YARGITAY’IN NETANYAHU’NUN GÖRSELİNİN İZİNSİZ YAYINLAYAN HABER SİTESİ HAKKINDA VERDİĞİ TAZMİNAT KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ:
11. HD, T. 24.06.2026, E. 2025/6916, K. 2026/3848
A. DAVA KONUSU İDDİA VE SAVUNMA
1) Dava Konusu ve İddialar: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ajansa ait olan, her biri sahibinin hususiyetini taşıyan ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) uyarınca "Güzel Sanat Eseri" niteliğinde bulunan NETANYAHU’ya ait 6 adet fotoğrafın, davalı şirkete ait “……com” isimli internet sitesinde izinsiz, telifsiz ve bedelsiz olarak yayınlandığını ileri sürmüştür.
Davacı, mali haklarına tecavüz edildiğini belirterek tecavüzün önlenmesini, kaldırılmasını ve FSEK m. 68 ile m. 70/2 uyarınca farazi sözleşme bedeline dayalı olarak fotoğraf başına 1.000 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL maddi tazminatın işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2) Davalı Savunması
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın konusu olan fotoğrafların internet sitesinde yayınlandığı tarihler dikkate alındığında yasal zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalının habercilik alanında faaliyet gösteren bir basın kuruluşu olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde genel hükümler yerine 5651 sayılı İnternet Kanunu ve 5187 sayılı Basın Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davaya konu fotoğrafların estetik bir değer taşımadığını, sahibinin hususiyetini yansıtmadığını, bu nedenle FSEK kapsamında korunan birer "eser" olmadığını, basın dünyasında yaygın olarak kullanılan anonim fotoğraflar olduğunu ileri sürerek davanın esastan reddini istemiştir.
B. İLK DERECE MAHKEMESİ İSTİNAF DAİRESİ VE YARGITAY KARARLARI
1) İLK DERECE MAHKEMESİNİN GEREKÇELİ KARARI
Mahkeme: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (Esas: 2020/286 E. , Karar: 2022/221 K. , Karar Tarihi: 20.12.2022).
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; söz konusu 6 adet fotoğrafın davacının internet sitesinde sırasıyla 15.06.2015, 01.08.2016, 11.03.2013, 07.02.2019 ve 16.02.2015 tarihlerinde yayınlandığı, davalının sitesindeki görsellerle birebir aynı olduğu ve karine olarak hak sahibinin davacı şirket olduğu tespit edilmiştir.
Mahkeme, fotoğrafların teknik ve uzmanlık gerektiren konular olması sebebiyle bilirkişi heyetinin görüşü doğrultusunda "eser" niteliğinde olmadığına ve bu yüzden FSEK genel hükümleriyle korunamayacağına hükmetmiştir. Ancak fotoğraflar eser sayılmasa dahi, FSEK'in 84. maddesinin yollamasıyla Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri uyarınca koruma altında olduğu; davalının bu fotoğrafları izin almadan ticari amaçlı haber sitesinde kullanmasının haksız rekabet (haksız eylem) teşkil ettiği kabul edilmiştir.
Fotoğraflar eser niteliği bulunmadığı için davacının FSEK m. 68 uyarınca talep ettiği 2 kat tazminat ve tecavüzün önlenmesi/kaldırılması talepleri reddedilmiştir. Ancak haksız rekabet uyarınca bilirkişinin takdir ettiği fotoğraf başına 500 TL üzerinden toplam 3.000,00 TL maddi tazminatın (27.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte) davalıdan tahsiline karar vermiştir.
2) İSTİNAF KARARI
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (Karar Tarihi: 08.10.2025).
