|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
V.T. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2024/23594) |
|
Karar Tarihi: 23/12/2025 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Basri BAĞCI |
|
Üyeler |
: |
Engin YILDIRIM Yıldız SEFERİNOĞLU Kenan YAŞAR Metin KIRATLI |
|
Raportör |
: |
Tuğba YILDIZ |
|
Başvurucular |
: |
|
|
Vekili |
: |
Av. Cihan SÖYLEMEZ |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından tazminata hükmedilmemesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucular 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında oluşan zararlarının tazmini talebiyle Tunceli Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Zarar Tespit Komisyonu) muhtelif tarihlerde (bkz. ekli liste (E) sütunu) başvurmuştur. Taleplerinin zımnen reddi üzerine Elâzığ İdare Mahkemelerinde iptal davası açmış (tarihler için bkz. ekli liste (F) sütunu) ve yargılama süreçleri Danıştay Onuncu Dairesinin temyiz onama kararlarıyla (tarihler için bkz. ekli liste (E) sütunu) sona ermiştir. Başvurucular, yargılamanın uzun sürdüğü şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
3. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'la kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmaları gerektiğinden birleştirilen başvuruların tamamını kabul edilemez bulmuştur.
4. Bunun üzerine başvurucular, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin hak ettikleri tazminatlarının yasal faiziyle ödenmesi istemiyle muhtelif tarihlerde Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Tazminat Komisyonu değişik tarihlerde verdiği kararlarda başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Tazminat Komisyonu başvurucuların Zarar Tespit Komisyonuna başvuru tarihleri ile nihai olarak verilen temyiz kararları arasında geçen zamanın ortalama yedi buçuk yıl sürdüğünü ve bu sürecin makul olduğuna karar vermiştir.
5. Başvurucular, karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesine (Bölge İdare Mahkemesi) itirazda bulunmuştur. Başvurucular itiraz dilekçelerinde idari yargı sürecinin uzun sürdüğünü, Anayasa Mahkemesine yapılan emsal başvurularda ihlal kararları verildiğini iddia etmiştir.
6. Bölge İdare Mahkemesi, başvurucuların itirazının reddine hükmetmiş; karar gerekçesinde 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan bireysel başvurulara ilişkin emsal kararlar dikkate alındığında yedi buçuk yıllık sürecin makul ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun olduğunu belirtmiştir.
7. Başvurucular, nihai kararları öğrendikten sonra süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
8. Komisyon ekli listenin (B) sütununda yer alan dosyaların konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2024/23594 numaralı bireysel başvuru dosyasıyla birleştirilmesine ve incelemenin 2024/23594 numaralı dosya üzerinden yürütülmesine, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
II. DEĞERLENDİRME
9. Başvurucular adli yardım talebinde bulunmuştur. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
10. Başvurucular, yargılama sürecinin uzun sürdüğünü, Tazminat Komisyonunca tazminata hükmedilmemesinin Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarına aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, mevcut başvuruda kabul edilebilirlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerektiği, Bölge İdare Mahkemesinin gerekçelerinin tarafların delilleri ve ilgili hukuk kurallarının yorumuna ilişkin olup açıkça keyfî olduğunun veya bariz bir takdir hatası içerdiğinin söylenemeyeceği, başvurucuların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilip edilmediği konusunda yapılacak incelemede Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı formdaki iddialarını yinelemiştir.
11. Başvuru konusu olayda temel mesele, başvurucuların taraf oldukları davaların makul sürede tamamlanmaması olduğundan başvuruya konu şikâyetlerin makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
12. Makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddiasıyla 12/3/2024 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan ve bu tarihten sonra makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla yapılan başvurular yönünden bir kanun yolu oluşturulmuş olup eldeki başvuruda inceleme söz konusu kanun yolu olan Tazminat Komisyonu kararları ve bu karara karşı itirazı inceleyen Bölge İdare Mahkemesi kararlarına ilişkin olacaktır.
13. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
14. Etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya (yeterli giderim sağlama) elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanması olarak tanımlanabilir (Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47; Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44).
15. Öte yandan şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve gerektiğinde uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının olması ilgililere etkili başvuru hakkının sağlanmasının bir gereğidir. Buna göre kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta yer alması yalnız başına yeterli olmayıp bu yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Söz konusu yola başvurulabilmesi için öngörülen koşullar somut olaylara tatbik edilirken dayanak işlem, eylem ya da ihmallerden kaynaklanan savunulabilir nitelikteki iddiaların bu doğrultuda geniş şekilde değerlendirilmesi, koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılması durumunda ise bu durumun yargı makamları tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanması gerekir (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49).
16. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda Tazminat Komisyonu ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde Tazminat Komisyonu ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin [1. B.], B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan [2. B.], B. No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen [1. B.], B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir [1. B.], B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya [1. B.], B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
17. Olayda başvurucuların şikâyetlerinin yargılama sürecine ilişkin olması ve Tazminat Komisyonunda kısa sürede başvuruların sonuçlandırılmış olması dikkate alındığında başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının 5233 sayılı Kanun kapsamında Anayasa Mahkemesince oluşturulan ilkelere göre değil Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkına yönelik şikâyetlerde uyguladığı genel ilkelere göre değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
18. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın ikame edildiği tarih, sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl [2. B.], B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47). Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
19. İncelenen olayda anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda verdiği kararlar ile davaların niteliği ve uyuşmazlığın türü dikkate alındığında başvurucuların taraf olduğu söz konusu idari davalara ilişkin yargılama sürelerinin -Zarar Tespit Komisyonunda geçen süre hariç yargılamaların yedi yıla yakın sürdüğü görüldüğünden- makul olmadığı tartışmasızdır.
20. Uyuşmazlıkların niteliği, taraf sayısı, yargılamanın süresi gözönünde bulundurulduğunda makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilen başvurucular için Tazminat Komisyonunun, sadece Zarar Tespit Komisyonuna başvuru tarihi ve yargılamanın bitiş tarihi arasındaki süreci dikkate alarak yargılama süreçlerini makul görmesi katı ve şekilci bir yorum olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda Tazminat Komisyonunun anılan değerlendirmesi nedeniyle başvurucuların makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
22. Başvurucular, ihlalin tespiti ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
23. Başvuruda tespit edilen makul sürede yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. İhlalin giderilmesi için kararın Tazminat Komisyonu kararlarının nihai denetimini yapan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği Bölge İdare Mahkemesince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
24. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde teminat altına alınan etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesine (ekli listenin (D) sütununda esas numaraları belirtilen) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminat talebinin REDDİNE,
F. 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 23/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.





