OTOPARKTA HASAR, VALEDE KAZA
Otopark ve Vale Kazalarında Sorumluluk: Kasko Öder mi, İşletmeye mi Dava Açılır? TBK m. 579, KTK m. 104 ve Kasko Genel Şartları Işığında Bir Değerlendirme
GİRİŞ
Bir alışveriş merkezinin girişinde araç sahibi anahtarı vale görevlisine verir, karşılığında numaralı bir fiş alır. Fişin arkasında küçük harflerle "Aracınızda meydana gelebilecek hasar ve kayıplardan işletmemiz sorumlu değildir" yazmaktadır. İki saat sonra araç, sağ ön çamurluğu ezilmiş hâlde geri gelir ya da hiç gelmez. Araç sahibinin aklındaki ilk soru, kaskonun bu zararı karşılayıp karşılamayacağıdır. İkinci soru, karşılamazsa kime ve hangi mahkemede dava açılacağıdır. Görevli otoparktan çıkarken bir başkasının aracına çarpmışsa, üçüncü bir soru daha doğar: Zarar görene kimin trafik sigortası ödeme yapacaktır?
Bu yazıda söz konusu soruları uygulamaya dönük bir dayanak zinciri hâlinde ele alıyor, son bölümde ise sistemdeki bir boşluğa dikkat çekiyoruz: Kanunun otopark ve vale işletmelerine yüklediği zorunlu sigorta, işletmeye teslim edilen aracın kendisini kapsamamaktadır.
I. HUKUKİ İLİŞKİNİN NİTELENDİRİLMESİ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 561. maddesi saklama sözleşmesini, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ücret, ancak açıkça öngörülmüşse ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa istenebilir. Ücret sözleşmenin kurucu unsuru değildir. Kanun, saklamanın özel görünümleri arasında otelcilerin sorumluluğunu (m. 576-578) ve "garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin" sorumluluğunu (m. 579) ayrıca düzenlemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ücretli bir tır parkına bırakılan araçların zarar görmesine ilişkin 2021 tarihli kararında, TBK m. 579 kapsamındaki ilişkinin bünyesinde bir saklama sözleşmesi barındırdığını ve talep hakkının aracı bırakan kişiye ait olduğunu belirtmiştir. Kurul'a göre bu hak mülkiyete bağlı değildir. Aracın maliki olmayan fer'i zilyet de işletene karşı sözleşmesel talepte bulunabilir (Yargıtay HGK, E. 2018/953, K. 2021/1410, 16.11.2021). Bu tespit, şirket araçları, kiralık araçlar ve aile bireylerinin kullandığı araçlar bakımından uygulamada sıkça ileri sürülen "aktif husumet yokluğu" savunmasını büyük ölçüde etkisiz kılmaktadır.
Asıl tartışma, sözleşmenin ne zaman kurulduğu noktasında yaşanmaktadır. Kapalı ve kontrollü bir otoparkta bilet alınması veya anahtarın görevliye bırakılması zilyetliğin işletmeye geçtiğini açıkça gösterir. Ücretsiz otoparklarda ise işletmeler otoparkın "umumi" olduğunu savunmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, ücret alınmayan bir alışveriş merkezi otoparkına kilitlenerek bırakılan kamyonun çalınması olayında bu savunmaya itibar etmemiş, saklama ilişkisinin kurulduğunu kabul ederek kasko sigortacısının rücu talebini yerinde bulmuştur (İstanbul BAM 40. HD, E. 2025/1603, K. 2026/341, 18.03.2026; temyize açık). Bir hastane otoparkında anahtarın fiş düzenlenmeksizin güvenlik görevlisine bırakıldığı olayda ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararını bozarak güvenlik şirketinin sorumlu olduğuna hükmetmiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2022/4120, K. 2025/12428, 15.09.2025). Belirleyici olan ücret veya fiş değil, aracın işletmenin hâkimiyet alanına kabul edilmesidir; anahtarın teslimi bu kabulün en güçlü delilidir.
