KARARLAR

AYM'nin 2019/7900 başvuru numaralı kararı

Anayasa Mahkemesi'nin 8/4/2026 tarihli ve 2019/7900 başvuru numaralı kararı

Abone Ol

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

H. K. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/7900)

Karar Tarihi: 8/4/2026

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan

:

Basri BAĞCI

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Selahaddin MENTEŞ

Kenan YAŞAR

Ömer ÇINAR

Raportör

:

Hüseyin ERAL

Başvurucu

:

Vekili

:

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

1. Başvuru, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde gerçekleştirilen işlemler nedeniyle başka temel hakların ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler de bulunmaktadır.

2. Afyonkarahisar Halk Sağlığı Müdürlüğünde sağlık memuru olarak görev yapan başvurucunun hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır.

3. Soruşturma işlemleri kapsamında başvurucuya ait yurt dışı giriş çıkış, otel konaklama, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çalışma kayıtları, sendika üyelik bilgileri, banka hesap hareketleri ile başvurucunun ByLock kullanıcısı olup olmadığı araştırılmıştır.

4. Yazı cevapları doğrultusunda başvurucunun 18/7/2016 tarihine kadar 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Ufuk Sağlık Görevlileri Sendikası (UFUK SAĞLIK-SEN) üyeliğinin bulunduğu, Asya Katılım Bankası A.Ş.ye (Bank Asya) ait hesabında 7/1/2014-19/3/2014 tarihleri arasında 40.150 euro artış yaptığı tespit edilmiştir. İl Emniyet Müdürlüğü tarafından başvurucuya ait konaklama kayıtları doğrultusunda hazırlanan raporda ise başvurucunun 16/3/2012-7/3/2014 tarihleri arasında K. Termal Otel ve İ. Termal Otelde örgütün Afyonkarahisar il ve ilçe imamlarıyla birlikte konakladığına dair toplam 12 kaydın bulunduğu belirtilmiştir.

5. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle 11/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Kolluk görevlilerince müdafi huzurunda ifadesi alınan başvurucu; Bank Asya hesabını yurt dışında yaşayan dayısının yatırım amacıyla kendisine gönderdiği paralar için kullandığını, bu Bankayı havale ücreti alınmadığı için tercih ettiğini, mesleği nedeniyle UFUK SAĞLIK-SEN üyesi olduğunu, 2005 yılında dinî amaçlı sohbet toplantılarına katılmaya başladığını ve 2012 yılında K. Termal Otelde yapılan toplantıya ailesiyle birlikte tatil yapmak amacıyla katıldığını beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca İ. Termal Otelde yapılan toplantıya da katıldığını ve yurt dışı seyahatlerini gezi amaçlı yaptığını belirtmiştir. Sulh ceza hâkimliğindeki sorgusunda da benzer yönde ifade veren başvurucu anılan suçtan 15/8/2016 tarihinde tutuklanmıştır.

6. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından başvurucuya ait ByLock kullanıcı kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Ayrıca 29/3/2017 tarihli yazı cevabında ise başvurucunun hakkında benzer suçtan işlem yapılan kişilerle 24/1/2013 ve 29/1/2014 tarihlerinde yurt dışı giriş çıkış kaydının olduğu açıklanmıştır.

7. Başsavcılık tarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle 1/6/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamede özetle başvurucunun UFUK SAĞLIK-SEN üyesi olduğu, örgütle irtibatlı ve iltisaklı nitelikte yurda giriş ve çıkışının bulunduğu ve Bank Asyada katılım hesabı açmak suretiyle hesabında artış gerçekleştirdiği açıklanmıştır. Başvurucunun çocuklarının örgüte ait okullarda eğitim gördüğü ve eşinin de örgütle irtibatlı kurumda çalıştığı belirtildikten sonra örgütün il ve ilçe yapılanmasında görevli kişilerle 12 konaklama kaydının tespit edildiği belirtilerek atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.

8. İddianamenin kabulüyle açılan dava Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) görülmeye başlanmıştır. Mahkeme 9/6/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemlerini yapmıştır.

