Özet
Ticari ilişkilerde tarafların üstlendikleri yükümlülükleri güvence altına almak amacıyla teminat bonosu veya teminat çeki vermeleri uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Özellikle kira sözleşmelerinde, inşaat ve eser sözleşmelerinde, mal ve hizmet alımlarında, bayilik ilişkilerinde ve çeşitli ticari anlaşmalarda bu tür kıymetli evraklara başvurulmaktadır.
Bununla birlikte, bir bononun veya çekin teminat amacıyla verilmiş olması, belgenin her durumda geçersiz olduğu ya da alacaklı tarafından hiçbir şekilde tahsil edilemeyeceği anlamına gelmez. Aynı şekilde, senedin alacaklıya teslim edilmiş olması da alacaklının onu her koşulda tahsil edebileceği anlamına gelmemektedir.
Burada belirleyici olan; senedin hangi hukuki ilişki kapsamında düzenlendiği, teminat altına alınan yükümlülüğün ne olduğu, bu yükümlülüğün ihlal edilip edilmediği, senedin şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı ve senedin üçüncü kişilere devredilip devredilmediğidir.
Özellikle teminat bonoları bakımından, senet ile temel borç ilişkisi arasındaki bağlantının açıkça ortaya konulması büyük önem taşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da teminat iddiasının hangi delillerle ispatlanacağı ve senedin kambiyo senedi niteliğine etkisi üzerinde durulmaktadır.
Bu makalede teminat bonosu ve teminat çekinin hukuki niteliği, geçerlilik şartları, muacceliyet koşulları, geçersizlik nedenleri ve bu tür senetlere dayanılarak başlatılan icra takiplerine karşı başvurulabilecek hukuki yollar ele alınacaktır.
1. Giriş
Ticari hayatta taraflar, aralarındaki sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini güvence altına almak isteyebilirler. Örneğin bir müteahhit, inşaatı sözleşmede kararlaştırılan sürede tamamlayacağını güvence altına almak amacıyla iş sahibine bono verebilir. Bir kiracı, kiralanan taşınmaza verebileceği zararları karşılamak için teminat senedi düzenleyebilir. Bir mal veya hizmet sağlayıcısı da sözleşmeden doğabilecek belirli risklere karşı karşı taraftan teminat çeki isteyebilir.
Bu tür durumlarda verilen kıymetli evrakın amacı, çoğu zaman doğrudan mevcut bir para borcunu ödemek değil, belirli bir yükümlülüğün yerine getirilmesini güvence altına almaktır.
Ancak uygulamada önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Teminat olarak verilen senetlerin, sözleşmede belirtilen şartlar gerçekleşmeden icra takibine konu edilmesi; asıl borcun ödenmesine veya yükümlülüğün yerine getirilmesine rağmen senedin iade edilmemesi ya da teminat amacıyla verilen belgenin sözleşmedeki amacından farklı biçimde kullanılması bunların başında gelir.
Bu nedenle öncelikle şu hususun açıklığa kavuşturulması gerekir: Teminat amacıyla verilen bir kıymetli evrakın geçerliliği ile bu evraka dayanılarak alacağın tahsil edilip edilemeyeceği birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
Bir senet geçerli biçimde düzenlenmiş olabilir; ancak teminat altına alınan şart henüz gerçekleşmediği için tahsil edilmesi mümkün olmayabilir. Buna karşılık senedin şekil şartlarını taşımaması, borcun sona ermiş olması veya senedin sözleşmeye aykırı şekilde kullanılması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla her uyuşmazlıkta senedin kendisi kadar, düzenlenmesine neden olan temel sözleşmenin de incelenmesi gerekir.
2. Teminat Bonosu ve Teminat Çeki Kavramı
2.1. Teminat bonosu nedir?
Teminat bonosu, belirli bir borcun, sözleşmesel yükümlülüğün veya muhtemel zararın güvence altına alınması amacıyla düzenlenen bonodur.