Vale hizmetinde ilişki daha karmaşıktır. Burada saklamanın yanında, aracın park yerine götürülmesi ve geri getirilmesi gibi bir iş görme edimi de vardır. Bu nedenle vale ilişkisi saklama, vekâlet ve hizmet unsurlarını birlikte taşıyan karma bir sözleşmedir. Ağırlık ise koruma borcundadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bir alışveriş merkezinde vale görevlisinin aracı park ederken kaza yaptığı olayda vale şirketinin hem "otopark hizmet sözleşmesi" hem de adam çalıştıranın sorumluluğu gereğince zarardan sorumlu olduğu yönündeki kabulü yerinde görmüştür (Yargıtay 11. HD, E. 2016/9543, K. 2018/2365, 03.04.2018).
II. İŞLETMENİN SORUMLULUĞUNUN DAYANAĞI VE SINIRLARI
TBK m. 579/1'e göre garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen motorlu taşıt ve eklentilerinin yok olmasından, zarara uğramasından veya çalınmasından sorumludur. İşleten ancak zararın saklatana, onun ziyaretçisine ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kişilere yüklenebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir. Hukuk Genel Kurulu bu hükmü "kusursuz nitelikte bir sözleşmesel sorumluluk" olarak nitelendirmiştir. İşletenin veya personelinin kusuru, sorumluluğun doğması için aranmaz (HGK, E. 2018/953, K. 2021/1410).
Kurtuluş kanıtları dar yorumlanmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bir belediyenin işlettiği kapalı otoparkın bodrum katını basan sel suları nedeniyle pert olan araca ilişkin davada, bölgenin zaten yoğun yağış aldığını ve otoparktaki tahliye sisteminin yetersiz olduğunu gözeterek olayı mücbir sebep saymamıştır. Daire, aracın daha ucuz olan bodrum kata bırakılmasını da müterafik kusur olarak kabul etmemiştir. Bozmaya uyularak verilen karar 2026 yılında onanmıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2026/4372, K. 2026/4649, 22.04.2026). Selde zarar gören araçlarda yargı yolu sorununu bu yayındaki "Aynı Sel, İki Ayrı Mahkeme" başlıklı yazımızda incelemiştik. Saklama ilişkisi bulunan hâllerde ise işletenin sorumluluğu doğrudan sözleşmeden doğar.
Kusursuz sorumluluğun kanuni bir sınırı vardır. TBK m. 579/2'ye göre işletenin sorumluluğu, kendisine veya çalışanlarına bir kusur yüklenmedikçe, saklananların her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz. Asıl çatışma bu fıkra üzerindedir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, terminal otoparkındaki otobüsten koltuk ekranlarının çalınması olayında, işletmenin gerekli özeni gösterse dahi zararın doğacağını ispat edemediğini belirterek kasko sigortacısının rücu talebini tamamen kabul eden ilk derece kararını yerinde bulmuştur. Kesin olan kararın karşı oy yazısında ise kalabalık bir terminalde güvenlik eksikliğinden söz edilemeyeceği, olsa olsa günlük ücretin on katıyla sınırlı bir sorumluluk doğacağı savunulmuştur (Bursa BAM 17. HD, E. 2025/156, K. 2025/366, 31.12.2025). Aynı kararda, motorlu taşıtın kendisi ve eklentileri dışındaki eşya bakımından işletenin ancak kusuru varsa sorumlu olacağı da belirtilmiştir.
Kanaatimizce sınırlamanın uygulanmasında ispat yükü işletendedir. TBK m. 579'daki sorumluluk sözleşmeden doğar ve sözleşmeye aykırılıkta borçlunun kusuru TBK m. 112 uyarınca karine olarak kabul edilir. Bu nedenle sınırlı sorumluluktan yararlanmak isteyen işleten, kendisine ve çalışanlarına bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmelidir. Ücretsiz otoparklar bakımından ayrıca bir sorun bulunmaktadır. Günlük ücreti sıfır olan bir otoparkta "ücretin on katı" da sıfırdır. Hükmün lafzına sıkı sıkıya bağlı kalınması, kanun koyucunun kusursuz sorumluluk olarak kurguladığı bir yükümlülüğü fiilen ortadan kaldırır. Alışveriş merkezi, hastane veya otel otoparkındaki "ücretsizlik" gerçekte asıl hizmetin bedeline gömülüdür. Sınırlamanın burada ya emsal otopark ücreti üzerinden hesaplanması ya da hiç uygulanmaması gerektiği görüşündeyiz.
