Çözüm alarmını anketler verdi
30 yıldır binlerce insanın yaşamına mal olan Kürt sorununda çözüm süreci hızlı başladı. İmralı görüşmeleri ve Öcalan'ın çağrısı üzerine PKK'nın sınırdışına çıkma kararını ilan etmesi,  yeni bir boyut kazandırdı. Atılan adımlara ilişkin CHP 'Ne olup bittiğini bilmiyoruz' derken MHP ise 'Ülke bölünecek' argümanıyla karşı çıkıyor. Çözüm sürecinin nasıl başladığından, yol haritasında nelerin olduğuna, PKK'nın sınır dışına çekilmesine kadar kafalardaki soru işaretlerine yanıt AK Parti Siyasi ve Hukuki İşlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'den geldi. Şahin gelişmeleri ve yol haritasının kodlarını AKŞAM'a anlattı: 

AİDİYET DUYGUSU ZAYIFLIYOR
 - Halk, çözüme hazır mı?

Terör devam ettiği takdirde, Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin zedeleneceğini ve Allah muhafaza bölünme riskini arttıracak gelişmelerin yaşanabileceğini düşünüyorum. Çünkü Doğu ve Güneydoğu'da vatandaşlarımızdaki aidiyet duygusunun yavaş yavaş zayıfladığını müşahade ediyoruz. Anketler de onu gösteriyor. Devlete bağlılık konusunda vatandaşlarımızın bir bölümünde sorun yaşanıyorsa, bunu çözmek devletin asli görevidir. Buna benzer sorunlar konuşarak çözülmüştür, silahla değil, insanlar konuşmalıdır.

DEVLETİN BEKAASI İÇİN
 KARŞI çıkanlar "terör örgütü ve onun lideriyle pazarlık yapılır mı" diyor. Sürecin 'bölünmeye götüreceğini' söylüyorlar. Bir siyasi parti bunun bayraktarlığını yapıyor. Böylesine önemli bir sorunu çözmek için herhangi birinin etkin rolü olacaksa, asıl onu kullanmamanın Türkiye'nin hayrına olmadığını düşünüyorum. Sayın Başbakanımız ve hükümetimiz çok önemli bir risk üstlenmiştir. Bunu ülkemizin bekaası için yapmıştır. Bölünme riski görmüyoruz, milletimiz de görmüyor.

BU DÜŞÜNCE BÖLER
 MHP, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganlarının atılmaya devam etmesini arzu ediyor. Yani şehitler gelmeye devam ettiği sürece vatanın bölünmeyeceğini söylüyorlar. Acaba böyle mi? Anadolu'da şehit askerlerimizin resimleri, ailelerinin duvarlarını süsler. Terör örgütü mensubu olup da, hayatını kaybetmiş olan çocukların resimleri de Kürt ailelerinin duvarlarında muhafaza ediliyor. Böyle devam ettiği sürece bu resimler çoğalacak. Türkiye için asıl risk bu. Bahçeli'nin "Vur de vuralım, öl de ölelim" sloganına verdiği "onun da sırası gelecek" yanıtını aklınızda tutun. O düşünceyi taşıyan kişilerin iktidar olması risktir ve Türkiye'yi o düşünce böler. Çünkü MHP, nüfusun bir bölümünü tehdit olarak görüyor ve 'Herkes Türk olacak" diyor.

DEVLETİN KABAHATİ
- Çözüm nasıl bir vatandaşlık tanımıyla sağlanır?

 Herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmakla gurur duysun, bu yetmiyor mu? Ben Türküm. Oğuzların Kayı boyundan geliyorum, ama bir başka kişinin başka bir etnik gruba ait olduğunu söylemesi de doğal. "Kürdüm", "Lazım", ya da "Çerkesim" diyebilir. Asıl bizi birleştirecek olan TC vatandaşlığı. Örgütün ortaya çıkmasında, devletin hiç mi kabahati yok?
 
