Giriş

2026 yılı Eylül ayında sermaye piyasalarında patlak veren fon krizi; Tera Portföy, Pusula Portföy, Bulls Portföy ve Hedef Portföy gibi portföy yönetim şirketlerinin (PYŞ) idaresindeki bazı fonların sığ hisselerde yapay fiyat hareketleri oluşturması, TEFAS öncesi suni değerlemeler yapılması ve ardından gelen katılma payı itfalarının karşılanamamasıyla derinleşmiştir. SPK müdahaleleri, fon tasfiyeleri ve işlemlerin durdurulmasıyla sonuçlanan süreçte, küçük yatırımcının uğradığı milyarlarca liralık zararın hukuki muhatabının kim olduğu sorusu öne çıkmıştır.

Piyasanın merkezi takas kuruluşu olan Takasbank, Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SerPK) 78/2. maddesindeki "Takas kuruluşları, üyelerinin müşterilerine olan yükümlülüklerinden sorumlu değildir" hükmüyle yasal bir koruma altında olduğu söylenebilirse de, kriz konusu fonların varlıklarını emanetinde bulunduran ve işlemlerini denetlemekle mükellef olan portföy saklama bankaları, hukuki sorumluluk zincirinin tam merkezinde yer almaktadır.

1. Kriz Konusu Fonlarda Saklayıcı Bankaların Görünümü

Sermaye piyasası mevzuatı uyarınca portföy yönetim şirketleri fon mal varlığını kendi bünyelerinde tutamaz; kurdukları her bir fon için SPK yetkili bir saklayıcı banka ile portföy saklama sözleşmesi akdetmek zorundadır.

Eylül krizinde soruşturma ve tedbirlere konu olan fonların Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) kayıtları incelendiğinde; bağımsız PYŞ’lerin serbest ve hisse fonlarında saklama hizmetinin Türkiye’nin önde gelen mevduat ve katılım bankaları tarafından yürütüldüğü görülmektedir:

• T. Garanti Bankası A.Ş. (Garanti BBVA): Bağımsız portföy yönetim şirketlerinin özel ve serbest fonlarında en geniş saklama portföyüne sahip bankalardan biridir.

• T. İş Bankası A.Ş. ve Akbank T.A.Ş.: Özel portföy ve hisse yoğun fon segmentlerinde yaygın saklama ağı bulunan bankalardır.

• Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş.: Fon türüne ve ihraç stratejisine göre saklama kuruluşu olarak yetkilendirilmiş başlıca aktörlerdendir.

Burada hukuken kritik olan husus; sorumluluğun soyut bir "bankacılık sektörü"ne değil, zarara uğrayan münferit fonun KAP izahnamesinde tescil edilmiş olan ilgili saklayıcı bankaya yönelmesidir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu
İçeriği Görüntüle

2. Saklama Bankalarının Yasal Konumu: Pasif Kasa Değil, Önleyici Filtre

SerPK’nun 56. maddesi ve SPK’nın III-56.1 sayılı Portföy Saklama Hizmetine İlişkin Tebliği, saklayıcı bankalara pasif bir emanetçi değil, doğrudan kamu adına işleyen bir denetim organı misyonu yüklemiştir:

• Değerleme ve Fiyatlama Denetimi (SerPK m. 56/1-c):

Birim katılma payı değerinin mevzuat ve fon içtüzüğü hükümlerine göre hesaplanmasının sağlanması saklayıcı bankanın asli görevidir. Kriz sürecinde sığ payların fahiş fiyat artışlarıyla değerlenerek fon pay fiyatının yapay şekilde şişirilmesi karşısında saklayıcı bankanın bu değerleme verilerini filtrelemeksizin sisteme işlemesi, kanuni denetim görevinin doğrudan ihlalidir.

• Hukuka Uygunluk Filtresi ve Talimat Denetimi (SerPK m. 56/1-ç):

Saklama kuruluşu, PYŞ’nin yalnızca mevzuata ve fon içtüzüğüne aykırı olmayan talimatlarını yerine getirmekle yükümlüdür. Piyasa dolandırıcılığı şüphesi taşıyan, fonun likidite yapısıyla uyuşmayan veya bariz manipülasyon emareleri barındıran alım-satım emirlerini icra eden saklayıcı banka, bu eyleme hukuken iştirak etmiş sayılır.

• Yoğunlaşma ve Portföy Sınırları (SerPK m. 56/1-f):

Fon kaynaklarının ilişkili şirket hisselerine yığılması ve yasal sınırların üzerinde tek bir payda yoğunlaşması karşısında saklayıcı bankanın erken uyarı sistemlerini devreye sokmaması sorumluluğu doğuran diğer bir etkendir.

