\'Yargı, yürütmeye müdahale ediyor\'

Başbakan Erdoğan, Anadolu Aslanları İşadamları Derneği\'nin toplantısında konuştu.

Sağduyunun, aklıselimin, yapıcı ve birleştirici üslubun her zamankinden çok daha fazla anlam ifade ettiği zor bir süreçten geçildiğini vurgulayan Erdoğan, özellikle zor ve hassas dönemlerden geçerken söylenen sözlerin daha farklı bir anlam taşıdığını kaydetti.

Erdoğan, demokrasi ve hukuk alanında büyük bir mücadelenin verildiği, dengelerin milli irade lehine değişmeye başladığı bir dönemde kimin nerede durduğu, kimin moral verdiği, kimin de moral bozduğunun ayrı bir önem taşıdığını ifade ederek, \"Türkiye\'nin her meselesi belli kesimler tarafından maalesef büyük bir gürültüyle ve keskin cepheleşmelerle tartışılıyor. Ortaya çıkan her meselede başta muhalefet olmak üzere söz söyleyenlerin çok keskin, adeta köşeli bir duruş sergilediklerini, uzlaşmaz bir tavır takındıklarını, en basit meseleyi bile bir gerilim zeminine dönüştürmek istediklerini görüyoruz. Böyle bir atmosferde ASKON gibi sivil toplum örgütlerinin sağduyuya ve aklıselime davet eden mesajları önem taşıyor\" dedi.

Eleştirinin yapıcı olanı

Eleştiriden hiçbir korkuları ve çekinceleri olmadığını vurgulayan Erdoğan, tam tersine, yapıcı eleştirilerin kendilerine yol gösterici olduğuna, politikalarına ışık tuttuğuna inandıklarını söyledi.

Eleştirinin yapıcı olanının fayda sağlayan, yol gösteren ve ışık tutan olduğunu anlatan Erdoğan, eleştirinin özellikle yıkmak yerine yapmayı, bozmak yerine düzeltmeyi esas aldığı takdirde bir kıymet taşıdığını belirtti.

Erdoğan, \"Eğer eleştiri adı altında aşağılanmayı, tahkiri, çarpıtmayı, aka kara demeyi ön plana çıkartırsak bunun hiçbir kimseye faydası olmaz. Aksine büyük zararı olur\" diye konuştu.

Erdoğan, \"Hiç kimseden bizi yüzde 100 desteklemesini, her işimizde, her politikamızda yüzde 100 arkamızda durmasını beklemiyoruz, bekleyemeyiz. İlk insan Hazreti Adem\'den bu yana önderler, rehberler geldi. Hiçbirisi yanında yüzde 100\'ü bulamadı. Yanında hiç olmayanların olduklarını gördü. Öyleyse bize ne oluyor ki? Hangi havaya giriyoruz ki yüzde 100\'ün yanımızda olmasını ve topluca yanımızda olmasını bekliyoruz? Bu hiçbir zaman zaten olmayacak. Öyleyse olması gereken nedir? Uzlaşma denilen yüzde 100\'ün bütünleşmesi değil zaten. Ekseriyetin üzerinde ittifak ettikleri konudur. Bizim görüşlerimize katılırlar, katılmazlar, görüşlerimizi benimserler, benimsemezler ama takdir etmek de bir erdemdir ve biz bu erdemin gösterilmesinin gerçekleşmesini çok arzu ediyoruz. Birbirinin dünyasına sağır kesilmiş, birbirini duymayan, görmeyen, peşin hükümlerle her yapılana karşı çıkan anlayış Türkiye\'yi ileriye taşıyacak bir anlayış değildir\" dedi.

\"Türkiye patinaj devrini aştı\"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Batı\'nın veya vahşi kapitalizmin, siyonizmin, şunun veya bunun eleştirisini yapmanın veya onları sürekli gündemde tutmanın bir şey kazandırmadığını vurgulayarak, \"Biz kaç tane mum yaktık bunu konuşalım. Önemli olan bu. Yıllarımız bununla geçti. Yıllarca hep bunu konuştuk. Tamam da biz ne yaptık, bunu konuşalım\" dedi.

