'ÖYM düzenlemesi anayasaya aykırı değil'
TRT Haber'de Özel Gündem programına katılan Bozdağ, Aziz Yıldırım'ın tahliyesiyle ilgili bir soru üzerine kararın hayırlı olmasını diledi. 

Yıldırım'ın uzun zamandır tutuklu olduğunu ve yargılandığını anlatan Bozdağ, ''Şimdi tahliye oldu, hürriyetine kavuştu, hayırlı olsun diyoruz, mahkemenin takdiridir'' diye konuştu. 

Yargılamalar sırasında tutuklamanın istisna, hürriyet içinde yargılamanın esas olması gerektiğini dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti: 

''Mahkeme bir yandan hapis cezası verirken, bir yandan tahliye kararını da verdi. Bu da esasında bizim söylediğimizi doğrulayan bir şey. Yargıtay aşaması var, oradan ne olacağı belli değil. Tahliye kararı vermesi lazım. Yargılama sırasında da tutuksuz yargılama kararı verip yargılamayı tutuksuz devam ettirebilirdi ama mahkeme bunu tercih etmedi. 

Mahkemenin uygulamasına baktığınız zaman mahkeme yargılamayı tutuklu yaparken, mahkumiyet verdikten sonra tutuksuz yargılama kararı vermiş olmasını ben önemsiyorum. Mahkemenin kendi geçmiş tutumuyla çelişse bile doğru bir karar olarak değerlendiriyorum. İnşallah tüm yargılamaların, tabii istisnalar hariç olmak üzere yargılamaların tutuksuz yapılması esastır. Tutuksuz yargılamalar, daha doğru bir yargılama ortaya koyabilir. İnsanlara kendilerini savunma konusunda daha fazla imkan verebilir. Bu yüzden yargılamaların tutuksuz yapılması her zaman doğru tercihtir.'' 

-''Özel yetkileri neredeyse tamamıyla ortadan kaldıran bir düzenleme''- 

Bozdağ, ''Özel yetkili mahkemeler neden kapandı. Tartışılan bir başka nokta da alelacele kapatılması, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz'' sorusu üzerine, özel yetkili mahkemelerin Türkiye'de sadece bugün değil uzunca bir zamandır tartışma konusu olduğunu ifade etti. 

Bu mahkemelere, kullandığı özel yetkiler nedeniyle toplumun her kesiminden yoğun eleştiriler geldiğini dile getiren Bozdağ, yapılan düzenlemeyle özel yetkili mahkemelerin ortadan kaldırıldığını ve ihtisas mahkemelerinin oluşturulduğunu belirtti. 

Düzenlemenin esasında ihtisas mahkemelerini ortadan kaldıran bir düzenleme olmadığına işaret eden Bozdağ, şunları kaydetti: 

''Yeniden bir ihtisas mahkemesi oluşturuyor ama yapılan düzenleme özel yetkileri neredeyse tamamıyla ortadan kaldıran bir düzenleme. Ceza Muhakemesi Kanunu 250, 251, 252. maddelerde ki fıkralara baktığınız zaman o fıkraların içinde pek çok özel yetkiler var. Bir de Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi içinde de diğer mahkemelerde olmayan özel yetkiler, imtiyazlar var. Yapılan bu düzenlemeyle yargılaması ihtisas mahkemesini gerektirecek suçlarla ilgili yine ağır ceza mahkemeleri oluşturuldu. Terör suçları, uyuşturucu ve organize suç örgütleriyle ilgili yargılamaları, bu mahkemeler görecek bundan sonra. Ama bu mahkemelerin kullanacağı usul, diğer suç soruşturma ve kovuşturmalarında kullanılacak usul neyse aynısı. Ceza mahkemesindeki usulu, onlar da uygulayacak. Yapılan düzenleme nedir derseniz, özel yetkili mahkemeleri özel yapan yetkilerin neredeyse tamamına yakınını kaldırdık, özel yetkileri ortadan kalktı, mahkemenin diğer mahkemelere göre ayrıcalıklarını kaldırdık. 

