A-) 7456 sayılı Kanun’la 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenen geçici 10.  maddede, önceki kanunlardaki gibi suç tarihi esas alınmamış, hükümlülerin belirli bir tarihte bulundukları yer esas alınmıştır. Buna göre kural olarak 31/07/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumunda, açık ceza infaz kurumunda ya da denetimli serbestlikte bulunan hükümlüler maddeden yararlanabileceklerdir.

B-) GEÇİCİ MADDE 10/ 1: 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorundadır.

Geçici madde 10/1 de Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle verilen iznin bitiş tarihinden itibaren hükümlülerin 15 gün içerisinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorunda oldukları belirtilmiştir. Açık ceza infaz kurumuna süresinde dönmeyenler için firar suçu gündeme gelebilecektir. İzindeki denetimli serbestlik hükümlülerinin süresinde denetimli serbestlik müdürlüğüne dönmemeleri 5275 sayılı Kanun’un 105/A/6-a maddesindeki açık ceza infaz kurumuna gönderilme sebebini teşkil etmez. Çünkü bu madde ceza infaz kurumundan ilk defa denetimli serbestliğe ayrılan hükümlülere ilişkin olup Covid-19 iznindeki hükümlülerin ise Kanun gereği denetimli serbestlik tedbiri başlamış olduğundan bu hükümlüler ilk defa ceza infaz kurumundan denetimli serbestliğe ayrılmış sayılamazlar. Zira iznin kullanılması denetimli serbestliğin başlaması ile söz konusu olabilmektedir. Denetimli serbestliğin başlamasından sonra ise yükümlülük ihlalleri gündeme gelmektedir. Buna göre izin sonrası müracaat etmeyen denetimli serbestlik hükümlüsü için önceki ihtar durumuna göre yükümlülük ihlali ile ilgili hükümler dikkate alınabilir. Bu hükümler arasında yükümlülüklerin kaldırılmasına dair geçici 10/4. maddede vardır.

GEÇİCİ MADDE 10/ 2:  31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.

Geçici madde 10/2 de açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler düzenlenmiştir. Bu hükümlülere mevcut durumlarından 5 yıl daha önce denetimli serbestliğe ayrılma imkanı getirilmiştir. Maddede belirtilen ilgili mevzuat 5275 sayılı Kanun’un geçici 6/1 ve 105/A maddeleridir.

Geçici 6/1 maddeye tabi olan yani suç tarihi 30/03/2020 den önce olup suçları maddede belirtilen istisna suçlardan olmayan hükümlülerin denetim süresi 3 yılken geçici 10/2 ile ilave 5 yılla birlikte 8 yıla çıkmıştır. Yani koşullu salıverilmeye 8 yıl kaldığında bu hükümlüler denetimli serbestliğe ayrılabileceklerdir. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde 7456 sayılı Kanun’dan önce en fazla koşullu salıverilmeye 7 yıl kaldığında hükümlüler açık ceza infaz kurumuna ayrılabildiklerinden 8 yılın anlamı aşağıda belirtilen C/1’deki istisna dışında olmayacaktır.

Geçici 6/1 madde dışındakiler 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesine göre koşullu salıverilmeye 1 yıl kaldığında denetimli serbestlikten yararlanırken geçici 10/2 ile ilave 5 yılla birlikte 6 yıl olarak denetimli serbestlikten yararlanabilecektir.

GEÇİCİ MADDE 10/ 4: 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler.

Geçici madde 10/4 te 31/07/2023 tarihi itibarıyla Covid-19 izninde olan denetimli serbestlikteki hükümlülerin herhangi bir yükümlülük yüklenmeden bu sürelerini tamamlayacakları belirtilmiştir. Hükümlülere yükümlülük yüklenmemesi hükümlü için önemli olup bu hüküm olmasaydı hükümlünün, yükümlülük ihlalleri gereğince açık ceza infaz kurumuna gönderilme durumu olacaktı.

