Kambiyo senetlerinde düzenleme veya keşide tarihinin sonradan değiştirilmesi; senedin geçerliliğini, başvuru sürelerini, sorumluluğun kapsamını ve kimi durumlarda ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyebilir. Ancak her tarih düzeltmesi tek başına sahtecilik suçunu oluşturmadığı gibi, her tahrifat da senedin tümüyle geçersiz olduğu anlamına gelmez. Uyuşmazlığın çözümünde değişikliğin niteliği, kimin tarafından yapıldığı, değişikliğin onaylanıp onaylanmadığı ve senedin hangi amaçla kullanıldığı birlikte değerlendirilmelidir.
1. Kıymetli evrakta tarih neden önemlidir?
Çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerinde tarih; senedin hukuki niteliği ve sonuçları bakımından önem taşıyan unsurlardan biridir. Özellikle çeklerde keşide tarihi, ibraz süreleri ve uygulanacak hukuki rejim açısından sonuç doğurabilir. Bono ve poliçelerde ise vade, düzenleme tarihi, zamanaşımı ve kambiyo ilişkisinin değerlendirilmesi bakımından tarih kayıtları önem kazanabilir. Bu nedenle tarihin sonradan değiştirilip değiştirilmediğinin ve değişiklik öncesindeki kaydın ne olduğunun tespiti, uyuşmazlığın sonucunu değiştirebilir.
2. Tarih değişikliği ne zaman tahrifat sayılır?
Senet metninde bulunan bir tarihin kazınması, silinmesi, üzerinin çizilmesi, rakam veya yazı eklenmesi ya da başka bir tarihe dönüştürülmesi tahrifat iddiasına konu olabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 207. maddesine göre senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa inkâr hâlinde dikkate alınmaz. Değişiklik senedin geçerliliğini veya anlamını etkiliyorsa mahkeme senedi kısmen ya da tamamen hükümsüz sayabilir. Somut sonuç, senedin türü ve değişikliğin niteliği dikkate alınarak belirlenir.
Yargıtay uygulamasında da tarih veya bedel üzerinde tahrifat bulunduğu iddiasında, değişikliğin teknik incelemeyle belirlenmesi ve onanmamış değişikliklerin hukuki etkisinin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Örneğin Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.01.2018 tarihli, 2016/26336 E. ve 2018/145 K. sayılı kararında, çekin keşide tarihinde tahrifat bulunup bulunmadığının ve varsa önceki tarihin bilirkişi incelemesiyle araştırılması gerektiğine işaret edilmiştir.
3. Tarih tahrifatı doğrudan sahtecilik suçu mudur?
Hayır. Hukuki tahrifat tespiti ile ceza hukuku anlamında sahtecilik suçunun oluşması aynı mesele değildir. Türk Ceza Kanunu bakımından belgenin resmî veya özel belge niteliği, değişikliğin belgeyi sahte hâle getirip getirmediği, failin kastı ve belgenin kullanılış biçimi ayrı ayrı incelenmelidir. Özel belgede sahtecilik bakımından TCK'nın 207. maddesi; resmî belgede sahtecilik bakımından ise olayın niteliğine göre TCK'nın 204. maddesi gündeme gelebilir. Kambiyo senetleri çoğunlukla özel belge niteliğinde değerlendirilse de belgenin türü ve somut olayın özellikleri belirleyicidir.
Tarih değişikliğinin borçluyu, cirantayı, hamili veya üçüncü kişileri yanıltmak; ibraz ya da zamanaşımı sürelerini etkilemek veya senetten doğan sorumluluğu farklılaştırmak amacıyla yapıldığı iddia ediliyorsa, ceza soruşturması yönünden somut deliller değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, salt biçimsel bir düzeltme, hatalı yazımın düzeltilmesi veya tarafların bilgisi ve onayıyla yapılan değişiklik her durumda suç teşkil etmez. Ceza sorumluluğu otomatik kabul edilemez; kast ve suçun kanuni unsurları ispatlanmalıdır.
4. İmza ve yazı incelemesi nasıl yapılır?