Erdoğan, \"Tamam da o bir şeyler kendine göre yapıyor ve şu anda egemen güç haline gelmiş mi, belirleyici güç haline gelmiş mi? Peki, marufun egemenliğini konuştuğumuz bu toplantıda, marufun egemenliği konusunda dünyaya neyi takdim ettik? Eğer Cevahir\'in bu salonunda Farisilerin söylediği gibi \'Oturdular, konuştular ve dağıldılar\' mantığından hareketle oturur, konuşur ve dağılırsak kusura bakmayın sadece kendi kendimizi dinleriz, kendi kendimize konuşuruz. Bunu aşmamız lazım. Bunu aşamadığımız sürece varacağımız bir yer yoktur, patinaja devam ederiz. Artık Türkiye, bu patinaj devrini aşmıştır. İşte biz bunu gerçekleştiriyoruz\" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, \"Her yapılan doğruya karşı çıkmak, her atılan adımın karşısında bir duvar misali dikilmek, Türkiye\'nin hayrına bir yaklaşım değildir. Bu hükümetin başarı hanesine yazılacak diye ülkenin, milletin hayrına atılan adımlar bile engelle karşılaşıyor. Böyle bir muhalefet yaklaşımı olabilir mi? Hani cin şişeden çıkmış adama \'dile benden ne dilersen ama sana verdiğimin iki katını komşuna vereceğim\' demiş. Adam da \'tek gözümü al\' demiş. Bizdeki muhalefetin, eleştirinin zihniyeti maalesef bu\" ifadeleini kullandı.

\"Ne yazık ki ayrı değil\"

Başbakan Erdoğan, \"Kurumlar kendi içinde adeta bir temizliğe tabi tutuluyorsa bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım ve bunun gerçekleştirilmesi lazım. Eğer bu gerçekleştirilmeyecek, böyle devam edecek olursa o zaman bu sıkıntıyı bizim yavrularımız, torunlarımız yaşayacaktır ve bedeli daha da ağır olacaktır\" diye konuştu.

Şu anda kuvvetler ayrılığı prensibine göre yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrı olması gerektiğini ifade eden Erdoğan,  \"İfade olarak güzel, hoş, peki ayrım? Ne yazık ki ayrı değil. Yasamada yaşanan bir ayrı durum var, yürütmede ayrı bir durum var ama bir bakıyorsunuz ki hepsini geç, ne yasama, ne yürüme hepsi bir kenara yargı bir anda hepsini silip atabiliyor. Hani birbirinden ayrıydı? Ne oldu? Şu anda yargı istediği şekilde yürütmeye müdahale edebiliyor\" diye konuştu.

Başbakan, \"Ama bakıyorsunuz ki bir taraftan da parlamentonun yüzde 65\'ine sahip bir siyasi parti veya en küçüğü fark etmez, bir siyasi partinin kapatılması noktasında iki dudak arasından çıkacak bir sesle bu, bu ülkede konuşulabiliyor. Bunu kabullenmek mümkün mü? Varsa ortada bir suçlu, bedelini ödesin ama bir tüzel kişiliği bedele mahkum etmek, bu bedeli o tüzel kişiliğe ödetmek demokrasi ile bağdaşır bir şey değil. Hiç bir ileri demokraside yok. İşte bunu biz milletimize giderek çözmek istiyoruz ve milletimizle de bunun çözüleceğine inanıyoruz. Yargı reformu aynı şekilde. Yargıya sorarsanız yargı diyor ki \'her şeyi biz yapacağız\'. Ben de diyorum ki dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinin ortalamasını alalım\" ifadelerini kullandı.

