T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2026/4659
Karar No : 2026/4931
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
UETS adresi vardır.
DAVALILAR : 1- Türkiye Barolar Birliği
VEKİLİ : Av.
UETS adresi vardır.
2- İstanbul 1 Nolu Barosu
VEKİLİ : Av.
UETS adresi vardır.
DAVANIN KONUSU :
1- İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat olan davacının ''uyarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulu'nun 19/06/2017 tarih ve , sayılı kararı ile bu kararın onanmasına dair Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 16/02/2018 tarih ve , sayılı kararının ve;
2- Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesinde yer alan kuralın 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 110. maddesinde sayılan Türkiye Barolar Birliğinin temel görevlerini yerine getirme amacına hizmet edecek nitelik taşımadığı gibi bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden avukatlığın amacı ile de bağdaşmadığı, dava konusu kuralın, Avukatlık Kanununun 34., 76., 110., 134. 172. maddelerine ve Türk Medeni Kanununun 2. maddesine aykırı olduğu, kuralın amacının, eski avukatın takip ettiği dosyalarda ücret almadığı hallerde yeni avukatın işi alması durumunda, eski avukatın alacağına kavuşmasında mesleki dayanışmanın sağlanmaya çalışılması olduğu, bu halde ise yeni avukatın ancak müvekkiline eski avukata ücretin ödenmesi konusunda telkinde bulunabileceği, dolayısıyla yeni avukatın eski avukata yazılı bildirimde bulunmasının somut olarak hiçbir geçerliliğinin bulunmadığı, yeni avukatın eski avukattan işi alma konusunda muvafakat almasının ise mesleki bağımsızlık gereği düşünülemeyeceği, bu nedenle kuralın günümüz mesleki hayata katkı sağlamadığı, hukuki faydadan uzak olduğu ve hiçbir amaca hizmet etmediği belirtilmiştir.
Dava konusu uyarma cezasına ilişkin işlem yönünden ise, müvekkillerinin önceki avukatla hukuki ilişkilerinin bittiğini beyan etmeleri ve artık bu dosyaların kendisi tarafından takip edilmesini istemeleri üzerine dosyaların düşmesini önlemek amacıyla önceki avukata yazılı bildirimde bulunmaya gerek duyulmadan dosyalara vekaletname sunulduğu, Avukatlık Kanununun 172. maddesinde, yazılı muvafakat alma yükümlülüğünün iş sahibine yüklendiği, iş sahiplerinin de noter onaylı beyanlarından önceki avukatın bu muvafakati verdiğinin anlaşıldığı, davacı avukatın, müvekkillerinin beyanlarına rağmen eski avukattan yazılı muvafakat alınıp alınmadığını sorgulamasının avukat-müvekkil arasındaki güven duygusunu zedeleyebileceği, meslek kuralı ile korunmak istenen hukuki değerin ihlal edilmediği, zira önceki avukatın vekalet ücreti alacağına yönelik müvekkillerine karşı hukuki girişiminin bulunmadığı, şikayet hakkının kötüye kullanıldığı, öte yandan suç ve cezaların yasallığı ilkesi uyarınca, hangi hallerde disiplin cezasının verilebileceği ancak yasada sayılması halinde mümkün olup uyarma cezasına disiplin cezaları arasında yer verilmekle birlikte hangi hallerde verilebileceği Avukatlık Kanununda sayılmadığından dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
1-Türkiye Barolar Birliği'nin Savunmasının Özeti : Uluslararası mevzuatta dava konusu Meslek Kuralına benzer nitelikte düzenlemelere yer verildiği, dava konusu düzenlemenin amacının, dava dilekçesinde belirtildiği gibi ilk avukatın alacağına kavuşmasının sağlanması olmayıp bilgilendirme yükümlülüğü, mesleki dayanışma ve düzen gelenekleri ile meslektaşlık hukukunun bir gereği olduğu, aksi durumun davayı takip hakkı bulunan ilk avukatın emeğine saygısızlık oluşturabileceği, avukatlık hukukuna dair muhtelif eserlerde de söz konusu davranışın haksız rekabete yol açan, nezaketsiz tutum ve meslektaşlık hukukuna riayetsizlik olarak nitelendirildiği, üstlendikleri görevi bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle yükümlü