AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve E. Ekonomi Bakanı Sayın Nihat Zeybekci’nin, 455 bini aşkın kişiyi etkileyen fon skandalına dair Sözcü yazarı İsmail Saymaz’a yaptığı iddia edilen "Mağduruz, devletin ihmali var" sözleri siyaset ve finans gündeminde tepkilere neden oldu. Zeybekci, gelen tepkiler üzerine yeni bir açıklama yaparak, "Devlet görevini ihmal etmez. Ortada bir ihmal varsa bunu ancak kurumlar ve sorumlular yapar" diyerek sözlerine açıklık getirmeye çalıştı.
Bir sermaye piyasası hukuku uzmanı olarak, Sayın Zeybekçi’nin bu son savunmasına açıklık getirecek ve kendisinin işaret ettiği kamu kurumlarının hangileri olduğunu izah edeceğim.
Sayın Zeybekci’nin de belirttiği üzere, devletin doğrudan kişisel bir hatasından ya da sorumluluğundan bahsedilemez. Ancak hukuk düzenimizde “devlet”, tamamen somut gerçeklikten uzak, kurumsal bir kurgudan ibaret de değildir. Aksine o; bakanlıkları, valilikleri, belediyeleri ve en alt kademedeki idari birimleriyle sahada faaliyet gösteren, aldığı her kararla vatandaşın hayatına doğrudan dokunan bir kurumlar bütünüdür.
Hukuk devleti ilkesi gereğince devlet, soyut varlığını organları, bağımsız idari otoriteleri ve kamu görevlileri eliyle yürütür. Regülasyon yetkisine sahip kurum ve kuruluşlar devleti temsil etmektedir. Dolayısıyla piyasadaki bir denetim ihmalini konuşuyorsak, odağımıza doğrudan devleti değil; devleti temsil eden ve bu piyasayı düzenlemek ve denetlemekle görevli olan kurum ve kuruluşları almalıyız.
Anayasa’mızın 125. maddesine göre, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”
Yine Anayasa m. 129/5 gereğince, kamu görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları şahıslara değil, doğrudan idareye yöneltilmek zorundadır.
Bu hükümlerde geçen "idare", devleti temsil eden kamu kurum ve kuruluşlarıdır.
Peki, yüz binlerce yatırımcıyı mağdur eden bu devasa fon krizinde asıl sorumluluk ve ihmal hangi kurumları işaret ediyor? İşte masadaki o aktörler:
1) Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)
Piyasaların adil, şeffaf ve istikrarlı çalışmasını sağlamak, yatırımcıların haklarını korumak ve fon hareketlerini anlık olarak denetlemekle yükümlü en üst yetkili kamusal düzenleyici kurumdur.
SPK’nin somut fon krizindeki sorumluluğunu ayrı bir makalede kaleme almıştım. Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşılabilir:
2) İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. (Takasbank)
SPKn m. 56 uyarınca portföy saklama hizmetini yürüten kuruluşlar; katılma paylarının ihraç ve itfasının, varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve birim pay değerlemelerinin mevzuata ile fon iç tüzüğüne uygunluğunu sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, Takasbank’ın ve ilgili portföy saklayıcılarının katılma payı sahiplerine karşı doğrudan özel hukuk sorumluluğu doğar.
Takasbank, hukuken özel sermayeli bir anonim şirket statüsünde olsa da Türkiye Varlık Fonu’nun dolaylı ortaklığı ve SPK mevzuatı uyarınca kamu yararına hizmet etmektedir.
3) Bağımsız Denetim Şirketleri
Bağımsız Denetim Şirketleri: Fon şirketlerinin mali tablolarını ve varlık yönetim süreçlerini devlet adına ve kamu yararına denetleme ile raporlama yetkisine sahip bağımsız denetim organlarıdır.
Bağımsız dış denetim şirketlerinin sorumluluğunu ayrıntılı olarak değerlendirdiğim köşe yazıma aşağıdaki linkten ulaşılabilir:
https://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-rauf-karasu/3663776-buyuk-fon-vurgununun-gorunmez-suc-ortagi-bagimsiz-dis-denetim-sirketleri
SONUÇ
Sonuç olarak, yüz binlerce yatırımcının mağduriyetine yol açan fon krizindeki sorumluluk çok katmanlı bir yapı arz etmektedir: Bir yanda özel hukuk tüzel ve gerçek kişileri, diğer yanda ise kamu kurum ve kuruluşları yer almaktadır.
Bu kapsamda; bir taraftan Takasbank, portföy yönetim şirketler/yöneticileri ve bağımsız denetim şirketlerine karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde SPKn m. 56, SPKn m. 63 ve TTK m. 553 uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına dayalı adli tazminat davası açılabilir. Eş zamanlı olarak, SPK’nin kamusal gözetim ve denetim ihmali nedeniyle İYUK m. 13 uyarınca zorunlu idari başvuru yapılmak suretiyle idari yargıda tam yargı davası ikame edilebilir. Ayrıca, somut eylemlerin güveni kötüye kullanma veya görevi ihmal suçlarını teşkil edip etmediğinin tespiti için Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunularak sorumlu gerçek kişilerin cezai sorumluluğuna gidilebilir.

Prof. Dr. Rauf Karasu
Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuk ABD Başkanı
İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Genel Kurul Üyesi
Next





