Güçlü bir ilk çerçeve, ancak “tavsiye” ile yükümlülüğün sınırı her yerde açık değil
Türkiye Barolar Birliği, avukatların yapay zekâ kullanımında mesleki sır, kişisel veriler, doğrulama, insan denetimi ve müvekkil haklarına ilişkin kapsamlı bir tavsiye rehberi yayımladı. Uluslararası örneklerle karşılaştırıldığında rehber özellikle veri güvenliği ve büro içi yönetişimde ayrıntılı bir çerçeve sunuyor. Ancak yapay zekâ teknolojisinin 2026'da ulaştığı ajan sistemleri, yeni siber saldırılar ve yapay zekâya özgü çıkar çatışmaları gibi bazı başlıkların şimdiden ikinci sürümü gerektirebileceği görülüyor.
ANKARA, 28 Ağustos 2026 — Türkiye Barolar Birliği (TBB), yapay zekâ araçlarının avukatlık faaliyetlerinde kullanımına ilişkin mesleki sınırları belirlemeyi amaçlayan “Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi”ni bugün internet sitesinde yayımladı ve rehberi meslektaşlara SMS ile duyurdu.
TBB Bilişim ve Teknoloji Hukuku Komisyonu tarafından hazırlanan metnin temel ilkesi, avukatın yapay zekâdan yararlanabileceği ancak mesleki sırrı, kişisel verilerin korunmasını, müvekkil menfaatini, nihai hukuki muhakemeyi ve mesleki sorumluluğu hiçbir aşamada yapay zekâya devredemeyeceği biçiminde özetleniyor. Rehber, 14-15 Şubat'ta Ankara'da düzenlenen Yapay Zekâ ve Avukatlık Çalıştayı'nın çalışmalarına dayanıyor.
Ancak rehberin geçmişi bugünkü duyurudan daha eski. TBB, 15 Haziran'da yaptığı duyuruda rehberin 20 Haziran'daki “Yapay Zekâ ve Avukatlık Çalıştayı Sonuç Paneli”nde kamuoyu ve meslektaşlarla paylaşılacağını açıklamıştı. Bu nedenle 28 Ağustos gelişmesi, çalışmanın ilk kez ortaya çıkmasından çok resmî yayın ve yaygınlaştırma aşaması niteliğinde.
Dört basamaklı risk modeli
Rehber, yapay zekâ kullanımını tek bir yasak veya izin rejimine bağlamak yerine dört kategoriye ayırıyor. Genel mevzuat araştırması, anonim konu planlaması ve kamuya açık metinlerin özetlenmesi “serbest yardımcı kullanım”; dilekçe veya sözleşmenin ilk iskeletinin hazırlanması, anonimleştirilmiş belge özeti ve içtihat ön elemesi “sınırlı ve kontrollü kullanım” kabul ediliyor.
Hassas veri içeren dosya incelemeleri, dava ve icra evrakı, sağlık, adli sicil ve vergi bilgileri, ticari sırlar ve stratejik müzakere belgeleri ise kapalı sistem, KVKK denetimi, erişim sınırlandırması ve kayıt tutulması gibi özel güvencelere bağlanıyor. Rehber ayrıca müvekkil verilerinin güvencesiz genel amaçlı sistemlere aktarılmasından insan denetimi olmaksızın hukuki karar verilmesine kadar bir dizi kullanımı yasak veya mesleğin niteliğiyle bağdaşmaz kabul ediyor.
Metnin güçlü taraflarından biri, “ChatGPT'ye gizli belge yüklemeyin” düzeyindeki genel uyarılarla yetinmemesi. Avukatın kullanacağı sistem bakımından veri lokasyonu, yurt dışına aktarım, alt veri işleyenler, model eğitiminde yeniden kullanım, log kayıtları, silme imkânı, çok faktörlü kimlik doğrulama, sızma testleri ve veri işleyen sözleşmelerinin incelenmesini istiyor. Hassas dosyalarda verinin doğrudan modele verilmesi yerine, büro denetimindeki bir bilgi deposundan gerektiğinde veri çeken RAG benzeri sistemlere ve mümkün olduğunda büro içi veya kapalı sistemlere yöneliyor.