olan avukatların, mesleki çalışmalarını da kamunun inancını ve mesleğe olan güvenini sarsmamaya özen göstererek yürütmek zorunda oldukları, bu nedenle avukatların ikinci avukat olarak iş kabul etmeden önce ilk vekalet verilen avukata yazı ile bilgi vermek zorunda olduğu, müvekkilinin sözlü beyanının bu yükümlülüğün yerine getirilmesi açısından yeterli olmadığı, somut olayda ise, davacının şikayetçi avukata yazılı bildirimde bulunmadan ikinci avukat olarak dava dosyalarına vekaletname sunduğu, şikayetçi avukatın hazır olduğu duruşmaya katıldığı ve böylelikle dava konusu Meslek Kuralına aykırı hareket ettiğinin sabit olduğu anlaşıldığından tesis edilen dava konusu disiplin yaptırımında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan Avukatlık Kanununun 172. maddesinde yer alan düzenleme ile dava konusu Meslek Kuralının birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu, her ne kadar bahsi geçen yasa maddesinde muvafakat alma yükümlülüğü iş sahibine yüklenmiş ise de Meslek Kuralında bunun aksine ikinci avukata yazılı bildirim yükümlülüğü getirilerek mesleki nezaketin ve emeğin korunmasının amaçlandığı, diğer taraftan Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının Avukatlık Kanununun 110. ve 117. maddeleri uyarınca görevlendirilen Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu tarafından kabul edilen kurallar olduğu, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde bu kurallara uyma yükümlülüğü getirdiği, aynı Kanunun 134. maddesinde ise bu kurallara uymamanın disiplin suçu oluşturacağı belirtildiğinden suçta ve cezada yasallık ilkesine aykırı bir yönün bulunmadığı belirtilerek haksız açılan davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
2-İstanbul Barosu Başkanlığı'nın Savunmasının Özeti : Avukatlık Kanununun 110. maddesinde, mesleğin düzen ve geleneklerini korumak, meslek mensuplarının aralarındaki meslek bağını kuvvetlendirmek, uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit ve tavsiye etmek, Türkiye Barolar Birliğinin görevleri arasında yer aldığı, Kanunun 76. maddesinde ise, meslek mensuplarının birbirleri ile ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, saygınlığını ve ahlakını savunmak ve korumak, Baroların görevleri arasında sayıldığı, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu kararlarında, maddenin düzenleme amacının, ilk avukatın ücretini tahsil etmesi konusunda müvekkili ile mutabakat sağlaması amacına yönelik olduğu, bir meslektaşının yerine geçmeyi kabul eden avukatın yazılı olarak meslektaşına haber vermesi, varsa alacağı ücretin tahsiline çalışması, meslektaşlık hukukunun gereği olduğunun ifade edildiği, maddenin uluslararası düzenlemelerde de karşılığının bulunduğu, dava konusu düzenlemede, meslek onuruna ve kamu yararına aykırı bir yönün bulunmadığı, öte yandan sabit olan davacı eylemi ile verilen cezanın orantılı olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :
DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI :
DÜŞÜNCESİ : Dava, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin onanmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 16/02/2018 gün ve , sayılı kararı ile bu kararlara dayanak olan Barolar Birliği Meslek Kurallarının 39. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde, avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları, 134. maddesinde, avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanacağı kurala bağlanmış, aynı Kanunun 135/1. maddesinde ise, uyarma cezasının ; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin kendisine bildirilmesi olduğu kurala bağlanmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları 39. Maddesinde ise , iş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukatın işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermesi gerektiği şeklindedir.