9. Yargılama iki celsede tamamlanmıştır. Birinci celsede müdafi huzurunda savunmasını yapan başvurucu; sağlık memuru olarak çalışırken görevinden ihraç edildiğini, UFUK SAĞLIK-SEN'in örgütle irtibatını bilmediğini, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden hemen sonra sendikadan istifa ettiğini, 2012-2014 yılları arasında imkânlarından faydalanmak amacıyla ailesiyle otelde bulunduğunu ancak toplantılara katılmadığını, sadece bir defa yurt dışı eğitimi ve sağlık mesleğiyle ilgili toplantıya katılmak amacıyla ailesiyle birlikte K. Termal Oteldeki toplantıya katıldığını, diğer toplantılara katılmadığını, aynı dönemlerde otelde bulunan örgüt üyeleriyle ilgili bilgisinin olmadığını ifade etmiştir. Bank Asya hesabını yurt dışında bulunan akrabasıyla yapacakları yatırımlar için kullandığını beyan eden başvurucu, örgüt liderinin talimatıyla işlem yapmadığını belirtmiştir.

10. Aynı celsede Cumhuriyet savcısı tarafından esas hakkında mütalaa verilmiştir. Mütalaada, başvurucunun Bank Asya hesabındaki artış miktarı ve örgütle irtibatlı kişilerle birlikte yaptığı otel konaklamasına dair kayıtlar gözetilerek atılı suçtan cezalandırılması talep edilmiştir. Mahkeme savunmasını hazırlaması için başvurucuya süre verilmesi amacıyla celseyi ertelemiştir. Celse arasında yazılı savunmasını sunan başvurucu sendika üyeliğinin yasal bir hak olduğunu, sendikanın örgütsel bağlantısından bilgisinin olmadığını, Bank Asya hesabını yatırım amacıyla kullandığını ve ByLock kullanıcısı olmamasının örgütsel bağının bulunmadığını gösterdiğini ileri sürmüştür.

11. Mahkemece başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit kabul edilerek örgüt üyeliği suçundan alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde; başvurucunun örgütle iltisakı nedeniyle kapatılmasına karar verilen UFUK SAĞLIK-SEN üyeliğinin bulunmasına, Bank Asya katılım hesabında 19/3/2014 tarihinde 40.150 euro artış olmasına, örgütün il ve ilçe imamlarıyla birlikte 16/3/2012-7/3/2014 tarihleri arasında 12 otel konaklama kaydının bulunmasına, çocuklarının örgüte ait kolejde eğitim görmesine ve eşinin örgütle irtibatı nedeniyle kapatılan kurumda çalışma kaydının bulunmasına dayanılmıştır. Ayrıca başvurucunun örgüte finans ve eleman sağlamak amacıyla il ve ilçe imamlarının da katıldığı otel toplantılarına 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra katılmış olmasına vurgu yapılmıştır. Son olarak başvurucunun eylemlerindeki çeşitlilik ve yoğunluk ile örgütün il yapılanmasındaki konumu nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza tayin edildiği açıklanmıştır.

12. Başvurucu, mahkûmiyet kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- Bank Asya hesap hareketlerinin incelenmediğini, otel kaydıyla ilişkilendirilen toplantılara katılmadığını ve delillerin örgütle ilişkilendirilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu sunduğu ek istinaf dilekçesinde HTS kayıtlarının araştırılmasını ve isimlerini verdiği tanıkların dinlenmesini de talep etmiştir.

13. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi) tarafından duruşmalı inceleme neticesinde verilen 16/1/2018 tarihli kararla, Mahkemenin alt sınırdan uzaklaşma gerekçesinin somut delillerle uyuşmadığı belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

14. İstinaf Dairesi başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini sabit kabul ederek örgüt üyeliği suçundan alt sınırdan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. İstinaf Dairesinin gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:

"...Dosya içerisinde tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanık H.K.'nın [başvurucu] sağlık meslek lisesi mezunu olduğu, Afyon Demirçevre sağlık ocağında sağlık memuru olarak görevli iken 2014 yılında Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Hastanesinde geçici görevle kanser kayıt merkezinde görevlendirildiği, 667 sayılı kanun hükmünde kararname ile kapatılmasına karar verilen örgüte müzahir Ufuk Sağlık Sen isimli sendikaya üye olduğu, örgütün finansal kuruluşu olan Bank asya'ya örgüt elebaşının talimatından sonra 07/01/2014 tarihinde 75 günlük 40 bin euro katılım hesabı, 15/01/2014 tarihinde 75 günlük 2 bin euro katılım hesabı açtırdığı, örgütün düzenlediği otel toplantılarına katıldığı, 12 adet otel kaydı bulunduğu,