Tahrifat iddiasında yalnızca senetteki imzanın kime ait olduğu değil, tarihin hangi yöntemle değiştirildiği, değişikliğin aynı kişi tarafından yapılıp yapılmadığı ve paraf veya ek imzanın aidiyeti de önem taşıyabilir. HMK'nın 208 ve devamı maddeleri, yazı veya imza inkârı ile sahtelik iddiasının usulünü düzenler. HMK m. 211 uyarınca mahkeme önce kanunda öngörülen yöntemlerle inceleme yapar; gerekli görülürse bilirkişi incelemesine başvurur.
Sağlıklı bir inceleme için mümkün olduğunca senedin aslı incelenmelidir. Belge üzerindeki kazıntı, silinti, mürekkep ve çizgi özellikleri, yazı karakterleri, rakamların oluşumu, baskı ve çizgi kesişimleri ile paraf ve imzalar teknik yöntemlerle değerlendirilir. İmza incelemesinde, senedin düzenlenme tarihinden önceki ve kişiye aidiyeti tartışmasız olan imza örnekleri özellikle önemlidir. İncelemenin fotokopiyle sınırlı kalması, maddi özelliklerin belirlenmesini güçleştirebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.09.2020 tarihli, 2017/(19)11-931 E. ve 2020/700 K. sayılı kararında da imza ve yazı incelemesinin teknik yeterliliğe sahip ortamda, karşılaştırmaya elverişli örnekler üzerinden yapılması ve gerekçeli, denetime elverişli rapor düzenlenmesi gerektiğine ilişkin ilkelere yer verilmiştir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, bu çelişki giderilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması hukuki sorun doğurabilir.
5. Kimler dava açabilir veya hukuki yola başvurabilir?
a) Senette imzası bulunan kişi
İmzanın kendisine ait olmadığını, imzanın sonradan eklendiğini veya imza/parafın kendisinin bilgisi dışında kullanıldığını ileri süren kişi, senedin ileri sürüldüğü hukuk yargılamasında sahtelik iddiasını usulüne uygun biçimde ortaya koyabilir. HMK m. 208/3, sahtelik iddiasının aynı mahkemede ön sorun olarak ileri sürülmesine veya ayrı dava açılmasına imkân tanır. Ancak hangi yolun izleneceği, devam eden takip veya davanın aşamasına ve talebin kapsamına göre belirlenmelidir.
b) Senet borçlusu veya borçlu olduğu ileri sürülen kişi
Senetteki imzayı inkâr eden ya da senedin değiştirilmiş hâliyle kendisini bağlamadığını savunan borçlu, şartları varsa menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının belirlenmesini isteyebilir. İcra takibi başlamışsa İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi ve takip hukukuna ilişkin özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir. Takibin türü, itiraz süreleri ve senedin kambiyo senedi niteliği önem taşıdığından, yalnızca genel dava açma imkânına güvenilmemeli; somut takip dosyası ve süreler derhâl incelenmelidir.
c) Senedi devralan hamil, ciranta veya diğer imza sahipleri
Senetteki tarih değişikliğinin kendi sorumluluğunu veya senetten doğan hakkını etkilediğini ileri süren hamil, ciranta ya da diğer imza sahipleri de somut hukuki menfaatleri ve taraf sıfatları ölçüsünde ilgili savunma ve taleplerde bulunabilir. Tahrifattan önce senede imza koyanların sorumluluğu ile değişiklikten sonra imza koyanların sorumluluğu aynı olmayabilir. Bu nedenle senet üzerindeki imzaların sırası, değişikliğin zamanı ve kambiyo hukukundaki imzaların bağımsızlığı ilkesi birlikte ele alınmalıdır.
