ÖZ

Dijital bankacılık işlemlerinin yaygınlaşması, banka hesaplarının bilişim sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen suçlarda araç olarak kullanılmasını ve suçtan elde edilen menfaatlerin kısa süre içerisinde farklı hesaplara aktarılmasını önemli bir hukuki sorun hâline getirmiştir. Bu süreçte mağdurun uğradığı zararın giderilmesi, suçtan elde edilen menfaatin korunması, bankanın güvenlik yükümlülüklerinin belirlenmesi ve hesap sahibinin mülkiyet hakkının gözetilmesi arasında hassas bir denge kurulması gerekmektedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 7571 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle eklenen 128/A maddesi, belirli suçlarla bağlantılı hesapların finansal kuruluşlar tarafından kırk sekiz saate kadar askıya alınmasına, ilgili mercilere bildirim yapılmasına ve suçtan elde edilen menfaatin korunmasına ilişkin özel bir mekanizma oluşturmuştur. Düzenleme, özellikle dolandırıcılık yoluyla elde edilen paranın farklı hesaplara aktarılması ve bu paranın izinin kaybolması riskine karşı önem taşımaktadır.

Bu çalışmada CMK m. 128/A’nın kapsamı, bankaların ve diğer finansal kuruluşların yetki ve yükümlülükleri, geçici hesap askıya alma işlemi ile ceza muhakemesi kapsamında el koyma arasındaki fark, bankaların özel hukuk sorumluluğu ve dijital delillerin ispat gücü incelenmektedir. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2025 tarihli, E. 2024/304, K. 2025/525 sayılı kararı çerçevesinde bankanın güvenlik yükümlülüğü ve müşterinin müterafik kusurunun ispatı değerlendirilerek banka vekilleri için somut bir uygulama stratejisi önerilmektedir. Yeni düzenlemenin uygulanmasına ilişkin yerleşik yüksek yargı içtihadı henüz belirlenmediğinden, CMK m. 128/A’ya ilişkin değerlendirmeler normatif yorum niteliğindedir.

I. GİRİŞ: DİJİTAL BANKACILIKTA SORUN ARTIK YALNIZCA PARANIN ÇALINMASI DEĞİLDİR

Dijital bankacılık, finansal işlemlerin hızını ve erişilebilirliğini artırırken hukuki uyuşmazlıkların niteliğini de değiştirmiştir. Geleneksel bankacılıkta işlem, çoğu zaman fiziksel belge, imza ve şube işlemleri üzerinden incelenebilirken mobil bankacılıkta aynı işlem birkaç saniye içerisinde, farklı cihazlar ve elektronik kimlik doğrulama yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilebilmektedir.

Bir kişinin banka hesabından bilgisi ve rızası dışında para aktarılması hâlinde ortaya çıkan hukuki sorun, yalnızca failin kim olduğunun belirlenmesinden ibaret değildir. Aynı zamanda şu soruların yanıtlanması gerekir:

* Banka, işlemin gerçekten müşteri tarafından yapıldığını doğrulamak için yeterli güvenlik önlemlerini uygulamış mıdır?

* İşlem, müşterinin olağan hesap hareketlerinden belirgin biçimde ayrılıyor mudur?

* Banka şüpheli işlem belirtilerini fark ettiği hâlde transferi gerçekleştirmiş midir?

* Para, alıcı hesabına ulaştıktan sonra başka hesaplara aktarılmış veya nakde çevrilmiş midir?

* Suçtan elde edilen menfaatin korunması için hangi hukuki mekanizma kullanılabilir?

* Hesabı kullanılan üçüncü kişinin suçla ilgisi bulunmuyorsa mülkiyet hakkı ve savunma imkânları nasıl korunacaktır?

Bu soruların bir bölümü özel hukuk sorumluluğuna, bir bölümü ceza muhakemesine, diğer bir bölümü ise ödeme hizmetleri ve bankacılık mevzuatına ilişkindir.