-16.03.2012 tarihinde [K.] Termal Otelde FETÖ/PDY Emirdağ ilçe imamı [U.M.], Şuhut İlçe imamı [İ.B.] ve FETÖ/PDY soruşturmalarında ismi geçen çok sayıda şahısla birlikte,

-27.09.2013 tarihinde [K.] Termal Otelde Sandıklı ilçe imamı [S.B.] ve FETÖ/PDY soruşturmalarında ismi geçen [M.K.], [B.U.], [M.Ç.], [H.Ü.], [M.Ö.], [R.K.] ve [N.Y.] ile,

-10.01.2014 tarihinde [İ.] Otelde FETÖ/PDY Afyonkarahisar imamı [M.K.], Çay ilçe imamı [H.D.], Bolvadin ilçe imamı [Ü.E.], [M.K.], Emirdağ ilçe imamı [U.M.],

-07.03.2014 tarihinde [K.] Termal Otelde FETÖ/PDY Afyonkarahisar il imamı [M.K.] Emirdağ ilçe imamı [U.M.], Bolvadin ilçe imamı [Ü.E.], [M.K.], Sandıklı İlçe imamı [S.B.] ve yine örgüt soruşturmalarında adı geçen birçok kişiyle konaklama kaydının bulunduğunu, bu itibarla otelde ilçe imamları ve diğer örgüt mensuplarıyla birlikte sanığın FETÖ/PDY silahlı örgütünün disiplin ve stratejisi gereği örgütsel bağının artırılması ve örgütün ideolojisinin aşılanması ve örgüte eleman kazandırılması ve finans sağlanması amacıyla örgüt tarafından düzenlenen otel toplantılarına çoğu kez katıldığı ve 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra da katılmaya devam ettiği, yine örgüt tarafından [24/1/2013 ve 29/1/2014 tarihlerinde] düzenlenen yurt dışı gezisine örgütün imamı olan [Ü.E.] ile birlikte katıldığı, sanığın eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu dikkate alındığında sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği açıktır."

15. Başvurucu; İstinaf Dairesinin kararına yönelik sunduğu temyiz dilekçesinde -diğerlerinin yanı sıra- istinaf aşamasında sunulan delillerin toplanmadığını, örgüt içindeki konum ve hiyerarşik ilişkisinin açıklanmadığını, sendika üyeliğinin yasal bir hak olduğunu, hesap hareketlerinin hatalı değerlendirildiğini ve örgüt üyeliği suçunun oluşmadığını ileri sürmüştür. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesi, İstinaf Dairesi kararını 20/12/2018 tarihinde onamıştır.

16. Başvurucu, nihai kararı 13/2/2019 tarihinde öğrendikten sonra 7/3/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Komisyon adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, tanık dinletme ve sorgulama hakkı, örgütlenme özgürlüğü ile suçta ve cezada kanunilik ilkesi dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna ve anılan şikâyetlerin kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

18. Başvurucu; sendika üyeliği, Bank Asya hesabına para yatırma, otel konaklama kayıtları ve çocuğunu özel okula gönderme şeklindeki bilgi ve belgelerin hangi gerekçelerle mahkûmiyet kararında aleyhe değerlendirildiğinin ve örgütsel talimata göre hareket ettiğine ilişkin kabulün hangi delillere dayandırıldığının kararda açıklanmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca suçun unsurlarının oluşmadığını, tanık dinlenmesine ve tahkikatın genişletilmesine yönelik taleplerinin hangi gerekçeyle kabul edilmediğinin de kararda açıklanmadığını ileri sürmüştür.

19. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; mevcut başvuruda öncelikle kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının ve olağan kanun yollarının tüketilip tüketilmediğinin incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Diğer taraftan ise dava konusu maddi olay ve olguların, delillerin değerlendirilmesinin, hukuk kurallarının yorumlanmasının ve uygulanmasının, uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun ve kullanılan takdir yetkisinin sebeplerinin makul bir şekilde gerekçelendirildiği açıklanmıştır. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genel olarak bireysel başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

20. Başvurucunun şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı bağlamında incelenmiştir.

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

22. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen birçok başvuruda gerekçeli karar hakkının kapsam ve içeriğini belirlemiştir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesi de dikkate alındığında kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Tarafların uyuşmazlığın sonucuna etkili nitelikteki iddia ve itirazlarının mahkemesince ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekir. Diğer taraftan kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından yeterlidir. Bununla birlikte ilk derece mahkemesince karşılanmayan iddia ve itirazların bu defa kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi gerekçeli karar hakkının ihlaline yol açar (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/1213, 4/12/2013, §§ 25, 26; Yasemin Ekşi [1. B.], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §§ 56, 57; Vesim Parlak [2. B.], B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §§ 33, 34; Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31-39; Münür Ata [2. B.], B. No: 2014/4958, 22/1/2015, §§ 37-43; Hikmet Çelik ve diğerleri [2. B.], B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 54-59; Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [2. B.], B. No: 2013/7847, 9/3/2016, §§ 36-48; Mehmet Yavuz [1. B.], B. No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51).

23. Somut olayda İstinaf Dairesince, başvurucunun FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan mahkûm olmasında dayanılan deliller;

i. Örgütle irtibatlı olması nedeniyle kapatılmasına karar verilen sendikaya üyeliğinin bulunması,

ii. Örgütün finans kurumu olan Bank Asyaya destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı doğrultusunda 2014 yılında para yatırması,

iii. Örgüte eleman kazandırılması ve finans sağlanması amacıyla örgüt tarafından düzenlenen otel toplantılarına il ve ilçe imamlarıyla birlikte 12 defa katılması ve 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonraki dönemde de katılmaya devam etmesi,

iv. Örgüt tarafından düzenlenen yurt dışı gezilerine örgütün il imamıyla birlikte katılması olarak açıklanmıştır (bkz. § 14).

24. Başvurucu yargılamanın tüm aşamalarında sunmuş olduğu savunmasında Bank Asya hesabını yurt dışında yaşayan akrabasının yatırım ve ev tadilatı yapılması amacıyla kendisine gönderdiği paralar için kullandığını, UFUK SAĞLIK-SEN'in örgütsel bağlantısından bilgisinin olmadığını, otel konaklamalarını ailesiyle birlikte tatil amacıyla gerçekleştirdiğini ve yine yurt dışı çıkışını eğitim almak için yaptığını ileri sürmüştür (bkz. §§ 5, 9).

25. Yargıtay uygulamasına göre kişilerin örgütle iltisaklı Bank Asya'ya örgüt liderinin talimatıyla ve terör örgütüne yardım etme kastıyla destek amaçlı para yatırdıklarına ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmaması durumunda, mevcut şüphe sanık lehine değerlendirilmektedir [birçok karar arasından bkz. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25/11/2024 tarihli ve E.2022/24737, K.2024/15026; 12/12/2024 tarihli ve E.2022/30656, K.2024/18046; 23/12/2024 tarihli ve E.2022/34231, K.2024/19255 sayılı kararları]. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi ilgili Yargıtay içtihadına da atıf yapmak suretiyle başvurucuların örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtıklarını, bankacılık işlemleri yaptıklarını gösterir, kastlarını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararlarda yeterince değerlendirilmediği nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Ruhi Erginer ve diğerleri [2. B.], B. No: 2023/24807, 15/4/2025, § 24).

26. Anayasa Mahkemesi Mustafa Özterzi ([GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019) kararında örgütsel amaçlarla yapıldığını gösteren somut olgular ortaya konulmadığı sürece yalnızca FETÖ/PDY'ye aidiyeti veya örgütle iltisakı, irtibatı belirlenen sivil toplum örgütüne üye olunmasının örgütsel bir ilişki bakımından kuvvetli suç belirtisi olarak kabulünü mümkün görmemiştir (Mustafa Özterzi, §§ 105, 106; aynı yöndeki değerlendirmeler için ayrıca bkz. Mustafa Açay [1. B.], B. No: 2016/66638, 3/7/2019, § 61; İlker Deniz Yücel [2. B.], B. No: 2017/16589, 28/5/2019, § 86; Murat Aksoy [GK], B. No: 2016/30112, 2/5/2019, § 79; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 146; mahkûmiyet kararı yönünden benzer değerlendirmeler için ayrıca bkz. Bilal Celalettin Şaşmaz [1. B.], B. No: 2019/20791, 18/10/2022, §§ 17, 18, 57).

