Nafaka için bu drama değer mi?
Ahmet E., Melika D. ile 2003’te dünya evine girdi. Çiftin bu evliliklerinden, 11 yaşındaki S. ve şu anda 9 yaşında olan ikizler Y. ile H. dünyaya geldi. Aralarında anlaşmazlık çıkan çift, Kayseri 5’inci Aile Mahkemesi’ne başvurarak boşanma davası açtı. Mahkeme, 3 çocuğun velayetini babaya verirken, boşandığı eşine de aylık 300 TL nafaka ödemeye mahkum etti. Kuru temizleme işi yapan ve 4 yıl boyunca her ay nafakayı düzenli ödeyen Ahmet E., işleri kötüye gidince, 2015 yılı Ocak ayında işyerini kapatmak zorunda kaldı. Ahmet E., Nisan ayından sonra ödemelerini yapamadı.

Melika D.'nin 2’nci İcra Ceza Mahkemesi’ne şikayette bulunması üzerine, Ahmet E.'ye , parayı ödemediği takdirde 3 ay hapis cezası verildi. Kendisine verilen süre zarfında da, biriken nafakayı ödeyemeyen Ahmet E., çocukları ile vedalaştıktan sonra savcılık yoluyla güvenlik güçlerine teslim oldu. Çocuklarının karne aldığı gün tutuklanan Ahmet E., şunları söyledi:

"Boşandığım eşim, 2011 yılında aile etrafını kendi hevesi ve yanlış anlamalarını doğru gibi kabul ettirerek evi terk etmiştir. Mahkemede açılan davalar neticesinde, hakkımda aylık 300 TL nafaka tayin edildi. O yıllarda 3 çocuğuma annelik, hem de babalık yapmama rağmen işlettiğim işyerimden elde ettiğim kazançla bu nafakayı zor da olsa ödedim. Ocak 2015’te işyerimi kapatmak zorunda kaldım. 2015 yılı Nisan ayına kadar da bu nafakayı ödedim. Ancak, daha sonrasını ödeyemedim ve eski eşim Eylül ayında hakkımda ceza davası açtı. Bu dava sonunda da, 3 ay hapsime karar verildi."

"KADINI KORUYAN KANUN, ERKEĞİ MAĞDUR ETMEMELİ"

Nafakayı ödeyemeyen Ahmet E., kendisi ile birlikte 3 çocuğunun da mağdur edildiğini söyledi. Kanunların boşanma davalarında kadını koruduğunu belirten ancak, erkeğin durumunu göz ardı ettiğini dile getiren Ahmet E., şöyle konuştu:

"Bir kadının açmış olduğu bu davalardan sonra, zor günler yaşamaya başladık. Kanunda ve hiçbir yerde erkeğe zerre kadar değer verilmiyor. Konuştuğumuz anlaşılmıyor. 3 çocuğumun velayeti ve bütün her şeyiyle bende olduğu halde, beni 3 ay hapse gönderiyor. Nafaka iptali için avukatlara başvurduğumda, onlar bile yasanın kadının lehine olduğunu ve nafakanın iptal edilemeyeceğini söylüyor. İnsan, ömür boyu nafakaya tabi tutulamaz. Birçok kadın, belki haklı olabilir, onların yanında olmak lazım. Bu durum kanun, devlet için doğrudur. Ama mağduru ayırt etmeyen bir adalet sistemini yadırgamaktayız."

Ağlayarak babalarının hapse girmesini istemediğini söyleyen 9 yaşındaki Y.E. ise, annelerinin kendilerine çile çektirdiğini anlatırken, "Biz onu istedik. Ama o bizi istemedi. Bize annelik yapmadı" diye konuştu. Avukat Metin Bayram ise, modern toplumlarda borç için hapis cezası verilmediğini, çocukların velayetinin babada olmasına rağmen, babanın cezaevine girmesinin çocukları da mağdur ettiğini belirtti.