-''Hakim ve savcıların suçlar konusunda uzmanlığı esas''- 

İhtisas mahkemelerinde, mahkemeyi yöneten hakimin ve savcıların suçlar konusunda uzmanlığının esas olduğunu vurgulayan Bozdağ, ''Yoksa kullandığı yetkileri diğerlerinden farklılaştığında, ayrıcalıklı mahkeme oluyor, ihtisas mahkemesi olmuyor. Esasında biz ayrıcalıklı mahkemelere son verdik, ihtisas mahkemesi oluşturduk ve özel yetkileri, ayrıcalıkları da ortadan kaldırdık'' diye konuştu. 

Düzenlemeyle savunmanın da güçlendirildiğini vurgulayan Bozdağ, ''Savunma gerçekten güçlendirildi ve yargılama sırasında silahların eşitliği ilkesi çerçevesinde savunmanın aleyhine olan, yargı görevi yapanların elini güçlendiren önemli imtiyazlar ve ayrıcalıklar ortadan kaldırıldı ki insanlar kendilerini daha rahat savunabilsin'' dedi. 

-Devam eden davalar- 

Bozdağ, düzenlemenin, ''eski mahkemelerin aynen devam ettiği şeklinde takdim edilmesinin'' de son derece yanlış olduğuna işaret etti. 

Devam eden mahkemeler için sürecin nasıl olacağına ilişkin soru üzerine Bozdağ, davaların, görüldüğü mahkemede devam etmesi yönünde yasaya geçici bir hüküm koyduklarını söyledi. 

Ergenekon, Balyoz gibi yargılamaların, aynı mahkemede devam edeceğini dile getiren Bozdağ, şöyle konuştu: 

''Ankara'da, 12 Eylül davasıyla ilgili yargılama başladı. 12 Eylül darbesiyle ilgili yargılama da şu anda devam eden mahkemede sürecektir. Bunun sebebi şu, bu mahkemeler bu konuda ihtisaslaşmış. İki, şu ana kadar yargılamalar için soruşturma yapıldı, onlarca klasörlük dosya var. Bu dosyaların oradan alınıp yeni mahkemelere verilmesi halinde davalar fevkalade uzayacak, bu da ayrı bir haksızlığa yol açacaktı. Bir de oradan alıp başka yere verdiğiniz zaman insanların adalete duygusu da zedelenir. Bu yüzden bu davalar, yargılandıkları mahkemelerde görülmeye devam edecek. Bu mahkemeler, hüküm kesinleşinceye kadar görevini sürdürecek. Yargıtay'a gitti bozdu, yine aynı mahkemeye gelecek. Onlar karar verecek. Ama soruşturma aşamasında olanlar, savcıların elinde olan dosyalar, yeni görevlendirmeler yapılana kadar, mevcut savcılar tarafından yürütülecektir. O görevlendirmeden sonra yeni savcılar o dosyalara devam edecektir. Çünkü bunlar daha hazırlık aşamasında olduğu için burada herhangi bir sorun, sıkıntı olmayacaktır. 

Belki kamuoyunun bildiği davalardan 28 Şubat süreciyle ilgili soruşturma şu anda söz konusu. Onu zannedersem henüz davası açılmadı. Bu soruşturma belki farklı bir savcı tarafından yürütülebilir. Belki şu anda soruşturmayı yürüten savcılar bizzat HSYK tarafından görevlendirilebilir, yine onlar yürütebilir. Bir tek burada bir farklılık olabilir'' dedi. 

Bozdağ, ''Yeni baştan yargılama söz konusu olabilir mi'' sorusuna ise ''Hayır, yeni baştan yargılama olmaz, kaldığı yerden devam edecek'' yanıtını verdi. 

-''Karalama kampanyasına dönüştürüldü''- 

Bekir Bozdağ, ''Yeni uygulamayla darbe, terör gibi davaların nasıl görüleceğinin'' sorulması üzerine, 250, 251, 252. maddeler yürürlükten kalktığında darbe suçlarını işlediği iddia edilen kişilerin hepsinin tahliye olacağı, davaların biteceği, KCK soruşturmaları veya terörle mücadele kapsamındaki yargılamaların ortadan kalkacağı, terörle mücadelenin zayıflayacağı yönünde haksız eleştiriler yapıldığını ifade etti. 