Dosyanın incelenmesinden İstanbul Barosu avukatı olan davacının , şikayet eden avukatın davacı vekili olarak takip ettiği Didim 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin , Söke 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin esas sayılı dosyalarına 12/05/3015 günü UYAP üzerinden vekaletname sunduğu ve 26/05/2015 günlü duruşmaya katıldığı, şikayetli avukatın yeni vekil olduğunu tarafına bildirmediği gerekçesiyle şikayette bulunması üzerine eyleminin sübuta erdiğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırıldığı ve yapılan itirazın ise reddedilerek cezanın kesinleştiği, davacı tarafından disiplin cezası verilmesine ilişkin işlemin ve dayanağı olan Meslek Kurallarının 39. Maddesinin iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Meslek Kuralları bir mesleğin uygulanmasında düzeni , çalışma barışını, mesleğe duyulan saygınlığı ve güveni artırmak için ortak bir kabulle ortaya konulmuş kurallar olup iptali istenilen 39. maddede düzenlenen ikinci avukatın işi kabul etmeden önce ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi verilmesi de mesleki dayanışmaya, diğer meslektaşın hukukunu, emeğini, saygınlığını korumaya yönelik olduğu anlaşıldığından bu maddenin iptali isteminde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacının uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemine gelince, olayda davacının ilk avukata yazılı olarak bilgi verildiğine ilişkin bir belgeyi dosyaya sunmadığı açık olup diğer iddiaları işlemi kusurlandırmadığından işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın gerek Meslek Kuralları 39. maddesinin gerekse davacının uyarma disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesinin, 02/05/2024 tarih ve , sayılı dava konusu işlemlerin iptali yolundaki kararına karşı davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 19/02/2026 tarih ve , sayılı kararıyla bozulması nedeniyle, bozma kararına uyularak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Av. tarafından takip edilen dava dosyalarına Av. , Av. ve Av. tarafından Av. 'a bildirimde bulunmadan vekaletname sunulduğunun şikayetçi avukat tarafından duruşma tutanakları ile vekalet harç makbuzları da eklenerek 04/06/2015 tarihli dilekçe ile İstanbul Barosu Başkanlığına bildirilmesi üzerine başlatılan disiplin soruşturmasında, İstanbul Barosu Yönetim Kurulunun 24/03/2016 tarih ve sayılı kararı ile şikayet edilen avukatlardan sadece Av. 'ın duruşmalara girdiği ve işlemler yaptığı, diğer avukatların ise hiçbir işlem yapmadığı ve duruşmalara katılmadığı dikkate alınarak Av. ve Av. hakkında disiplin kovuşturması açılmasına yer olmadığı kararı verilmiş, davacı Avukat hakkında ise disiplin kovuşturması açılmıştır.
Davacı savunmasında, müvekkillerinin daha önceden açılmış olan davaları takip eden avukatla vekalet ilişkisini sonlandırdıklarını beyan etmeleri üzerine dosyaların takipsiz kalması ve düşmesini engellemek, hukuken yapılması gereken işlemlerin bir an önce yapılmasını sağlamak amacıyla dava dosyalarına vekaletname sunduğunu beyan etmiş, bu hususta davacının savunmasını doğrular nitelikte müvekkillerinin Didim 1. Noterliğinin tarih ve yevmiye numaralı beyanlarını da dosyaya sunmuştur.
Öte yandan, davacının talebi üzerine baro disiplin kurulunca yapılan duruşmada, davacı, meslektaşının muvafakatinin bulunmadığını duruşma sırasında öğrendiğini, müştekinin vekalet ücreti konusunda müvekkillerine yönelttiği herhangi bir icra takibi veya davanın bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
İstanbul Barosu Disiplin Kurulunun 19/06/2017 tarih ve , sayılı kararı ile, TBB Meslek Kuralları'nın 39. maddesi gereği, ikinci avukatın işi kabul etmeden önce ilk vekalet verilen avukata yazı ile bilgi vermesi gerektiği, bildirimde bulunması gereken kişinin müvekkili değil, kendisi olduğu, müvekkilinin ilk avukatla vekalet ilişkisini sonlandırdığına dair beyanının ise bu yükümlülüğü ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacının sicil durumu da gözetilerek uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz üzerine TBB Disiplin Kurulunun 16/02/2018 tarih ve , sayılı kararı ile davacının itirazı reddedilerek Baro Disiplin Kurulu kararının onanması üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; "belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir." şeklinde tanımlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığın mahiyeti" başlıklı 1. maddesinde, "Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. (Değişik 2. fıkra: 02.05.2001 - 4667 S.Kanun/Madde 1) Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder."; "Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesinde, "Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. (...)"; "Avukatın Hak ve Ödevleri" başlıklı altıncı kısımda yer alan 34. maddesinde, "Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler."; "İşin reddi zorunluluğu" başlıklı 38. maddesinde, "Avukat; (...) f) Görmesi istenilen iş, Türkiye Barolar Birliği tarafından tespit edilen mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun değilse, teklifi reddetmek zorunluğundadır. Bu zorunluluk, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar."; "Baroların kuruluş ve nitelikleri" başlıklı 76. maddesinin birinci fıkrasında, "Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır." düzenlemesi yer almaktadır.
Anılan Kanun'un, dava konusu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle, "Disiplin Cezalarının uygulanacağı haller" başlıklı 134. maddesinde, "Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır."; "Disiplin cezaları" başlıklı 135. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendinde, "Uyarma; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin kendisine bildirilmesidir."; "Cezaların uygulanma şekli" başlıklı 136. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5 inci maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır." kuralı yer almaktadır.
