YARGITAY’DAN KAT MÜLKİYETİ VE SİGORTA RÜCU DAVALARINDA GÖREVLİ MAHKEMEYE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİR EMSAL KARAR

Yrg. 5. HD, T. 08.06.2026, E. 2026/11101, K. 2026/10560

Bu karar; hem kat mülkiyetinden doğan uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulamasının zaman bakımından sınırını çizmesi hem de sigorta şirketlerinin rücu davalarında görevli mahkemenin tayini açısından büyük önem taşımaktadır.

I. DAVA VE KARARIN ÖZETİ

Uyuşmazlığın Kaynağı: Ana taşınmazın ortak gider borusunun tıkanması nedeniyle sigortalı bağımsız bölümü su basmıştır. Sigorta şirketi, sigortalısına konutta meydana gelen 10.720,00 TL hasar bedelini ödedikten sonra, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1472 uyarınca sigortalısının haklarına halef olarak zararın asıl sorumlusu olan kat maliklerine (apartman yönetimine) karşı rücuen icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine iptal davası açmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararı: Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi, 11.08.2022 tarihinde açılan davada, uyuşmazlığı ticari dava olarak nitelendirip arabuluculuk dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddine kesin olarak karar vermiştir.

DAİRENİN KARARI

Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesi; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan (KMK) kaynaklanan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, kat mülkiyeti davalarında zorunlu arabuluculuk şartının ise 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girdiğini belirtmiştir. Davanın açıldığı 11.08.2022 tarihinde bu şartın aranamayacağını vurgulayan Daire; mahkemenin ticaret mahkemesini görevli görmesi halinde dahi usulden ret yerine görevsizlik kararı vermesi gerektiğine işaret ederek, kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir.

Kararın Tam Metni: Resmî Gazete - 04.09.2026/33360

II. KARARA İLİŞKİN HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİMİZ

Anılan karar, 01.09.2023 öncesinde açılmış ve derdest olan kat mülkiyeti uyuşmazlıkları yönünden emsal teşkil ettiği gibi, doktrin ve uygulamada uzun süredir tartışmalı olan "sigortacının halefiyete dayalı rücu davalarında görevli mahkeme" sorununu yeniden gündeme getirmesi açısından oldukça kıymetlidir.

1. Yargıtay Gerekçesine İlişkin Eleştirimiz

Kanaatimizce 5. Hukuk Dairesi, "mahkeme ticaret mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varırsa usulden ret yerine görevsizlik kararı vermelidir" şeklindeki ikili bir ihtimale kapı aralamak yerine, esasa yönelik daha net bir duruş sergilemeliydi. Dairenin; "İşbu dava ticari bir dava olmadığından ve kat mülkiyetinden kaynaklanan davalar da davanın açıldığı tarihte henüz dava şartı arabuluculuğa tabi bulunmadığından, mahkemenin usulden ret kararı hukuka aykırıdır" şeklinde doğrudan bir gerekçeyle hüküm kurması usul ekonomisine daha uygun düşerdi.

2. Rücu Davalarında Görev Kriteri ve Temel İlişki Esası

Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında, sigorta tazminatını ödeyen sigortacının TTK m. 1472 uyarınca halefiyet hakkına dayanarak açtığı davaları, dayanağını TTK’dan alması sebebiyle mutlak ticari dava kabul eden görüşler mevcuttur. Ancak buna karşın savunageldiğimiz ve katıldığımız baskın görüş uyarınca; rücu veya halefiyet hakkının TTK'da düzenlenmiş olması, davanın niteliğini tek başına "ticari" yapmaya yetmez. Uyuşmazlığın özü taraflar arasındaki temel hukuki ilişkiye dayanır ve görevli mahkeme de bu temel ilişkiye göre belirlenmelidir. Bu husustaki detaylı görüşlerimizi daha önce Ankara Barosu'nun düzenlediği “Sigorta Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” konulu panelinde de açıkça dile getirmiştik (Bkz: Panel Yayını: https://www.youtube.com/watch?v=AfiMwBfUR_Y

3. Özel Kanun Hükmü (KMK Ek M. 1) Karşısında Görev Durumu

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi güncel kararında, halefiyete dayalı rücu davalarında genel olarak sigortalı ile zarara neden olan failin tacir olup olmadığına ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili bulunup bulunmadığına bakılması gerektiğini, bu şartlar varsa görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olacağını belirtmiştir.

Ancak somut olayda gözden kaçırılmaması gereken özel bir kanun hükmü mevcuttur:

Uyuşmazlık, kat mülkiyeti kurulu bir ana taşınmazın ortak borusundan kaynaklanan sızıntı sebebiyle doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. KMK m. 19 uyarınca her kat maliki, anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere kusuruyla verdiği zararlardan dolayı sorumludur. En önemlisi, KMK Ek Madde 1 hükmü, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun uygulanmasından doğan HER TÜRLÜ UYUŞMAZLIĞIN dava değerine bakılmaksızın sulh hukuk mahkemesinde çözümleneceğini emredici şekilde düzenlemiştir.

Sonuç olarak; temel ilişki kat mülkiyeti hukukuna dayandığı ve kanunda bu hususta açık, özel bir görev düzenlemesi (KMK Ek m. 1) yer aldığı için, tarafların tacir sıfatı olup olmadığı araştırılmaksızın, sigorta şirketinin açtığı bu rücu davasının ticaret mahkemesinde değil, sulh hukuk mahkemesinde görülmesi yasal zorunluluktur. Yargıtay’ın kanun yararına bozma kararı, yerel mahkemenin bu mutlak görevi atlayarak verdiği hatalı usulden ret kararını ortadan kaldırması bakımından isabetlidir.

Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku ABD Başkanı

Sigorta İtiraz Hakemi