İlk Derece Mahkemesi'nin "kısmen kabul" kararına karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi yaptığı incelemede; yerel mahkemenin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Davalı vekili bu kararı temyiz etmiştir.,
3) YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ ÇOĞUNLUĞUNUN ONAMA KARARI
Yargıtay çoğunluğu, yapılan yargılamaya, saptanan somut uyuşmazlığa ve İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığına kanaat getirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin esastan ret kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, HMK m. 370/1 uyarınca kararın oy çokluğuyla ONANMASINA ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 24.06.2026 tarihinde kesin olarak karar verilmiştir.
4) KARŞI OY /MUHALEFET ŞERHİ
Daire Üyeleri Mehmet Tunç ve Döndü Deniz Bilir, çoğunluğun "Onama" görüşüne katılmayarak kararın davalı lehine BOZULMASI gerektiğini savunmuşlardır. Muhalefet gerekçeleri şu şekildedir:
Haksız Rekabet Unsurlarının Oluşmaması: Muhalif üyeler, çoğunluğun fotoğrafların "eser" olmadığını kabul etmesine rağmen, TTK m. 54 uyarınca haksız rekabetin gerçekleşmesi için zorunlu olan "dürüstlüğe aykırılık" ve "ticari amaç (paraziter sömürü)" unsurlarını tartışmadan karar verdiğini belirtmiştir. TTK m. 55/1-c'nin iş ürünlerine mutlak bir koruma sağlamadığı vurgulanmıştır.
Fotoğrafların İçeriği ve Kamusal Yarar: Davaya konu 6 fotoğrafın; İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail askerleri, din görevlileri ve milletvekilleri gibi Filistin odaklı güncel siyasi/askeri olayları yansıttığı belirtilmiştir. Bu görsellerin paylaşılmasının amacının ticari kazanç ya da tiraj artırmak değil, kamuoyunu bilgilendirmek (haber verme hakkı) olduğu ifade edilmiştir.
İfade ve Basın Özgürlüğünün Üstünlüğü: Anayasa'nın 26. (İfade Hürriyeti) ve 28. (Basın Hürriyeti) maddeleri ile Basın Kanunu m. 3 uyarınca; toplumu ilgilendiren siyasi meselelerde basın özgürlüğünün, eser niteliği taşımayan görseller üzerindeki mülkiyet iddialarından üstün tutulması gerektiği savunulmuştur.
Dairenin Emsal Kararları:
Kemal Sunal Kararı: Dairenin yakın tarihli bir kararında, merhum Kemal Sunal'ın film karakteri görüntüsünün bir belediyece pandemi afişinde kullanılması halk sağlığı/farkındalık amacı taşıdığı için "ticari amaç" yokluğundan haksız rekabet sayılmamış ve dava reddedilmiştir (E. 2024/929, K. 2025/162).
Lig TV / Maç Özeti Kararı: Bir TV kanalında hakemin futbolcuya kart gösterdiği 16 saniyelik görüntünün Lig TV logosu gizlenmeden 4 kez yayınlanması haber verme sınırları içinde kabul edilerek tazminat talebi reddedilmiştir (E. 2023/7575, K. 2023/7575).
Güncel Uluslararası Hukuk Durumu: Uluslararası Adalet Divanı'ndaİsrail aleyhine açılan "Soykırım" davası ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Binyamin Netanyahu hakkında savaş suçları nedeniyle çıkardığı tutuklama kararı hatırlatılmıştır. Bu küresel gelişmeler ışığında, "aranan bir failin" fotoğraflarının basında kullanılmasının hukuken serbest olması gerektiği aktarılmıştır.
Usul Yönünden Talep Aşımı (FSEK m. 68 ve m. 84 Çelişkisi): Davacının dilekçesinde FSEK m. 68'e (eser sahipliğine bağlı telif) dayanarak tazminat istediği, mahkemenin ise davacının bu yönde bir talebi olmamasına rağmen re'sen FSEK m. 84 (haksız rekabet) üzerinden tazminata hükmettiği, bunun da hukuken usule aykırı olduğu belirtilmiştir.