Bu yönüyle TBB metni, yalnız etik ilkeleri sıralayan kısa baro açıklamalarından daha ileri gidiyor. Büro içi yapay zekâ politikası, onaylı araç listesi, yetki matrisi, olay müdahalesi, tedarikçi inceleme soruları, müvekkil sözleşmesine konulabilecek örnek hüküm ve hatta yapay zekâ kaynaklı zararların mesleki sorumluluk sigortasında nasıl ele alınması gerektiği ayrı başlıklarda inceleniyor.
Ücret konusunda da açık bir çizgi var: Yapay zekânın kazandırdığı süre, avukat tarafından fiilen harcanmış çalışma süresiymiş gibi faturalandırılamayacak; büronun genel yapay zekâ ve teknoloji giderleri de önceden anlaşılmadıkça ayrıca müvekkile yüklenemeyecek. Buna karşılık yapay zekâ kullanılmış olması, verilen hukuki hizmetin değerini kendiliğinden düşürmeyecek.
Rehber bağlayıcı mı?
En önemli hukuki ayrım burada ortaya çıkıyor. Rehberin son bölümünde açıkça, “Bu Rehber, yayım tarihinden itibaren tavsiye niteliğinde esas alınır” deniliyor. Dolayısıyla metni, bugün itibarıyla bağımsız ve yeni bir disiplin normu veya Avukatlık Kanunu'na eklenmiş yeni bir yükümlülük gibi değerlendirmek mümkün görünmüyor. Rehberin kendisi de “salt yapay zekâ kullanımı”nın disiplin yaptırımı sebebi sayılmaması, değerlendirmede somut ihlal, zarar, kusur, veri güvenliği ihlali veya mesleki özen eksikliğinin esas alınması gerektiğini söylüyor.
Bu, rehberde yazılanların hukuken önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesi avukatlara görevlerini özen ve doğrulukla yerine getirme ve TBB tarafından belirlenen meslek kurallarına uyma yükümlülüğü getiriyor. Mesleki sır bakımından Kanun'un 36. maddesi ve TBB Meslek Kuralları da yapay zekâdan bağımsız olarak uygulanmaya devam ediyor. TBB'nin mevcut disiplin kararları, sır saklama veya mesleki özen ihlallerinin zaten disiplin yaptırımı doğurabildiğini gösteriyor.
Bu nedenle yapay zekâya gerçek bir dava dosyasındaki gizli bilgileri hukuka aykırı biçimde aktaran veya uydurma bir içtihadı kontrol etmeden mahkemeye sunan avukatın sorumluluğunun kaynağı esasen rehber olmayacak; rehberden önce de var olan sır saklama, özen, doğruluk, veri koruma veya yargı merciine karşı dürüstlük yükümlülükleri olacak.
Bununla birlikte rehber başka bir işleve sahip olabilir. Bir disiplin kurulunun veya mahkemenin ileride “makul ve özenli bir avukat 2026 yılında yapay zekâ kullanırken hangi önlemleri almalıydı?” sorusuyla karşılaşması hâlinde, TBB'nin kendi yayımladığı rehberin mesleki özen standardının yorumlanmasında başvurulan kaynaklardan biri hâline gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Bu, bugün için rehberde yazılan her tavsiyenin disiplin kuralı olduğu anlamına gelmez; ancak soft law niteliğindeki bir belgenin zamanla özen standardını somutlaştırması ihtimalidir.
Burada metnin geliştirilmesi gereken önemli bir nokta bulunuyor. Rehber bir yandan “tavsiye” olduğunu ilan ederken diğer yandan bazı hükümlerde “zorunludur”, “kullanılamaz” ve “sunamaz” gibi ifadeler kullanıyor. Örneğin belirli bir hâkimin geçmiş kararlarının kimlik verileriyle profillenmesi veya o hâkimin belirli bir davadaki kararının tahmin edilmeye çalışılması “mesleki faaliyet bakımından sakıncalı” sayılıyor.