BAŞBAKAN İnönü, "Herkes Türk olacak" diyor. Adalet Bakanı M. Esat Bozkurt, "Türk olmayanların bu ülkede bir tek hakkı vardır, o da hizmetçi, köle olmak" diyor. Bu politikalar AK Parti iktidarına kadar devam etmiştir. Kürtçe şarkı yasağı rahmetli Özal'ın Başbakanlığı döneminde kaldırılmıştır. Türkiye bölündü mü? 24 saat yayın yapan televizyon kuruldu, okullarda Kürtçe öğrenme imkanı verildi. Bu adımlar sayesinde artık terör örgütü gerekçelerinden tamamına yakınını kaybetti.

Öcalan'ın 'Serbest kalma' talebi yok
 - Öcalan'ın 21 Mart'taki mesajı çözüm için yeterli mi?

 21 Mart'tan sonra Türkiye'nin yeni bir sürece girdiğini düşünüyorum. Tabii bu risklerle dolu, sıkıntıları olacak bir süreçtir. Sayın Başbakan da "Akil İnsanlar Heyeti'nin kurulmasına ihtiyaç varsa, bunu biz kurarız. Sorumlu biziz" dedi.  Ama ülkemizin bir ve beraber olmasını temin edecek böyle bir sürece her vatanseverin destek olması lazım.

- Öcalan'ın meşrulaştırıldığı ve Mandela gibi serbest kalacağı eleştirileri var.
 Öcalan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Kendisinin bu süreçle ilgili ne düşündüğü 21 Mart'ta BDP'li vekillerce açıklanmıştır. "Beni serbest bırakın" diye bir talebi bildiğim kadarıyla yok.

- Tutanaklarda, "Herkes özgür olacak" diyor?
 Benim için bağlayıcı olan Nevruz'da okunan mektuptur. Hükümet olarak sürecin sonucunda Öcalan'ın serbest bırakılması gibi bir düşüncemiz asla söz konusu değil. Biz, terör sorununun silahların bırakılması suretiyle gündemden çıkarılmasını istiyoruz. Bu konuda da gerek BDP, gerekse PKK unsurları, "İmralı'nın iradesi, bizim irademizdir" demiştir.

İNİSİYATİF İSTEDİ SÜREÇ BAŞLADI
 - Öcalan'ın siyasallaşması eleştirileri...

 Hayır, asla bizim böyle bir düşüncemiz yok. Böyle bir talep de söylediğiniz cenahtan, İmralı'dan da gelmiş değildir. Sadece bu sorunun çözümü konusunda kendisi inisiyatif kullanabileceğini beyan etmiş, bunun üzerine MİT Müsteşarı ve mensuplarının girişimiyle bulunduğumuz noktaya gelinmiştir.

Yasal düzenleme olumsuz olabilir
 - Pişmanlık Yasası'nın geliştirilebileceği yönünde beyanatınız var. Neyi kastettiniz?

 "Parlamento bir yasa çıkartsın" deniyor. Tamam da ne yapacak bu yasa? Geçmişte adına "pişmanlık yasaları" dediğimiz bazı düzenlemeler yapılmıştı. Yine o bağlamda olaya yaklaşılabileceğini söyledim. Yani eğer yetersiz görülüyorsa, o yasanın eksiklikleri tamamlanarak, şu anda geldiğimiz noktada sorunu çözmek için değişiklikler yapılabilir.

- BDP, çekilme için yasal güvence istiyor?
 Yasal düzenlemeye ihtiyaç olmaksızın çekilebilirler. Başbakan, taahhütte bulundu, yeterlidir. Ama "PKK unsurlarından dağda bulunanların yurtdışına çıkması, şu tarihle şu tarih arasında herhangi bir yasal takibata uğramayacaktır" diye yasal düzenleme falan mı istiyorlar? Böyle bir önerinin, yasal zemine ulaşması oldukça zor. Böyle bir düzenlemenin Parlamento gündemine getirilmesinin, hukuki ve siyasi açıdan sorunlu olacağı endişesi taşıyorum.

Akil insanlar için bakanlar görev alabilir
 - Akiller Komisyonu için yasal zemin oluşacak mı? Meclis ne yapacak?

 Bu komisyon, ilk olarak BDP'li bazı vekiller, hatta CHP tarafından gündeme getirilmişti. Komisyon ne yapacak, görevi nedir? Henüz belirlenmiş değil ki. Akil insanlar, Doğuya ve batıya giderek, konferanslarla, ziyaretlerle silahların bırakılması ve barışın sağlanması için mesajlar mı verecek? PKK unsurları Türkiye sınırlarından çıkarken sorun yaşanmamasını mı denetleyecekler? Eğer böyle ise bu sorumlulukları onlara kim verecek?
 Sayın Başbakan bu konuyla ilgili bir veya birkaç bakan arkadaşımızı görevlendirerek çalışma yapmasını isteyebilir. Belki bu öneriyi getiren partilerle temas kurulabilir, neyi kastettikleri sorulabilir. Ama bugün itibarıyla Başbakanımızın ve ilgili bakan arkadaşlarımızın, akiller komisyonu konusunda, netlik kazanmış projeleri olduğunu zannetmiyorum.

- Meclis'te komisyon mümkün mü?
 Meclisimizde hangi komisyonların kurulacağı İçtüzük'te bellidir. İçtüzük'ü iyi bilen bir insan olarak, buna imkan tanıyan bir madde bulamadım. Akiller heyeti için yasal düzenlemeye de gerek yok.

- Çekilme süreci için takvim hedefi var mı?
Benim bulunduğum ortamlarda hazırlanmış böyle bir takvim yok.

'TC vatandaşlığı' tanımı kafidir
- Devlet Bahçeli, "Ver başkanlığı al özerkliği" diyor...

Herhangİ bir bölgede özerk bir devlet kurdurmak gibi düşüncemiz yok. Böyle bir şeye asla izin vermeyiz. Kaldı ki Öcalan'ın, PKK ve yandaşlarının bağımsız-federe devlet önerileri de yok. Avrupa Yerel Yönetimler Şartı'nın imzalanmasını talep ediyorlar. Bu, tabii ki düşünülebilir. Başbakanımız, gelmemiz gereken noktayı şöyle ifade ediyor: Tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek millet. Tek milletle "TC vatandaşlığı"  bağlamında milleti kastettiğini düşünüyorum. Başkanlığa gelince, komisyonda zabıtlara da geçmiştir. "Anayasa sürecinde her şeyde anlaştık, iş Başkanlığa gelmişse anlaşmayı sonuçsuz bırakmayız" dedik.

- Anayasa ve vatandaşlık tanımında çözüm nasıl sağlanır?
 Bizi birbirimize bağlayacak olan "TC devletine" vatandaşlık bağıdır. O nedenle biz mevcut Anayasa'nın 66. Maddesindeki, "TC devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" cümlesindeki bir ırkı çağrıştıran cümle yerine vatandaşlık bağını getirmeye çalışıyoruz. TC vatandaşlığının kafi olduğunu düşünüyoruz.

- Anayasa'nın ilk 3 maddesi?
 Cumhuriyet, laiklik, başkent, bayrağımız, Milli Marş gibi maddeler muhafaza edilmelidir. Ama, aynen kabule gerek yok. Kelime değişiklikleri olacaktır. "Devletin dili Türkçe'dir" yerine "Devletin resmi dili Türkçe'dir" yazmayı planlıyoruz. O da yumuşamaya neden olacaktır. Anayasada değiştirilemez madde olmasını Anayasa yapma tekniği ve millet iradesi açısından doğru ve şık bulmuyorum.


Akşam

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.