7571 sayılı Kanun’la CMK’ya eklenen 128/A maddesi, özellikle suçla bağlantılı hesapların hızlı biçimde askıya alınabilmesi bakımından bu sorunların önemli bir bölümüne yeni bir usulî araç kazandırmıştır. Kanun 25 Aralık 2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Ancak düzenlemenin doğru anlaşılması için bir ayrımın baştan yapılması gerekir: Bir hesabın geçici olarak askıya alınması, bankanın hukuki sorumluluğunun kesinleştiği veya hesapta bulunan paranın doğrudan mağdura ait olduğunun tartışmasız biçimde belirlendiği anlamına gelmez.

Bu nedenle CMK m. 128/A, hem suçtan elde edilen menfaatin korunması hem de banka vekilliğinde delil yönetimi bakımından bağımsız bir incelemeyi hak etmektedir.

II. CMK m. 128/A’NIN NORMATİF ÇERÇEVESİ

1. Düzenlemenin kapsamı ve uygulanabileceği suçlar

CMK m. 128/A, 7571 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenmiştir.

Düzenlemenin ilk fıkrasında aşağıdaki suçlar sayılmıştır:

1. TCK m. 142/2-e kapsamında nitelikli hırsızlık,

2. TCK m. 158/1-f ve l bentlerinde belirtilen nitelikli dolandırıcılık hâlleri,

3. TCK m. 245 kapsamında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması.

Bu suçların işlendiği konusunda makul şüphe bulunması hâlinde, suçta kullanılan ve maddede belirtilen finansal kuruluşlar nezdindeki veya bunlar aracılığıyla gerçekleştirilen işlemlerle bağlantılı hesapların askıya alınmasına karar verilebilmektedir. Askıya alma süresi kırk sekiz saati aşamaz.

Burada özellikle vurgulanması gereken husus, düzenlemenin her türlü borç uyuşmazlığına, her banka ihtilafına veya herhangi bir dolandırıcılık iddiasına otomatik olarak uygulanamamasıdır.

Kanun koyucu, uygulanabilecek suçları belirli bentler üzerinden sınırlamıştır. Bu nedenle banka vekilinin veya mağdur vekilinin ilk işi, olayın genel anlamda bir dolandırıcılık şüphesi taşıyıp taşımadığını değerlendirmekle yetinmek değil, somut fiilin maddenin kapsamındaki suçlardan biriyle ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceğini incelemek olmalıdır.

Aksi yaklaşım, özel bir tedbir mekanizmasının kanuni sınırlarının genişletilmesi sonucunu doğurabilir.

2. Hesabın askıya alınması ile el koyma aynı işlem değildir

CMK m. 128/A’nın uygulamasında en önemli ayrımlardan biri, hesabın askıya alınması ile ceza muhakemesi kapsamında el koyma arasındaki farktır.

Hesabın askıya alınması, suçla bağlantılı olduğu değerlendirilen finansal işlemlerin geçici olarak durdurulmasına yönelik bir koruma mekanizmasıdır. Buna karşılık el koyma, ceza muhakemesi mevzuatındaki şartlara ve usule tabi ayrı bir koruma tedbiridir.

CMK m. 128/A’nın dördüncü fıkrası, suçtan elde edilen menfaatin askıya alma süresi içinde el konulabilmesine ilişkin özel hükümler içermektedir. Buna göre el koyma, hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle gerçekleştirilebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalı; hâkim, el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde kararını açıklamalıdır. Aksi hâlde el koyma kendiliğinden kalkar.