İkinci sürümde her ilkenin yanına “kanuni yükümlülük”, “TBB Meslek Kuralı”, “KVKK yükümlülüğü”, “mahkeme/usul kuralı” veya “TBB iyi uygulama tavsiyesi” biçiminde kaynak etiketi konulması, avukat açısından önemli bir belirsizliği giderebilir. Rehberin mevcut hâlinde ayrı bir kaynakça veya yabancı baro rehberleriyle karşılaştırmayı gösteren sistematik bir atıf bölümü de bulunmuyor.
Dünya aynı sorularla uğraşıyor, fakat bazı ülkeler ikinci aşamaya geçti
TBB'nin temel yaklaşımı uluslararası eğilimle büyük ölçüde örtüşüyor. Amerikan Barolar Birliği'nin 2024 tarihli Formal Opinion 512'si de üretken yapay zekâ kullanan avukat bakımından yeterlilik, gizlilik, müvekkille iletişim, çalışanların gözetimi, mahkemeye karşı dürüstlük ve makul ücret ilkelerini odağa alıyor. New York City Bar ise yeni yasaklar yaratmaktan çok avukatlara “koruyucu bariyerler” sağlanması gerektiğini savunuyor ve yapay zekâya özgü çıkar çatışması sorunlarını ayrıca inceliyor.
California ise rehber aşamasının ötesine geçmenin yollarını tartışıyor. Eyalet barosunun 2023'te yayımladığı yapay zekâ rehberi Mayıs 2026'da güncellendi ve ilk kez agentic AI, yani yalnız cevap üretmeyip belirli hedeflere ulaşmak için işlemleri kendi başına planlayıp gerçekleştirebilen ajan sistemlerini de kapsamına aldı. California Yüksek Mahkemesi ayrıca rehberdeki bazı ilkelerin meslek kurallarının yorumlarına taşınıp taşınmamasının değerlendirilmesini istedi; 2026'da yeterlilik, müvekkille iletişim, gizlilik, mahkemeye karşı doğruluk, büro politikaları ve personel gözetimine ilişkin değişiklikler kamuoyu görüşüne açıldı. Bunlar henüz burada “yürürlüğe girmiş kurallar” olarak değil, bağlayıcı meslek kurallarına geçiş yönündeki çalışma olarak okunmalı.
İngiltere'de düzenleyici kurum SRA'nın TBB duyurusundan yalnız 11 gün önce, 17 Ağustos'ta yayımladığı “Misuse of AI” uyarısı daha sert bir statüye sahip. SRA, belgeyi düzenleyici faaliyetlerinde dikkate alacağını açıkça belirtiyor; uydurma içtihatların mahkemeye sunulması ve müvekkil bilgilerinin kamuya açık yapay zekâ sistemlerine girilmesi başlıca riskler arasında sayılıyor. Bu nedenle İngiliz belgesi, salt iyi uygulama rehberinden düzenleyici yaptırıma daha yakın bir yerde duruyor.
Avustralya'da ise mahkemelerin doğrudan devreye girdiği farklı bir model görülüyor. Federal Court of Australia, 16 Nisan 2026'da üretken yapay zekânın dava süreçlerindeki kullanımına ilişkin özel Practice Note yayımladı; dilekçeler, beyanlar, deliller ve gizli bilgiler bakımından özel dikkat ve belirli durumlarda yapay zekâ kullanımının açıklanmasını öngörüyor. New South Wales'te de yüksek mahkemeden yerel mahkemelere ve bazı idari mercilere kadar farklı kurumların yapay zekâ protokolleri bulunuyor.
