Türkiye yeni adli yılına hararetli bir haber ile girdi. Adalet Bakanı tarafından hukuk mensuplarına verilen çeşitli müjdelerin yanı sıra soruşturma kapsamında yapılan bir operasyon sonucunda üzerimizde bu yazıyı yazma zorunluluğu hissettik.

Hukuk’a Giriş dersinde anlatılan temel normlardan olan suçun şahsiliği ilkesi ve toplumun geri kalanına hukukçular olarak borcumuz olan hukukun emirlerinin layığıyla yerine getirilmesi boynumuzun borcudur. Hiç kimseye devam eden bir soruşturma yüzünden yine hukuk’a giriş dersinde öğrendiğimiz masumiyet karinesi gereği yargısız infaz yapacak insanlar değiliz fakat günümüz gerçekleri gereği gerek rastgele bi anda gelen icra dosyanız şöyle böyle olmuştur mesajı gerekse çevremizden yanımızdan yöremizden duyduğumuz benim borcum vardı avukatlar ailemi aramış sen hukukçusun bunun yasal bir zemini var mı soruları ve hatta gerekse bu ve benzer meslektaşlarımızın bürolarının şikayet siteleri ve arama motorlarında çıkan vatandaş tarafından yapılan yorumları bu sürecin ne denli özen gösterilerek yürütülmesi gereken bir soruşturma olduğu gerçeğini gözler önüne sürüyor.

Bu yazıyı yazarken bir müvekkilimize gelen mesaj üzerine araştırmalarımızı derinleştirdik ve bu yapılan hukukla uzaktan yakından ilgisi alakası olmayan süreç hakkında sizlere daha detaylı bilgi verme zorunluluğunda hissettik. Bu olayların en temelinde devletin kusursuz işlemesi ve işleri çağımız gerekliliklerine gerektiği gibi ayak uydurması amacıyla büyük hayaller ile kurulan ve bizce herhangi bir veri sızıntısı olmaması halinde takır takır işleyen bir çark olan e-Devlet vatandaş portalı bulunuyor. E-Devlet vatandaş portalı hepimizin bildiği üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin elektronik ortamdaki eli ayağı gözü kulağı. Vatandaşın yapmak isteyip e-devlet üzerinden yapamayacağı aksiyon neredeyse kalmadı fakat daha önce de belirttiğimiz gibi en büyük endişelerimizden olan veri sızıntısı yaşanması sonucu vatandaşların bilgileri çok cüzi miktarlar sonucu sokaktaki herhangi bir başka vatandaşa ve hatta yurtdışındaki insanlara aktif olarak satılmakta.

Peki vatandaş olarak bizlerin üstüne düşen sorumluluk nedir sorusuna gelecek olursak yapmamız gereken şey basit. Yukarıda söylediğimiz mesajlardan herhangi biri size gelirse panik yapmayıp UYAP Vatandaş Portalı üzerinden üzerimize atılı herhangi bir dava olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Hukuk kurallarının dışına çıkılarak, sadece korkutma amacıyla gönderilen bu tür mesajlara itibar etmemeli ve verilerinizin hukuka aykırı kullanıldığını düşünüyorsanız gerekli şikayet yollarına başvurmalısınız. Unutmayın hukuk sistemi haklıların hakkını, hakettiği şekilde alabilmeleri için varolmuştur fakat hukuk önünde haksızlığı kanıtlanmış kişilere de hukuk kuralları çerçevesinde yaptırımları öngörmüştür.

Türk Ceza Kanunu Madde 136, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçiren veya yayanlara 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası öngörür. Ancak mesele sadece kanundaki ceza miktarı değil. Mesele, “Borcunuz yasal takibe düştü”, “Hakkınızda haciz işlemi başlatıldı” gibi korkutucu mesajlarla sıradan vatandaşı sindiren bu sistemin nasıl bu kadar fütursuzca hukuk bürolarının içine yerleşebildiğidir. Ayrıca hukukun temel normlarından olan suçun şahsiliği ilkesi gereğince kişi işlediği yahut yapması gereken şeyleri yapmaması sonucunda yalnızca kendisi sorumludur. Aynı şekilde bu norm Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. Maddesinin 7. Fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsîdir.” Şeklinde koruma altına alınmıştır. Bu ve benzeri sebeplerle ailesinin, sevdiklerinin bu kümeye girmesi hukuka aykırıdır. Hukukun vatandaşı koruyan bir kalkan olması gerekir. Onun en zayıf noktasından, korkularından beslenen bir tehdit aracına dönüştürülmemelidir.

Hukuk ancak ve ancak hukukun öngördüğü şekilde ve şartlarda temin edilebilir aksi takdirde herkes kendi normlarını, kendi doğrularını temel almaya başlar ve bu da toplumun düzeni ve hukuk sisteminin toplumun düzen içinde yaşaması için varolduğu gerçeğini hiç varolmamışçasına reddetmeyle sonuçlanır.

Umarız ki hukukun üstünlüğü ve hukuk sisteminin verdiği kararların hukuk düzeni içinde tartışıldığı mutlu huzurlu yarınlara uyanırız ve bu kutsal mesleği kötü niyetli insanlardan koruyabiliriz.

Av. Begüm Gürel & Hukuk Fakültesi Öğrencisi Mehmet Emin BAŞ