I. Bahçe Kapısındaki Yeni Kilit

28 Eylül 2022 günü Urla'da, kiralanmış bir arazideki küçük evlerin önünde bir adam kapılara kilit vurmaya hazırlanıyor. Adam mülk sahibinin yeğeni. Evlerden birinde kiracı oturuyor, diğerlerini de "bungalov" olarak turistlere işletiyor. Kiracıya göre ev sahibi uzun süredir çıkmasını istiyor; o gün bahçeye izinsiz girilmiş, bir evin kapısı kırılmış, ötekilerin kilitleri değiştirilmiş. Bahçedeki kamera her şeyi kaydetmiş, jandarma da gelip zararı tutanağa geçirmiş: 1.770 lira.

Bu kadar delile rağmen dosya önce kapanıyor. Urla Cumhuriyet Başsavcılığı şüphelinin "suç işleme kastı" bulunmadığını, mala zarar verme bakımından ise şikâyet hakkının kiracıya değil mülk sahibine ait olduğunu söyleyerek kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor. İtiraz da reddediliyor.

Dosyayı yeniden açan, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi ve Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2025 yılında verdiği iki karar oldu. Aynı daire ile 8. Ceza Dairesinin bir başka dosyası ve 3. Hukuk Dairesinin bir tazminat kararı yan yana konduğunda, uygulamada hâlâ sık rastlanan bir yanılgının hem ceza hem özel hukuk tarafı netleşiyor. Yanılgı şu: "Ev benim, anahtar bende, kirayı da ödemiyor; kilidi değiştirirsem ne olur?"

II. Urla Dosyası Yargıtay'da: İki Karar, Bir Ek Bozma Sebebi

İlk kanun yararına bozma istemi (KYB-2025/16712, 05.03.2025) yalnız konut dokunulmazlığının ihlali, hakaret ve tehdit suçlarına ilişkindi. Yargıtay 2. Ceza Dairesi dosyayı incelerken istemde yer almayan bir eksiklik daha gördü: kırılan kapı ve değiştirilen kilitler yönünden mala zarar verme suçu da hiç değerlendirilmemişti. Daire bu aşamada bozma kararı vermedi; dosyayı, bu yön için de kanun yararına bozma istenip istenmeyeceğinin takdiri amacıyla Bakanlığa sunulmak üzere Başsavcılığa geri gönderdi (Yargıtay 2. CD, E.2025/4027, K.2025/8845, T.13.05.2025).

Bakanlık bu kez istemi genişletti ve dosya aynı daireye ikinci kez geldi. Daire, İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 30.11.2023 tarihli, 2023/8726 Değişik İş sayılı itirazın reddi kararını kanun yararına bozdu (Yargıtay 2. CD, E.2025/13533, K.2025/20847, T.25.11.2025). Gerekçede sayılan deliller tek tek ağırdı: şüphelilerin kolluktaki tevil yollu ikrarları, kiracının anlatımını doğrulayan tanık beyanı, şüphelinin bahçeye rıza dışında girip kilit vurmaya hazırlandığını gösteren kamera inceleme tutanağı ve fotoğraflı zarar tespit tutanağı. Dairenin vardığı sonuç, bu delillerin şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını gerektirdiği ve takdirin mahkemeye ait olduğuydu.

Kararda gözden kaçmaması gereken insani bir ayrıntı da var. Şüphelilerden biri itiraz merciinin kararından sonra, 17.06.2024 tarihinde ölmüş. Daire bunu not ediyor, ancak kesinleşmiş karardan sonra ortaya çıkan değişikliklerin kanun yararına bozma sebebi yapılamayacağını, durumun mahallinde değerlendirileceğini belirtiyor. Yani bozma, ölen şüpheli bakımından bile önce hukuka aykırılığı tespit ediyor, sonucunu yerel mercie bırakıyor.

Burada bir hatırlatma gerekli. Kanun yararına bozma bir mahkûmiyet kararı değildir. CMK m.309/4-a uyarınca davanın esasını çözmeyen bir karar bozulduğunda, kararı veren merci gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verir. Dolayısıyla Yargıtay ev sahibinin suçlu olduğunu söylemiyor; "bu delillerle dosya savcılık masasında kapatılamaz" diyor. Uygulama açısından bu da az şey değil.