GEÇİCİ MADDE 10/6: Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası on yıldan az ise bir ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilir. Bu hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler, talepleri hâlinde en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla ilgili mevzuat uyarınca cezaların denetimli serbestlik tedbiri altında infazı uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır.

Geçici madde 10/6 da kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler düzenlenmiştir. Bu hükümlüler mevcut durumlarından 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılabilecek ve açık ceza infaz kurumunda 3 ay kaldıklarında ise mevcut durumlarından 3 yıl daha erken denetimli serbestliğe ayrılabilecektir.

Geçici 10/6. maddenin Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği ile birlikte değerlendirilmesi gerekip hükümlü Yönetmelikte ne kadar sürede kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılabilecekse geçici 10/6 madde ile bu süreye 3 yıl eklenmiş olup hükümlü önceki süresinden 3 yıl daha önce açık ceza infaz kurumuna ayrılabilecektir.

Geçici madde 10/6 nın denetimli serbestlik tedbiri yönünden değerlendirilmesinde ise kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılan hükümlü açık ceza infaz kurumunda 3 ay kaldığında 5275 sayılı Kanun’un geçici 6/1 maddesine tabi ise 3+3=6 yıl; 105/A maddesine tabi ise 1+3=4 yıl olarak denetimli serbestlikten yararlanabilecektir.

GEÇİCİ MADDE 10/7: Altıncı fıkra hükümleri 31/7/2023 tarihi itibarıyla; a) Hapis cezasının infazı 16, 16/A ve 17 nci maddeleri kapsamında ertelenmiş olan,

b) Hapis cezasının infazı durdurulmuş olan,

hükümlüler hakkında da uygulanır.

Geçici madde 10/7 de 31/07/2023 tarihi itibarıyla hapis cezasının infazı ertelenmiş ya da durdurulmuş olan hükümlülerin de 6. fıkra hükmünden yararlanacakları açıklanmıştır.

GEÇİCİ MADDE 10/8: Koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla cezası aynen infaz edilen veya ikinci defa mükerrir olup 31/7/2023 tarihi itibarıyla bu cezanın infazı için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin bu cezalarının infazı bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu hükümlülerin 31/7/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer hapis cezaları bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanır.

Geçici madde 10/8 de koşullu salıverilme kararı geri alınan ve ikinci defa mükerrir olan ve bu cezaları infaz edilmekte olan hükümlülerin 6. fıkradan yararlanamayacakları belirtilmiştir. Bu hükümlüler, 31/07/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş diğer hapis cezaları için ise 31/07/2023 tarihinde diğer hapis cezaları için ceza infaz kurumunda olmasalar bile 6. fıkradan yararlanabilecektir.

Ayrıca geçici 10. maddede yazılmasa bile hükmedilen adli para cezası hapse çevrilen hükümlüler de geçici 10. maddeden yararlanamayacaktır. Ödenmeyen adli para cezası hapse çevrilen hükümlüler 5275 sayılı Kanun’un 106/9. maddesi gereğince koşullu salıverilmeden yararlanamaz. Geçici 10. maddedeki hükümlüler ise kapalı ceza infaz kurumunda, açık ceza infaz kurumunda ve denetimli serbestlik tedbirinde bulunan yani haklarında koşullu salıverilme hükümleri uygulanabilen hükümlülerdir. Dolayısıyla haklarında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmayan adli para cezası ile cezalandırılan hükümlüler hakkında geçici 10. madde uygulanamayacaktır. Zaten adli para cezası hapse çevrilen hükümlülerin bu cezalarının infazı açık ceza infaz kurumunda yapıldığından kapalıdan açık ceza infaz kurumuna ayrılma söz konusu olmayacağı gibi, açık ceza infaz kurumundaki bu hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirinden yararlanma imkanı da bulunmadığından geçici 10. maddenin uygulanması hiçbir şekilde mümkün olmamaktadır. Sadece 765 sayılı TCK dönemindeki adli para cezaları ile 5237 sayılı TCK döneminde suç tarihi 01/06/2005 tarihi ile 5739 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01/03/2008 tarihi arasında olan hapisten çevrilen adli para cezalarına koşullu salıverilme hükümleri uygulandığından bu adli para cezalarının hapse çevrilmesi halinde geçici 10. madde uygulanabilecektir.