Bu karşılaştırma TBB rehberinin önemli bir sınırını da gösteriyor. TBB, bir mahkeme veya usul kuralı yapay zekâ kullanımının açıklanmasını isterse avukatın buna uyması gerektiğini söylüyor; fakat kendisi elbette mahkemeler adına böyle bir usul yükümlülüğü getirmiyor. Türkiye'nin 2025-2029 Yargı Reformu Stratejisi, buna karşılık yargılama faaliyetlerinde yapay zekâ destekli öneri sistemlerinin geliştirilmesini ve yapay zekânın etik-hukuki çerçevesini belirleyecek kurumsal yapı oluşturulmasını hedefliyor. Avukat rehberi ile ileride yargı tarafında çıkabilecek kuralların nasıl buluşacağı ayrı bir gündem olmaya aday.
Kanada Barolar Birliği'nin yaklaşımı, müvekkil rızasına ilişkin önemli bir nüans ekliyor. Kanada rehberi, kimi kullanımlarda müvekkilin bilgilendirilmesi ve anlamlı rızasının alınması gerekebileceğini kabul ederken, rızanın bütün riskleri ortadan kaldıran bir çözüm olmadığını özellikle vurguluyor. TBB ise müvekkil verisi, strateji, özel nitelikli veri veya esaslı metin söz konusu olduğunda “gerekli hâllerde açık rıza/onam” mekanizmasından söz ediyor. Burada KVKK anlamındaki “açık rıza” ile meslek hukuku anlamındaki “bilgilendirilmiş onam/izin”in hangi durumda gerekli olduğunun ileride daha kesin ayrılması yararlı olabilir.
Avrupa Barolar Federasyonu'nun 2025'te güncellenen ilkeleri, TBB'de daha az görünür olan iki alanı ayrıca sayıyor: avukatın başkalarının yapay zekâ kullanımını da hesaba katması ve yapay zekâ kullanımının çevresel etkisi. Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi'nin (CCBE) 2025 rehberi ise siber güvenlik, deepfake ve sentetik kimlik dolandırıcılığı ile yapay zekâ sistemlerinin farklı müvekkil ve bürolardan gelen bilgiler nedeniyle yaratabileceği çıkar çatışması ihtimalini açıkça ele alıyor.
Hollanda Barosu'nun yaklaşımı da tedarikçi seçiminde TBB'yi tamamlayan bir soru soruyor: Avukat yalnızca verinin bugün nerede bulunduğunu değil, yarın sağlayıcıdan ayrılmak istediğinde ne olacağını da düşünmeli. Hollanda tavsiyeleri sözleşmelerde çıkış hükümleri ve sağlayıcıya bağımlılık (vendor lock-in) riskinin denetlenmesini özellikle istiyor.
2026 teknolojisi TBB Rehberini şimdiden zorluyor
Uluslararası karşılaştırmada TBB metninin en belirgin eksikliği, üretken yapay zekâyı büyük ölçüde “kullanıcı veri verir, sistem çıktı üretir, avukat kontrol eder” modeli üzerinden ele alması. Oysa 2026'da hukuk teknolojisinin önemli kısmı ajan sistemlerine doğru ilerliyor. Bu sistemler yalnızca dilekçe taslağı çıkarmıyor; e-postaya, bulut depoya veya büro sistemine erişebiliyor, araç çağırabiliyor, dosyaları değiştirebiliyor ve birbirini izleyen işlemleri insanın her aşamada yeni komut vermesine ihtiyaç duymadan gerçekleştirebiliyor. California'nın rehberini özellikle agentic AI nedeniyle güncellemiş olması bu değişimin düzenleyici düzeye ulaştığını gösteriyor.
TBB rehberinde de erişim kontrolü, loglama ve insan denetimi güçlü biçimde yer alıyor; ancak ajanların hangi işlemler için önceden insan onayı almak zorunda olduğu, dışarıya e-posta gönderebilme veya belge değiştirebilme yetkileri, geri döndürülemez işlemler, araç izinleri ve “shadow AI” kullanımı ayrı bir risk kategorisi değil.