Bahse konu Kanun'un "Disiplin kurulu kararına karşı itiraz" başlıklı 157. maddesinin yedinci fıkrasında, "Birlik Disiplin Kurulunun, itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Şu kadar ki, uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararlar kesin olup, Bakanlığın onayına tabi değildir."; "Delillerin serbestçe takdiri, ceza vermenin amacı ve cezadan mahsup" başlıklı 158. maddesinin birinci fıkrasında, "Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler."; aynı maddenin ikinci fıkrasında, "Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar."; "İş sahibinin işi başka bir avukata vermesi" başlıklı 172. maddesinde ise, "İş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatının yazılı muvafakatı ile, başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilir. İş sahibi, ilk avukatın muvafakatını kendisine tevdi veya tebliğ edilecek bir yazı ile en az bir haftalık süre vererek talep eder. Avukat bu süre içinde cevap vermemişse muvafakat etmiş sayılır. İlk avukatın muvafakat etmemesi halinde, vekalet akdi kendiliğinden sona erer. İş sahibi, muvafakat etmiyen avukata ücretin tamamını ödemekle yükümlüdür. İlk avukatın muvafakatı ile işin başka avukatlar tarafından da takibi halinde iş sahibi, ilk avukatın ücretinden kısıntı yapamaz. Bu halde avukatların müvekkile karşı sorumluluğu konusunda 171 inci maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır." kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan davacının, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 39. maddesine aykırı olarak, vekaletname sunduğu dava dosyasında ilk vekile bildirimde bulunmaması nedeniyle 1136 sayılı Kanun'un 134 ve 135. maddeleri uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasından kaynaklanmaktadır.
Dava konusu TBB Meslek Kuralları'nın 39. maddesi yönünden yapılan inceleme;
Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının Anayasa'nın 135. maddesinde belirtilen kuruluş amaçları doğrultusunda mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak ve meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek ahlakı, disiplin ve mesleki düzeni sağlama görevleri bulunmaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 110. maddesinde, baroların çalışmalarını ortak amaca ulaşacak şekilde tasarlayıp mesleğin gelişmesini sağlamak, baro mensuplarının genel menfaatlerini ve mesleğin ahlak, düzen ve geleneklerini korumak, Türkiye barolarını ve mensuplarını birbirine tanıtarak aralarındaki meslek bağını kuvvetlendirmek ve uyulması zorunlu meslek kurallarını tespit ve tavsiye etmek görevleri Türkiye Barolar Birliğine verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Avukatın hak ve ödevleri" başlıklı 6. kısmında yer alan 34. maddesinde, avukatların, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlü oldukları ifade edilmiştir.
Bu bağlamda, avukatlık meslek kuralları, avukatlık mesleğinin toplumsal saygınlığını sağlamak, bir avukatta bulunması gereken niteliklerin zaman içerisinde kaybolmaması, korunması ve geliştirilmesi amacıyla getirilen kurallar bütünüdür.
26 Ocak 1971 tarihli Türkiye Barolar Birliği Bülteni’nde yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın "İş sahipleri ile ilişkiler" başlıklı bölümünde yer alan dava konusu 39. maddesinde, "İş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukat işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermelidir." kuralı yer almaktadır.
Söz konusu meslek kuralı ile ikinci avukata getirilen yazılı bildirim yükümlülüğünün, kendisinden önce vekalet verilen ilk avukatın emek ve çabasına karşı mesleki nezaket göstermek ve avukatlık hukukunun düzen ve geleneklerini korumak amacıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır.
1136 sayılı Kanun'un, dava konusu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle, "Disiplin Cezalarının uygulanacağı haller" başlıklı 134. maddesinde, meslek kurallarına uyulmaması halinde disiplin cezası uygulanacağı açıkça hüküm altına alınmıştır.
Bu bakımdan, iş sahibinin anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek istemesi durumunda, ikinci avukatın işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi vermesi gerektiğine ilişkin meslek kuralına uyulmaması halinde söz konusu meslek kuralını ihlal eden avukata anılan Kanun'da öngörülen disiplin cezasının uygulanabileceği açıktır.