Örneğin bir yüklenici, üstlendiği inşaat işini sözleşmede belirtilen tarihte tamamlamayı taahhüt etmiş ve iş sahibine belirli bir tutarda bono vermiş olabilir. Taraflar, işin zamanında tamamlanması hâlinde bononun iade edileceğini; sözleşmenin ihlal edilmesi durumunda ise sözleşmede belirlenen koşullar çerçevesinde teminatın kullanılabileceğini kararlaştırabilir.
Bu durumda bononun hukuki işlevi, yalnızca bir para borcunu belgelemekten ibaret değildir. Bono aynı zamanda taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan riskleri güvence altına almaktadır.
Bununla birlikte her bono teknik anlamda teminat bonosu değildir. Taraflar, mevcut bir para borcunun ödenmesi amacıyla da bono düzenleyebilir. Bir para alacağının tahsilini kolaylaştırmak amacıyla verilen senet ile henüz doğmamış veya doğup doğmayacağı belirli olmayan bir alacağı güvence altına alan senet birbirinden ayrılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/607 Esas, 2023/626 Karar sayılı kararında da teminat amacıyla verilen bono ile mevcut borcun ifası amacıyla verilen bono arasındaki ayrım ele alınmıştır.
2.2. Teminat çeki nedir?
Teminat çeki, belirli bir sözleşmesel yükümlülüğün yerine getirilmesini veya sözleşmeden doğabilecek bir riskin karşılanmasını güvence altına almak amacıyla verilen çektir.
Çek, hukuki niteliği itibarıyla bonodan farklıdır. Bono, belirli bir bedelin ödenmesine ilişkin kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadi içerirken çek, hukuken bir ödeme aracı olarak düzenlenir ve görüldüğünde ödenir.
Bu nedenle teminat çeki değerlendirilirken yalnızca tarafların çeki hangi amaçla verdiklerine ilişkin açıklamalarıyla yetinilemez. Çekin kanuni şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı, ibraz durumu, temel sözleşme ve varsa çekin teminat amacıyla verildiğini gösteren belgeler birlikte değerlendirilmelidir.
Taraflar arasında çekin belirli bir koşul gerçekleştiğinde kullanılacağı kararlaştırılmış olsa bile bu anlaşma, çekin kambiyo hukuku bakımından taşıdığı özellikleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle teminat bonosu ile teminat çekinin aynı hukuki rejime tabi olduğu düşünülmemelidir.
3. Teminat Senedinin Geçerlilik Şartları
Bir teminat senedinin geçerliliği değerlendirilirken hem kıymetli evrak hukukunun kuralları hem de taraflar arasındaki temel borç ilişkisi dikkate alınmalıdır.
3.1. Senedin kanuni unsurları taşıması
Bononun geçerliliği bakımından Türk Ticaret Kanunu'nun 776 ve 777. maddelerinde düzenlenen unsurlar önemlidir. Kanunda öngörülen zorunlu unsurların eksikliği, eksikliğin niteliğine ve kanundaki istisnalara göre senedin bono niteliğini etkileyebilir. Çek bakımından ise Türk Ticaret Kanunu'nun 780 ve devamı maddelerinde düzenlenen unsurlar dikkate alınır.
Bir senedin yalnızca taraflar arasında teminat amacıyla verilmiş olması, onun kanuni şekil şartlarını taşımadığı hâlde geçerli bir bono veya çek sayılmasını sağlamaz. Öte yandan, senetteki her eksiklik de otomatik olarak geçersizlik sonucunu doğurmaz. Kanunun tamamlayıcı hükümleri ve istisnaları ayrıca incelenmelidir.
3.2. Teminat altına alınan borcun belirlenebilir olması
Teminat ilişkisinde hangi yükümlülüğün güvence altına alındığının belirlenmesi önemlidir. Örneğin sözleşmede, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir tarihe kadar teslimat yapılması amacıyla teminat bonosu verildiği açıkça belirtilmişse tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi kolaylaşır.