C-) Geçici 10. maddenin uygulanmasında sorun olabilecek bazı konular için şu yorumlar yapılabilir:

1-Geçici 10. maddede “31/07/2023” tarihinin ifade ediliş şekillerine göre Kanun Koyucunun bu maddenin yürürlük tarihini 01/08/2023 olarak kabul ettiği izlenimi doğsa da geçici 10. maddenin yürürlük tarihi 7456 sayılı Kanun’un 30/1-ğ maddesine göre 15/07/2023 tür. Bu nedenle geçici 10. maddenin fıkralarındaki koşullar 31/07/2023 tarihi itibarıyla veya daha önce sağlanmış ise koşulun sağlanmasından başlayarak Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren ilgili fıkranın uygulanabilir olduğunu kabul etmek gerekir. Bu husus istisnai de olsa bazı yönlerden önem arz etmektedir. Mesela Kanunun yürürlük tarihinden sonra ve 31/07/2023 ten önce geçici 10/6 maddeye göre kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılan hükümlü, 2. fıkradaki Covid-19 izinlisine tabi hale geleceğinden 6. fıkradaki 3 ay açık ceza infaz kurumunda kalma süresini beklemeden 2. fıkra gereğince denetimli serbestliğe ayrılabilecektir. Covid-19 iznine dair geçici 9/5 te açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin izin kapsamında olduğunun belirtilmesine göre bu bir karma uygulama olmayacaktır. Yine geçici 10/2 madde gereğince açık ceza infaz kurumundaki Covid-19 hükümlüleri hakkında Kanun’un yürürlük tarihinden sonra 31/07/2023 tarihiden önce denetimli serbestliğe ayrılma kararı verilirse bu hükümlüler geçici 10/4 maddeye göre denetimli serbestlik yükümlülüklerinden muaf olacaktır.

Geçici 10. maddenin uygulanma imkanının Kanun’un yürürlük tarihi olan 15/07/2023 tarihinden itibaren varlığı kabul edildiğinde daha ileri bir tahlilde; açık ceza infaz kurumunda bulunup geçici 10/2 madde gereğince, açıkça denetimli serbestliği istemediklerini belirtmesi hariç maddede haklarında denetimli serbestlik tedbiri alınacak hükümlülerin talebinin aranmamasına göre infaz hakimliğince re’sen denetimli serbestlik tedbiri kararı verilebileceğinden, bu kararın 31/07/2023 tarihinden sonra verilmesinin sonucunun hükümlüye yükletilmemesi gerekir. Yani denetimli serbestliğe ayırma kararı 31/07/2023 tarihinden sonra verilse de bu tarihten önce verilmişçesine hükümlü geçici 6/4 maddedeki denetimli serbestlik yükümlülüklerinden muaf olmalıdır.

Ancak geçici 10. maddenin yürürlük tarihi olarak, uygulama 01/08/2023 tarihini benimsemiştir. Zira ilk başta da belirtildiği gibi Kanun’un ifade tarzından, madde uygulamasında 31/07/2023 tarihi esas alınıp 01/08/2023 tarihinden önce bu maddeye göre karar alma imkanı olmadığı şeklinde anlam çıkabilmektedir. Fakat Kanun’un yürürlük maddesinde geçici 10. maddenin yürürlüğünün 01/08/2023 olduğuna dair bir kayıt bulunmadığından yukarıda aktarılan hususların yani maddenin 15/07/2023 tarihinde yürürlüğe girip koşulların bu tarihten itibaren 31/07/2023 tarihi dahil 31/07/2023 tarihine kadar değerlendirilmesinin gerektiği düşüncesinin daha isabetli olduğu anlaşılacaktır.