Diğer yandan, 1136 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan "İş sahibinin işi başka bir avukata vermesi" başlıklı 172. maddesinde yer alan, iş sahibinin başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilmesi için ilk anlaşmayı yaptığı avukatının yazılı muvafakatını alması gerektiğine ilişkin düzenlemenin ise, dava konusu meslek kuralı ile belirlenen ikinci avukatın ilk avukata bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı ve iki kuralın birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
Bu itibarla, TBB Meslek Kuralları'nın 39. maddesinde ikinci avukata getirilen yazılı bildirim yükümlülüğü ile kendisinden önce vekalet verilen ilk avukatın emek ve çabasına karşı mesleki nezaket göstermek, avukatlık hukukunun düzen ve geleneklerini korumak amaçlandığından, dava konusu meslek kuralında, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan, 1136 sayılı Kanun'un 134. ve 135. maddelerinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine anılan Mahkemenin 22/05/2025 tarih ve 32907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 06/03/2025 tarih ve E:2025/50, K:2025/47 sayılı kararı ile "bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımadığı gerekçesiyle Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu" gerekçesiyle anılan maddelerin iptallerine ve iptal hükümlerinin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 (dokuz) ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği görülmektedir.
Öncelikle, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının gerekçesi incelendiğinde, itiraza konu yasal düzenlemelerin, TBB Meslek Kurallarına aykırılık halinde disiplin cezası verilebilmesi yönüyle değil, yalnızca disiplin cezaları yönünden "bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması" yönüyle Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca, söz konusu kararın 22/05/2025 tarih ve 32907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından ve henüz 9(dokuz) aylık süre dolmadan, 24/12/2025 tarih ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un "Disiplin cezalarının uygulanacağı haller" başlıklı 134. maddesinin "Avukatlara; avukatlık onur ve unvanına, savunma hakkının kutsallığının gerektirdiği saygı ve güvene veya özen ve doğruluk yükümlülüklerine uymayan hâl ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine, ihlalin niteliğine ve eylemin ağırlık derecesine göre bu Kanunda yazılı disiplin cezalarından biri verilir." şeklinde; anılan Kanun'un "Disiplin cezaları" başlıklı 135. maddesinin ise "Avukatlar hakkında uygulanacak disiplin cezaları uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarmadır. 1. Uyarma; avukata mesleğinde, görevinde veya davranışında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesidir. Aşağıdaki hâllerde uyarma cezası verilir: (...) k) İşin kabul edilmesinden önce, aynı işle ilgili olarak daha önce vekâlet verilen avukata bilgi vermemek. (...) " şeklinde değiştirildiği görülmektedir.
Böylece, TBB Meslek Kuralları'nın 39. maddesinde düzenlenen "İş sahibi anlaşmayı yaptığı avukattan sonra ikinci bir avukata da vekalet vermek isterse, ikinci avukat işi kabul etmeden önce, ilk vekalet verilen avukata yazıyla bilgi verilmelidir." kuralına 1136 sayılı Kanun'un 135. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendinde açıkça yer verilmek suretiyle anılan Kanun'un "İş sahibinin işi başka bir avukata vermesi" başlıklı 172. maddesinde iş sahibine verilen ilk avukattan yazılı muvafakat isteme yükümlülüğünün, ikinci avukatın ilk avukata bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı ve iki kuralın birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu hususuna açıklık getirildiği anlaşılmaktadır.
Bireysel işlem yönünden yapılan inceleme;
Davacı avukatın, müşteki avukatın takip ettiği dava dosyalarına kendisine yazılı bildirimde bulunmadan vekaletname sunduğu ve duruşmalara katıldığı hususu, disiplin soruşturma dosyasında yer alan vekalet harç makbuzları, duruşma tutanakları ve davacı avukatın ikrarı ile sabit olduğundan, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın hukuka uygun olduğu değerlendirilen 39. maddesine aykırı davranışı sebebiyle sicil durumu da gözetilerek tesis edilen uyarma cezasına dair dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 941,20-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; davalı idarelerin yaptığı 8.796,80-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 65.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/09/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İLK AŞAMA YARGILAMA GİDERLERİ (DAVACI):
Toplam Harç : 135,20-TL
Posta Gideri : 156,00-TL
TOPLAM : 291,20-TL
TEMYİZ AŞAMASI YARGILAMA GİDERLERİ (DAVALILAR):
Toplam Harç : 8.672,80-TL
Posta Gideri : 124,00-TL
TOPLAM : 8.796,80-TL
SON AŞAMA YARGILAMA GİDERLERİ (DAVACI):
Posta Gideri : 650,00-TL
TOPLAM : 650,00- TL
Next