Buna karşılık yalnızca senet üzerinde “teminattır” yazılması, her durumda yeterli olmayabilir. Neyin teminat altına alındığının ve senedin hangi ilişki kapsamında verildiğinin belirlenmesi gerekebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/897 Esas, 2018/464 Karar sayılı kararında da teminat amacıyla düzenlenen bonoların temel ilişkiyle bağlantısı ve bu ilişkinin ispatı bakımından önemli açıklamalar bulunmaktadır.
3.3. Senet ile sözleşme arasındaki bağlantı
Teminat iddiasının ispatında en önemli meselelerden biri, senedin hangi sözleşmeye dayanılarak verildiğinin ortaya konulmasıdır. Bu bağlantı; senet üzerinde yer alan açıklamalarla, taraflar arasında imzalanan sözleşmeyle, senede açıkça atıf yapan ek protokollerle veya senedin teslim amacını ortaya koyan diğer yazılı belgelerle gösterilebilir.
Özellikle kambiyo senetlerine özgü icra takibine itiraz bakımından, İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesindeki ispat kuralları önem taşır. Yargıtay uygulamasında, senedin teminat amacıyla verildiği iddiasının yalnızca soyut beyanlarla ileri sürülmesi çoğu durumda yeterli görülmemektedir. Teminat ilişkisinin ve senedin hangi borca ilişkin olduğunun hukuken kabul edilebilir delillerle ortaya konulması gerekir.
Bu nedenle teminat senedi düzenlenirken, senedin hangi sözleşme kapsamında verildiğinin ve hangi şartlarda kullanılabileceğinin yazılı olarak belirlenmesi ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.
4. Teminat Bonosu Hangi Durumlarda Geçersiz Olabilir?
Teminat bonolarına ilişkin uyuşmazlıklarda “geçersizlik” kavramının dikkatli kullanılması gerekir. Çünkü senedin bono niteliğini taşımaması, senedin temel sözleşme kapsamında tahsil edilememesi ve borcun sona ermiş olması farklı hukuki durumlardır.
4.1. Bononun kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi içermemesi
Türk Ticaret Kanunu'nun 776. maddesi uyarınca bono, belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız ödeme vaadini içermelidir. Bu nedenle senet metninde, ödemenin belirli bir sözleşmedeki koşulun gerçekleşmesine bağlandığını açıkça gösteren kayıtlar bulunması, senedin bono niteliğini etkileyebilir.
Örneğin senet üzerinde “İnşaatın süresinde tamamlanmaması hâlinde ödenecektir”, “Belirtilen sözleşmenin ihlali durumunda tahsil edilecektir” veya “Taahhüt edilen işin tamamlanmasına ilişkin teminat olarak verilmiştir” gibi ifadelerin bulunması ve bu ifadelerin ödeme taahhüdünü şarta bağlaması, somut olayın özelliklerine göre senedin kambiyo senedi niteliği bakımından sorun oluşturabilir.
Ancak senette yalnızca “teminattır” yazması ile hangi sözleşmenin teminatı olduğunun belirtilerek ödemenin açıkça bir şarta bağlanması aynı şey değildir. Yargıtay uygulamasında, yalnızca teminat amacı belirtildiği hâlde hangi ilişkinin teminat altına alındığının açıklanmaması, kural olarak senedin soyutluk niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir. Dolayısıyla her teminat kaydının senedi hükümsüz hâle getirdiği söylenemez.
4.2. Senedin zorunlu unsurlarının bulunmaması
Bononun kanuni zorunlu unsurlarını taşımaması, kanunda öngörülen istisnalar da dikkate alınarak senedin bono niteliğini ortadan kaldırabilir. Örneğin ödeme vaadinin kanuni anlamda belirli ve kayıtsız şartsız olmaması, senedin bono olarak kabul edilmesini engelleyebilir. Bununla birlikte her şekil eksikliğinin aynı sonucu doğurmadığı unutulmamalıdır. Eksikliğin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen tamamlayıcı hükümler kapsamında giderilip giderilemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.
