı pirinç pilavını özlediğini belirten M.E.A., ''Ben pirinç pilavını çok severim. En sevdiğim yemektir belki de. Cezaevinde ilk gördüğümde sevinmiştim, bir kaşık aldım, ancak beğenmedim. Annemin pilavını özlemişim. Dışarıda özlemlerimden biride pilavdı'' diye konuştu.

CEZAEVİ MÜDÜRÜYLÜ 'GÖRÜŞÜRÜZ' DİYALOGU

 Avukatlarının gelip çıkış işlemleri tamamlandıktan sonra cezaevi müdürüyle karşılaştıklarını belirten M.E.A., ''Cezaevi müdürü baştan beri bana orada yardımcı olmaya çalıştı. Çıkarken ben de dalgınlıkla 'görüşmek üzere' demiştim. Cezaevi Müdürü de 'Dışarıda görüşelim. Burada görüşmeyelim' diye espriyle cevap verdi'' dedi.

ARKADAŞLARI PASTA KESTİ, HALAY ÇEKTİ

Cezaevinden tahliye olduktan sonra dedesi Mehmet Emin Akkavim'in evine giden M.E.A., burada ailesiyle hasret giderirken onu yalnız bırakmayan arkadaşları da pasta kesti, ardından da davul ve zurna eşliğinde sokakta halay çekti. M.E.A. arkadaşlarıyla birlikte halaya katıldı ve oynadı.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.