Erdoğan ayrıca, \"Bu ortalamayı aldığınızda ortaya ne çıkıyorsa gelin onu uygulayalım. Buna var mısınız, yok musunuz? Bunu soruyoruz ama o da işlerine gelmiyor. Bize münhasır bir şey olacak... Böyle bir şey yok. Biz gelişmiş ülkelerde ne varsa onun ortalamasını alalım ve nasıl ki yargı kendi içinde herhangi bir mensubunun yargılanmasına başkanlar kurulundan müsaade ediyorsa bırakın da siyasetçinin yargılanmasına da parlamento müsaade etsin. Bunun adımını atmamız lazım. Bir siyasi partinin kapatılıp kapatılmaması için müsaadeyi parlamento versin. Gelişmiş ülkelere baktığımızda bunu gördük. Bunların adımının atılması lazım\" dedi.

Sosyal Güvenlik Yasası

Erdoğan bazılarının \"AK Parti güçten düşsün de demokrasi yara alsa da olur. Hukuk zafiyete uğrasa da olur, hükümet kaybetsin de Türkiye kazanmasa da olur\" diye düşündüğünü ifade ederek, kendilerinin her zaman tersini söylediklerini, \"Millet, ülke, gelecek nesiller kazansın, varsın biz kaybedelim\" dediklerini anlattı.

Erdoğan, 1999 yılında mevcut hükümetin çıkartmak istediği Sosyal Güvenlik Yasası nedeniyle Türkiye\'nin ayağa kalktığını, Ankara\'da 24 Temmuz 1999\'da tarihin en büyük işçi eyleminin gerçekleştiğini ifade ederek, o günkü hükümetin, 17 Ağustos depremini de bir kenara bırakarak Meclisi topladığını ve o yasayı çıkardığını anlattı.

\"İşçi ve işçi örgütleri enkaz altında can kurtarmaya çalışırken o günkü hükümetin yangından mal kaçırır gibi o yasayı çıkarmayı tercih ettiğini\" anlatan Erdoğan, \"Bugün o hükümet üyesi çıkıyor, bizim çalışma hayatında yaptıklarımızla ilgili gensoru veriyor. Aynı şey son gensoru görüşmelerinde de yaşandı. Bir dedikodudan, bir iftiradan yola çıktılar, bizi itham ettiler. Sonra 1999\'da kendi pazarlıkları ortaya çıktı. Bizim milli birlik ve kardeşlik projemize son derece şiddetle muhalefet sergilediler. Sonra internet sitelerinde kendilerine ait raporlarda söylediklerinin tam tersini 5-10 yıl önce kendilerinin şiddetle savunduğu ortaya çıktı. Hatta ana muhalefet partisinin Genel Başkanı, \'Ben bunu kabul etmiyorum\' dedi. Ertesi gün kendi sitelerinden çıkarttım ve ispat ettim\" dedi.

\"Birlikte hareket etmenin gerekliliği\"

Başbakan Erdoğan, küresel ekonomik krizin etkilerinin tüm dünyada görüldüğünü, Avrupa ülkelerinde sarsıcı etkilerinin daha sıcak hissedilmeye başlandığını dile getirerek, böyle dönemlerde yapıcı olmanın, birlikte hareket etmenin, uyumun, koordinasyonun her zamankinden daha elzem olduğunu vurguladı.

Böyle dönemlerde yapıcı ve yol gösterici eleştirilerin her zamankinden daha fazla ehemmiyet arz ettiğini kaydeden Erdoğan, \"Ama medya, siyaset, sivil toplum örgütleri felaket tellallığıyla karamsarlıkla kötümserlikle moralleri bozmak için her türlü yola başvuruyor. Bugüne kadar eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, tarım, enerji ve toplu konutta atılan bunca adımlar hiçbir muhalefet tarafından görülmez. Gezdikleri yollar görülmez. Dağlar delinmiştir görülmez. Ne yaparsanız yapın. Gözleri vardır görmezler. Biz ne diyoruz \'At denize, balık bilmezse halik bilir\'. Bizim felsefemiz bu\" dedi.

