Evet, ancak iki önemli koşulla. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 2017 yılında eklenen ve 28.03.2023 tarihli 7445 sayılı Kanunla bugünkü hâlini alan düzenlemeye göre avukat, vekâletnamesinde özel yetki bulunması şartıyla arabuluculuk anlaşma belgesini müvekkili adına imzalayabilir. Ne var ki taraf imzası taşımayan belgenin icra gücü, uyuşmazlığın ticari olup olmamasına göre ciddi biçimde değişir.
Soru ilk bakışta teknik görünse de uygulamada sık karşılaşılır. Müvekkil şehir dışındadır, yurt dışındadır ya da karşı tarafla aynı masaya oturmak istemez. Süreci baştan sona avukat yürütür. İş bağlayıcı imzaya gelince hem temsil yetkisinin kapsamı hem de belgenin icra kabiliyeti tartışma doğurur. İki boyutu birbirinden ayırmadan bu soruya doğru cevap vermek mümkün değildir.
Kanun Avukatın Katılımına Nasıl Bakıyor?
Kanun, avukatın müvekkili adına arabuluculuk sürecine katılmasına açıkça izin verir. 6325 sayılı Kanun'un 15. maddesine göre arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir. Bu hüküm 2017 değişikliğiyle netleşmiştir ve bugün hem dava şartı olan zorunlu arabuluculukta hem de ihtiyari arabuluculukta geçerlidir.
Örneğin kıdem tazminatı uyuşmazlığında işçi başka bir şehirde yaşıyorsa görüşmelere yalnızca avukatı katılır ve müzakereyi avukat yürütür. Bu, dava şartı arabuluculuğun günlük işleyişinde son derece olağan bir tablodur. Ancak müzakereye katılmak başka, müvekkili bağlayan anlaşmayı imzalamak başkadır. İkinci adım, vekâletnamenin içeriğine bağlıdır.
Müzakereyi avukat yürütebilir; bağlayıcı imza ise vekâletnamedeki yetkinin kapsamına bağlıdır.
Genel Vekâletname Neden Yetmez?
Yetmez. Müvekkili bağlayan bir anlaşma için vekâletnamede açık biçimde yazılmış özel yetki gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesine göre açıkça yetki verilmemiş vekil sulh olamaz, karşı tarafı ibra edemez ve alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz. Arabuluculuk anlaşması ise niteliği gereği bir sulhtür (tarafların karşılıklı ödün vererek uyuşmazlığı kendi iradeleriyle bitirmesi).
Özel yetki olmadan atılan imzanın sonucu da bellidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yetkisiz temsile ilişkin hükümleri uyarınca böyle bir işlem, müvekkil sonradan onay (icazet) vermedikçe onu bağlamaz. Örneğin vekâletnamesinde yalnızca dava açma ve takip yetkisi bulunan bir avukatın imzaladığı anlaşma belgesi, müvekkil onaylamadığı sürece askıda kalır. Karşı taraf için de bu, güvenerek ödeme planladığı anlaşmanın temelsiz çıkması riski demektir.
Bu yüzden arabuluculuk masasına oturmadan önce yalnızca kendi vekâletnamenizi değil, karşı taraf vekilinin yetkisini de kontrol etmek gerekir. Örneğin anlaşma metni hazırlanmışken karşı vekilin yetkisinin yalnızca genel dava takibini kapsadığı fark edilirse, o gün imza atmak yerine tarafın onayını beklemek her iki tarafı da korur.
Taraf İmzası Olmadan Belge İlam Niteliği Kazanır mı?
Kural olarak hayır. Kanun burada ticari uyuşmazlıklar lehine açık bir ayrım yapar. 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesinin dördüncü fıkrasına göre taraflar ve avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ile arabulucunun imzası yeterlidir.
İlam niteliğinde belge, mahkeme kararı gibi doğrudan ilamlı icraya konu edilebilen belge demektir. Dolayısıyla ticari olmayan bir uyuşmazlıkta yalnızca avukatın imzaladığı belge geçerli bir anlaşma olabilir ama kendiliğinden ilam gücü taşımaz. Alacaklı taraf bu belgeyle ilamlı icra başlatmak isterse sulh hukuk mahkemesinden icra edilebilirlik şerhi almak zorundadır. Belgenin icra aşamasında nerelerde zorlandığını anlaşma belgesinin icra kabiliyeti üzerine yazdığımız incelemede ayrıntılı ele almıştık.
Örneğin miras paylaşımına ilişkin ihtiyari bir arabuluculukta belgeyi taraflar adına yalnızca avukatlar imzalamışsa, ödeme aksadığında alacaklı önce şerh için mahkemeye gitmek zorunda kalır. Ayrıca 2023'te Kanun'a eklenen 17/B maddesi uyarınca taşınmazın devrine ilişkin anlaşmalarda icra edilebilirlik şerhi her durumda zorunludur ve taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinden alınır.