4.3. Teminat altına alınan yükümlülüğün yerine getirilmesi
Teminat bonosu, sözleşmeden doğan belirli bir yükümlülüğü güvence altına almak amacıyla verilmişse bu yükümlülüğün yerine getirilmesi, senedin tahsil edilmesinin hukuki temelini ortadan kaldırabilir. Örneğin yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan işi eksiksiz biçimde tamamlamış ve taraflarca belirlenen teslim koşullarını yerine getirmiş olabilir. Buna rağmen iş sahibi, teminat amacıyla aldığı bonoyu icra takibine koyarsa borçlu, temel ilişkiden kaynaklanan savunmalarını ileri sürebilir.
Bu durumda senedin kendiliğinden ve her bakımdan geçersiz hâle geldiğini söylemek yerine, teminatın paraya çevrilmesini haklı gösterecek koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek gerekir. Sözleşmede öngörülen yükümlülükler yerine getirilmişse ve alacaklının teminatı tahsil etmesini haklı gösterecek başka bir neden bulunmuyorsa, senedin tahsiline karşı hukuki yollara başvurulması mümkün olabilir.
4.4. Teminat ilişkisinin sona ermesi
Teminat altına alınan borcun ödenmesi, sözleşmedeki yükümlülüğün yerine getirilmesi veya tarafların teminat ilişkisinin sona ermesi konusunda anlaşması, senedin kullanılabilirliğini etkileyebilir. Örneğin taraflar, belirli bir sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin tamamlanması üzerine teminat bonosunun iade edileceğini kararlaştırmış olabilir. Yükümlülüklerin yerine getirilmesine rağmen senedin iade edilmemesi ve tahsil edilmeye çalışılması hâlinde, borçlu temel ilişkiye dayalı savunmalarını ileri sürebilir.
Burada da senedin hukuki niteliği, kimin elinde bulunduğu ve devredilip devredilmediği önemlidir.
4.5. Senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulması
Uygulamada bazı bonolar, düzenlendiği sırada belirli alanları boş bırakılarak teslim edilmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 680. maddesi, açık bono olarak düzenlenen senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulmasıyla ilgili hükümler içermektedir. Bu tür bir senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulması, somut olayın koşullarına göre hukuki itirazlara konu olabilir.
Örneğin taraflar senedin belirli bir tutar ve belirli koşullar altında kullanılacağını kararlaştırmış, ancak senet bu anlaşmanın dışına çıkılarak doldurulmuş olabilir. Bu durumda anlaşmanın içeriğinin ve ihlalin nasıl gerçekleştiğinin ispatı önem kazanır. Senedin sonradan doldurulmuş olması tek başına geçersizlik sonucunu doğurmaz; doldurma anlaşması ve senedin kim tarafından, hangi şartlarda kullanıldığı incelenmelidir.
4.6. İrade sakatlığı veya hukuka aykırı düzenleme
Senedin tehdit, hile veya iradeyi sakatlayan başka bir durum altında düzenlendiği ileri sürülüyorsa, somut olayın şartlarına göre Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri gündeme gelebilir. Ancak bu tür iddiaların varlığı, her durumda senedin otomatik olarak hükümsüz sayılacağı anlamına gelmez. İddianın niteliği, tarafların ilişkisi, senedin dolaşıma girip girmediği ve kambiyo hukukunun üçüncü kişileri koruyan hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
5. Teminat Bonosu Ne Zaman Muaccel Hâle Gelir?
Teminat bonolarında en çok karşılaşılan sorunlardan biri, senedin hangi tarihte veya hangi koşullar altında tahsil edilebilir hâle geldiğidir. Muacceliyet, bir borcun alacaklı tarafından talep edilebilir hâle gelmesini ifade eder. Ancak teminat bonolarında bu mesele, yalnızca senet üzerinde yazılı vade tarihine bakılarak çözülemez. Teminat altına alınan temel borç ilişkisi de incelenmelidir.