IMF ile görüşmeler


Başbakan Erdoğan, ekonomide en önemli unsurlardan birinin moral ve iyimser beklentiler olduğunu ifade ederek, \"Uluslararası kuruluşların kredi derecelendirme kuruluşlarının gördüğünü ne yazık bizdekiler göremiyor. Şimdi herhalde bunu söylerken \'Acaba bu yabancı mı?\' diyeceğiz. Numan kardeşim, dünya küresel. Artık, para Türkiye\'nin sınırları içine mahkum değil. Para dünyanın her yerine gidiyor. Sadece 780 bin kilometrekarenin içine paranızı mahkum ederseniz, dünyada yeriniz olmaz. Onun için iş adamlarımızla fellik fellik dünyayı dolaşıyoruz ki Türkiye\'nin adı dünyanın tüm kıtalarına gitsin. IMF ile 2 yıldır masadayız. Stand-by anlaşmasını imzalamadık. İşimize gelmezse yine imzalamayız, işimize gelirse imzalarız\" dedi.

Başbakan, \"Fakat IMF\'nin adını duyunca kaçmanın, korkmanın, irkilmenin anlamı yok. Niye korkuyor, niye irkiliyoruz? O masadan ülkenin lehine bir kararla kalkabiliyorsam, oturup konuşurum. Konuşmamamın anlamı yok. Konuşmazsam gaflet olur\" diye konuştu.

Ekonomide maharetin, finansı, bilgiyi ve insanı yönetmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu üçünün sağlanması durumunda başarının yakalanacağını söyledi.

Başbakan Erdoğan, \"En ucuz parayı IMF\'den satın alabiliyorsam, ben oradan bunu alırım, hiç de çekinmem. IMF bizden önce olduğu gibi davranmaya kalkarsa o zaman IMF\'ye \'Bizim yolumuz burada ayrılıyor\' deriz. Biz bugüne kadar böyle yaptık\" diye konuştu. Kendilerinden öncekilerin yaklaşım tarzının AK Parti iktidarı felsefesinde bulunmadığını kaydeden Erdoğan, \"Filanca ile masaya oturalım, filancayla oturmayalım. Eğer güçlüyseniz masadan kaçmazsınız. Güçlüyseniz, düşünce hürriyetinden korkmazsınız. Güçlüyseniz, inancınıza güveniyorsanız inanç hürriyetinden korkmazsınız\" dedi.

İşadamlarının katkısı


Uluslararası kredi değerlendirme kuruluşlarının Türkiye\'nin 2010-2011 yıllarında pozitif büyüyeceğini, dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer alacağını iddia ettiklerini anımsatan Erdoğan, \"Bizim bu noktada onların gücünü inkar etmemiz mümkün mü? Dünyada birçok ülkeyi onlar ayağa kaldırmıyor mu, kaldırıyor\" diye konuştu.

İşsizlik oranları


Türkiye\'nin 2009 yılında 102 milyar dolarlık ihracat yapmayı başardığını belirten Erdoğan, Türkiye\'nin bazen kendi kendine çelişkiye düştüğünü söyledi.

Erdoğan, \"Biz teknoloji yoğun bir kalkınmayı hedefliyorsak, orada emeğin kullanımındaki sıkıntı da bir gerçektir\" dedi.

Başbakan Erdoğan, dünyanın birçok ülkesine bakıldığında işsizlik oranının yüzde 100\'ü aştığını, Türkiye\'de ise 10,7\'den 13,1\'e yükseldiğini söyledi. İşsizlik oranının Mayıs ayından itibaren süratle azalacağına dikkati çeken Erdoğan, \"Bunu neye dayanarak söylüyorum. Çünkü emek yoğun sektör hareketlenecektir. Hizmet sektöründe ciddi hareket olacaktır\" diye konuştu.

CNN TÜRK



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.