1-) GİRİŞ

Kangren kelime anlamı itibariyle Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi[1] olarak tanımlanmaktadır.

Bugün Avukatlık mesleği olarak, geldiğimiz noktada zorunlu müdafilik/vekillik karşılığında ödenen ücret -uygulamada CMK ücreti olarak bilinen- adeta kangrene dönüşmüş, verilen emeğin karşılığı olan ücret ödenmediği için sistem adeta sürdürülemez hale gelmiştir.

Bilindiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda belirli ceza miktarını aşan suçlar için zorunlu müdafilik kurumu düzenlenmiştir. Elinizdeki bu çalışmada ise bu kurumun düzenlenmesinden ziyade kurumun icrası sırasında yaşanan sorunlara dikkat çekmek, özellikle zorunlu müdafilik kapsamında ödenen ücretlerin yetersizliğini ortaya koymak amaçlanmaktadır.

Söz konusu çalışmada, Zorunlu Müdafilik/ Vekillik kurumunun düzenleniş biçimine kısaca değinilecek akabinde zorunlu müdafilik görevi ifa eden avukatlara ödenen ücret tarifesi ele alınacak ve uygulamada karşılaşılan sorunlara kısaca değinildikten sonra çözüm önerileri dile getirilmeye çalışılacaktır.

2-) ZORUNLU MÜDAFİLİK/ VEKİLLİK NEDİR ?

Yeni Heyet, Eski Kanaat: Yargılama Gerçekten Yenileniyor mu?
Yeni Heyet, Eski Kanaat: Yargılama Gerçekten Yenileniyor mu?
İçeriği Görüntüle

Zorunlu müdafilik iç hukukumuzda 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun ( CMK ) 150. Maddesinde Müdafiin Görevlendirilmesi başlığı altında düzenlenmiştir[2]. Buna göre şüpheli veya sanık müdafi seçebilecek durumda olmadığını ifade ederse istemi halinde müdafi görevlendirileceği gibi Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık eğer çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilecektir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmadada istem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi gerekecektir.

Yine 5271 sayılı CMK nın 101. Maddesinin üçüncü fıkrasında[3] da şüpheli hakkında tutuklama istenildiğinde kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek avukatın hukuki yardımından faydalandırılacaktır.

Görüldüğü üzere ülkemizde asıl olan kişinin kendi seçtiği müdafiin hukuki yardımından yararlanması iken istisnai hallerde kendisi seçmese veya seçemese dahi avukatın hukuki yardımından yararlanması zorunlu tutulmuştur.

Söz konusu kurumun getiriliş amacı bir dönem ülkemizde meydana geldiği iddia edilen işkence ve ifade almada yasak sorgu usullerinin önüne geçmek ve şüpheli veya sanıkların adil şekilde yargılanmasını tesis etmektir. Her ne kadar bu düzenlemeler ile iddia edilen hukuk ihlallerinin önüne geçilmek istense de adı geçen hükümler başka hak ihlallerine özellikle bu düzenlemeler kapsamında görevlendirilen avukatların aldıkları ücret nedeniyle emeklerinin sömürülmesine sebebiyet vermiştir.

3-) ZORUNLU MÜDAFİLİK / VEKİLLİK KAPSAMINDA ÖDENEN ÜCRET

Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğe göre Ücret[4] ; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak hazırlanacak "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" gereğince karşılanmaktadır.

Söz konusu Tarife, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınmak suretiyle Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından her yıl Aralık ayında hazırlanan ve 1 Ocak tarihinden geçerli olmak üzere Resmî Gazete’de yayımlanır.[5]

Bu tarifenin her şeyden önce Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrı olarak düzenlenmekte olması başlı başlına hakkaniyete aykırı olup avukatlık mesleğinin doğasına da açıkça aykırıdır. Zira Avukatın tek tarifesi vardır, oda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesidir.[6] Aksinin kabulü Avukatlık Mesleğinin özümsenmediğini göstermektedir.