Araç içinde bırakılan eşya için ayrı bir rejim söz konusudur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, otoparktaki aracın camı kırılarak içindeki çantanın çalındığı olayda, zarar miktarının tam olarak ispat edilemediği gerekçesiyle maddi tazminatın tümden reddedilmesini bozmuştur. Daire'ye göre bu durumda zarar görenin kusuru ve TBK m. 579/2 de gözetilerek TBK m. 50/2 uyarınca hakkaniyete uygun bir tazminat belirlenmelidir (Yargıtay 11. HD, E. 2022/5238, K. 2024/1452, 26.02.2024).
III. "SORUMLULUK KABUL EDİLMEZ" KAYITLARININ HUKUKİ DEĞERİ
Otopark fişlerinde ve tabelalarda yer alan sorumsuzluk ibarelerinin araç bakımından hiçbir hükmü yoktur. TBK m. 579/3, işletenin böyle bir sorumluluk üstlenmediğini veya sorumluluğu kanunda öngörülmeyen bir koşula bağladığını "herhangi bir yolla ilan etse bile" sorumluluktan kurtulamayacağını açıkça düzenler. Otelciler için TBK m. 578/2'de aynı kural yer almaktadır. Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi de bu fıkrayı kararlarında özellikle vurgulamıştır (HGK, E. 2018/953, K. 2021/1410; Yargıtay 11. HD, E. 2022/5238, K. 2024/1452). İkinci kararda işletme, "Teslim edilmeyen değerli eşyalarınızdan müessesemiz mesul değildir" uyarısına dayanmış, ancak sonuç değişmemiştir. Bu tür bir uyarı en fazla zarar görenin müterafik kusurunun takdirinde dikkate alınabilir.
Kayıt bir sözleşme metnine yerleştirilmiş olsa bile sonuç aynıdır. Önceden hazırlanmış fiş metni TBK m. 20 anlamında genel işlem koşuludur. İçeriğini öğrenme imkânı tanınmadan sunulan aleyhe koşullar TBK m. 21 uyarınca yazılmamış sayılır, dürüstlük kuralına aykırı ağırlaştırıcı hükümler ise TBK m. 25 uyarınca konulamaz. TBK m. 115/1 ağır kusurdan sorumsuzluk anlaşmasını kesin olarak hükümsüz sayar. Araç sahibi tüketici ise, müzakere edilmeden konulan bu tür şartlar 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 5. maddesi uyarınca haksız şart olarak kesin hükümsüzdür.
IV. VALE GÖREVLİSİNİN ARACI KULLANIRKEN YAPTIĞI KAZA
Vale kazasında teslim edilen aracın kendi hasarı ile üçüncü kişilerin zararı için muhatap farklıdır. Teslim edilen aracın kendi hasarı bakımından vale işletmesi, TBK m. 579 ve saklama hükümleri uyarınca sözleşmeden, TBK m. 116 uyarınca yardımcısının fiilinden ve TBK m. 66 uyarınca adam çalıştıran sıfatıyla sorumludur. Valeye verilen kullanma izni aracın park yerine götürülüp getirilmesiyle sınırlıdır; bu amaç dışındaki kullanımda TBK m. 563/2 uyarınca işletme beklenmedik hâlden doğan zararlardan da sorumlu olur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, bir alışveriş merkezinde vale görevlisinin aracı dubalara sürttüğü olayda, vale şirketinin saklama sözleşmesi ve TBK m. 66 gereğince sorumluluğunu kabul etmiştir. Daire, onarım bedelinin yanında değer kaybı ve ikame araç bedeline de hükmedilmesini yerinde bulmuştur (İstanbul BAM 44. HD, E. 2022/1087, K. 2022/1425, 13.10.2022; miktar itibarıyla kesin).