Bozdağ, ''AK Parti Hükümetleri, ülkenin milli iradesine saygısızlık yaptığı, bu konuda suç işlediği iddia edilen kişilerle ilgili onların lehine bir lahza olsun nefes alıp vermez'' dediklerini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Ama maalesef karalama kampanyası yürütüldü. Kimi iftiralar da bu kampanyanın içerisinde atıldı. Bizim açıklamalarımıza rağmen bir takım havalar yaratılmaya çalışıldı. Sanki AK Parti kendi menfaatini bilmiyor da başkaları AK Parti'nin menfaatini biliyormuş gibi bir takım şeyler söylendi. Parti kendi ayağına kurşun sıkmakla itham edildi. Çok haksız eleştiriler yapıldı ve bu konu çarpıtıldı, karalama kampanyasına da dönüştürüldü.'' 

-''Bu konu, geçici değil kalıcı hükümle düzenlendi''- 

Türkiye'nin birliği ve beraberliğiyle alakalı konularda, terörle, silahlı terör örgütüyle ve darbe teşebbüsüyle ilgili suçlarda lehte herhangi bir düzenlemeyi kesinlikle düşünmediklerini ifade eden Bozdağ, şöyle devam etti: 

''Bunlarla ilgili kovuşturma ve soruşturmalar hangi usulle devam ediyorsa bundan sonra da aynı usulle devam edecek. Bunu defalarca açıkladık. Yapılan düzenlemeye bakarsanız 10. madde içerisinde, orada geçici bir hüküm değildir yani silahlı terör örgütü, ülkenin bölünmez bütünlüğü aleyhine suçlar ve Meclis'e, Hükümet'e karşı suçlar, silahlı isyan, silahlı örgüt vs. gibi suçlara baktığınızda, bunların tamamı doğrudan soruşturmaya tabi suçlardır. Bu konu, geçici değil kalıcı hükümle düzenlendi.'' 

Türkiye kamuoyunun yapılan yasal düzenlemeyi gördüğünü belirten Bozdağ, ''Bizim ne demek istediğimiz gayet açık. Bundan sonraki süreçte bu davalar, özel yetkileri olmayan, ayrıcalıklı durumda olmayan, diğer mahkemelerle aynı usulü kullanan ancak kovuşturdukları suçlar konusunda uzmanlaşmış hakim ve savcılar tarafından görülecektir'' dedi. 

Bozdağ, ''Şu anda Türkiye, özel yetkili ağır ceza mahkemelerini kaldırıp yeni ağır ceza mahkemelerini kurmak suretiyle ayrıcalıklı mahkemelerden ihtisaslaşmış mahkemelere doğru geçiş yaptı'' diye konuştu. 

-''Yargıda çift başlılık olmaz''- 

Bozdağ, ''yargıda çift başlılık olacağı eleştirilerinin'' sorulması üzerine de şunları kaydetti: 

''Yargıda bir çift başlılık olmaz, niye olmaz? Şu anda yargılamalar devam ediyor. Yargılamaları yapanlar bu ülkenin hakimleri, soruşturmayı yapanlar bu ülkenin savcıları. Yeni düzenlemeden sonra da aynen devam edecek. Burada çift başlılık yaratmaya dönük adım atılmadı. Özel ayrıcalıkları ortadan kaldırmaya dönük bir adım atıldı. Yoksa mahkeme devam ediyor. Şu anda devam eden mahkeme de ağır ceza mahkemesi, öbürü de ağır ceza mahkemesi. 

Şu anda yapılan şey çift başlı bir yargılama süreci oluşturmak değil. Yapılan şey yeni ihtisas ağır ceza mahkemelerin kurulmasıdır, yargılamadaki ayrıcalıkların imtiyazların kaldırılmasıdır.'' 

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ''Bu ülkenin milletin iradesiyle oluşmuş meclisine, milletin iradesine göre çıkmış hükümetine karşı bir suç isnadı varsa bu demokrasiye karşı bir suçtur. Bunların doğrudan soruşturulması bir ayıp değildir. Bunların doğrudan soruşturulması demokrasiyi korumak, milli iradeyi korumak adına son derece önemlidir'' dedi. 