Maddenin yürürlük tarihi 15/07/2023 kabul edilmese bile 01/08/2023 te yürürlüğe gireceğine dair Kanun’da bir hüküm bulunmadığından maddede belirtilen 31/07/2023 tarihinin maddenin uygulanabilirliği için esas alınması gerekecek ve bu tarihte Covid-19 izni bitmemiş olacağından yine yukarıda belirtilen imkânlardan hükümlülerin faydalandırılması gerekecektir.

31/07/2023 tarihinin Covid-19 iznine dahil olup olmadığının tespiti yukarıdaki paragraftaki anlatım için önemli olmaktadır. 5275 sayılı Kanun’un geçici 9/5. maddesinde süre uzatımlarını da dikkate aldığımızda “31/07/2023 tarihine kadar” denilmekte ve bu ifade tarzından Covid-19 izninin 30/07/2023 tarihinde bitip 31/07/2023 tarihini kapsamadığı sonucu çıkmaktadır. Ancak 7456 sayılı Kanun’la 5275 sayılı Kanun’a getirilen geçici 10. maddeyi konunun çözümünde birlikte değerlendirmemiz gerektiğinden geçici 9/5 maddesindeki kadar ifadesinin 31/07/2023 tarihini de kapsadığı sonucuna ulaşılacaktır, zira geçici 10. madde Covid-19 izni yönünden“31/07/2023 tarihi itibarıyla” diyerek açıkça 31/07/2023 tarihinin covid-19 iznine dahil olduğunu açıklamıştır. Prof. Dr. Yasemin Işıktaç-Doç. Dr. Sevtap Metin’in açıklayıcı normlar konusundaki: “Norm içinde yer alan bir kavramı genişleten, ayrıntıları ile anlatan veya diğer norm tipleri ile ilişkilendiren normlardır. Dil ve mantık yapıları açısından normların değerlendirildiği bu ayırımla açıklayıcı norm tipi, diğer norm tiplerinin daha rahat anlaşılması için aracıdırlar.” (Yasemin Işıktaç-Sevtap Metin, Hukuk Metodolojisi, İstanbul: Filiz Kitabevi, 2021, s.150)  ifadelerine göre değerlendirdiğimizde geçici 9/5 maddedeki 31/07/2023 tarihine kadar ifadesi geçici 10. madde ile açıklanarak 31/07/2023 tarihini Kanun’un Covid-19 izninden saymak istediği anlaşılmış olacaktır.

Bundan başka geçici 10. maddenin 6, 7, 8. maddelerinde Covid-19 izninden hiç bahsedilmeyerek bu fıkraların uygulanması açısından doğrudan 31/07/2023 tarihinin kapsam alanında olduğu kabul edilmiştir.

2-Cezası 31/07/2023 tarihi veya öncesinde kesinleşmiş olmak şartıyla karar kesinleşmeden önceki tutukluluk süresi yeterli geliyorsa hükümlüler geçici 10/6. maddeden yararlandırılmalıdır, kişi kapalı ya da açık ceza infaz kurumuna cezasının infazı için 31/07/2023 tarihinden sonra girse bile. Mesela cezası 6 yıl, koşullu salıverilme oranı 1/2 olup karar kesinleşmeden önce 4 ay tutukluluğu olan hükümlünün tutukluluk süresinin geçici 10/6 ya göre 1 ayı kapalı ceza infaz kurumuna sayılıp kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrıldıktan sonra aynı maddeye göre açık ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken 3 aylık süre de yine önceki kalan tutukluluktan düşülerek hükümlü infaz hakimliği kararı ile denetimli serbestliğe ayrılmalıdır. Yine cezası kasıtlı suçtan 3 yıl veya taksirli suçtan 5 yıl olup doğrudan açık ceza infaz kurumuna ayrılan hükümlünün yargılama aşamasındaki 3 ay tutukluluğu açık ceza infaz kurumundan sayılarak hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmelidir.