Anlaşmanın bağlayıcılığı ile icra gücü, aynı masada kurulan iki ayrı hukuki katmandır.
Asıl Tartışma: Geçerlilik Şartı mı, İcra Gücü Şartı mı?
Tartışmanın düğümü, taraf imzasının anlaşmanın geçerliliğine mi yoksa yalnızca icra gücüne mi ilişkin olduğudur. Bir görüş, 18. maddedeki birlikte imza ifadesini geçerlilik şartı gibi okur. Buna göre taraf imzalamadıysa ortada müvekkili bağlayan bir anlaşma yoktur. Bize göre isabetli olan karşı görüş ise bu fıkranın anlaşmanın kurulmasını değil, şerh muafiyetini düzenlediğini kabul eder.
Bu yorumun dayanağı bizzat kanunun sistematiğidir. Kanun koyucu ticari uyuşmazlıklarda yalnızca avukatların imzasıyla yetinerek, özel yetkili avukat imzasının müvekkili bağlayabileceğini kendisi kabul etmiştir. Müzakerelere avukat aracılığıyla katılmaya izin verip imza anında bu temsili sonuçsuz bırakmak, 15. maddeyi anlamsız kılardı. Özel yetki kurumu da zaten tam bu ihtimal için vardır. Yetki varsa temsil sonuç doğurur, yoksa icazete kadar askıda kalır.
Yine de karşı görüşün uygulamadaki ağırlığı yok sayılmamalıdır. Taraf imzası bulunmayan belge, şerh incelemesinde ve itiraz hâlinde daha sıkı sorgulanır. Örneğin boşanma sonrası mal paylaşımına ilişkin bir anlaşmada vekâletnamedeki yetkinin arabuluculuğu kapsamadığı sonradan ileri sürülürse, aylarca süren müzakere bir anda tartışmalı hâle gelir. İmzanın ağırlığı da büyüktür çünkü 18. maddenin beşinci fıkrası gereği anlaşmaya varılan hususlarda taraflar artık dava açamaz. Yanlış kurulmuş bir temsille atılan imza, müvekkilin dava hakkını tartışmalı biçimde kapatma riski taşır.
Uygulamada Nasıl Hareket Edilmeli?
Güvenli yol bellidir. İmza öncesinde yetkiyi, talimatı ve belgenin icra gücünü üç ayrı başlık olarak kontrol etmek gerekir.
1. Vekâletname denetimi. Arabuluculuğa başvurma, sulh olma, ibra ve anlaşma belgesini imzalama yetkilerinin vekâletnamede açıkça yazılı olduğundan emin olunmalıdır.
2. Yazılı talimat. Anlaşmanın parasal sınırı ve temel koşulları konusunda müvekkilden yazılı onay alınması, ileride çıkabilecek yetki tartışmasını baştan kapatır.
3. Mümkünse taraf imzası. Ticari olmayan uyuşmazlıkta belgeye müvekkilin de imza atması, icra edilebilirlik şerhi ihtiyacını ortadan kaldırır ve belgeyi en güçlü hâline kavuşturur.
4. Ticari uyuşmazlık kontrolü. Uyuşmazlık ticariyse avukatlar ile arabulucunun imzası ilam niteliği için yeterlidir. Bu durumda süreç tümüyle vekiller üzerinden tamamlanabilir.
5. Taşınmaz istisnası. Taşınmazın devrine ilişkin anlaşmalarda 2023'te getirilen özel rejim gereği şerh her durumda gündeme gelir ve bu başlık ayrıca planlanmalıdır.
Örneğin ticari bir alacak uyuşmazlığında her iki tarafın özel yetkili vekilleri ve arabulucu belgeyi birlikte imzaladığında, taraflar hiç bir araya gelmeden doğrudan icra edilebilir bir sonuç elde edilir. İş, miras, kira ve ticaret uyuşmazlıklarında arabuluculuk, hem dava şartı hem ihtiyari yol olarak giderek daha fazla uyuşmazlığı mahkeme önüne gitmeden sonlandırıyor.
Sonuç olarak soru iki katmanlıdır ve iki ayrı cevabı vardır. Özel yetkili avukat, müvekkilini bağlayan anlaşma belgesini tek başına imzalayabilir. Ancak bu imzanın belgeye kazandırdığı güç uyuşmazlığın türüne göre değişir. Ticari uyuşmazlıkta belge doğrudan ilam niteliği taşır, diğer uyuşmazlıklarda ise icra edilebilirlik şerhi olmadan yalnızca güçlü bir sözleşme olarak kalır.
Yasal Uyarı
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir; hukuki işlem yapmadan önce mutlaka bir avukata danışınız.
Next