III. "Kast Yok" Savunmasının Çöktüğü Yer

Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararındaki temel düşünce, mülk sahibinin kendi taşınmazında hak ettiğini sandığı bir sonucu elde etmeye çalıştığı, dolayısıyla suç kastı taşımadığıydı. Bu düşünce sezgisel olarak çekici görünebilir. Ne var ki TCK m.116/1'in koruduğu değer mülkiyet değil, konutun huzurudur:

"Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Metin "başkasına ait konut" demiyor, "bir kimsenin konutu" diyor. Kira sözleşmesi devam ettiği sürece ev, kiracının konutudur. Ev sahibinin tapudaki adı, kiracının rızası olmadan içeri ya da bahçeye girmesine izin vermez. Kast için yeterli olan, failin girdiği yerin başkasının konutu ve eklentisi olduğunu bilerek, o kişinin rızası dışında girmesidir. "Kiracıyı çıkarmak" amacı kastı ortadan kaldırmaz; olsa olsa saiki gösterir.

Bahçe meselesi de önemli. Urla dosyasında eylem, evin içine değil bahçeye girilerek başlamıştı. TCK m.116/1 konutun eklentilerini de açıkça korur. Bahçe, avlu, merdiven sahanlığı gibi konuta bağlı alanlarda rıza dışı bulunmak, kapıyı aşmadan da suçun tartışılmasına yeter.

Ceza artıran hâller de bu tür dosyalarda kendiliğinden gündeme gelir. Fiil cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenirse ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir (TCK m.116/4). Birden fazla kişi birlikte hareket etmişse, örneğin ev sahibi yanına bir akrabasını ya da kapıyı açacak birini alıp birlikte girmişse, TCK m.119/1-c uyarınca ceza bir kat artırılır. Uygulamada "kalabalık gidelim, kiracı çekinsin" düşüncesiyle yapılan ziyaretler, ceza hesabını tam bu nedenle ağırlaştırır.

Kanaatimizce Urla dosyasında tartışılmaya değer bir nokta daha var. Kiracı evlerden yalnız birinde oturuyor, diğerlerini turistlere işletiyordu. İşletilen bungalovlar bakımından eylemin "konut" değil "işyeri" hakkında işlendiği ve TCK m.116/2'nin daha hafif yaptırımının (altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası) uygulanması gerektiği savunulabilir. Kararın bu ayrıma girmemesi, aşamanın soruşturma aşaması olmasıyla açıklanabilir; nitelendirme yargılamada yapılacaktır.

IV. Ev Boşsa Ne Olur? Bakırköy Dosyası ve 8. Ceza Dairesi

Konut dokunulmazlığı savunmasına karşı ev sahiplerinin sık başvurduğu ikinci argüman, kiralananın o sırada boş olduğudur. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26.12.2024 tarihli kararı (E.2023/2648, K.2024/10059) tam bu durumu ele alıyor.

Olayda daire 28.06.2021'de satılmış, yeni malik aynı gün kiracıya ihtar göndererek evi boşaltmasını istemiş. İhtar kiracının yakınına 02.07.2021'de ulaşmış; kiracı o sırada yurt dışındaymış. Yeni malik, kiracının çalışanlarına evi gün içinde boşaltmazlarsa kapıyı kıracağını söylemiş ve evin dekorasyonu yenilendiği için eşyaların bir kısmının çıkarıldığı bir arada çilingirle içeri girip kilidi değiştirmiş. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, dairenin tamamen boş olduğunu, şüphelinin mülkiyet hakkına dayanarak girdiğini ve uyuşmazlığın hukuk mahkemesinde çözülmesi gerektiğini belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; itiraz da reddedilmişti.

Kanun yararına bozma istemi yalnız hakkı olmayan yere tecavüz suçu yönünden yapılmıştı ve daire de incelemesini bununla sınırladı. TCK m.154/1, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmazı malikmiş gibi işgal edeni ve "hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan" kimseyi cezalandırır. Daire bu son ibareye dayandı:

"Hakkı olmayan yere tecavüz suçunun malik tarafından kiracıya karşı da işlenebileceği somut olayda, tanık M.S.'ın 15.09.2021 tarihli kolluktaki beyanında yeni malik şüpheli ...'un çilingir marifetiyle eve girdiğini beyan ettiği, hakkı olmayan yere tecavüz suçu bakımından kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli delillerin mevcut bulunduğu..."

Bu kararın değeri, suçun maddi unsurunu mülkiyetten kopararak kullanma hakkına bağlamasıdır. Kilidi değiştirmek, kiracının evden yararlanmasını engellemenin en yalın biçimidir. Ev boş olsa da kiracı kira sözleşmesine dayanarak oraya dönme hakkına sahiptir; kilit, bu hakkı fiilen ortadan kaldırır. Daire, Başsavcılığın isteminde de alıntılanan 8. Ceza Dairesinin 08.05.2019 tarihli, E.2017/865, K.2019/6436 sayılı kararıyla aynı çizgide kalıyor: kiracının oturduğu evi satın aldıktan sonra kilit göbeğini değiştiren malikin eylemi, hakkı olmayan yere tecavüzdür.