Bozdağ, TRT Haber'de katıldığı ''Özel Gündem'' programında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

Özel yetkili mahkemelere ilişkin yapılan yeni düzenlemenin yargıda izin sistemini güçlendirdiği yönünde iddiaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Bozdağ, izin sisteminin genişlediğini, darbe teşebbüsü ile ilgili suçlarla ülkenin bütünlüğü ve terör suçları dışında kalan konularda bir izin sistemi getirildiğini söyledi. 

Başbakan Yardımcısı Bozdağ, şunları kaydetti: 

''Bunun nedeni şu, bir defa güvenlik güçlerimiz terörle mücadele ediyor, bir takım ithamlara maruz kalıyorlar. Bunlarla ilgili ithamların ikinci bir gözden geçirilmesinin bir sakıncası yok. Yani idare diyelim ki bir itham yapılıyor, soruşturma yapıyor savcı, izin gerekiyorsa izin talebinde bulundu, o ilgili kamu görevlisinin bağlı bulunduğu izin vermeye yetkili makamın bunu bir de o gözle değerlendirilmesinde fayda var, bir sakınca yok. 

Acaba bu doğru mu eğri mi, değerlendirdi, izin vermediği zaman zaten idari yargının incelemesine tabi. Dava konusu olduğu zaman idari yargı onu iptal edecektir veya onaylayacaktır. Her halükarda bu izin mekanizması da yargı denetimine tabi. Dolayısıyla kaçırılan bir şey yok, burada terörle mücadele yaparken. Bu mücadelede görev yapan güvenlik birimleriyle ilgili bir iddia olduğu zaman onu Cumhuriyet savcısı, soruşturmasıyla gözden geçiyor zaten. İzin gerekiyorsa, izin verecek makamın da bir incelemesine fırsat veriliyor. Bu inceleme olumsuz olursa idari yargı denetliyor.'' 

Yolsuzlukla ilgili suçların da bu kapsama gireceği yönündeki eleştirilere ilişkin Bozdağ, bunun yanlış bir yorum olduğunu, yolsuzlukla ilgili suçları düzenleyen özel bir yasa bulunduğunu, yasada rüşvet, zimmet, istihkak gibi kamuoyunun bildiği yolsuzluk suçlarının doğrudan soruşturmaya tabi, özel kanuna tabi olduğunu bildirdi. 

Kendilerinin genel hükümler getirdiklerini, ama özel kanunda herhangi bir suçla ilgili doğrudan soruşturma usulü varsa Cumhuriyet savcılarının ona uyacağını, ona göre soruşturma yapacağını belirten Bozdağ, ''Şu anda yolsuzluk suçları diye kamuoyunun bildiği ve bu isim altında kamuoyuna takdim edilen suçlarla ilgili özel kanun hükümleri var ve bu suçlara ilişkin doğrudan soruşturma yetkisi veren düzenlemeler var. Bunlarla ilgili herhangi bir izin sistemi söz konusu değil, ama maalesef sanki böyle bir izin sistemi bunlarla alakalı getiriliyormuş gibi de bir algı yaratılmak isteniyor, bu da fevkalade yanlış'' şeklinde konuştu. 

-''Anayasaya aykırı bir düzenleme değil'' 

''Düzenleme Anayasa Mahkemesi'ne götürülebilir mi, CHP'nin bununla ilgili hazırlığının olduğu konuşuluyor'' şeklindeki soru üzerine de Bozdağ, ''CHP, alışkanlıklarından vazgeçmez, hemen hemen çıkardığımız her kanunla ilgili CHP Anayasa Mahkemesine gitmeyi adet haline getirdi. Adetlerinden vazgeçeceklerini ben tahmin etmiyorum. Bu düzenlemeyle ilgili de CHP sözcüleri konuşurken Anayasa Mahkemesi'ne götüreceklerini söylediler'' dedi. 