C. KARARA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİMİZ
1. Davacının Münhasıran FSEK m. 68'e Dayalı Talebine Rağmen, Mahkemece Re'sen FSEK m. 84 Uyarınca Haksız Rekabet Tazminatına Hükmedilmesi, HMK m. 26 Kapsamındaki "Taleple Bağlılık İlkesi"nin İhlalidir
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 26. maddesi, medeni usul hukukunun temel taşı olan tasarruf ilkesinin bir yansımasıdır. Bu hüküm, hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve talep edilmeyen bir hususta karar veremeyeceğini açıkça amirdir. HMK m. 33 hâkime olayların hukuki tavsifini yapma ve Türk hukukunu re’sen uygulama görevi yüklese de; bu yetki, davacının dayandığı maddi vakıaları ve dava sebebini bütünüyle değiştirerek yepyeni bir hukuki kurum üzerinden hüküm kurma salahiyeti vermez.
FSEK m. 68 kapsamındaki eser sahipliğine dayalı inhisari mali hak ihlali ile TTK m. 54 (FSEK m. 84) kapsamındaki haksız rekabet ihlali; korudukları hukuki değerler, ispat külfetleri ve tazminat hesaplama rejimleri bakımından birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı müessesedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, talebini başından sonuna dek "eser sahipliği" zeminine oturtmuş ve açıkça FSEK m. 68 kapsamında telif tazminatı istemiştir. Yargılama sonucunda görsellerin eser niteliği taşımadığı bizzat mahkemece tespit edilmiştir. Bu usuli aşamada mahkemeye düşen yegâne görev, kanuni şartları oluşmayan FSEK m. 68 talebini esastan reddetmektir. Davacının haksız rekabet vakıalarına dayanan usulüne uygun bir talebi bulunmaksızın, mahkemenin HMK m. 33’ü gerekçe göstererek re’sen FSEK m. 84 üzerinden haksız rekabet tazminatı ihdas etmesi, taleple bağlılık kuralının çiğnenmesi anlamına gelir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin güncel içtihat çizgisi bu usuli ayrımı kesin hatlarla çizmektedir. Nitekim Sayın Daire’nin 11.12.2025 tarihli, E. 2025/2757 ve K. 2025/7472 sayılı ilamında; davacının haksız rekabet hükümlerine açıkça dayanmadığı hallerde mahkemenin bu hükümlere göre karar vermesi bozma nedeni sayılmıştır. Yüksek Mahkeme, hukuku re’sen uygulama yetkisinin sınırını çizerken, "talep edenin talebini değiştirecek şekilde hukukun re'sen uygulanmasının söz konusu olamayacağı ortadadır" şeklindeki tespitiyle, HMK m. 26’nın HMK m. 33 eliyle bertaraf edilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
2. Eser Vasfı Taşımayan Haber Görsellerinin Kamuoyunu Bilgilendirme Maksadıyla Kullanımında, TTK m. 54 ve m. 55/1-c Uyarınca "Dürüstlüğe Aykırılık" ve "Paraziter Ticari Sömürü" Unsurları Oluşmamıştır
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 54. maddesinde düzenlenen haksız rekabet kurumunun amacı, piyasa aktörleri arasındaki dürüst ve bozulmamış rekabet ortamını teminat altına almaktır. Kanun’un 55/1-c bendi, başkasına ait iş ürünlerinin paraziter bir yaklaşımla sömürülmesini yasaklasa da, bu kural sıradan fotoğraflar üzerinde sahibine mutlak ve ayni bir fikri mülkiyet hakkı bahşetmez. Bir fiilin haksız rekabet şemsiyesi altında yaptırıma tabi tutulabilmesi için; eylemin dürüstlük kuralını zedelemesi, rakibin emeğinden ticari kazanç elde etmeye yönelmesi ve paraziter bir sömürü kastı taşıması yasal bir zorunluluktur.
