TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

BAĞIMSIZ KAMU ÇALIŞANLARI SENDİKASI BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/40308)

 

Karar Tarihi: 7/6/2023

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Recai AKYEL

 

 

Selahaddin MENTEŞ

 

 

İrfan FİDAN

 

 

Muhterem İNCE

Raportör

:

Gülsüm Gizem GÜRSOY

Başvurucu

:

Bağımsız Kamu Çalışanları Sendikası

Temsilcisi

:

Tülin YANMAZ ÖZGEN

Vekili

:

Av. Yusuf TUNA

 

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu Bağımsız Kamu Çalışanları Sendikası (BAK-SEN/Sendika), Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Millî Saraylar nezdinde üyeleri bulunan 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu kapsamında örgütlenmiş bir memur sendikasıdır. Başvurucu Sendika, sendika çalışmaları ve işyeri sendikal bilgilendirme faaliyetleri çerçevesinde TBMM Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığını ziyaret etmek istediklerini belirtmiştir. Başvurucu bu kapsamda ilgili birimin genel sekreterinin arandığını ve yapılacak ziyaretle ilgili üç gün öncesinden bilgi verildiğini öne sürmüştür.

3. Başvurucu, ziyaretin gerçekleştirilmek istendiği gün saat 09.10 civarında TBMM içinde bulunan Basımevinin kapılarının kilitlendiğini, Sendika yöneticilerinin içeri alınmadığını, Basımevi içinde bulunan Sendika üyelerinin de dışarı çıkmasına izin verilmediğini ifade etmiştir. Başvurucu anılan nedenlerle ilgililer hakkında 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109. maddesinde düzenlenen "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" ve 118. maddesinde düzenlenen "Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi" suçlarından suç duyurusunda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 17/10/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başsavcılık kararında, şikâyet edilenlerin kendilerine haber verilmediğini belirttikleri, bunun sonucunda da kapıyı kapattıkları değerlendirilmiş ve anılan suçların yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvurucunun Başsavcılık kararına yaptığı itiraz, Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23/10/2019 tarihli kararıyla aynı gerekçelerle kesin olarak reddedilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

4. Başvurucu, haber verdikleri hâlde haksız bir şekilde sendikal faaliyetlerinin engellendiğini, buna karşın şikâyetleri incelenmeksizin takipsizlik kararı verildiğini belirterek sendika hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

A. İlgili Hukuk

5. 5237 sayılı Kanun'un "Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi" kenar başlıklı 118. maddesi şöyledir:

"(1) Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."

6. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 5/11/2015 tarihli ve E.2015/16809, K.2015/10352 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Bu suç, failin, mağduru bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, bir sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak için cebir veya tehdit kullanmasıyla oluşur. Kanun maddesinde kullanılan cebir fiziki güç kullanılması anlamına gelmekte, tehdit ise manevi cebir niteliğinde olup mağdurun bireysel sendika özgürlüğünü kullanması yolunda iradesini sakatlayan, sendikal haklarını kullanması veya kullanmaya devam etmesi neticesinde kendisinin veya yakınlarının bir zarara uğratılacağını bildiren, belirli bir boyuta ulaşmış ve kolayca kurtulma olanağı bulunmayan her türlü davranıştır. Bu suçun oluşabilmesi için amacın gerçekleşmesi, başka bir anlatımla kişinin sendikaya üye olmaktan veya faaliyetlerine katılmaktan vazgeçmesi veya sendikadaki görevinden ayrılması zorunlu değildir. Bu amaçla mağdura karşı cebir veya tehdit kullanılması suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu nedenle bu suç bir tehlike suçudur..."

7. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/7/2010 tarihli ve E.2008/15172, K.2010/13889 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Sanıkların, yetkilisi oldukları [... ] Anonim Şirketi'nde işçi olarak çalışmakta olan katılanın ... Sendikası'na üye olduğunu öğrenmeleriüzerine, 'sendikadan istifa et, yoksa seni işten atarız' diyerek tehdit etmek şeklinde iddia ve kabul olunan eylemlerinde TCK'nın 118. maddesinde tanımlanan 'sendikal hakların kullanılmasınınengellenmesi' suçunun tehdit unsurunun oluştuğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatlarına karar verilmesi, ...hükmün bozulmasına,"

B. Somut Olayın Değerlendirilmesi

8. Mevcut başvuruda başvurucu TBMM Basımevi binasına giriş çıkışlara izin verilmemesi nedeniyle sendikal faaliyetlerinin engellendiğini ve anılan suç oluşmasına karşın yeterli soruşturma yapılmadığını ileri sürmüştür. Ancak başvurucu bu şekilde binaya girememeleri ya da binada bulunanların içeride kalmaları sonucunda üyelerinin bu sendikaya üye olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlandıklarına dair bir iddiada bulunmamıştır.

9. Öncelikle TBMM'nin Türk milleti adına yasama yetkisini elinde bulunduran anayasal bir devlet organı olduğunun altı çizilmelidir. TBMM'nin bu tartışmasız önemi karşısında TBMM içinde yer alan binaların hassas bir koruma altında tutulması tabiidir. Bu kapsamda başvurucu Sendikanın mesai saatleri içerisinde TBMM çatısı altında bulunan binada gerçekleştirmek istediği ziyarete görevliler tarafından izin verilmemesi karşısında başvurucunun sendika hakkının ne şekilde etkilendiğini açıklıkla ortaya koyması gerekir.

10. Buna karşın başvurucu salt binaya girişe izin verilmemesi ve bina içerisindekilerin de dışarıya çıkarılmaması nedenleriyle sendika hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ancak başvurucu bu binada hangi sendikal faaliyetlerin gerçekleştirileceği, bu hususun başvurucu Sendika açısından nasıl bir önem arz ettiği, anılan faaliyeti gerçekleştirememeleri nedeniyle Sendika ve üyelerinin etkilenip etkilenmediği, eğer etkilenildiyse bunun telafisinin mümkün olup olmadığı gibi hususlarla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

11. Dolayısıyla dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden yargı merciilerinin ilgili mevzuat hükümlerini yorumlayarak TBMM görevlilerinin başvurucu Sendikayı Basımevi binasına almamalarının ve kapıların kitlenmesi nedeniyle binada bulunanların da dışarıya çıkmalarının engellenmesinin suç teşkil etmediği şeklindeki değerlendirmelerinde Anayasa'nın 51. maddesinde yer alan sendika hakkına ilişkin güvenceleri gözetmediği söylenemeyecektir.

12. Sonuç olarak başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçeyle;

A. Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına 7/6/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.