Bu düzenlemeden hareketle üç farklı aşamanın birbirine karıştırılmaması gerekir:

İşlem Hukuki niteliği Temel işlevi

Hesabın askıya alınması CMK m. 128/A kapsamında geçici tedbir Suçla bağlantılı hesabın kullanılmasını geçici olarak engellemek

El koyma Ceza muhakemesi koruma tedbiri Suçtan elde edilen menfaat üzerinde kanuni usule uygun koruma sağlamak Mağdura iade Kanuni şartları gerçekleştiğinde uygulanabilecek sonuç Suçtan elde edilen ve mağdura ait olduğu anlaşılan menfaatin geri verilmesini sağlamak Bu ayrım, özellikle banka hesabında bulunan paranın kime ait olduğunun tartışmalı olduğu durumlarda önem kazanır.

Bir hesabın askıya alınmış olması, hesaptaki bütün paranın suçtan elde edildiğini göstermez. Aynı şekilde, hesapta suçtan elde edilen bir tutarın bulunması da hesap sahibinin suça iştirak ettiğini tek başına kanıtlamaz.

Tedbirin amacı, suçtan elde edilen menfaatin korunmasıdır; masumiyet karinesinin veya üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının ortadan kaldırılması değildir.

3. Bildirim yükümlülüğü ve hesap sahibinin başvuru hakkı

CMK m. 128/A yalnızca finansal kuruluşlara geçici bir yetki tanımamış, bu yetkinin kullanılmasıyla bağlantılı bildirim ve denetim mekanizmaları da öngörmüştür.

İkinci fıkra uyarınca askıya alma işlemi ve hesap hareketleri, ilgili finansal kuruluş tarafından bütün bilgi ve belgelerle birlikte derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmelidir. Askıya alma işlemi ayrıca hesap sahibine de bildirilir.

Üçüncü fıkrada ise askıya alma işlemi tamamlanmadan suçtan elde edilen menfaatin başka bir finansal kuruma transfer edildiğinin belirlenmesi hâlinde, diğer finansal kuruma bildirim yapılması düzenlenmiştir.

Hesap sahibinin de askıya alma işleminin kaldırılması için Cumhuriyet başsavcılığına başvurma hakkı bulunmaktadır. Savcılık, bu başvuru hakkında yirmi dört saat içinde karar vermelidir. Bu hükümler, hesap sahibinin tamamen belirsiz süreyle ve etkili bir başvuru imkânından yoksun biçimde hesap kullanımından mahrum bırakılmaması bakımından önemlidir.

Özellikle ticari işletmelerin ödeme hesaplarının askıya alınması hâlinde ücret, vergi, tedarikçi ve diğer ticari borçların ödenememesi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu tür sonuçlar, tedbirin kanuni şartlarını ortadan kaldırmaz; ancak askıya alma kararının gerekçesinin, kapsamının ve devamına ilişkin değerlendirmenin somut olgulara dayanmasını daha da önemli hâle getirir.

4. Suçtan elde edilen menfaatin mağdura iadesi

CMK m. 128/A’nın beşinci fıkrası, suçtan elde edilen menfaatin mağdura ait olduğunun anlaşılması hâlinde soruşturma veya kovuşturma evresinde sahibine iade edilmesini öngörmektedir.

Bu hüküm, mağdurun zararının giderilmesi bakımından önemli bir imkân sunmaktadır. Bununla birlikte iade, yalnızca şikâyetçinin hesapta bulunan paranın kendisine ait olduğunu ileri sürmesine dayandırılamaz. Paranın kaynağı, transfer zinciri, mağdurun zararı ve hesap hareketleri birlikte değerlendirilmelidir.

Örneğin mağdurun hesabından çıkan 400.000 TL’nin başka bir kişinin hesabına aktarıldığı tespit edilmişse, bu tutarın hangi işlemle ve hangi gerekçeyle gönderildiği araştırılmalıdır. Hesapta daha önceden bulunan meşru birikimlerle suçtan elde edildiği değerlendirilen tutarlar arasında ayrım yapılması gerekiyorsa bu ayrım da gözetilmelidir.

Buradaki temel mesele, yalnızca paranın izini sürmek değil, suçtan elde edilen menfaat ile hukuka uygun biçimde edinilmiş malvarlığı değerlerini birbirinden ayırabilmektir.