ç) Senedin sahteliğinden doğrudan etkilenen diğer kişiler
Senedin sahteliği nedeniyle hukuki durumu doğrudan etkilenen kişiler, gerekli şartlar mevcutsa sahtelik iddiasını ileri sürebilir veya ilgili hukuk yollarına başvurabilir. Bununla birlikte, sırf olaydan haberdar olmak ya da genel bir menfaat taşımak her kişiye bağımsız dava hakkı vermez. Dava ehliyeti, taraf sıfatı, hukuki yarar ve talep sonucu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
6. Ceza şikâyetini kim yapabilir?
Sahtecilik şüphesi bulunan olaylarda suçtan zarar gördüğünü düşünen kişi Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir. Ceza muhakemesinde şikâyet hakkı ile soruşturma makamlarını bilgilendirme amacı taşıyan ihbar aynı şey değildir. Belge sahteciliği suçlarında soruşturma, suçun niteliğine göre yetkili makamlarca yürütülür; suçun şikâyete bağlı olup olmadığı ve uygulanacak süreler, isnat edilen suç tipine göre belirlenmelidir. Bu nedenle başvuruda yalnızca “senet sahtedir” denilmesi yerine, şüpheli değişikliğin hangi bölümde olduğu, belgenin ne zaman ve nerede kullanıldığı, kimlerin işlem yaptığı ve hangi delillerin bulunduğu açıklanmalıdır.
7. Hangi deliller korunmalı ve sunulmalı?
· Senedin aslı ve mümkünse senedin ön ve arka yüzünün yüksek çözünürlüklü görüntüleri;
· Senedin teslimi, düzenlenmesi ve devrine ilişkin yazışmalar, e-postalar ve mesajlar;
· Senedin hangi tarihte kimde bulunduğunu gösterebilecek teslim tutanakları ve ticari kayıtlar;
· Tahrifat öncesine ait, aidiyeti tartışmasız imza örnekleri ve karşılaştırmaya elverişli belgeler;
· İcra takip dosyası, ödeme emirleri, ibraz kayıtları, banka kayıtları ve ilgili tebligatlar;
· Tarih veya paraf değişikliğini bilen kişilerin bilgileri ve olayın oluş sırasını ortaya koyan diğer kayıtlar.
Belgenin aslı üzerinde herhangi bir kazıma, silme, işaretleme veya başka bir müdahalede bulunulmamalıdır. Orijinal belge mümkün olduğunca mevcut hâliyle korunmalı ve mahkeme ya da soruşturma makamına sunulmalıdır. Delillerin korunması, bilirkişi incelemesinin güvenilirliği açısından önemlidir.
8. Uygulamada izlenebilecek yol
1. Öncelikle senedin türü (çek, bono, poliçe veya başka belge), değiştirildiği iddia edilen kayıt ve mevcut takip/dava durumu belirlenmelidir.
2. Senedin aslı güvence altına alınmalı; tarih, bedel, vade, paraf ve imza alanlarındaki değişiklikler somut biçimde tarif edilmelidir.
3. İcra takibi varsa itiraz ve şikâyet süreleri beklenmeden kontrol edilmeli; gerekiyorsa menfi tespit ve tedbir talepleri yönünden değerlendirme yapılmalıdır.
4. Hukuk yargılamasında sahtelik iddiası HMK hükümlerine uygun şekilde ileri sürülmeli; bilirkişi incelemesinin senedin aslını ve karşılaştırmaya elverişli örnekleri kapsaması istenmelidir.
5. Sahtecilik şüphesi varsa ceza hukuku bakımından ayrıca suç duyurusu değerlendirilebilir. Ceza başvurusu, hukuk veya icra dosyasındaki süreleri kendiliğinden durdurduğu varsayımıyla hareket edilmemelidir.
Tarih değişikliği iddiasında teknik inceleme ve doğru hukuki yol belirleyicidir
Kıymetli evrakta tarih tahrifatı iddiası, yalnızca senet üzerindeki bir rakamın değişip değişmediği sorusundan ibaret değildir. Değişikliğin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı, ayrıca onanıp onanmadığı, senedin türü, imzaların sırası ve değişikliğin borç ilişkisine etkisi birlikte değerlendirilmelidir. HMK kapsamında sahtelik incelemesi, şartları varsa menfi tespit davası ve ceza soruşturması birbirinden farklı amaçlara hizmet eden yollar olup, somut olayın özelliklerine göre birlikte gündeme gelebilir. Özellikle kambiyo senetlerinde kısa süreli başvuru ve itiraz süreleri söz konusu olabileceğinden, senedin aslı ve dosya evrakı gecikmeksizin incelenmelidir.
Next