Anlaşmalı boşanma davası, boşanmak isteyen eşlerin boşanma ve boşanmanın ferileri konusunda anlaşmaları hâlinde açılan ve kısa sürede sonuçlanan bir davadır. Fakat günümüzde uygulamada eşler, anlaşmalı boşanma için “Kolay, hukuki desteğe gerek yok” düşüncesiyle anlaşmalı boşanma protokolünü yeterince dikkatli hazırlamamakta olup sonrasında da ciddi hak kayıpları ve davalar ile karşılaşabilmektedirler.
Özellikle boşanmanın ferileri olan; nafaka, maddi- manevi tazminat, mal paylaşımı, ziynet eşyası ve çocukla şahsi ilişki gibi konuların anlaşmalı boşanma protokolünde açık ve net şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi durumda boşanma davası sonuçlandıktan sonra taraflar için telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açabilir. Yine eşlerin "Anlaşmalı boşanma protokolünü hazırladık ve dosyaya sunduk" düşüncesiyle hareket edip duruşmaya katılmamaları da hak kayıplarına yol açmaktadır.
1.Eşler, Protokole İmza Atmış Olsa Dahi Duruşmaya Bizzat Katılmalıdırlar.
Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların duruşmada bizzat hazır bulunmaları gerekir. Vekil aracılığıyla yürütülen bir dava olsa dahi hâkim tarafları doğrudan dinlemek ister. Taraflardan birinin duruşmaya katılmaması veya boşanma iradesini açıkça ortaya koymaması, davanın anlaşmalı şekilde sonuçlanmasını engelleyebilir ve dava çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir.
2.Anlaşmalı Boşanma Protokolü Ayrıntılı Hazırlanmalıdır.
Anlaşmalı boşanmanın temelini taraflar arasında imzalanan protokol oluşturur. Buna rağmen bazı protokollerde önemli konuların eksik bırakıldığı veya genel ifadelerle geçiştirildiği görülmektedir. Nafaka, velayet, çocukla kişisel ilişki, tazminat, ziynet eşyaları ve malvarlığına ilişkin hususlar mümkün olduğunca açık ve net şekilde düzenlenmelidir. Belirsiz bırakılan her konu ileride yeni bir dava sebebi olabilir.
3.Eşler, Mal Paylaşımını Sonraya Bırakmamalıdır.
Taraflar çoğu zaman yalnızca boşanma kararına odaklanmakta, ev, araç, banka hesapları, altınlar veya diğer malvarlığı değerleri hakkında düzenleme yapmayı ihmal etmektedir. Boşanma gerçekleştikten sonra mal paylaşımı konusunda anlaşmazlık çıkması halinde ayrıca dava açılması gerekebilir. Bu nedenle tarafların mevcut hak ve alacaklarını değerlendirerek bilinçli karar vermesi önem taşır.
4.Nafaka Konusunda Eksik Düzenleme Yapılmamalıdır.
Nafaka yalnızca miktardan ibaret değildir. Ödemenin hangi tarihte yapılacağı, hangi yöntemle ödeneceği ve ilerleyen yıllarda artış olup olmayacağı da önemlidir. Bu konuların açıkça belirlenmemesi, boşanma sonrasında taraflar arasında yeni uyuşmazlıklara neden olabilmektedir.
Ayrıca boşanma kararının kesinleşmesinden sonra nafaka yükümlüsünün ödemelerini eksik yapması veya hiç yapmaması halinde, nafaka alacaklısı mahkeme kararına dayanarak ilamlı icra yoluna başvurabilir. Bu aşamada icra takibinin dayanağını, mahkemece onaylanan anlaşmalı boşanma protokolü ile boşanma hükmünde yer alan nafaka düzenlemeleri oluşturur.
Bu nedenle nafaka hükümlerinin eksik, belirsiz veya yoruma açık şekilde kaleme alınması ileride yeni uyuşmazlıklara ve icra süreçlerine neden olabilmektedir. Tarafların hak kaybı yaşamaması için nafakaya ilişkin tüm detayların protokolde açık, net ve uygulanabilir şekilde düzenlenmesi önem taşımaktadır.
5.Reşit Olmayan Müşterek Çocukla Görüşme Düzeni Net Belirlenmelidir.
Çocuğun velayeti bir ebeveyne verilse bile diğer ebeveynin çocukla olan görüşme gün ve saatlerinin yani şahsi ilişkinin ayrıntılı şekilde düzenlenmesi gerekir. Bayramlar, yaz tatilleri, yarıyıl tatilleri, doğum günleri ve özel günler konusunda açık kurallar belirlenmediğinde uygulamada sık sık sorun yaşanabilmektedir.
Ayrıca boşanmanın kesinleşmesinden sonra çocuğun velayeti kendisinde olan ebeveynin, haklı bir sebep olmaksızın çocuğu diğer ebeveyne göstermemesi halinde, kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararı önem arz etmektedir.
Bu durumda çocukla görüşmesi engellenen ebeveyn, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne (ADM) başvurarak kararın yerine getirilmesini talep edebilir. Yetkili birimler, mahkeme kararında veya onaylanan anlaşmalı boşanma protokolünde belirlenen gün ve saatler çerçevesinde gerekli işlemleri yürütür.
Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde kişisel ilişki hükümlerinin açık, uygulanabilir ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi, ileride yaşanabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından son derece önemlidir.
6.Eşler, Boşanma Kararının Kesinleşme Sürecini Takip Etmelidirler.
Uygulamada tarafların, “Duruşmaya girdik, mahkeme hâkimi boşanmamıza karar verdi, biz artık boşandık.” düşüncesiyle dosyanın devamındaki işlemleri takip etmediği görülmektedir. Oysa mahkemenin duruşmada boşanma kararı vermesi tek başına yeterli değildir. Kararın kesinleşmesi için yasal sürecin tamamlanması gerekir.
Tarafların tebligatları takip etmemesi, adres değişikliklerini bildirmemesi veya tebligatların alınmaması nedeniyle kararın kesinleşmesi aylarca gecikebilmekte ve taraflar boşanamamaktadır.
Duruşmanın ardından mahkeme tarafından gerekçeli karar hazırlanır ve taraflara tebliğ edilir. Kararın kesinleşmesi bakımından bu tebliğ sürecinin usulüne uygun şekilde tamamlanması gerekir. Gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmemesi ve kanun yolu sürecinin tamamlanmaması halinde dosya kesinleşmez.
Bu nedenle birçok kişi duruşma yapılmış olmasına rağmen nüfus kayıtlarında hâlen evli görünmeye devam edebilmekte ve bunu aylar sonra fark etmektedirler. Özellikle yeniden evlenmek isteyen kişiler açısından bu durum ciddi zaman kaybına yol açabilmektedir.
7.Sonuç
Anlaşmalı boşanma davaları hızlı sonuçlanabilen davalar olsa da hazırlanan protokol ve sonrasındaki işlemler büyük önem taşır. Eksik düzenlenen bir protokol, düşünülmeden verilen feragatler veya kararın kesinleşme sürecinin takip edilmemesi, tarafların ileride yeni hukuki sorunlarla karşılaşmasına neden olabilir. Bu nedenle sürecin yalnızca hızlı tamamlanmasına değil, doğru ve eksiksiz yürütülmesine de dikkat edilmelidir.

Av. Fatma ER
Next





