Çelik, "12 Eylül anayasası bir anayasa değil faşist bir ferman" derken, Türkiye’de 1924’teki gibi ve hatta ondan daha devrimci bir anlayışla halka dayanan bir anayasa metni yazmak gerektiğini de vurguladı. Çelik bu metnin Meclis'te oluşturulacak bir uzlaşma komisyonu tarafından kaleme alınması gerektiğini de savundu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, askeri darbeler neticesinde anayasanın ilk 3 maddesinin değişmesine karşılık neden bugün siyasi partilerin ve sivil iradenin ilk 3 maddeyi tartışma konusu yapmamasına ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:  "Bizim Ak Parti de dahil olmak üzere yeni bir anayasayı tasarlarken rezerv koyma hakkımız yoktur. Millet devletin nesnesi değildir, bize nasıl siyaset yapacağımızı millet söyler. Bu 3 madde ya da kritik maddelerle ilgili tek tek tartışmaya geçmemiz milletin talebini yerine getirmemiz demektir. Bu elimizdeki anayasanın hangi maddesini değiştirelim diye bakmak yerine yepyeni bir yöntemle yepyeni bir anayasa yazmalıyız’’

1982 ANAYASASININ BAŞLANGIÇ BÖLÜMÜ

Çelik, 1980 Anayasasının başlangıç bölümündeki uzun tariflerin anayasanın ruhu gibi yorumlanması, nitekim anayasanın 2’inci maddesinde de bu başlangıç bölümünün referans gösterilmesi ve anayasa mahkemesi kararlarında da bu metnin anayasanın ruhu olarak gerekçelendirilmesine ilişkin soruları da yanıtladı.
 
"Şahsen ben anayasanın ruhu olduğu söylenen bu başlangıç bölümünü nasıl yazdılar, nasıl düşünüp tartışmışlardı çok merak ediyorum. Ama mühim olan bugün artık birilerinin hala durup durup ruh çağırma seanslarına girişmemesidir. Ruh çağırma hakkını kendinde görmemesidir"
 

Anayasanın başlangıcında ve ilk 3 maddesinde 'halkın huzuru, sevinci, üzüntüsü' gibi hukuki olmayan pek çok terimin bulunduğunun hatırlatılması üzerine ise şunları Ömer Çelik şunları söyledi: "Ak Parti'de dahil olmak üzere milletin huzurunun, sevincinin ne olduğuna hiçbir siyasi parti karar veremez. Bu başlangıç bölümüne bakılırsa televizyonda bir siyasi partinin başka birini rahatsız edecek bir görüşünü dahi seslendirmemesi gerekiyor" dedi.

 Ömer Çelik'in açıklamalarını izlemek için TIKLAYINIZ


"SARKOZY LİBYA'DA PETROL KUYUSU PEŞİNDE"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, BM’nin Mavi Marmara raporu ve İsrail’e yönelik tepkilerine ilişkin soruları da yanıtladı. Çelik, kamuoyundaki tartışmaların aksine "Akdenizde seyrü sefer özgürlüğünün korunmasının bir sıcak çatışma manasına gelmediğini" ancak Türkiye’nin bu konuda ne lazımsa yapacağını söyledi.

Gazze’nin Türkiye’nin milli meselesine dönüştüğü yönündeki görüşlere ve eleştirilere  karşılık da "Günümüz dünyasında neyin dış neyin iç mesele olduğu tartışmalıdır. Milli duruşun içeriği değişmiştir artık. Türkiye hegomanyal bir güç olmak peşinde değil. Ancak gücü nispetinde uluslararası arenada demokrasi, özgürlük ve egemenlik hakkını isteyen halkların sesi olmayı sürdürecektir. Sarkozy’nin Kaddafi’ye itirazındaki çıkış noktası ve maksadıyla Türkiye’ninki aynı değildir. Onlar petrol kuyusu peşinde. Biz küresel sistemde Filistin konusundaki en güçlü sesi çıkardık’’ dedi.


Habertürk

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.