CHP sözcülerinin düzenlemede, darbe suçlarıyla ilgili doğrudan soruşturmaya ilişkin hükme karşı olduklarını, onun dışındaki kısımlara fazla itirazlarının bulunmadığını ifade eden Bozdağ, şöyle devam etti: 

''Eğer o düzenleme olmamış olsaydı o zaman CHP belki Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyebilirdi, oraya karşı. Ama o da önemli bir suç, bu ülkenin milletin iradesiyle oluşmuş meclisine, milletin iradesine göre çıkmış hükümetine karşı bir suç isnadı varsa bu demokrasiye karşı bir suçtur ve demokrasiyi korumak, milli iradeyi korumak da herkesin görevidir. Bunların doğrudan soruşturulması bir ayıp değildir, bunların doğrudan soruşturulması demokrasiyi korumak, milli iradeyi korumak adına son derece önemlidir. 

Silahlı terör örgütüne ilişkin suçlar doğrudan soruşturulmayacak mı? O zaman bunlar doğrudan soruşturulması gereken suçlardır. CHP, maalesef orada siyasi yaklaşıyor. Sadece şu anda devam eden yargılamalarda sanık olan kişilerle ilgili bir düzenleme yapılmış olsa, belki ona da 'olabilir' diyebilirdi ama bu da ayrıcalıklı bir durum olurdu. Çünkü siz bir kural koyarken, o kuralla ilgili şu anda yargılanan kişilerle ilgili bir istisnai hüküm koyduğunuzda işte o zaman ayrıcalıklı bir yasal düzenleme yapmış olursunuz ki esas anayasaya aykırıyı olan o olurdu. Anayasa Mahkemesi inceleyecektir, elbette Anayasaya göre bir değerlendirme yapacaktır. Ama bizim gördüğümüz, bu düzenleme Anayasaya aykırı bir düzenleme değil, Anayasa Mahkemesi'nin kararını da hep beraber göreceğiz.'' 

-Suriye yönetimi ve Esed büyük bir çarpıtma kampanyasını sürdürüyor- 

Bozdağ, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in düşürülen askeri uçağa ilişkin 'Keşke uçağı düşürmeseydik' yönündeki söylemlerine ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine ''Esed, yaptığı açıklamalarla benim tahminim kamuoyu oluşturmak istiyor'' dedi. 

Bozdağ, şöyle devam etti: 

''Keşke düşürmeseydik', 'kendi karasularımızdaydı', 'uluslararası sularda olsa özür dilerdik' veya 'İsrail'in kullandığı koridordan geçiyordu o yüzden böyle oldu' ifadelerine baktığınızda bunların hepsi bir kamuoyu oluşturmaya dönük yaklaşımlardır. Çünkü İsrail uçaklarının o koridoru kullanması yeni bir vaka değil, sürekli kullanıyorlar. Eğer Suriye yönetimi İsrail uçaklarıydı diye vurduysa şimdiye kadar pek çok İsrail uçağının böyle bir nedenle düşürülmesi icap ederdi. Çünkü, o koridoru biliyoruz ki Suriye yönetimi de biliyor ki kullanıyorlar. Şimdiye kadar onlara dönük bir hareketin olduğuna dair kamuoyunda bir bilgi yok. Eğer olsaydı duyardık. O yüzden de bunu ben doğru bir açıklama olarak görmüyorum, kamuoyunu bilgilendirme olarak görüyorum.'' 

Radar sistemlerinden dolayı 'Biz kendi sularımızda vurduk' ya da 'bilmeden vurduk' açıklamalarının da doğru bir yaklaşım olmayacağını savunan Bozdağ, ''Radar sistemleri var. Radar sistemlerinde gelen uçakları görme imkanları var. Bizim uçağımızda da zaten kendini tanıtan her türlü bilgiler var. Ona göre görmemesi, tanımaması mümkün değil. Gerekli ikazlar zaten bizim kendi radarımızdan bizim kendi uçağımıza yapılıyor. Onlar da duyulabilir. O yüzden de 'biz fark etmedik, bilmedik, görmedik' demesi mümkün değil. Ellerindeki teknoloji fark etmeye, görmeye, bilmeye müsait bir teknoloji. O teknolojiyle bunu söylemesi fevkalade yanlış'' dedi. 