Üçüncü kişilere verilen zararlarda ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 104. maddesi devreye girer. Bu hükme göre motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım "veya benzeri bir amaçla" kendisine bırakılan aracın sebep olduğu zararlardan işleten gibi sorumludur. Aracın işleteni ve zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, garaj ve otopark işletenlerin bu madde kapsamında olduğunu, aracın otoparka teslimiyle malikin işleten sıfatının kalktığını, otoparka bırakılan aracı kullanan çalışanın üçüncü kişilere verdiği zarardan işletmecinin KTK m. 85 ve 85/son uyarınca sorumlu olduğunu açıkça belirtmiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2023/7715, K. 2023/12228, 20.11.2023). Kapatılan 17. Hukuk Dairesi de oto yıkamaya bırakılan aracı alkollü olarak trafiğe çıkaran işçinin yol açtığı kazada araç malikinin ve trafik sigortacısının sorumlu olmadığını kabul etmiştir (Yargıtay 17. HD, E. 2015/11163, K. 2016/1070, 28.01.2016). Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.6/(m) de bu sorumlulukları trafik sigortası teminatı dışında bırakır.
Bu kural, zarar gören üçüncü kişi açısından bir tuzak oluşturabilir. Vale edilen aracın trafik sigortacısına başvuran zarar gören, KTK m. 104 savunmasıyla karşılaşır. Ancak eylemsel egemenliğin gerçekten işletmeye geçtiğini ispat yükü bu savunmayı ileri süren trafik sigortacısındadır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, servis çalışanının "teste çıktığım araçla" kazaya karıştığını gösteren kaza tespit tutanağını bu ispat için yeterli görerek ret kararını onaylamıştır. Karar kesindir (İzmir BAM 11. HD, E. 2024/26, K. 2026/969, 05.06.2026). Bu nedenle kaza tespit tutanağında sürücünün sıfatı ve aracın kime, hangi amaçla bırakıldığı mutlaka doğru biçimde yazılmalıdır. Zarar gören, KTK m. 104/2 uyarınca işletmenin yaptırmak zorunda olduğu mesleki faaliyet zorunlu mali sorumluluk sigortacısına ve işletmeye yönelmelidir.
V. KASKO ÖDER Mİ?
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın (Kasko GŞ) A.1 maddesi; çarpışma, çarpma, üçüncü kişilerin kötü niyetli hareketleri, yanma ve çalınma risklerini teminat altına alır. Aracın otoparkta veya vale görevlisinin elindeyken hasar görmesi kural olarak bu risklerden birine girer. Aracı kimin kullandığı teminatın doğması için önemli değildir. Bununla birlikte uygulamada üç istisna sorun yaratmaktadır.
Birinci istisna, ehliyetsiz veya alkollü kullanımdır. Kasko GŞ A.5.4 ve A.5.5, aracın gerekli sürücü belgesi olmayan ya da alkollü veya uyuşturucu etkisindeki kişilerce kullanılması sırasındaki zararları teminat dışı bırakır ve lafzen sigortalının kusurunu aramaz. Bir otelde kendisini vale olarak tanıtan, sürücü belgesi bulunmayan bir çalışanın aracı devirdiği olayda kasko sigortacısı talebi bu gerekçeyle reddetmiş, davanın esası ise görev nedeniyle incelenememiştir (İstanbul BAM 9. HD, E. 2023/2358, K. 2023/2035, 01.11.2023; kesin). Bu konuda yerleşik bir içtihat tespit edemedik. Kanaatimizce sigortalının seçme ve denetleme imkânı bulunmayan, kanunen gözetim yükümlülüğü taşıyan bir teşebbüsün çalışanının ehliyetsizliği sigortalı aleyhine sonuç doğurmamalıdır. Böyle bir ret hâlinde dahi zararın tamamı TBK m. 579 ve 66 uyarınca vale işletmesinden istenebilir.
İkinci istisna, anahtarlı çalınmadır. Kasko GŞ A.4.11, anahtarın ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınmasını ancak ek sözleşmeyle teminata alınabilecek bir risk olarak düzenler. Poliçelerdeki klozlar ise genellikle anahtarın sigortalının ev veya işyeri niteliğindeki kapalı ve kilitli bir mekândan zorla alınması hâlini kapsar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, anahtarın otopark kulübesindeki dolaptan alınarak aracın çalındığı olayda zararın teminat dışında kaldığı yönündeki itiraz hakem heyeti kararını onamıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2025/6578, K. 2025/9071, 03.06.2025). Anahtarın valeye veya otopark görevlisine teslim edildiği her durumda, çalınma riski bakımından kaskonun yanında işletmenin TBK m. 579'dan doğan sorumluluğu da göz önünde tutulmalıdır.
Üçüncü istisna, Kasko GŞ A.5.6'dır. Bu hüküm, sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimselerce aracın çalınmasını veya kaçırılmasını teminat dışı bırakır. Sigortacılar zaman zaman vale veya otopark görevlisini bu kapsamda değerlendirmeye çalışmaktadır. Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı benimsememiştir. Bir lokantanın otopark görevlisine anahtarıyla teslim edilen aracın 45 dakika sonra çalındığı olayda Kurul, görevlinin işletme sahibinin çalışanı olduğunu, aracın anahtarı üzerinde bırakılmasına sigortalının rıza gösterdiğinin kabul edilemeyeceğini ve kasko sigortacısının işletmeye rücu edebileceğini oy çokluğuyla kabul etmiştir (Yargıtay HGK, E. 2017/3076, K. 2018/498, 21.03.2018). Vale görevlisi, sigortalının değil işletmenin yardımcısıdır.
Kasko ödeme yaptığında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi uyarınca ödediği tutar kadar sigortalının yerine geçer ve işletmeye rücu eder. Yukarıda anılan hastane otoparkı kararında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, güvenlik şirketinin anahtarı güvenli bir yerde saklamadığını ve TBK m. 66'daki kurtuluş kanıtını getiremediğini belirterek kasko sigortacısının rücu davasının kabulü gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2022/4120, K. 2025/12428). Gözden kaçan bir husus Kasko GŞ B.4.3'tür: Sigortacı rücu talebini, sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan sigorta şirketine yöneltir ve ilgilinin kendisine ancak o risk için teminat bulunmayan durumda başvurabilir. Otopark işletmesinin sorumluluk sigortası varsa rücu bu sigortacıdan başlar. TTK m. 1472/2 uyarınca sigortalının kaskoyla karşılanmayan kalemler, özellikle muafiyet, değer kaybı ve araç mahrumiyeti bakımından işletmeye başvurma hakkı saklıdır. Kasko GŞ A.4.8'e göre kullanım ve gelir kaybı ancak ek sözleşmeyle ve limitle teminata alınabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de hasarı sigortadan karşılanan araç sahibinin değer kaybını vale şirketinden isteyebileceğini kabul etmiş, değer kaybının hasarlı ve hasarsız emsal değerler karşılaştırılarak hesaplanmasını istemiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2016/9543, K. 2018/2365).
VI. KASKO YOKSA YA DA ÖDEMEZSE: İŞLETMEYE KARŞI DAVA
Görevli mahkeme araç sahibinin sıfatına göre belirlenir. TTK m. 4/1-c, TBK'nın saklama sözleşmelerine ilişkin 561-580. maddelerinden doğan davaları tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayar. Ancak TKHK m. 3 tüketici işlemini "her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlar ve m. 73/1 bu işlemlerden doğan davalarda tüketici mahkemelerini görevli kılar. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, özel kullanımdaki aracını bir vakfın iktisadi işletmesine ait otoparka bırakan kişinin tüketici olduğunu belirterek asliye ticaret mahkemesinin kararını görev yönünden kaldırmıştır (İstanbul BAM 14. HD, E. 2023/426, K. 2026/240, 12.02.2026). Aynı Mahkemenin 9. Hukuk Dairesi de otel müşterisinin vale kazası nedeniyle açtığı davada tüketici mahkemesini görevli bulmuştur (İstanbul BAM 9. HD, E. 2023/2358, K. 2023/2035). Araç ticari amaçla kullanılıyor veya sahibi tacirse asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Kasko sigortacısının rücu davası da asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda TKHK m. 73/A uyarınca arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; tüketici hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar bu şartın dışındadır. Ticari davalarda konusu bir miktar para olan talepler için TTK m. 5/A uyarınca arabuluculuk dava şartıdır. Otopark veya vale işletmesi sigortacı olmadığından, işletmeye karşı Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulamaz. Buna karşılık 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/1. maddesi sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişilere de tahkim yolunu açar ve zorunlu sigortalarda sigortacının sisteme üye olmasını aramaz. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan 2023 tarihli kararı, araç sahibinin otopark işletmesinin KTK m. 104 sigortacısına karşı yaptığı tahkim başvurusundan doğmuştur.
Saklama sözleşmesine dayanan talepler TBK m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, otoparkta yanan otobüse ilişkin davada bu kabulü içeren ilk derece kararını onamış, ticari otobüsün kazanç kaybını da yerine yeni bir araç temin edilip kiraya verilmesi için gereken iki aylık makul süreyle sınırlı tutmuştur (Yargıtay 11. HD, E. 2023/4646, K. 2024/7870, 07.11.2024). Haksız fiile dayanılırsa TBK m. 72, motorlu araç kazasına dayanılırsa KTK m. 109 uyarınca iki yıllık ve on yıllık süreler gündeme gelir. Kısa süreler geçmeden dava açmak en güvenli yoldur. Talep kalemleri onarım bedeli veya pertte rayiç ile sovtaj farkı, değer kaybı, araç mahrumiyeti ve ticari araçlarda kazanç kaybıdır. TTK m. 1478, zarar görene sigorta bedeline kadar olan zararını doğrudan sorumluluk sigortacısından isteme hakkı tanır. İşletmenin "otopark sorumluluk" teminatı varsa sigortacı da davalı gösterilmeli, ancak teminatın içeriği dikkatle okunmalıdır. İstanbul BAM 14. HD'nin incelediği dosyada ilk derece mahkemesi, paket poliçedeki otopark sorumluluğu teminatının çarpma zararlarını kapsadığını, su baskınını ise kapsamadığını tespit etmiştir.
VII. DEĞERLENDİRME VE DE LEGE FERENDA ÖNERİLER
İncelenen kararlar, kanunun aracı otoparka veya valeye bırakan kişiyi kâğıt üzerinde güçlü biçimde koruduğunu göstermektedir. Ne var ki bu korumanın tahsil edilebilir olması ayrı bir sorundur. KTK m. 104/2, otopark ve benzeri teşebbüslere kendilerine bırakılan araçların tümünü kapsayan zorunlu bir mali sorumluluk sigortası yaptırma yükümlülüğü getirir. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu sigortanın yalnızca bırakılan aracın üçüncü kişilere verdiği zararı kapsadığını, aracın kendisindeki zararın teminat dışında olduğunu açıkça belirtmiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2023/7715, K. 2023/12228). Kanun, teslim edilen aracın başkalarına vereceği zararı zorunlu sigortayla güvenceye almış, en sık gerçekleşen zararı, yani aracın kendi hasarını ise işletmenin ödeme gücüne bırakmıştır.
Bu nedenle üç öneride bulunuyoruz. Birincisi, KTK m. 104/2'deki zorunlu sigortanın otopark, vale, oto yıkama ve benzeri gözetim faaliyetleri bakımından "emanet araç" teminatını da içerecek biçimde genişletilmesidir. Bu teminat, teslim edilen aracın yok olması, hasara uğraması ve çalınmasını, TBK m. 579'daki sorumlulukla uyumlu olarak karşılamalıdır. İkincisi, teslim anına ilişkin ispat standardının belirlenmesidir. Vale ve kapalı otopark işletmelerinde teslim fişine aracın teslim anındaki görünümünü gösteren tarih ve saat damgalı fotoğrafların eklenmesi ve aynı kaydın iadede de tutulması, hem işletmeyi önceden var olan hasar iddialarına karşı korur hem de araç sahibinin ispat güçlüğünü ortadan kaldırır. Bu yükümlülüğe uyulmamasının sonucu da teslimin hasarsız yapıldığı karinesi olmalıdır. Üçüncüsü, Kasko Genel Şartları'na, aracın sigortalının iradesiyle mesleki gözetim faaliyeti yürüten bir teşebbüse bırakıldığı süre için A.5.4 ve A.5.6 istisnalarının sigortalı aleyhine uygulanamayacağını belirten açık bir hüküm eklenmelidir. Böylece sigortalı, seçemediği ve denetleyemediği bir çalışanın ehliyet durumunun riskini taşımaz. Ödeme yapan sigortacı ise halefiyet yoluyla zararı asıl sorumluya, yani işletmeye ve onun sigortacısına yükler.
SONUÇ
Otoparka veya valeye bırakılan aracın zarar görmesi hâlinde araç sahibinin iki bağımsız yolu vardır. Kasko varsa çarpma, çarpışma ve çalınma kural olarak teminat kapsamındadır; vale veya otopark görevlisi sigortalının değil işletmenin yardımcısıdır. Kasko yoksa, ödemiyorsa ya da muafiyet, değer kaybı ve mahrumiyet gibi karşılanmayan kalemler varsa doğrudan işletmeye gidilir. İşletmenin TBK m. 579'daki sorumluluğu kusursuzdur, fişteki sorumsuzluk ibaresi hükümsüzdür ve kusur hâlinde günlük ücretin on katı sınırı uygulanmaz. Dava, araç sahibi tüketiciyse tüketici mahkemesinde, ticari araçlarda asliye ticaret mahkemesinde, arabuluculuk dava şartı yerine getirildikten sonra açılır. Vale görevlisinin üçüncü kişilere verdiği zararda muhatap, aracın trafik sigortacısı değil, KTK m. 104 uyarınca işleten gibi sorumlu olan işletme ve onun zorunlu mesleki sorumluluk sigortacısıdır. Sistemin en zayıf halkası olan teslim edilen aracın kendi hasarı ise ancak bu zorunlu sigortanın kapsamının genişletilmesiyle güvenceye kavuşturulabilir.
KAYNAKÇA
· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 20, 21, 25, 50, 66, 72, 112, 115, 116, 146, 561, 563, 576, 578, 579.
· 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 4, 5/A, 1472, 1478.
· 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 85, 104, 109.
· 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 3, 5, 73, 73/A.
· 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 30.
· Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları, A.1, A.4.8, A.4.11, A.5.4, A.5.5, A.5.6, B.4.3.
· Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, A.6/(m).
· Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/11163, K. 2016/1070, T. 28.01.2016.
· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/3076, K. 2018/498, T. 21.03.2018.
· Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/9543, K. 2018/2365, T. 03.04.2018.
· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/953, K. 2021/1410, T. 16.11.2021.
· İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/1087, K. 2022/1425, T. 13.10.2022.
· İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/2358, K. 2023/2035, T. 01.11.2023.
· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7715, K. 2023/12228, T. 20.11.2023.
· Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5238, K. 2024/1452, T. 26.02.2024.
· Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4646, K. 2024/7870, T. 07.11.2024.
· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/6578, K. 2025/9071, T. 03.06.2025.
· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4120, K. 2025/12428, T. 15.09.2025.
· Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/156, K. 2025/366, T. 31.12.2025.
· İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/426, K. 2026/240, T. 12.02.2026.
· İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2025/1603, K. 2026/341, T. 18.03.2026 (temyiz yolu açık).
· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/4372, K. 2026/4649, T. 22.04.2026.
· İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/26, K. 2026/969, T. 05.06.2026.
· Küçükcankurtaran, Melih: "Aynı Sel, İki Ayrı Mahkeme", hukukihaber.net, 15.10.2026.
Next