Yukarıdaki paragraftan cezası 31/07/2023 tarihinden önce kesinleşip de infazı henüz başlamayan ve yargılama aşamasında 1 gün bile olsa gözaltı ya da tutukluğu olan hükümlülerin de geçici 10. maddeden yararlandırılması gerektiği sonucu çıkmaktadır. Zira 31/07/2023 tarihinden önce uzun tutukluluğu mesela 1 yıl gibi tutukluluğu bulunan hükümlü maddeden faydalanabiliyorsa 1 gün tutukluluğu bulunan da faydalanabilmelidir.

Daha ileri bir tahlilde geçici 10. maddenin kapsamı açıklığa kavuşturulmak istendiğinde;

Maddenin ifade şekline göre 31/07/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumu, açık ceza infaz kurumu ve denetimli serbestlikte olan yani fiilen cezalarının infazı başlamış olan hükümlülerin maddeden faydalandırılması gerekecektir. Maddedeki infazın başlamış olması kavramını, 31/07/2023 tarihi itibarıyla infaz kabiliyeti olan-infaz edilebilecek durumda olan yani kesinleşmiş olan hükümler şekilde yorumlamak maddenin amacına uygun olacaktır. Zira 31/07/2023 tarihi ve öncesinde infazı başlayan ile bu tarihe kadar kararı kesinleşmiş ancak infazı başlamamış arasında suni bir ayırım dışında fark yoktur. Çünkü maddenin asıl amacı 31/07/2023 tarihi itibarıyla hükümlü olmaktır. Bu tarih itibarıyla kararı kesinleşmemiş olanlar hükümlü statüsünü kazanmadığından maddeden faydalanamazlar. 31/07/2023 tarihi itibarıyla hükümlü statüsüne geçmiş kişi için ise infazın başlayıp başlamaması ile ilgili bir ayırım hukuki olmayacağından maddenin amacı bu şekilde geniş yorumlanarak çözüm bulunacaktır.

Ayrıca, maddede kullanılan kelimelerin günlük dildeki anlamlarından öte madde bütünlüğü içerisinde hukuki anlamlarına ulaşmak gereklidir. Maddenin amacının hükümlülük olup infaza başlanmış olsun ya da olmasın en geç 31/07/2023 tarihi itibarıyla hükümlü olanları kapsamak olduğu, maddenin yürürlük tarihinin 15/07/2023 olarak kabul edilip 31/07/2023 veya sonraki bir tarih olarak kabul edilmemesinin de bu sonucu doğruladığı anlaşılmaktadır. Aksi düşüncede yani maddedeki kelimeleri sırf günlük dildeki anlamları ile kabul edip maddeyi yorumladığımızda; maddeden yararlanmak için 31/07/2023 tarihi öncesinin hiçbir önemi olmayıp sırf 31/07/2023 tarihinde sadece bu tarihte kapalı, açık ceza infaz kurumu ya da denetimde olan hükümlülerin maddeden istifade etmesi sonucu çıkacaktır. Mesela geçici 10/2 madde yönünden bakıldığında 31/07/2023 tarihinden önce cezası kesinleşip önceki bir tarihte infazı başlayıp devam ederken 30/07/2023 tarihinde infazın ertelenmesi, durdurulması ya da açık ceza infaz kurumundan ilk kez firar gibi sebeplerle 31/07/2023 tarihinde infazda fiilen olmayan hükümlünün geçici 10/2 maddeden yararlanmaması sonucu doğacaktır. Bu da cezası 31/07/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş bulunan hükümlüler arasında sadece 31/07/2023 tarihinde belirli bir yerde bulunan hükümlülerin ayrıcalıklı hükümlü olmasını sonuçlayacak ve  kanunların genelliği ilkesine aykırı olacaktır.