Benzer şekilde rehber genel siber güvenlik tedbirlerini ele almasına rağmen, son dönemde hukuk belgelerinde de gündeme gelen prompt injection, zararlı talimat içeren karşı taraf belgeleri, RAG veri depolarının zehirlenmesi ve bir yapay zekâ ajanının okuduğu belge içindeki talimatı kullanıcı emri sanması gibi yapay zekâya özgü saldırı türlerini bağımsız başlık altında incelemiyor. CCBE'nin siber güvenlik ve yapay zekâ destekli dolandırıcılığı ayrı riskler arasında sayması, bu alanın klasik veri gizliliğinin ötesine geçtiğini gösteriyor.
Bir başka dikkat çekici alan delil güvenliği. TBB, yapay zekânın uydurma vakıa veya delil üretmemesi gerektiğini söylüyor; ancak deepfake ses, görüntü veya sentetik belgenin karşı taraftan delil olarak gelmesi durumunda avukatın doğrulama yükümlülüğünü ayrıntılı biçimde ele almıyor. Yapay zekâ çağında avukatın yalnız kendi kullandığı modele değil, önüne gelen dijital delilin yapay zekâyla üretilmiş olabileceğine de hazırlıklı olması gerekiyor.
TBB Rehberi'nin ikinci sürümünde cevap bekleyen sorular
Uluslararası baro rehberleri, mahkeme protokolleri ve 2026'daki teknolojik gelişmeler birlikte okunduğunda, Türkiye açısından araştırılması ve sonraki rehberlerde daha açık yanıtlanması gereken sorular şöyle belirginleşiyor:
1. Hangi yapay zekâ kullanımı müvekkile mutlaka açıklanmalı? Yalnızca gizli veri işlendiğinde mi, yoksa hukuki işin esaslı kısmı yapay zekâya devredildiğinde de mi? Genel bir vekâlet sözleşmesi hükmü yeterli olabilir mi?
2. “Açık rıza”, “onam”, “sözleşmesel yetkilendirme” ve yalnızca “bilgilendirme” birbirinden nasıl ayrılacak? Özellikle KVKK bakımından açık rıza her veri işlemenin varsayılan hukukî sebebi olmadığına göre rehber hangi durumda hangisini arıyor?
3. Bir yapay zekâ ajanının yalnız metin üretmesi ile e-posta göndermesi, UYAP dışı sistemlerde işlem yapması, takvim oluşturması veya dosya değiştirmesi aynı denetim rejimine mi tabi olacak? Geri döndürülemez işlemler için zorunlu insan onayı getirilmeli mi?
4. Prompt injection veya zararlı belge saldırısında mesleki özen standardı ne olacak? Karşı taraftan gelen PDF'nin içindeki gizli talimatı yerine getirerek bilgi sızdıran bir ajan nedeniyle sorumluluk kime ait olacak?
5. Avukatın teknolojik yeterliliği yalnız yapay zekâyı kullanırken mi aranacak? Yoksa ekonomik ve güvenilir bir teknoloji müvekkilin menfaatine açıkça yarar sağlayabilecekken onu bilmemek veya kullanmayı reddetmek de ileride mesleki yeterlilik sorunu olabilir mi?
6. Büro çapındaki yapay zekâ sistemlerinde çıkar çatışması nasıl denetlenecek? Bir modelin veya ortak bilgi deposunun farklı müvekkillerin bilgilerinden dolaylı biçimde yararlanmasının sınırı nedir?
7. Hâkim analitiğinin sınırı tam olarak nerede? Kamuya açık binlerce kararın anonim istatistiksel analizinden belirli bir hâkimin kişisel profillenmesine hangi noktada geçilmiş olur ve TBB'nin bu konudaki “sakıncalı” değerlendirmesinin somut hukukî dayanağı nedir?