Örneğin bir inşaat sözleşmesinde yüklenici, işi belirlenen tarihte tamamlamayı taahhüt etmiş ve bu yükümlülük için teminat bonosu vermiş olabilir. Taraflar, işin zamanında tamamlanmaması hâlinde belirli bir teminatın kullanılabileceğini kararlaştırmışsa, bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği önem kazanır.
Bununla birlikte teminatın tahsil edilebilmesi için yalnızca sözleşmenin ihlal edilmiş olması da her zaman yeterli değildir. Sözleşmede teminatın hangi ihlalleri kapsadığı, alacaklının hangi zararlardan sorumlu tutulabileceği ve tahsil koşullarının nasıl düzenlendiği incelenmelidir.
Bu nedenle teminat bonosu bakımından şu sorulara cevap aranmalıdır:
· Hangi yükümlülük teminat altına alınmıştır?
· Bu yükümlülük gerçekten ihlal edilmiş midir?
· Sözleşmede teminatın tahsili için özel bir şart öngörülmüş müdür?
· Alacaklının talep ettiği tutar, teminatın kapsamına girmekte midir?
· Senedin vadesi gelmiş midir?
· Teminat altına alınan borç veya yükümlülük daha önce sona ermiş midir?
Bu soruların cevapları, senedin tahsil edilip edilemeyeceğinin belirlenmesinde önem taşır.
6. Teminat Çeki Hangi Durumlarda Geçersiz Olabilir?
Teminat çeki bakımından da senedin şekil şartları, temel sözleşme ve tarafların anlaşması birlikte değerlendirilmelidir.
6.1. Çekin kanuni unsurlarının bulunmaması
Türk Ticaret Kanunu'nun 780 ve devamı maddelerinde düzenlenen çek unsurlarının eksikliği, kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere, belgenin çek niteliğini etkileyebilir. Bu nedenle bir belgenin taraflarca “teminat çeki” olarak adlandırılması, onun hukuken geçerli bir çek olduğu sonucunu tek başına doğurmaz.
6.2. Teminat şartının gerçekleşmemesi
Taraflar çekin yalnızca belirli bir yükümlülüğün ihlali hâlinde kullanılabileceğini kararlaştırmış olabilir. Örneğin bir mal teslim sözleşmesinde alıcı, teslimatın zamanında ve eksiksiz yapılmasını güvence altına almak için karşı tarafa çek vermiş olabilir. Teslimatın eksiksiz yapılması ve teminatın kullanılmasını gerektiren başka bir durumun bulunmaması hâlinde, çekin tahsil edilmesine karşı temel sözleşmeye dayalı itirazlar gündeme gelebilir.
Ancak çekin temel sözleşmeye aykırı biçimde kullanılması ile çekin kambiyo hukuku bakımından geçersiz olması birbirinden ayrılmalıdır.
6.3. Çekin sözleşmeye aykırı şekilde kullanılması
Çekin teminat amacıyla verildiğini ve hangi koşullarda tahsil edilebileceğini gösteren yazılı belgeler, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta önemli rol oynar. Çek üzerinde veya taraflar arasındaki sözleşmede teminat ilişkisini gösteren açıklamalar bulunması, çekin tahsil edilmesine karşı ileri sürülebilecek savunmalar bakımından önem taşıyabilir.
Bununla birlikte taraflar arasındaki anlaşmanın, çeki sonradan devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir. Kambiyo hukukunun iyiniyetli hamilleri koruyan hükümleri, temel ilişkiden kaynaklanan bazı savunmaların üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini sınırlayabilir. Dolayısıyla çekin teminat amacıyla verilmiş olması, her durumda çeke dayalı takip yapılmasını engellemez.