27. Yargıtay, FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan işlem yapılan kişilerle konaklama kaydının bulunmasını -aynı kişilerle yurt dışına çıkması ve dijital materyallerinde elde edilen diğer delillerin varlığı birlikte gözetildiğinde- sanığın eylemlerinin hiyerarşik yapıya dâhil olup örgütle organik ilişki içinde olduğunu gösterir çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik göstermediğine karar vermiştir [Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 18/3/2025 tarihli ve E.2022/2475, K.2025/8472 sayılı kararı].

28. Bu noktada belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin doğrudan ilgili soruşturma ve yargılama makamlarının yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması söz konusu olamaz. Bu konuda asıl sorumlu ve yetkili olanlar ilk elden olayları inceleyen yetkili adli ve idari mercilerdir (Cemil Danışman [1. B.], B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 58). Ancak başvurucunun Bank Asya hesabını yurt dışında yaşayan dayısının yatırım için kendisine gönderdiği paralar için açtığına, UFUK SAĞLIK-SEN'in örgütle irtibatını bilmediğine, mesleğiyle ilgili toplantıya katılmak için ailesiyle birlikte otelde konakladığına ve örgüt imamlarının otelde bulunduğundan haberinin olmadığına dair sübuta, ceza hukukunun temel prensiplerine ve Yargıtay uygulamasına temas eden kararın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunma ve itirazları hakkında gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak somut değerlendirmede bulunulmadığı anlaşılmaktadır (bkz. § 14).

29. Başvuru konusu olayda gerekçeli karara bakıldığında başvurucunun sendika üyelik kaydı, birtakım banka verileri, yurt dışı gezisine katılma ile örgütle irtibatlı olduğu belirtilen kişilerle aynı otelde konakladığını gösteren kayıtlar dikkate alınarak mahkûmiyet sonucuna varıldığı görülmüştür. Bununla birlikte özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarında ve Yargıtay içtihadında yer verilen (bkz. §§ 25-27) ilkelerin herhangi bir şekilde kararda tartışılmadığı, bu çerçevede Yargıtay içtihadında ortaya konulması gerektiği belirtilen başvurucunun örgüte yardım kastıyla, bilerek ve isteyerek bu hesabı açtığını gösterir, kastını ortaya koyan yeterli delil bulunup bulunmadığı hususunun kararda yeterince değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Diğer taraftan mahkûmiyet kararında örgüt tarafından düzenlenen yurt dışı gezisinde yapılan toplantının ve sendika üyeliğinin örgütsel bir özellik taşıyıp taşımadığı ile başvurucunun diğer birtakım kişilerle aynı otelde ve aynı zamanda konaklamış olmasının başvurucunun örgütün nihai amacını bildiğini ve terör örgütü hiyerarşisi içinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetlerinin varlığını ortaya koyduğunun yeterli gerekçeyle açıklanamadığı da değerlendirilmiştir. Yine temyiz incelemesi sırasında da bu eksiklik telafi edilmemiştir.

30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

31. Başvuruda, adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden kararda varılan sonuca ve uygun görülen giderime göre başvurucunun örgütlenme özgürlüğü, suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetleri bakımından kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek olmadığına karar verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

32. Başvurucu; ihlalin tespiti, yeniden yargılama yapılması ile miktar belirtmeksizin maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

33. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).

34. Öte yandan hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın neticesiyle ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Anayasa Mahkemesince verilen hak ihlali kararı uyuşmazlığın sonuçlarından bağımsız olup beraate veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Kural olarak yargılamanın her aşamasında olduğu gibi ihlalin sonuçlarını gidermek üzere yeniden yapılacak yargılama sonunda da delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.

35. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Diğer ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,

D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (E.2017/3066, K.2018/140) iletilmek üzere Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2017/376, K.2017/313) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

F. 364,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.364,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 8/4/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.