T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
2024/1734 E., 2024/7351 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Somut olayda; alacaklı tarafından, borçlu hakkında 110.662,50-TL asıl alacak, 2.274.614,63-TL yıllık işlemiş temerrüt faizi (10.05.2010-07.10.2021 tarihleri arası) olmak üzere toplam 2.385.277,13-TL alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, takibin 04.12.2008 tarihli ödünç sözleşmesi ve 04.12.2008 tarih ve 34293 yevmiye numaralı ipotek resmi senedine dayalı olarak başlatıldığı, ipoteğin ödünç alınan 125.000,00 TL borca karşılık kesin borç ipoteği olarak tesis edildiği, ödünç sözleşmesi ve ipotek resmi senedinde temerrüt faizinin yıllık %225 olarak kararlaştırıldığı, takip talebi ve örnek 6 icra emrinde ise 110.662,50 TL asıl alacağın takip tarihinden itibarin işleyecek yıllık %180 temerrüt faizi ile tahsilinin istenildiği, borçlu yanca derdestlik ve kısmi ödeme iddialarının yanında TBK'nın 120.maddesi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt faiz oranının uygulanması gerektiği belirtilerek İcra Mahkemesine şikayet ve itirazda bulunulduğu Mahkemece "Şikayetin kısmen kabulü ile fazladan talep edilen “işlemiş faiz” isimli alacak kaleminin 285.908,51 TL tutarındaki kısmının iptali ile icra emrinin; “110.662,50 TL asıl alacak 1.988.706,12 TL İşlemiş faiz (%180 temerrüt faizi) 2.099.368,62 TL toplam alacak” şeklinde düzeltilmesine" karar verildiği, tarafların iş bu kararı istinaf ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. maddesinin; “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. Maddesi "Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin
kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır" denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76, faize ilişkin 88, temerrüt faizine ilişkin 120, ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddeleri, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Bu durumda yukarıda yazılı kanun maddelerinin somut olaya etkisinin irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığının kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesinde; TBK'nda "temerrüt faizi" başlıklı 120. maddedeki düzenlemeye göre, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmış ise, sözleşme ile kararlaştırılan yıllık temerrüt faiz oranının, 120. maddenin birinci fıkrası uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinin 04.12.2008 tarihli olduğu, aynı tarihli kesin borç ipoteği tesis edildiği, geri ödeme planı ilk taksit tarihinin 04.01.2009 tarihi olarak belirlendiği; temerrüt ihtarının 15.04.2010 da noter kanalı ile gönderildiği, 6098 sayılı yasa 04.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, mevcut takip tarihinde ve öncesinde yürürlükte olduğu, ancak takip dayanağı borcun 6098 sayılı yasa yürürlüğe girmeden doğduğu, bu durumda 6098 sayılı yasanın yürürlük tarihine kadar yıllık %180 oranınının, yürürlük tarihinden sonra ise aynı yasanın
120. maddesi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt faiz oranın uygulanması elzemdir.
O halde bilirkişiden ek rapor alınarak bakiye dosya borcu bulunup bulunmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken anılan yasa hükümleri göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan alacaklının istinaf talebi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaması da doğru görülmemiş olup temyize gelenin sıfatı nazara alınarak bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin 21.12.2023 tarih ve 2022/1642 E.-2023/2837 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 16.03.2022 tarih, 2021/538 E.-2022/350 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Next