7. Teminat Bonosu ve Teminat Çeki Arasındaki Temel Farklar
Teminat bonosu ve teminat çeki, aynı ticari amaçla verilmiş olsalar bile hukuki açıdan farklı özellikler taşır. Bono, belirli bir bedelin ödenmesine ilişkin ödeme vaadi içerir. Çek ise kanunen bir ödeme aracıdır ve görüldüğünde ödenir. Bu farklılık, özellikle vade, ibraz ve takip bakımından önem taşır.
|
Konu |
Teminat bonosu |
Teminat çeki |
|
Hukuki niteliği |
Ödeme vaadi |
Ödeme emri |
|
Temel düzenleme |
TTK m. 776 ve devamı |
TTK m. 780 ve devamı |
|
Vade/ibraz |
Bono bakımından kanuni vade kuralları uygulanır |
Çek görüldüğünde ödenir |
|
Teminat ilişkisi |
Temel sözleşme ve senet metni birlikte değerlendirilir |
Temel sözleşme, çekin niteliği ve ibraz durumu birlikte değerlendirilir |
|
Geçersizlik |
Kanuni unsurların eksikliği veya senet metnindeki kayıtlar etkili olabilir |
Kanuni unsurların eksikliği veya hukuki niteliği etkileyen kayıtlar etkili olabilir |
|
Tahsilata itiraz |
Kambiyo hukukuna ve temel ilişkiye dayalı savunmalar gündeme gelebilir |
Kambiyo hukukuna ve temel ilişkiye dayalı savunmalar gündeme gelebilir |
Bu farklılıklar genel niteliktedir. Somut uyuşmazlıkta uygulanacak hükümler, senedin metnine, düzenlenme amacına ve kim tarafından elde tutulduğuna göre belirlenmelidir.
8. Teminat Senedine Dayalı İcra Takibine Karşı Hangi Yollara Başvurulabilir?
Teminat senedinin sözleşmeye aykırı şekilde tahsil edilmeye çalışılması hâlinde, borçlunun başvurabileceği hukuki yollar somut olayın niteliğine göre değişir.
8.1. Kambiyo takibine itiraz
Bono veya çek, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konulmuşsa İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde itiraz veya şikâyet yolları gündeme gelebilir. Özellikle senedin kanuni unsurlarının bulunmaması, senet metnindeki kayıtların kambiyo senedi niteliğini etkilemesi veya takip şartlarının oluşmaması durumlarında icra mahkemesine başvurulması değerlendirilebilir.
Ancak kambiyo takibinde itiraz ve şikâyet süreleri kısa olabileceğinden, tebligat tarihinin ve başvurulacak hukuki yolun gecikmeden değerlendirilmesi gerekir.
8.2. Menfi tespit davası
Borçlu, takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürüyorsa İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi kapsamında menfi tespit davası açılması gündeme gelebilir. Örneğin teminat altına alınan yükümlülüğün yerine getirilmiş olması, asıl borcun ödenmesi veya senedin sözleşmeye aykırı şekilde tahsil edilmeye çalışılması bu tür bir davada ileri sürülebilecek iddialar arasında yer alabilir.
Menfi tespit davasında temel mesele, davacının takip konusu senet nedeniyle borçlu olup olmadığının belirlenmesidir. Bununla birlikte davanın açılması, icra takibini her durumda kendiliğinden durdurmaz. Takibin durdurulmasına ilişkin tedbir ve diğer usul hükümlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
8.3. İstirdat davası
Borçlu, borçlu olmadığı hâlde icra takibi sonucunda ödeme yapmak zorunda kalmışsa, somut olayın şartlarına göre İİK m. 72 kapsamında istirdat davası açılması gündeme gelebilir. Bu durumda ödemenin hangi koşullarda yapıldığı, borçlunun hukuki durumu ve kanundaki süreler önem taşır.