Yeni malik olmak da durumu değiştirmez. TBK m.310 uyarınca kiralanan sözleşmenin kurulmasından sonra el değiştirirse yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Yeni malik kiracıyı çıkarmak istiyorsa kanunun ona tanıdığı tahliye yollarını kullanmak zorundadır; tapu devri ona kapıyı açma yetkisi vermez.

Dolayısıyla iki dairenin kararları birbirini tamamlıyor. Kiracı evde yaşıyorsa ya da bahçeye, eklentiye giriliyorsa konut dokunulmazlığı; ev o an boş olsa bile kiracının yararlanması engelleniyorsa hakkı olmayan yere tecavüz gündeme gelir. Kapı kırılmış ya da kilit sökülmüşse mala zarar verme de bunlara eklenir.

V. Kırılan Kapıda Şikâyet Hakkı Kimin?

Urla savcılığının ikinci gerekçesi teknik görünse de pratikte birçok dosyayı sessizce kapatan bir yanılgıydı: kapı ev sahibinin malı olduğuna göre, mala zarar verme suçunda şikâyet hakkı da ona aittir. Bu mantıkla ev sahibi kendi kapısını kırdığında ortada şikâyet edebilecek kimse kalmaz.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi her iki kararında da bu görüşe açıkça karşı çıktı:

"Mala zarar verme suçu ile korunan hukuki yarar mülkiyet hakkı ise de; zarar verilen eşyanın zilyetliğinin malik dışında üçüncü bir kişide bulunduğu durumlarda mülkiyet hakkı ile birlikte zilyetliğin sağladığı hakların da koruma altında olacağı, buna göre; bu gibi hâllerde malik dışında suça konu eşyadan yararlanan kişinin de işlenen suç nedeniyle şikâyet hakkına sahip olacağı kabul edilmelidir."

TCK m.151/1 "başkasının" malını bozan ya da kullanılamaz hâle getireni cezalandırır. Kiracının zilyetliğindeki kapıyı kıran malik, o an başkasının yararlanmasına özgülenmiş bir şeyi bozmaktadır. Dairenin yaklaşımı bu nedenle yalnız teknik bir şikâyet hakkı tespiti değil; kira ilişkisinde malikin kendi eşyası üzerindeki tasarruf gücünün de sınırlı olduğunu kabul eden bir yorumdur.

VI. Hukuk Tarafı: Tutanak Ev Sahibinin Aleyhine Döndüğünde

Ceza dosyaları çoğu zaman bir tazminat davasıyla birlikte yürür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.03.2024 tarihli kararı (E.2023/2919, K.2024/1215) bu tarafı gösteriyor.

Olayda kiracı, kaloriferin çalışmadığı bir kış kısa süreliğine ablasının yanına gitmiş. Ev sahibi aidatların ödenmediğini, kiracının evi terk ettiğini düşünerek apartman yöneticisi ve görevlisiyle birlikte bir tutanak düzenlemiş, çilingirle içeri girip eşyaları tespit etmiş ve kiralık ilanı vermiş. Kiracı, içeride bıraktığı 20.000 lira nakit, aile yadigârı bir takı seti ve yatak odası takımı için maddi ve manevi tazminat istemiş. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davayı tümden reddetmiş; gerekçe, paranın ve yadigârların evde bulunduğunun ispatlanamamasıydı.

Yargıtay ret kararının bir bölümünü onadı. Para ile takı setinin evde olduğu ispatlanamamıştı; mala verilen zarar nedeniyle manevi tazminat da istenemezdi. Ancak asıl tespit başka yerdeydi. Daire önce kuralı hatırlattı: konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme, taraflar anlaşmadıkça ancak mahkeme kararıyla sona erer ve tek taraflı fesih hukuki sonuç doğurmaz. Ardından ev sahibinin kendi düzenlediği tutanağı onun aleyhine delil saydı:

"Bu durumda kira sözleşmesi devam etmekte olup kiraya veren tarafından kiralanana çilingir vasıtasıyla girilip kiracıya ait eşyaların çıkarılması sözleşmeye aykırılık niteliğinde olup hukuk düzenince korunmaz."

Sonuçta tutanakta yazılı eşyaların aynen iadesine, bu mümkün değilse bedeline hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozuldu. Kendini korumak için tutanak tutan ev sahibi, aslında kiralanandan neler aldığının en güçlü delilini kendi eliyle üretmiş oldu.