Karara çok kapsamlı bir muhalefet şerhi yazan karşı görüş oyu, gerekçesinde, tarafımızca kaleme alınan Fikri Mülkiyet Hukuku kitabına da atıf yapılarak, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmayı haksız rekabet sayan TTK m. 55/1-c bendi kaynak İsviçre Hukukundan (İsvHRK m. 5) mülhem yeni bir düzenleme olduğunu, anılan hükmün iş veya çalışma ürünlerine yönelik doğrudan ve mutlak bir koruma sağlamadığını, düzenlemenin gayesinin; başkalarının iş veya çalışma ürünlerinden, maddede belirtilen şartlar çerçevesinde haksız yararlanılarak piyasada dürüstlük kuralına aykırı bir avantaj elde edilmesinin engellenmesi olduğunu ifade etmiştir (Bkz. Karasu, Rauf / Suluk, Cahit / Nal, Temel; Fikri Mülkiyet Hukuku, 8. Bası, 2024, s. 461 vd.).
Somut olayda, davalının eylemine konu edilen 6 adet fotoğraf; hiçbir şekilde ticari bir ürün, reklam aracı veya doğrudan maddi gelir sağlayan bağımsız bir meta sıfatıyla pazarlanmamıştır. Söz konusu görseller, küresel çapta kamuoyunu aydınlatma amacı güden günlük bir haber akışının tamamlayıcı unsuru olarak, salt habercilik sınırları içerisinde kullanılmıştır. Davalı, davacı tarafın emeğini sömürmek gibi bir ticari rekabet saiki taşımamış, piyasadaki dürüst rekabet koşullarını bozmamıştır. Karşı görüşte haklı olarak vurgulandığı üzere sayın çoğunluk, fotoğrafların eser olmadığını teyit etmesine karşın, TTK m. 54’ün kurucu unsurları olan "dürüstlüğe aykırılık" ve "ticari sömürü amacı"nı hukuken tartışmaksızın doğrudan sorumluluk yoluna gitmekle hataya düşmüştür.
3. Küresel Çaptaki Siyasi ve Askeri Hadiselerin Aktarılmasında Basın ve İfade Özgürlüğü, Eser Dışı İş Ürünleri Üzerindeki Menfaat İddialarından Hukuken Üstündür
Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri ile 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesi; toplumun bilgi edinme, basının ise bu bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama hakkını en üst düzeyde güvence altına almaktadır. Demokratik toplumlarda basının üstlendiği "kamu bekçiliği" (public watchdog) rolü, özellikle tüm dünyayı ilgilendiren askeri çatışmaların ve siyasi krizlerin halka aktarılmasında hayati öneme sahiptir. Bu anayasal koruma kalkanı, sadece haberin yazılı metnini değil, haberin etki gücünü artıran görsel aktarım usullerini ve habercilik tekniklerini de kapsar.
Dava konusu görseller sıradan fotoğraflar olmayıp; Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım yargılamalarının ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin savaş suçları kapsamında çıkardığı tutuklama kararlarının doğrudan muhatabı olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile askeri/siyasi aktörlerin sıcak çatışma bölgelerindeki anlık tespitleridir. Nitekim Adalet Bakanımız sayın Akın Gürlek de İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyası kapsamında, Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda düzenlenen saldırıya ilişkin yargı sürecinde kritik bir aşamaya geçildiğini belirterek, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu sanıklar hakkında kırmızı bülten sürecinin başlatıldığını duyurmuştur.
Hem dünyada hem de Türkiye’de bu derece yüksek kamusal tartışma değerine sahip, kamuoyunun anlık takip ettiği bir krizin baş aktörlerinin haberleştirilmesi ve bu haberlerin görsel unsurlarla desteklenmesi, halkın haber alma hakkının doğrudan icrasıdır.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatları, yargı mercilerinin gazetecilik pratiklerine ve editoryal bağımsızlığa müdahale edemeyeceğini kesin bir dille ortaya koymaktadır (Bkz. AYM'nin 21.03.2018 t., 2014/14293 B.B. ve 01.07.2020 t., 2017/30756 B.B. sayılı kararları). Anılan kararlarda, anayasal güvencenin sadece içeriği değil, "haber ve fikirlerin iletilme usulünü de koruduğu" açıkça belirtilerek medya organlarının görsel kullanım serbestisi teyit edilmiştir.
4. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Yerleşik İçtihatlarında, Kamu Yararı Taşıyan ve Ticari Sömürü Barındırmayan Kullanımların Haksız Rekabet Oluşturmayacağı İstikrarlı Şekilde Kabul Edilmektedir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması; kullanımda dürüstlük kuralının ihlal edilmediği, ticari kazanç ve paraziter sömürü saikinin bulunmadığı, aksine kamusal farkındalık ile haber verme hakkının ağır bastığı hallerde TTK kapsamında haksız rekabetin vücut bulmayacağını tutarlı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Muhalefet şerhinde Daire Üyeleri Sayın Mehmet Tunç ve Sayın Döndü Deniz Bilir tarafından isabetle işaret edildiği üzere:
· Kemal Sunal Kararı (E. 2024/929, K. 2025/162): Bir film karakteri görüntüsünün halk sağlığını ilgilendiren bir pandemi afişinde kullanılması; ticari bir amaç taşımaması ve üstün kamu yararı barındırması sebebiyle haksız rekabet sayılmamış ve dava reddedilmiştir.
· Lig TV / Maç Özeti Kararı (E. 2023/7575, K. 2023/7575): Logolu maç özetlerinin bağımsız bir ticari sömürü gayesiyle değil, haber bülteni içerisinde aktarılması haber verme hakkı kapsamında değerlendirilerek haksız rekabet iddiaları bertaraf edilmiştir.
Keza Dairenin 09.02.2012 tarihli, E. 2010/9980, K. 2012/1650 sayılı ilamında da; güncel bir hadiseye ilişkin fotoğrafların basın tarafından haber amacıyla kullanılmasının dürüstlük kuralını ihlal etmediği, zira kamusal olayların aktarılmasında basının kamu yararı doğrultusunda hareket ettiği net bir şekilde belirtilmiştir. Yüksek Daire bu tür kullanımlarda, "davalının eyleminde TTK hükümleri açısından bir haksız rekabetten söz edilemeyecektir" sonucuna varmıştır.
5. Sonuç ve Kanaat
Somut olayda davalının fiili; tamamen küresel bir krizi, Türkiye ve uluslararası yargı makamlarının gündemindeki aktörleri kamuoyuna aktarmaktan ibarettir. Dolayısıyla bu eylem, Yüksek Dairenin emsal kararlarında titizlikle uyguladığı "üstün kamu yararı" ve "ticari/paraziter amaç yokluğu" kriterleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmemektedir. Yüksek kamu yararı barındıran, ulusal ve uluslararası bir meseleye ilişkin haberlerin aktarılmasında salt görsel destek maksadıyla kullanılan "eser sayılmayan" fotoğraflar yönünden haber verme hakkı, mutlak bir hukuka uygunluk sebebi teşkil etmektedir.
Bu hassas dengeyi tamamen göz ardı eden yerel mahkeme ve istinaf dairesi kararlarının bozulması gerekirken, sayın çoğunluk tarafından onanması usul ve yasaya aykırıdır.
Daire üyeleri Sayın Mehmet Tunç ve Sayın Döndü Deniz Bilir tarafından kaleme alınan karşı oy gerekçesi; hem usul hukuku (taleple bağlılık ilkesi) hem de maddi hukuk (haksız rekabetin kurucu unsurları ile basın ve ifade özgürlüğünün üstünlüğü) bakımından mevzuata, Anayasa Mahkemesi içtihatlarına ve Yargıtay’ın müstakar kararlarına tamamen uygundur.
Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı
Ticaret Hukuku ABD Başkanı