8.4. Senedin iadesinin talep edilmesi
Teminat altına alınan yükümlülüklerin tamamlanması veya teminat ilişkisinin sona ermesi durumunda senedin iadesi talep edilebilir. Karşı taraf senedi iade etmiyorsa, sözleşmeden ve somut olayın özelliklerinden kaynaklanan hukuki yollara başvurulması gerekebilir.
9. Teminat Senedinde İspat Yükü
Teminat senedine ilişkin uyuşmazlıklarda tarafların iddialarını hangi delillerle ispatlayacağı önemli bir konudur. Kambiyo senetleri, kural olarak soyutluk ilkesine tabidir. Bu nedenle senet metninde temel borç ilişkisine ilişkin açıklama bulunmaması hâlinde, senedi düzenleyen kişinin teminat iddiasını ispatlaması gerekebilir.
Özellikle senedin teminat amacıyla verildiği iddiasının yalnızca sözlü açıklamalara dayandırılması, kambiyo senetlerine özgü takipte yeterli olmayabilir.
Bu nedenle şu belgelerin saklanması önem taşır:
· Temel sözleşme
· Teminat senedinin teslimine ilişkin tutanak
· Senedin hangi yükümlülük için verildiğini gösteren protokol
· Ödeme belgeleri
· Teslim ve kabul tutanakları
· İşin tamamlandığını gösteren belgeler
· Taraflar arasındaki yazışmalar
· Teminatın sona erdiğini veya senedin iade edilmesi gerektiğini gösteren belgeler
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/357 Esas, 2021/824 Karar sayılı kararında, teminat iddiasının ispatında yazılı delillerin ve senet ile sözleşme arasındaki bağlantının önemi ele alınmıştır. Bu nedenle teminat senedi düzenlenirken yalnızca senedin üzerine “teminat içindir” yazılmasıyla yetinilmemesi; teminatın kapsamının, kullanılma şartlarının ve iade koşullarının sözleşmede açıkça gösterilmesi daha güvenli bir yaklaşım olacaktır.
10. Sonuç
Teminat bonosu ve teminat çeki, ticari ilişkilerde sözleşmesel yükümlülükleri güvence altına almak için kullanılan önemli araçlardır. Bununla birlikte bu belgelerin teminat amacıyla verilmiş olması, ne her durumda geçersiz oldukları ne de koşulsuz olarak tahsil edilebilecekleri anlamına gelir.
Bir teminat senedinin hukuki durumu değerlendirilirken öncelikle senedin kanuni unsurları taşıyıp taşımadığı, hangi sözleşme kapsamında verildiği, hangi yükümlülüğü güvence altına aldığı ve bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği belirlenmelidir.
Teminat altına alınan şartın ihlal edilmesi, belirli koşullarda teminatın tahsil edilmesine imkân verebilir. Ancak bu durum, alacaklının sözleşmede kararlaştırılan sınırları aşarak dilediği tutarı talep edebileceği anlamına gelmez. Teminatın kapsamı, tahsil koşulları ve alacağın miktarı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Öte yandan senedin temel sözleşmeye aykırı kullanılması ile senedin kambiyo senedi niteliğini taşımaması birbirinden farklı hukuki meselelerdir. Özellikle bono metninde ödeme vaadini şarta bağlayan kayıtların bulunması, senedin bono niteliğini etkileyebilir. Buna karşılık yalnızca teminat amacıyla düzenlenmiş olması, her durumda senedin geçersiz sayılması için yeterli değildir.
Sonuç olarak teminat senetlerinde uyuşmazlıkların çözümü, yalnızca senet metninin incelenmesiyle sınırlı tutulmamalıdır. Senedin düzenlenmesine neden olan temel sözleşme, tarafların iradesi, yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği ve senedin kim tarafından hangi koşullarda kullanıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle teminat senedinin tahsil edilmesine karşı çıkılacaksa, senedin geçersiz olduğu iddiası ile borcun doğmadığı, sona erdiği veya teminatın paraya çevrilme şartlarının gerçekleşmediği iddiaları birbirinden ayrılmalı; doğru hukuki yol somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Next