3. Hukuki Sorumluluk Rejimi: SerPK m. 56/2 ve Katılma Payı Sahiplerinin Doğrudan Dava Hakkı

Saklayıcı bankaların hukuki sorumluluğunu Takasbank veya diğer kurumlardan ayıran en temel fark, kanun koyucunun yatırımcıya tanıdığı doğrudan dava yetkisidir:

a) Doğrudan ve Müteselsil Sorumluluk

SerPK m. 56/2 hükmü uyarınca, "Bu madde kapsamında portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında portföy yönetim şirketi ve katılma payı sahiplerine... verdiği zararlardan sorumludur."

maddenin 3. fıkrası ise katılma payı sahiplerinin bağımsız olarak dava açma hakkını açıkça düzenlemiştir. Mağdur fon yatırımcısının saklayıcı bankaya başvurabilmesi için, PYŞ aleyhine dava açması veya tasfiyenin sonuçlanmasını beklemesi zorunlu değildir.

b. Ağırlaştırılmış Özen Borcu

Saklayıcı bankalar (Garanti BBVA, İş Bankası, Akbank vb.) Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 gereği basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorundadır. SerPK m. 56/6 gereği saklama kuruluşu ile PYŞ tamamen bağımsız olmak ve banka sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda hareket etmek mecburiyetindedir.

Dolayısıyla, yargılama aşamasında bankaların ileri sürebileceği "Biz sadece PYŞ'den gelen talimatları uyguladık, yatırım kararına karışma yetkimiz yoktu" şeklindeki savunmalar sermape piyasası mevzuatı karşısında dayanaksızdır. Kanun koyucu, m. 56/1-ç bendiyle saklama bankasını PYŞ’nin hukuka aykırı talimatlarını denetlemek ve reddetmekle görevlendirmiştir.

c) Şüpheli İşlem Bildirimi (ŞİB) İhmali

Fonlar arası danışıklı işlemler, taban olan hisselerin değerleme oyunlarıyla yüksek fiyattan fona devredilmesi ve imtiyazlı çıkışlar; saklayıcı bankaların İç Kontrol ve Uyum birimlerince SPK ve MASAK nezdinde ivedilikle şüpheli işlem bildirimine (ŞİB) konu edilmelidir. Bu gözetim ödevini yerine getirmeyen banka, yatırımcının uğradığı zararla doğrudan illiyet bağı kurmuş olur.

4. Yatırımcılar Bakımından Uygulanabilir Hukuki Başvuru Yolu

Eylül krizinde katılma payı satış talimatı askıda kalan, parası ödenmeyen veya fonun manipülatif çöküşü sebebiyle zarara uğrayan yatırımcılar için en rasyonel hukuki zemin saklayıcı bankalara yönelmektir:

a) Doğrudan Tazminat Davası:

Zarara uğrayan yatırımcı, pay sahibi olduğu fonun saklayıcısı olan bankaya karşı (örneğin fon Garanti BBVA saklamasında ise Garanti BBVA'ya, İş Bankası saklamasında ise İş Bankası'na) Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde SerPK m. 56/2 uyarınca tazminat davası açabilir.

b) Müteselsil Tahsil Kabiliyeti:

Soruşturma geçiren PYŞ’lerin (Tera, Pusula, Bulls, Hedef vb.) mal varlıklarının yetersiz kalması veya adli süreçlerle dondurulması ihtimaline karşın; saklayıcı bankaların güçlü sermaye yapıları, yatırımcılar açısından tahsil kabiliyeti en yüksek ve gerçekçi tazmin teminatıdır.

5. Saklayıcı Bankalarının Sorumluluğuna İlişkin Emsal Yargıtay ve BAM Kararları

Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) m. 56 uyarınca portföy saklama kuruluşlarının (saklayıcı bankaların) denetim, gözetim ve özen borcuna aykırılıklarından doğan tazminat sorumluluğuna ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları aşağıdaki temel ilkeleri ortaya koymaktadır:

a) Bankanın Denetim ve Gözetim Zafiyetinde Ağır Sorumluluk

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2384, K. 2022/2316:

Uyuşmazlık: Müşterinin sermaye piyasası araçları ve varlıklarının gerekli sözleşmeler tam olarak kurulmaksızın ve şeffaflık sağlanmaksızın yönetilmesi, gerçeğe aykırı bilgilendirmeler yapılması ve gözetim zafiyeti sebebiyle uğranılan zararın tazmini.