Hürriyet

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Magdur 1 yıl önce

Sayın yetkılılere sormak istiyorum bu devlette vatandaş kavramının içinde erkekler de yer alıyor mu? Aile Mahkemeleri kadınların isteklerini onaylattığı noter mi? Bu ülkede erkeklerin hayvanlar kadar hakkı var mı? Mavi nüfus cüzdanı taşımak suç mu? Bu ülkede eşitlik ilkesi adı altında hazırlanan kanunlarda eve bakmakla yükümlü olan taraf neden erkek? Boşanmada kusurların eşit olması durumunda neden cezalandırılan erkek? Çocuğu ile hiçbir problemi olmamasına rağmen ortak velayet verilmeyerek babalık yapma hakkı elinden alınan neden erkek? Aile mahkemelerinde somut kanıtları ve tanık beyanları hiçe sayılan neden erkek? Kazancının ve gelecek kazançlarının neredeyse yarısından fazlasını boşandığı eşine yeni evliliğinin çeyiz parası olarak ödettirilmek zorunda bırakılan neden erkek? Çocuğu mahkeme kararı ile dahi göremeyen ve sanki bir malmış gibi haciz ettirmeye mecbur bırakılan neden erkek? Haciz ile çocuğunu almayı başarabilen erkelerin açtığı davalarda neden kadına hiç ceza verilmiyor? Kadının muhtaç olduğu düşüncesi ile boşanma sonrası soyulup soğana çevrilerek yeni bir hayat kurma şansı elinden alınan neden erkek? Mademki kadının erkeğe ihtiyacı var o zaman nasıl eşit oluyorlar? Kadın ve erkek aslen eşit değil de birbirini tamamlayıcı eşler olmasın sakın? Eşit olan görevler toplamı olması gerekmez mi? Görevleriniz ayrı ancak görev toplamlarınız eşit çünkü siz tamamlayıcı unsurlarsınız demek daha akılcı bir çözüm olmaz mı? Eğer ki bu sorularımın yersiz olduğu düşünülüyor ise bana aile mahkemelerinde dava kazanan erkeklerin, dava kazanan kadınlara oranını da söyleyebilir misiniz? Yok, eğer pozitif ön eki takılarak sempatik gösterilmeye çalışılan ayrımcılığın (eziciliğin) doğru olduğunu düşünüyorsanız, bunun neticesinde Aile Mahkemesi kararları ile parasal olarak bitik hale getirilen erkeklerin, yeni eşi, annesi, kız kardeşleri vb. kadın değil mi? Kadının tek tanığının çelişkilerle dolu ve aksi somut olarak ispat edilecek beyanının, erkeğin 8 tanığından ve somut delillerinden üstün olduğunu gördüğüm pek sayın mahkemelerinize neden erkekleri de alıyorsunuz? Doğrudan kadın haklıdır diyerek çözüm bulmak daha kolay değil mi? Kadınların boşanma davası açarsam nasılsa ben kazanırım çocuğu da göstermem diyerek erkekleri tehdit ettiğinden haberiniz var mı? Nafaka adı altında eşitlik ilkesi ile hiçbir bağı olmayan gelir kapısı nedeniyle boşanmaların arttığından haberiniz var mı? Boşanmış kadınların Aile Mahkemeleri kararları ile alınan nafakalar sonucunda nasılsa asgari ücretten fazla gelirim var neden çalışayım dediklerini biliyor musunuz? Keza bu kadınların imam nikahı ile yaşayıp geçimini de eski eşinden sağladığından da haberiniz var mı? Kadınların yaşamak için bu nafakaya ihtiyacı var derken nafaka ödeyebilmek için çocuğunu görmeye para ayıramayan babaların çocuklarının yetim gibi büyütülmek zorunda kalması hiç mi önemli değil? Toplumdaki psikolojik patlamanın ve boşanma sayılarının hızla artış sebebinin, pozitif ön ekli ayrımcılığın (eziciliğin) neticesinde sen daha üstünsün denilen kadınların artık erkeği ezebilirim düşüncesine inanmaları ve kadınlar tarafından