8. Mahkemeler yapay zekâ kullanımının açıklanmasını istemeli mi? İstenirse her yapay zekâ yardımı mı, yalnız esaslı içerik üretimi mi beyan edilmeli? Avustralya'daki gibi dava türüne göre değişen uygulama notları Türkiye için gerekli mi?
9. Deepfake ve sentetik delil karşısında avukat hangi doğrulamaları yapmakla yükümlü olmalı? Yapay zekâ tarafından üretilmiş olabileceğinden şüphelenilen ses, görüntü veya elektronik belgenin mahkemeye sunulmasında yeni bir doğrulama standardı gerekli mi?
10. Yapay zekâ kullanım kayıtları ne kadar süre saklanmalı? Rehber bir yandan kritik kullanımların kayıt altına alınmasını, diğer yandan gereksiz prompt ve verilerin silinmesini istiyor. Olası disiplin, sorumluluk veya müvekkil uyuşmazlığında hangi kayıtların korunacağı açıklığa kavuşturulmalı mı?
11. TBB ürün onaylamadan araçları karşılaştırılabilir hâle getirebilir mi? Veri lokasyonu, model eğitimi, sıfır veri saklama, şifreleme, kaynak doğruluğu, alt işleyenler ve ajan yetkileri için standart bir “yapay zekâ tedarikçi beyan formu” oluşturulabilir mi?
12. Rehber yaşayan bir belgeye dönüşecek mi? SRA, California ve Hollanda örneklerinde olduğu gibi yeni disiplin kararları, veri ihlalleri ve teknoloji değişiklikleri geldikçe sürüm numarası ve değişiklik günlüğüyle düzenli güncelleme yapılması gerekir mi?
TBB Rehberi güçlü bir başlangıç ama henüz son versiyon değil
Karşılaştırmalı inceleme, TBB rehberinin geç kalmış veya yüzeysel bir çalışma olmadığını gösteriyor. Özellikle KVKK ve yurt dışına veri aktarımı, alt işleyenler, veri lokasyonu, anonimleştirme, RAG, büro politikası, kayıt, personel eğitimi, tedarikçi denetimi, ücret ve mesleki sorumluluk sigortasını tek belgede bir araya getirmesi, onu birçok erken dönem baro rehberinden daha uygulanabilir hâle getiriyor.
Buna karşılık rehberin en önemli sorunu içerik eksikliğinden çok normatif katmanların birbirine karışması. Bir avukat metni okuduğunda hangi cümlenin mevcut kanunun zaten zorunlu kıldığı bir sonucu, hangisinin TBB'nin ihtiyatlı etik yorumunu ve hangisinin yalnızca önerilen iyi uygulamayı ifade ettiğini her zaman kolayca ayırt edemiyor. Bu ayrım, rehberin ileride disiplin uygulamasında referans alınmaya başlaması hâlinde daha da önemli olacak.
Teknolojik tarafta ise sorun kaçınılmaz: Şubat ayında yapılan bir çalıştaydan çıkan ve ağustosta yayımlanan bir yapay zekâ rehberi, daha basıldığı gün eskime riski taşıyor. California'nın üç yıl önceki rehberini 2026'da ajan sistemleri nedeniyle yeniden yazması, Hollanda'nın belgesini “yaşayan doküman” olarak ele alması ve İngiliz düzenleyicinin yalnız bu ay yeni bir uyarı yayımlaması bunun göstergesi.
Bu nedenle TBB rehberinin asıl başarısı, bütün sorunlara bugün nihai cevap vermesinde değil, Türkiye'de avukatın yapay zekâ kullanımını ilk kez ortak bir mesleki tartışma zemini üzerinde somutlaştırmasında aranabilir. Bundan sonraki eşik, belgenin raflarda kalan bir tavsiye metni mi olacağı, yoksa disiplin kararları, mahkeme uygulamaları, teknolojik saldırılar ve yeni yapay zekâ mimarileriyle sürekli güncellenen gerçek bir meslek standardına mı dönüşeceği olacak.
Next