Yine suç tarihini esas alan daha önceki kanunlar belirli bir tarihe kadar işlenen suç kavramını kullanarak önceyi de kapsamına almışlardır. Geçici 10. maddenin kapsamını sadece tek bir tarihe 31/07/2023 tarihine hasretmek maddenin amacıyla bağdaşmayacağından anlaşılmaz bir duruma neden olacaktır. Geçici 10. madde de hükümlülük tarihini esas almakla 31/07/2023 ve öncesi hükümlülükleri kapsamaktadır.

Tabi ki madde suç tarihini esas alsaydı, tüm hükümlüler için eşitlik olacaktı. Maddenin bu halinden suç tarihini kapsadığı sonucu çıkartılamaz. Ancak maddede daha sonra bir değişiklik yapılması söz konusu olursa bu gündeme gelebilecektir. Şu anki durumda yukarıda açıklandığı gibi yorum yoluyla, kararın kesinleşme tarihi yani kişinin hükümlü statüsüne girdiği tarih 31/07/2023 tarihi ve öncesinde ise hükümlü madde kapsamında olacaktır sonucuna varmak gerekir.

3-Kapalı ceza infaz kurumundan 1 kez, açık ceza infaz kurumundan 2 kez firar etmiş olanlar Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 8/2-c maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar kapalı ceza infaz kurumlarında kalacaklarından geçici 10. maddeden faydalanamazlar. Açık ceza infaz kurumundan 1 kez firar edenler ise Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 13/2 maddesindeki şartlar gerçekleştiğinde yeniden açık ceza infaz kurumuna ayrılabileceklerinden Yönetmeliğin 13/2 maddesindeki şartlar gerçekleştikten sonra geçici 10. maddeden yararlanabilirler.

4-Haklarında 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri uygulanmakta iken açık ceza infaz kurumuna gönderilme kararı alınan hükümlüler koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürelerini açık ceza infaz kurumunda geçirmeleri gerektiğinden yeniden denetimli serbestlik tedbirinden faydalanamazlar.

5-Geçici 10. maddenin uygulanmasında iyi hal kararından bahsedilmemiştir. Ancak alınacak kararlarda ilgili mevzuata atıfta bulunulmasına göre madde uygulamasında iyi hal kararı olması da gereklidir.

6- Son olarak toplamalı cezalarda geçici 10/6 maddenin uygulanmasında kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmada göz önünde bulundurulacak suç, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6/3. maddesine göre koşullu salıverilme tarihine en az sürenin arandığı suçtur, yani hükümlünün en aleyhine olan suçtur. Yönetmelikteki bu süreye geçici 10/6 daki 3 yıl süre de eklenerek açık ceza infaz kurumuna ayrılma tarihi belirlenecektir.

Denetimli serbestlik tedbiri yönünden ise toplamalı cezalarda esas alınacak suç hükümlünün denetimli serbestlikten en az istifade ettiği yani en aleyhine olan suçtur. Bunun nedeni infazda birlik ilkesidir. İnfazda birlik ilkesi, infaz kanunlarının genel amacından ve 5275 sayılı Kanun’un toplamaya dair 99. maddesinden çıkarılabilir.