Hukuki İlke: Yargıtay, bankanın TTK uyarınca basiretli tacir gibi hareket ederek işin gerektirdiği mesleki dikkat ve özeni göstermek zorunda olduğunu; mevzuata aykırı işlemleri önlemeyen, denetim ve gözetim mekanizmalarını işletmeyen bankanın doğan zarardan doğrudan sorumlu olduğunu vurgulayarak yerel mahkemenin bankayı %60 oranında kusurlu bulan kararını onamıştır.

b) Müştereken ve Müteselsilen Tazminat Sorumluluğu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6718, K. 2024/115:

Uyuşmazlık: Portföy yönetiminde ve saklama ilişkisinde talimat dışı, yetkisiz ve yanıltıcı bildirimlerle yatırımcının zarara uğratılması.

Hukuki İlke: Fon ve portföy işlemlerinde görev alan yetkili kurum ve kişilerin, piyasa kurallarına ve talimatlara aykırı işlemlerinden doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir. Ayrıca, ceza yargılamasındaki beraat kararının TBK m. 74 gereğince hukuk hakimini bağlamayacağı ve bankanın/kurumun akdi/haksız fiil sorumluluğunun devam edeceği hükme bağlanmıştır.

c) Fon İçtüzüğü ve Yatırım Stratejisi Sınırlarının İhlalinde Sorumluluk

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/6040, K. 2021/4503:

Uyuşmazlık: Fon yöneticisinin ve kurumların belirlenen risk profili, yatırım sınırları ve fon stratejisinin dışına çıkarak yüksek riskli işlemlerle fonu zarara uğratması.

Hukuki İlke: Fonun/müşterinin tahammül sınırını ve strateji sınırlarını aşan işlemler hukuka aykırılık ve kusur kabul edilmiş; SPK incelemesinde saptanan mevzuata aykırılıklar doğrudan özel hukuk tazminat davasının dayanağı sayılarak zararın tazminine hükmedilmiştir.

d) Fon Saklamasının 3. Kişi Yatırımcıları İlgilendiren Kamu Düzeni Niteliği

İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi, E. 2026/438, K. 2026/469:

Uyuşmazlık: Portföy saklama kuruluşu ile fon yönetim şirketi arasındaki ihtilafta saklama hesapları için tevdi mahalli tayini talebi.

Hukuki İlke: BAM; portföy saklama hizmetinin sadece iki şirket arasındaki ticari bir sözleşme olmadığını, SPK mevzuatı gereği 3. kişi yatırımcıların hak ve menfaatlerini doğrudan koruyan kanuni bir güvence olduğunu vurgulamış; saklayıcı kurumun yatırımcıların menfaatini zedeleyecek şekilde tek taraflı operasyonel çekilmeler yapamayacağını belirterek talebi reddetmiştir.

e) Fon Alım/Satım Emirlerinin İnfaz Edilmemesinde Sorumluluk

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17305, K. 2013/15684:

Uyuşmazlık: Yatırım fonu katılma belgesi emirlerinin karşılanmaması ve fon kurucu/saklayıcılarının sorumluluğu.

Hukuki İlke: Fon içtüzüğü ve SPK düzenlemelerinin kurucu ve saklayıcı kuruluşlar için bağlayıcı olduğu, katılma payı emirlerinin yerine getirilmemesinin tazminat sorumluluğu doğuracağı açıkça vurgulanmıştır.

f) Yargıtay'ın Çizdiği Çerçeve

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre saklayıcı bankalar bakımından:

"Emir kuluyuz" savunması geçersizdir: Bankanın TTK m. 18/2 kapsamındaki basiretli tacir sıfatı ve mesleki özen borcu gereği, fon yönetiminin açıkça mevzuata veya fon stratejisine aykırı işlemlerini denetleme mükellefiyeti vardır.

Doğrudan ve Müteselsil Takip: Zarar gören yatırımcı, aradaki haksız işlem zincirine göz yuman saklayıcı bankaya karşı SPKn m. 56/2 ve m. 56/3 gereğince doğrudan tazminat davası açabilir.

Sonuç

Eylül fon krizi, sermaye piyasasında portföy saklama faaliyetinin risksiz bir komisyon geliri alanı olmadığını, aksine son derece ağır bir hukuki kefalet içerdiğini ortaya koymuştur.

Takasbank’ın kanuni koruma zırhı karşısında; Tera, Pusula ve benzeri soruşturma konusu fonların saklamasını yürüten bankalar, SerPK m. 56 çerçevesinde hem usulsüz talimatları süzmedikleri hem de manipülatif değerlemeleri onayladıkları gerekçesiyle katılma payı sahiplerine karşı doğrudan ve müteselsilen tazminat sorumluluğu altındadır. Krizin hukuki bilançosu çıktığında, zararın nihai tasfiyesi büyük ölçüde bu saklayıcı bankaların denetim ihmallerinin yargı önünde hesaplaşmasıyla netleşecektir.

Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı