SEDDK'nın 2026/2 Sayılı Sirkülerinin İlk Üç Ayı: Raportör Ön İncelemesinde Verilen Ret Kararları, Zamanaşımı Riski ve Zarar Görenin Çıkış Yolları

GİRİŞ

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 05.08.2026 tarihli ve 1862 sayılı Kurul Kararıyla kabul ettiği 2026/2 sayılı “Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri” ile kasko ve zorunlu trafik sigortası uyuşmazlıklarında tahkim yoluna yeni bir eşik getirdi. Sirkülere göre sigorta kuruluşu süresi içinde eksper atamasını yaptırmışsa ve eksper raporu sigortacıya yüklenemeyecek etkenler nedeniyle henüz tamamlanmamışsa, başvurunun olumsuz sonuçlandığı, başka bir deyişle uyuşmazlığın doğduğu kabul edilmeyecektir.

Sirküler yayımlandığında tartışma ağırlıklı olarak teorik düzlemde kaldı: Bir idari düzenlemeyle kanunda bulunmayan bir başvuru şartı yaratılabilir mi, eksper raporu zarar görenden beklenebilecek bir belge midir, rapor için bir üst süre gerekir mi? Aradan geçen üç ayda bu soruların uygulamadaki karşılığı da ortaya çıktı. Bu yazıda, takip ettiğimiz bir trafik sigortası dosyasında aynı olay için verilen ardışık ret kararlarından hareketle sirkülerin Sigorta Tahkim Komisyonu raportörlerince nasıl uygulandığını, bu uygulamanın kanunla ve Yargıtay içtihadıyla nerede çatıştığını, zamanaşımı bakımından doğurduğu riski ve zarar görenin bu durumda başvurabileceği yolları değerlendiriyoruz. Dosyanın tarafları ve numaraları yazıda yer almamaktadır.

I. BİR DOSYANIN KRONOLOJİSİ

Olay, yaygın bir trafik kazasıdır. Karşı araç sürücüsü kaza tespit tutanağında tam kusurlu, müvekkilin aracı kusursuz ve hafif hasarlıdır. Kazadan iki hafta sonra karşı aracın trafik sigortacısına araç hasarı ve değer kaybı için ayrı ayrı yazılı başvuru yapıldı. Başvuruya kaza tespit tutanağı, ruhsat, fotoğraflar, vekâletname ve zarar görenin kendi görevlendirdiği eksperin hasar raporu eklendi.

Sigortacı bu başvurulara 36 gün boyunca, otomatik alındı cevabı dışında, hiçbir yazılı cevap vermedi. Bu süre içinde Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 99/1'deki sekiz iş günlük ödeme süresi, KTK m. 97'deki on beş günlük cevap süresi ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/13'teki on beş iş günlük süre doldu. Bunun üzerine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruldu ve şu sonuçlar alındı:

· Hasar bedeli için yapılan ilk başvuru, raportör ön incelemesinde herhangi bir gerekçe gösterilmeden “işleme alınamamıştır” denilerek reddedildi.

· Aynı talep için yapılan ikinci başvuru şu gerekçeyle reddedildi: “2026/2 sayılı Kurum Sirküleri kapsamında sigorta kuruluşu tarafından eksper atandığı ve eksper raporunun tamamlanamadığı hususu Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi sistemleri üzerinden belgelendirilmekle, işbu başvuru işleme alınamamıştır.”

· Aynı gün ayrıca açılan değer kaybı başvurusu, üç hafta sonra aynı gerekçeyle reddedildi.

· Her ret yazısında, başvuru ücretinin yarısının iade edileceği bildirildi. Ücretin diğer yarısı ve baro pulu zarar görenin üzerinde kaldı.

Bu arada Komisyona yazılı olarak sorduğumuz üç sorunun cevabı da aydınlatıcıdır. Komisyon yazılı açıklamasında, raportörlerin yalnızca Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) ekranındaki kayda baktığını, eksperin süresinde atanmış ve raporun açık görünmesi hâlinde başvurunun işleme alınmadığını, raporun kapatılmasının eksperin kontrolünde olduğunu ve SBM'de kısmi ödeme ya da ret görünmedikçe başvurunun her seferinde aynı sonuçla karşılaşacağını bildirdi. Sigortacının gecikmeyi kendisine yüklenemeyecek bir etkene dayandırıp dayandırmadığı ise hiç incelenmedi.

Tablonun son halkası, ikinci retten sonra sigortacıdan gelen yazıdır. Sigortacı, aracın ekspere gösterilmediğini, bu nedenle ekspertizin tamamlanamadığını ve hasar dosyasının “talepsiz olarak kapatıldığını” bildirdi. Oysa zarar görene veya vekiline, başvurudan o güne kadar ne bir randevu talebi ne de bir eksik evrak yazısı ulaşmıştı. Sigortacı yönünden dosya kapanmış, SBM kaydında ise raporun hâlâ açık görünmesi ihtimali sürmektedir. Bu yazının kaleme alındığı tarihte, kapatma yazısının eklendiği üçüncü başvuru henüz sonuçlanmamıştır.

II. SİRKÜLERİN İKİNCİ KOŞULU UYGULAMADA İŞLETİLMİYOR

Sirküler, uyuşmazlığın doğmamış sayılmasını iki koşula bağlamaktadır: Eksper atamasının süresinde yapılmış olması ve raporun sigortacıya yüklenemeyecek etkenler nedeniyle tamamlanamamış olması. İkinci koşul, sirkülerin sigortacının ihmalini ödüllendirmemesi için konmuş bir güvencedir. Eksperin aracı incelemeye hiç gelmemesi, sigortacının zarar görene randevu teklif etmemesi, dosyanın kendi iş yükü nedeniyle bekletilmesi gibi hâllerde gecikme sigortacıya yüklenebilir; bu durumda sirküler, kendi lafzına göre bile, tahkim başvurusunu engellemez.

Uygulamada ise raportörler yalnızca SBM'deki “eksper atandı, rapor açık” kaydını esas almaktadır. Gecikmenin nedeni ne başvurandan sorulmakta ne de sigortacıdan istenmektedir. Bu yaklaşımla iki koşullu bir düzenleme tek koşula indirgenmekte, sirkülerin zarar göreni koruyan kısmı kâğıt üzerinde kalmaktadır. Kaldı ki sigortacıya yüklenemeyecek bir etkenin varlığı, bundan yararlanacak olan sigortacının ileri sürmesi ve belgelemesi gereken bir olgudur (TMK m. 6). Zarar görenden, sigortacının iç süreçlerindeki gecikmenin sebebini ispat etmesini beklemek mümkün değildir. Raportör, SBM kaydını gördüğünde sigortacıdan gecikmenin nedenini ve bunu gösteren belgeyi istemeli; böyle bir belge sunulmazsa başvuruyu hakeme iletmelidir.

III. RAPOR İÇİN ÜST SÜRE YOK: KANUNİ SÜRELER FİİLEN ASKIYA ALINIYOR

Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği, eksper raporuna itiraz, itiraz eksperinin incelemesi ve hakem eksper talebi için üçer iş günlük süreler öngörmekle birlikte, ilk eksper raporunun hangi süre içinde tamamlanacağına ilişkin bir hüküm içermemektedir. Sirküler de bu boşluğu doldurmamıştır. Sonuç, Komisyonun açıklamasında açıkça ifade edildiği gibi, raporun kapatılmasının tümüyle eksperin ve dolaylı olarak sigortacının iradesine bırakılmasıdır. Rapor açık kaldıkça zarar gören tahkime gidemez; bekleme süresinin bir sınırı da yoktur.

Oysa kanun koyucu bu süreleri bilinçli olarak kısa tutmuştur. KTK m. 99/1'e göre sigortacı, hak sahibinin belgeleri ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yapmak zorundadır. KTK m. 97'ye göre sigortacının on beş gün içinde cevap vermemesi veya cevabın talebi karşılamaması hâlinde zarar gören dava açabilir ya da tahkime başvurabilir. 5684 sayılı Kanun m. 30/13 de sigortacının on beş iş günü içinde yazılı cevap vermemesini Komisyona başvuru için yeterli saymaktadır. Bu hükümlerin hiçbiri, süreyi eksper raporunun tamamlanmasına bağlamamıştır.

Bölge adliye mahkemesi kararları da aynı yöndedir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, sigortacının eksik evrak yazısı göndererek talebi değerlendirmeyi ertelediği bir dosyada, genel şartlarda sayılan belgelerin sigortacının ödeme tarihine, yani temerrüde ilişkin olduğunu, KTK m. 97'deki başvuru şartında bu belgelere yer verilmediğini belirtmiş; talebi sonuçsuz bırakan cevabın “talebi karşılamayan cevap” olduğunu, dolayısıyla dava şartının yerine geldiğini kabul etmiştir. Aynı kararda, sigortacının başvurudan itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yapmaması hâlinde dokuzuncu gün temerrüde düştüğü de vurgulanmıştır (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1296, K. 2025/1269, T. 01.07.2025, kesinleşmiştir). İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi ise bir kanun maddesinin kapsamının idarenin düzenlemesi olan genel şartlarla genişletilemeyeceğini ve daraltılamayacağını, kanuna aykırı genel şart veya tebliğ hükmünün uygulanmasının kanuna aykırılık oluşturacağını açıkça ifade etmiştir (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/652, K. 2025/1599, T. 07.11.2025).

Genel şartlar için söylenen bu ilke, normlar hiyerarşisinde onların da altında yer alan bir kurum sirküleri için evleviyetle geçerlidir. Anayasa Mahkemesi de KTK m. 97'deki başvuru şartını Anayasa'ya uygun bulurken, şartın zarar görene aşırı bir külfet yüklemeyen, basit bir ön adım olmasına dayanmıştır (AYM, E. 2019/40, K. 2020/40, T. 17.07.2020). Zarar görenin kontrolünde olmayan ve süresi belirsiz bir sürecin tamamlanmasını beklemek ise artık basit bir ön adım değildir.

IV. DEĞER KAYBI DA AYNI KİLİDE TAKILIYOR

Sirkülerin etkisi araç hasarıyla sınırlı kalmamaktadır. Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği m. 6/3 uyarınca eksper, değer kaybını da gerçek zarar ilkesine göre aynı raporda hesaplamaktadır. Bu nedenle hasar dosyasında rapor açık kaldıkça değer kaybı başvurusu da aynı gerekçeyle işleme alınmamaktadır. Takip ettiğimiz dosyada değer kaybı başvurusu, hasar başvurusundan ayrı yapılmış ve ayrı bir tahkim dosyası olarak açılmış olmasına rağmen, aynı SBM kaydı gerekçe gösterilerek reddedilmiştir.

Değer kaybı, araç hasarından ayrı bir zarar kalemidir ve uyuşmazlık hâlinde zaten hakem tarafından görevlendirilecek bilirkişiyle belirlenmektedir. Sigortacının eksperinin raporu bu incelemenin ön şartı değildir. Buna rağmen tek bir eksper raporunun açık kalması, aynı olaydan doğan bütün talepleri belirsiz bir süre için tahkim dışında bırakmaktadır.

V. KAYIT UYUMSUZLUĞU VE “TALEPSİZ KAPATMA”

Uygulamanın en zayıf noktası, raportörün baktığı kayıt ile sigortacının kendi kaydı arasındaki farktır. Dosyamızda sigortacının hasar dosyası numarası ile SBM'deki hasar dosyası numarası farklıdır. Sigortacı kendi kaydında dosyayı “talepsiz olarak kapattığını” yazılı olarak bildirmiştir. Raportör ise yalnız SBM ekranına baktığı için, bu yazı başvuru evrakına eklenmedikçe kapanıştan haberdar olmamaktadır.

Ödeme yapılmadan kapatılan bir hasar dosyası, sonuç itibarıyla talebin reddidir. Bu durumda sirkülerin aradığı “raporun tamamlanmamış olması” koşulu da ortadan kalkar; zira artık tamamlanması beklenen bir ekspertiz süreci yoktur. Komisyonun da kabul ettiği ölçüt SBM'de kısmi ödeme veya ret görünmesi olduğuna göre, sigortacının yazılı kapatma beyanı, ret kaydının yerini tutmalıdır. Aksi hâlde zarar gören, sigortacının yazılı olarak kapattığı bir dosya nedeniyle yine tahkimden döndürülmüş olur.

Sigortacının “araç ekspere gösterilmedi” savunması ise ön incelemenin değil, esasın konusudur. Yargıtay, sigorta eksperinin yalnız sigortacı tarafından değil, sigorta ettiren ve sözleşmeden menfaat sağlayan kişiler tarafından da görevlendirilebileceğini, ekspertiz raporunun KTK m. 99 anlamında delil niteliğinde olduğunu ve sigortacının atadığı eksperin raporunun kesin delil olmadığı gibi bağlayıcı da olmadığını kabul etmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4259, K. 2025/10237, T. 30.06.2025). Zarar görenin kendi eksperinin raporu dosyada iken, sigortacının eksperi incelemeyi tamamlamadı diye uyuşmazlığın hiç doğmadığını söylemek, delilin değerlendirilmesini hakemin önüne gelmeden engellemek anlamına gelir. Aracın gösterilip gösterilmediği, randevu teklif edilip edilmediği ve zarar görenin kendi raporunun yeterliliği, hakem tarafından taraflar dinlenerek değerlendirilmesi gereken olgulardır.

VI. RAPORTÖRÜN YETKİSİ, İTİRAZ YOLUNUN YOKLUĞU VE MALİYET

5684 sayılı Kanun m. 30/15'e göre Komisyona yapılan başvuru önce raportörler tarafından incelenir, raportörler incelemelerini en geç on beş gün içinde tamamlar ve “raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvurular sigorta hakemine iletilir.” Kanun, raportöre başvurunun usule uygunluğunu denetleme imkânı tanımakla birlikte, uyuşmazlığın doğup doğmadığını takdir ederek başvuruyu esastan sonuçsuz bırakma yetkisini açıkça vermemiştir. Uyuşmazlığın doğup doğmadığı, sigortacının cevabının talebi karşılayıp karşılamadığı ve sigortacının gecikmesinin haklı olup olmadığı, nitelikleri itibarıyla yargısal değerlendirme gerektiren sorulardır.

Raportörün “işleme alınamamıştır” kararına karşı kanunda bir itiraz yolu da düzenlenmemiştir. 5684 sayılı Kanun m. 30/12'deki itiraz ve temyiz yolları hakem kararlarına ilişkindir. Zarar görenin elinde, aynı başvuruyu yeniden yapmaktan başka bir araç kalmamaktadır. Her yeni başvuruda yeniden başvuru ücreti yatırılmakta, ret hâlinde bunun ancak yarısı iade edilmekte, baro pulu ise tamamen kaybedilmektedir. Kusursuz bir zarar gören, sigortacının sessizliği nedeniyle aynı talep için birden fazla kez ücret ödemek zorunda kalmaktadır. Uyuşmazlığı çözmek için kurulan bir sistemin, uyuşmazlığa sebep olan tarafın hareketsizliğinin maliyetini karşı tarafa yüklemesi, hak arama özgürlüğü (Anayasa m. 36) bakımından da açıklanması güç bir sonuçtur.

VII. ZAMANAŞIMI BAKIMINDAN DURUM

Belirsiz bekleme süresinin en ağır sonucu zamanaşımı bakımından ortaya çıkabilir. KTK m. 109/1'e göre maddi zararlar için zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıldır. Araç hasarı ve değer kaybı gibi taleplerde bu süre çoğu zaman kaza gününden itibaren işlemeye başlar.

Bu noktada Yargıtay'ın iki güncel kararı zarar gören lehine önemli bir güvence sunmaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, usulden reddedilen ilk tahkim başvurusunun yapıldığı tarihte zamanaşımının TBK m. 154/2 uyarınca kesildiğini ve yeni başvuruda sürenin bu tarihten itibaren yeniden hesaplanması gerektiğini kabul ederek, aksi yöndeki İtiraz Hakem Heyeti kararını bozmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/3996, K. 2025/6553, T. 24.04.2025, oy çokluğu). Daire, başka bir kararında ise sigortacıya yapılan zorunlu başvuru ile sigortacının ret cevabı arasında geçen sürede zamanaşımının durduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/7681, K. 2025/12061, T. 09.09.2025, oy çokluğu).

İkinci karardaki karşı oy, zarar görenin on beş günlük bekleme süresinden sonra sigortacının cevabını beklemek zorunda olmadığını, bu nedenle bekleme süresinin zamanaşımını durdurmayacağını savunmaktadır. Ne var ki 2026/2 sayılı Sirküler yürürlükte olduğu sürece bu gerekçe tahkim bakımından fiilen geçerliliğini yitirmiştir: Zarar gören artık, eksper raporu açık olduğu sürece beklemek zorunda bırakılmaktadır. Bize göre bu zorunluluk, çoğunluk görüşünü güçlendirmekte ve sigortacıya başvurudan raporun kapatılmasına kadar geçen sürenin zamanaşımını durduracağı sonucunu desteklemektedir.

Raportör ön incelemesinde verilen ret kararının da TBK m. 154/2 anlamında “hakeme başvuru” olarak zamanaşımını kesip kesmediği konusunda doğrudan bir karara rastlanmamıştır. Başvurunun Komisyona yapıldığı ve ret gerekçesinin başvurunun erken yapıldığı düşüncesine dayandığı dikkate alındığında, kesme etkisinin kabulü gerekir. Bu kabul edilmese dahi, sirkülere dayanan ret özünde “vaktinden önce açılmış” bir başvurunun reddi niteliğinde olduğundan, TBK m. 158'deki altmış günlük ek sürenin uygulanması savunulabilir. Bunlar görüşümüzdür. Uygulamada en güvenli yol, zamanaşımına yaklaşan dosyalarda bu tartışmalara bel bağlamadan dava yoluna başvurmaktır.

VIII. ZARAR GÖREN NE YAPABİLİR?

Sirküler yürürlükte kaldıkça zarar görenin ve vekilinin izleyebileceği yollar şöyle sıralanabilir:

· Sigortacıya yapılan başvurunun ve sonraki yazışmaların tarihi belgelenmeli, sigortacının cevapsız kaldığı süre ve KTK m. 97 ile m. 99'daki sürelerin dolduğu tarih tahkim başvurusunda açıkça gösterilmelidir.

· SBM üzerinden dosyaya atanan eksperin kimliği öğrenilmeli ve eksperden incelemeyi tamamlaması yazılı olarak istenmelidir. Eksperin süreci sürüncemede bırakması, mesleki sorumluluk bakımından ayrıca şikâyet konusu yapılabilir.

· Sigortacı dosyayı ödeme yapmadan kapattığını bildirmişse, bu yazı yeni tahkim başvurusuna mutlaka eklenmeli ve başvuru açıklamasında dosyanın kapalı olduğu, dolayısıyla sirkülerin koşullarının bulunmadığı vurgulanmalıdır.

· Tahkim başvurusunda sirkülerin ikinci koşulu, yani gecikmenin sigortacıya yüklenemeyecek bir etkenden kaynaklanmadığı açıkça ileri sürülmeli ve raportörden bu koşulu incelemesi talep edilmelidir.

· Sigortacının süreleri aşması ve sirkülerin bu şekilde uygulanması SEDDK'ya şikâyet konusu yapılabilir.

· Tahkim yolu kapalı kaldığında mahkemeye başvurulabilir. Sirküler yalnızca Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılacak başvurulara ilişkindir; KTK m. 97'deki dava şartı yerine getirilmiş bir dosyada mahkemeyi bağlamaz. Mahkemede sigortacının “eksper raporu yok” savunması da dava şartı yokluğu olarak değil, ispat meselesi olarak ele alınmalıdır. Yargıtay, eksik belgeyle yapılan başvuruyu geçerli saymakta ve eksikliğin yargılama sırasında giderilebileceğini kabul etmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/282, K. 2025/5, T. 06.01.2025; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13060, K. 2025/6574, T. 24.04.2025).

Mahkeme yolunun daha uzun ve daha masraflı olduğu, tahkimin hızlı ve uzman bir yol olarak tercih edildiği açıktır. Sirkülerin bu biçimde uygulanması, sistemin zarar görenleri mahkemeye yönlendirmesi sonucunu doğurmakta; bu da tahkimin kuruluş amacıyla bağdaşmamaktadır.

IX. DÜZENLEME VE UYGULAMA ÖNERİLERİ

Sirkülerin amacı, uyuşmazlık henüz doğmadan yapılan başvuruların Komisyonu meşgul etmesini önlemekse, bu amaç zarar görenin hak arama özgürlüğünü daraltmadan da gerçekleştirilebilir. Bu doğrultuda şu önerileri sunuyoruz:

· İlk eksper raporu için bir üst süre öngörülmelidir. Örneğin atamadan itibaren on iş günü içinde rapor tamamlanmamışsa, uyuşmazlığın doğmuş sayılacağı açıkça düzenlenmelidir. Sirkülerin destekçileri de bir azami süre ihtiyacını kabul etmişti.

· Raportörler, SBM kaydını gördüklerinde sigortacıdan gecikmenin nedenini ve buna ilişkin belgeyi istemeli; sigortacıya yüklenemeyecek bir etken belgelenmezse başvuruyu hakeme iletmelidir.

· Sigortacının kendi kaydında dosyayı kapatması, ödeme yapmışsa ödeme kaydı, yapmamışsa ret kaydı olarak SBM'ye eş zamanlı yansıtılmalıdır.

· Sirkülere dayanan ret yazıları somut gerekçe içermeli, bu kararlara karşı Komisyon nezdinde kısa süreli bir itiraz yolu tanınmalıdır.

· Sirküler gerekçesiyle işleme alınmayan başvurularda başvuru ücreti ve baro pulu bedeli tam olarak iade edilmeli veya aynı uyuşmazlık için yapılacak yeni başvuruya mahsup edilmelidir.

SONUÇ

2026/2 sayılı Sirküler, kâğıt üzerinde iki koşullu ve dengeli görünen bir düzenlemedir. Uygulamada ise ikinci koşul işletilmemekte, karar SBM ekranındaki tek bir kayda bırakılmakta ve rapor için hiçbir üst süre bulunmamaktadır. Bunun sonucunda kanunun sigortacıya tanıdığı sekiz iş günlük ödeme süresi ile on beş günlük cevap süresi tahkim bakımından anlamını yitirmekte, değer kaybı gibi bağımsız talepler de aynı kilide takılmakta, sigortacının sessizliğinin maliyeti tekrar tekrar zarar görene yüklenmektedir.

Yargıtay'ın zamanaşımına ilişkin güncel kararları zarar göreni bir ölçüde korumaktadır. Ancak asıl çözüm, sirkülerin bir üst süreyle tamamlanması ve raportör incelemesinin sirkülerin kendi lafzına uygun hâle getirilmesidir. Aksi hâlde kanun koyucunun hızlı ve külfetsiz olarak tasarladığı tahkim yolu, sigortacının eksperi rapor yazana kadar kapalı kalan bir kapıya dönüşecektir.

KAYNAKÇA

· 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 97, 99, 109.

· 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 30.

· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 154, 156, 158.

· 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 6.

· Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği (RG 12.02.2026), m. 6, 8.

· SEDDK, 2026/2 sayılı Motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Sigorta Tahkim Komisyonuna Yapılacak Başvurular Hakkında Kurum Sirküleri (Kurul Kararı 05.08.2026/1862).

· Anayasa Mahkemesi, E. 2019/40, K. 2020/40, T. 17.07.2020.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/7681, K. 2025/12061, T. 09.09.2025.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4259, K. 2025/10237, T. 30.06.2025.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/3996, K. 2025/6553, T. 24.04.2025.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/13060, K. 2025/6574, T. 24.04.2025.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/282, K. 2025/5, T. 06.01.2025.

· İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/652, K. 2025/1599, T. 07.11.2025.

· Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1296, K. 2025/1269, T. 01.07.2025.