VII. Uygulamaya Dönük Notlar

Ev sahibi açısından mesaj açık. Kira ödenmiyor, kiracı ulaşılamıyor ya da ev boş görünüyor olabilir; hiçbiri kapıyı açma yetkisi vermez. TBK m.347'nin ikinci cümlesi, kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceğini söyler. Tahliyenin yolu dava ya da icra dairesi aracılığıyla yürütülen tahliye takibidir. Kiracı gerçekten evi terk etmiş görünüyorsa, mahkemeden tespit istemek ya da kiracıya yazılı bildirim yapıp tahliye yoluna gitmek, kilit değiştirmekten hem daha güvenli hem de çoğu zaman daha hızlıdır.

Kiracı açısından ilk saatler belirleyicidir. Kamera kaydı, komşu tanıklığı, kolluk tutanağı ve fotoğraflı zarar tespiti, Urla dosyasını kapanmaktan kurtaran delillerin ta kendisidir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz reddedilmişse yol bitmiş sayılmamalıdır; kesinleşen karardaki hukuka aykırılık Adalet Bakanlığına bildirilerek kanun yararına bozma istenebilir (CMK m.309). Urla ve Bakırköy dosyaları bu yolla yeniden açıldı.

Müdafi ve vekiller için üç not:

1. Uzlaştırma. Konut dokunulmazlığının ihlali, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır (CMK m.253/1-b-4). Şikâyete bağlı oldukları için mala zarar verme ve hakkı olmayan yere tecavüz de bu kapsama girer (CMK m.253/1-a). Hakaret ise uzlaştırma dışında kalır ve uzlaştırma kapsamındaki bir suç, kapsam dışındaki bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz (CMK m.253/3). Ev sahibiyle kiracı arasındaki gerginliğe sözlü hakaret de karışmışsa, bu ayrıntı bütün hesabı değiştirebilir. Uzlaştırmanın mümkün olduğu dosyalarda ise uzlaşma görüşmesi, çoğu zaman tahliye tarihinin ve eşya iadesinin de konuşulduğu bir masaya dönüşür. Edimin bu ayrıntıyla yazılması gerekir.

2. Şikâyetten vazgeçme. TCK m.116/4'te şikâyet koşulu ayrıca tekrarlanmamıştır. Cebir, tehdit ya da gece vakti iddiası bulunan dosyalarda yalnız şikâyetten vazgeçmeye dayanarak dosyanın kapanacağı varsayılmamalıdır.

3. Nitelendirme. Kiracının evde yaşadığı ya da eklentiye girildiği olaylarda TCK m.116, ev boşken kilidin değiştirildiği olaylarda TCK m.154, kapı veya kilide zarar verildiğinde ayrıca TCK m.151 birlikte tartışılmalıdır. İşletilen alanlarda TCK m.116/2 ayrımı da gözden kaçırılmamalıdır.

VIII. Sonuç

İncelenen kararların ortak noktası, mülkiyet ile kullanma hakkını birbirinden ayırmasıdır. Tapu ev sahibinindir; kapının arkasındaki hayat ise kira sözleşmesi sürdükçe kiracıya aittir. Yargıtay 2. ve 8. Ceza Daireleri, savcılık aşamasında "hukuk uyuşmazlığı" ya da "kast yok" gerekçesiyle kapatılan dosyaları kanun yararına bozma yoluyla yeniden açtı. 3. Hukuk Dairesi de çilingirle girilen evden çıkarılan eşyalar için iade veya bedel borcunu tutanağın kendisinden çıkardı.

Kilidi değiştiren ev sahibi kiracıyı evden çıkarmış olabilir, ama kira sözleşmesini sona erdiremez. Sözleşme mahkeme kararıyla sona erene kadar ev sahibinin elindeki anahtar ona içeri girme hakkı vermez; aksine ceza ve tazminat dosyasında aleyhine kullanılacak bir delile dönüşür.

Yararlanılan Kaynaklar

· Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2025/13533, K.2025/20847, T.25.11.2025 (kanun yararına bozma).

· Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E.2025/4027, K.2025/8845, T.13.05.2025 (kanun yararına bozma; mala zarar verme yönünden Bakanlığa tevdi).

· Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2023/2648, K.2024/10059, T.26.12.2024 (kanun yararına bozma).

· Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E.2017/865, K.2019/6436, T.08.05.2019 (Başsavcılık isteminde ve E.2023/2648 sayılı kararda aktarıldığı şekliyle).

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2023/2919, K.2024/1215, T.20.03.2024.

· 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.116, m.119, m.151, m.154.

· 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.253, m.309.

· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.310, m.347.