Söz konusu düzenleme sadece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden farklı olmakla değil birçok yönden yanlıştır. Buna göre ; Maddi durumu, seçtiği avukatın ücretini ödeyebilecek durumda olanlara da ücretini devletin ödediği avukat sağlanmıştır. Yine Hakkındaki suçlama “zorunlu müdafilik” kapsamında olmayanlar için de zorunlu müdafilik kuralları işletilmiştir.

Yine söz konusu ödemelerin Türkiye Barolar Birliği tarafından değilde Adalet Bakanlığı tarafından yapılması avukatların bağımsızlığına gölge düşürerek, meslektaşlarımızı adeta Bakanlığa bağlı avukat haline dönüşmüştür. İzah ettiğimiz bu hususlar bir bütün değerlendirildiğinde özellikle ceza yargılamalarında Avukatlık Mesleğini adeta “ CMK Avukatlığına “ dönüştürmüştür.

Oysaki bu durum ne Zorunlu Müdafilik/ Vekillik kurumunun getiriliş amacına nede Avukatlık Mesleğinin doğasına uygun düşmektedir. Zira Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.[7]

Tüm bunların yanı sıra uygulamada avukat meslektaşlarımızın adeta çıkmaza girdiği ve bir sarmala dönüşen CMK Beraat Vekalet Ücreti olarak bilinen, zorunlu müdafilik/vekillik kapsamında görev üstlenilen dosyalarda alınan karşı yan vekalet ücretlerinin tahsili aşamasında kesinleştirme şerhi ve vekaletname aranmasıdır. Bu durumda hukuka açıkça aykırı olup yine işin doğasına aykırılık teşkil etmektedir. Zira CMK kapsamında zorunlu müdafi olarak görev üstlenen müdafiin, yapılan yargılama sonucunda sanığın beraat etmesi halinde alması gereken beraat vekalet ücretinin vekaletname şartına dayandırılması hem ceza yargılamasında yazılı vekaletname şartı aranmaması ilkesine hem de CMK kapsamında görevlendirme ile yetkilendirilmiş olunması durumuna açıkça aykırıdır. Bu da az yukarıda belirttiğimiz üzere adil yargılanma hakkının tesisi için getirildiği iddia edilen Zorunlu Müdafilik / Vekillik Kurumunun başkaca bir hak ihlaline neden olduğunun ne yazık ki açık göstergesidir.

4-) SONUÇ

Yukarıda kısaca yer vermeye çalıştığımız üzere uygulamada meydana gelen birçok sorunun çözümü açıkçası bizce çok zor olmasa gerektir.

Bizce burada öncelikle kısa vadede yapılması gereken CMK ücret tarifesinin kaldırılarak, zorunlu müdafii/vekil olarak görevlendirilen avukatlara Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre ücret ödenmeli, bu tarife dışında başkaca tarife veya tarifeler uygulanmamalıdır. Bunun devamında ise beraat vekalet ücreti olarak adlandırılan ücretlerin tahsili noktasında kesinleşme şerhi ve vekaletname ibrazı aranması dayatmasından vazgeçilerek bu konuda Yönetmelikte düzenlenmeye gidilmelidir.

Orta ve Uzun vadede ise söz konusu ödemelerin Bakanlık tarafından değil Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılabilmesi için gerekli adımlar atılmalı ve tüm bu hususlar tek bir yasal çerçeve etrafında düzenlenmeli, yeni Avukatlık Kanunu çalışmalarına hız verilmelidir.

Av. İbrahim Onur ÖNAL

Osmaniye Barosu

-----------

[1] Bkz.: https://sozluk.gov.tr/?ara=kangren

[2] Müdafiin görevlendirilmesi Madde 150 – (1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

[3] (3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.

[4]Adı geçen Yönetmelikin Ücret başlıklı 8. Maddesinin birinci fıkrası şöyledir :

MADDE 8 – (1) Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafi veya vekile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak hazırlanacak "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" gereğince ödenecek meblâğ Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanır.

[5] Bkz. İlgili Yönetmelik m.9

[6] Bkz. 1136 sayılı Avukatlık Kanunun Avukatlık Ücreti başlıklı 164. Maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir : “ Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. “

[7] Bkz 1136 sayılı Av. K. m.1