Askeri uçağın uluslararası sularda vurulduğunu, dengesini kaybettikten sonra Suriye karasuları düştüğünü kaydeden Bozdağ, ''Türkiye bu konuda elindeki bilgileri açıkladı. Kendi bilgilerimize güvendiğimiz için biz uluslararası, buradaki hava sahasını takip eden ülkelerin elinde bilgiler varsa bu bilgilerin de kamuoyuyla paylaşılmasını istedik. O noktada Türkiye ortaya koyduğu görüşlerin doğruluğunu eldeki verilerle teyit etmiş durumdadır. Suriye yönetimi ve Esed büyük bir çarpıtma kampanyasını sürdürüyor'' diye konuştu. 

-Başkanlık sistemi tartışmaları- 

Başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin bir soru üzerine de Bozdağ, Türkiye'de başkanlık sisteminin yeteri kadar bilinmediğini, birileri tarafından da bilinmesinin istenmediğini söyledi. 

Başkanlık sisteminin esasında yasamanın, yürütmenin birbirinden tam ayrı ve bağımsız olduğu sistemin adı olduğunu vurgulayan Bozdağ, şu değerlendirmelerde bulundu: 

''Biz Türkiye'de diyoruz ki kuvvetler ayrılığı vardır, nedir yasama ile yürütme birbirinden ayrıdır ama Türkiye'nin uygulamasına bakıyorsunuz, bu doğru mu derseniz neden doğru değil? Yasama milletvekillerinden oluşuyor, hükümet milletvekillerinin çoğunluğundan çıkıyor yani çoğunluk grubu hükümeti oluşturuyor, o zaman hükümet meclise hakim olmuş oluyor. Hükümet komisyonda veya genel kurulda bir kanunun görüşmesine oturmasa, meclis o kanunu görüşemiyor. Denetim mekanizmasına baktığınızda gensoru olsun, meclis soruşturması, genel görüşme, meclis araştırması bunların tamamı oylamalarla oluyor, çoğunluğun iradesi ile oluyor. Hükümet grubunda çoğunluk olduğuna göre hükümet grubu bunu istemediği zaman etkin bir denetim imkanı var mı, yok. Parlamenter sisteminde eğer koalisyonsa koalisyon grubu, eğer tek başına iktidarsa tek başına iktidar, aynı zaman yürütmeye hakim olduğu gibi yasamaya da hakim oluyor ve anayasada birbirinden ayrı azıyor fakat uygulamasına bakarsanız yasama yürütme, yürütmede birleşiyor. 

Biz diyoruz ki yasama ve yürütmenin de yürütmede birleşmesi yanlıştır. Koalisyonla da olsa yanlıştır, tek başına iktidarla da olsa yanlıştır. Bunlar birbirinden ayrı olsun, ayrı olursa birbirini denetlemek daha iyi olur, birbirinden ayrı olduğunda etkin bir denetim mekanizması ortaya çıkacak.'' 

Başkanlık sisteminin ''her şeye hakim tek adamlığa'' da izin vermediğini anlatan Bozdağ, sistemin, sadece başkana yürütme konusunda hakimiyet verdiğini, yasama konusunda hakimiyet vermediğini ifade etti. 

Başkanlık sistemine ilişkin dünyada birçok uygulama bulunduğuna işaret eden Bozdağ, ''Bu konuyu farklı anlatanlar sanki Türkiye'ye başkanlık sistemi gelince eyalet sistemi gelecek, federasyon olacak, Türkiye paramparça olacak gibi bir hava vermek istiyorlar. Bu da bir karartma kampanyası. Çünkü eyalet sistemi ve federasyon, başkanlık sisteminin özelliği değil Amerika'nın uygulaması, tercihidir. Bazı kötü örnekler de var halbuki o ülkelerde sistemin adı başkanlık, ama özelliklerinin hiçbirisinden başkanlık özelliğini taşımıyor. Başkanlık sisteminin gerçek özelliğini kurduğunuzda orada diktatörlük olmaz'' dedi. 



AA
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.