ezilmeyi gururuna yediremeyen erkeklerin psikolojik tepkileri olduğunu bilmenizi isterim. Geçmişi mahvolmuş bir erkeğin geleceğinin de yasal destekle yok oluşunun neticesinde neleri düşündüğünü biliyor musunuz? Çocukları eski eşinin gayrı meşru eşi tarafından büyütülmek zorunda kalan babaların neler hissettiğini biliyor musunuz? Üstelik bu durumdaki babaların bu gayrı meşru ilişkilerin geçimini sağlamak zorunda bırakılması sonucunda neleri yapmasının hak olduğunu düşündüğünü biliyor musunuz? Babaların çocuğunu baba gibi değil de uzaktan bir akraba gibi yılda yalnızca 3 gün görüp kendini değil de resmini öperek çocuklarını uyutmuş hissettiklerini biliyor musunuz? Bu ülkedeki cinayetlerin yalnızca %2’sini oluşturan azınlık bir parçasının sadece cinsiyet sebebiyle mi gerçekleştiğini sanıyorsunuz? Sakın bu azınlık cinayetler anlattıklarımın sonucu olmasın? Ayrıca cinayet yerine intiharı seçen erkeklerin sayısının bu cinayet rakamlarından çok daha fazla olduğunu da biliyor musunuz? Olaylara kadın erkek meselesi yerine iki insan olarak bakmak çözümün başlangıcı olabilir mi? Gerçekten haksızlığa uğrayan azınlık kadınların aslen hiç sesini çıkarmadığını ancak hiç sorun yaşamayan kadınların sırf erkeleri ezebilmeye yönelik kanunlar çıkartabilmek adına gürültü yaptığını biliyor musunuz? Algı ile yönetilen ülkede basının sırf haber olsun diyerek abartarak anlattığı ve önemli detaylarını gizlediği haberlerin bu erkek ezme isteğine sahip kadın grubuna hizmet ettiğinden haberiniz var mı? Kadınların haberler ve kadın programlarından destek alarak nasılsa mahkemede ben kazanırım düşüncesi ile erkekleri tehdit ettiğini ve psikolojik şiddette sınır tanımadığını bilmenizi isterim. Fiziksel şiddeti psikolojik şiddete karşı elinde kalan tek silah olarak gören erkeklerin bu silahı gasp edilen haklarını almak için kullandıklarını bilmenizi isterim. Aile mahkemelerinin, çadır kabilelerinde dahi görülmeyecek bir tiyatroya dönüştüğünü bilmenizi isterim. Maalesef bu ülkede ezilenlerin çoğunluk olarak erkeklerden oluştuğunu bilmenizi isterim. Eşitlik adı altında hakları elinden alınırken yükümlülükleri yerinde bırakılan erkeklerin gurur yaptığı için olan biteni haber dahi edemediğini bilmenizi isterim. İstatistiklerin kadınların ezildiğine dair sonuç bildirmesinin tek sebebi budur. Eğer ki kanunlar kâğıtlarda yazan rakamlara göre değil de bizzat kişilerle görüşülerek yapılmış olsa idi daha iyi olmaz mıydı? Önleyeceğiz denilen olayların bu şekilde önüne geçilemez mi? Sorunun bizzat içinde olan taraflara ve avukatlara danışmayı ne kadar denediniz? Bu sorunların çözümü için 2 yıldır çalıştığını bildiğim bakanlık komisyonları düzgün çözümler üretene kadar çekilen acıları telafi edebilecek misiniz? Bebeklikleri geçip gitmiş çocukların babaları için kaybolan zamanı iade edebilecek misiniz? Eğer tamamını sabır ile okuduysanız toplumsal analizi bu yazdıklarıma göre de değerlendirmenizi ve çözüm için acele etmenizi rica ederim. Aksi halde kanunlar ile cinsiyetleri birbirine düşman ettiğiniz bu toplumun geleceğinin hiç de iyi olmayacağını düşünüyorum. Bıran önce bosanan erkeklerınde vatandaş oldugunu hatırlayınız lutfen

Avatar
deniz 1 yıl önce

rezillikten başka birşey değil