5275 sayılı Kanun’un 99. madde ile ilgili olarak: 5275 Sayılı Kanunun 99/1. maddesindeki "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar.” hükmü, her bir cezanın ayrı ayrı infazını amaçlamayıp her bir ceza ile ilgili oluşabilecek değişikliklerin  -örnek olarak uzlaştırma ile cezanın düşmesi, bir cezanın ceza zamanaşımı süresinin dolması vs. - diğerlerinden bağımsız olduğu anlamına geldiği, hükümlü hakkında 5275 Sayılı Kanunun 107. maddesi gereğince koşullu salıverilme kararı verilebilmesi için cezaların 99. madde gereğince toplanması gerektiği, bu toplamada hükümlerin kesinleşme tarihinin önemli olmadığı, zira bir hükümlünün birden çok işlediği suçun cezalarının aynı tarihlerde kesinleşmesinin fiilen zor olduğu, toplama kararında önemli olanın bir cezanın infazı sırasında hükümlünün koşullu salıverilme tarihinden önce yeni bir cezasının kesinleşmiş olup olmadığı, yani kıstasın koşullu salıverilme tarihi olduğu, hükümlü hakkında Kanunun istediği şekilde yapılan toplama kararından sonra tek bir koşullu salıverilme kararı verilmesi gerektiği, zira infazda birliğin esas olduğu, bunun için de hükümlünün bazı cezalarının denetimli serbestlik süresinin daha fazla veya daha az olmasının toplama kararına engel olmayıp daha az denetimli serbestlikten istifade ettiği cezanın denetimli serbestlik hesabında esas alınabileceği, çünkü iyi halin tüm cezalar üzerinden bir kez verilebileceği tespitleri yapılabilir.

5275 sayılı Kanun’un 99. maddesiyle ilgili yukarıda yapılan tespitler sırasında belirtilen toplamalı cezadaki cezaların ceza zamanaşımlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin olarak da: 765 Sayılı TCK'nın 112 ve 5237 Sayılı TCK'nın 68/4 maddelerindeki "Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez." hükmünün, tek bir suç için verilen birden fazla cezanın ceza zamanaşımının farklı olması halinde uygulanabileceği, örneğin bir suç için 8 yıl hapis ve 6.000 TL adli para cezası verilmesi durumunda adli para cezasının ceza zamanaşımı yönünden hapis cezasının zamanaşımına tabi olacağı,

Farklı suçlardan verilen cezaların ise toplansa bile ceza zamanaşımlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği,

Ayrıca 765 Sayılı TCK döneminde cezaların ceza zamanaşımının ayrı ayrı değerlendirilmesi uygulamasının 5237 Sayılı TCK döneminde daha açık bir hala getirilerek 5275 Sayılı Kanunun 99.maddesindeki toplamaya dair  "Bir kişi hakkında hükmolunan herbir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar."  hükmün getirilip sadece koşullu salıverilme kararı verilmesi amaçlı toplamanın yapıldığının aynı hükümde açıklandığı, buna göre toplama kararındaki  her bir ceza ile ilgili oluşabilecek değişikliklerin  -örnek olarak uzlaştırma ile cezanın düşmesi, bir cezanın ceza zamanaşımı süresinin dolması vs. -  diğerlerinden bağımsız olduğu,

Ceza zamanaşımı yönünden cezaların ayrı ayrı değil, toplam cezanın esas alınması kabul edilir ise 2 yıllık bir cezanın 10 yıllık ceza zamanaşımına tabiyken toplamalı 8 yıllık bir cezanın oluşması  ile ceza zamanaşımın 20 yıla çıktığı kabul edilecek, bu cezanın uzlaştırma  vs bir sebep ile infazının durdurulup toplama kararındaki cezaların tamamen infazından sonra infazı durdurulan 2 yıllık cezanın yeniden infaza verilmesinde bu ceza tek başına yine 10 yıllık ceza zamanaşımına tabi olmuş olacak ve bu da bir cezanın değişik zamanlarda değişik ceza zamanaşımına tabi olmasını sonuçlayıp hukuk güvenliği ilkesine aykırı olacak, yine 5 adet 2 yıllık cezanın toplanması ile bulunacak 10 yıl ceza ile 2 yıllık cezaların 10 yıl yerine 20 yıllık ceza zamanaşımına tabi olmasının sonuçlanması da hukuk güvenliği ilkesine aykırı olacak olduğu hususları söylenebilir.

Cumhur ŞENGÜL

İstanbul İnfaz Hakimi