5. Finansal kuruluşların bilgi ve belge sunma yükümlülüğü

CMK m. 128/A’nın yedinci fıkrası uyarınca soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet savcısı, hâkim ya da mahkeme tarafından banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısından istenen bilgi ve belgelerin on gün içinde fiziki veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunludur. Bilgi ve belgelerin gönderilmemesi veya eksik gönderilmesi hâlinde ilgili finansal kuruluşa 50.000 TL ile 300.000 TL arasında idari para cezası uygulanabilir.

Bu hüküm, banka vekilliği bakımından yalnızca bir bildirim prosedürü değildir. Aynı zamanda kurum içi kayıt yönetimi, ilgili birimlerle koordinasyon ve delillerin eksiksiz sunulması konularında hukuki risk yaratmaktadır.

Banka vekilinin, talep edilen verilerin hangi sistemlerde bulunduğunu, hangi birimler tarafından tutulduğunu ve hangi teknik formatta sunulabileceğini önceden belirlemesi gerekir. Eksik belge sunulması, olayın aydınlatılmasını güçleştirebileceği gibi bankanın mevzuattan doğan yükümlülükleri bakımından da ayrıca değerlendirilmelidir.

III. CMK m. 128/A, BANKANIN ÖZEL HUKUK SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRIR MI?

Bu sorunun cevabı, hesap askıya alma tedbiri ile bankacılık hizmetinin gereği gibi sunulması yükümlülüğünün birbirinden ayrılmasına bağlıdır.

1. Bankanın güvenlik yükümlülüğü

Bankaların dijital kanallar üzerinden işlem yapması, müşterinin kimliğini doğrulama ve işlem güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde bankanın sorumluluğu; olayın niteliğine, sözleşmesel ilişkiye, uygulanan güvenlik önlemlerine ve zararla davranış arasındaki illiyet bağına göre belirlenmelidir.

Özellikle TBK m. 112 kapsamında sözleşmeden doğan yükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmemesi, bankanın sorumluluğu bakımından değerlendirme konusu olabilir. TBK m. 52 ise zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına etkili davranışlarının tazminatın belirlenmesindeki önemini düzenlemektedir.

Bankacılık mevzuatı da dijital işlemlerin güvenliği bakımından özel düzenlemeler içermektedir. Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in 34. maddesi, istisnalar saklı kalmak üzere elektronik bankacılık hizmetlerinde birbirinden bağımsız en az iki bileşene dayalı kimlik doğrulama mekanizmasının uygulanmasını esas almaktadır.

Bununla birlikte, kimlik doğrulamanın gerçekleştirilmiş olması her olayda müşterinin işlem hakkında gerçek ve bilinçli irade açıkladığını tek başına göstermez.

Bir defalık şifrenin girilmesi, işlem kaydının oluşması veya sistemin işlemi teknik olarak başarılı kabul etmesi; olayın bütün koşulları incelenmeden, müşterinin rızasının kesin kanıtı olarak değerlendirilmemelidir.

Örneğin müşterinin telefonuna zararlı yazılım bulaştırılmış, SMS mesajları başka bir cihaza yönlendirilmiş veya banka tarafından şüpheli görülen bir transfer müşteriyle doğrulanamamasına rağmen gerçekleştirilmiş olabilir.

Bu tür durumlarda teknik kayıtların, işlem güvenliği mekanizmasının ve bankanın şüpheli işlemlere müdahale sürecinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2025 tarihli kararı

Dijital bankacılıkta bankanın güvenlik yükümlülüğü ve müşterinin müterafik kusuru bakımından önemli karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2025 tarihli, E. 2024/304, K. 2025/525 sayılı kararıdır.

Karar, müşterinin hesabından mobil bankacılık aracılığıyla bilgisi ve rızası dışında para aktarılması nedeniyle açılan tazminat davasından kaynaklanmaktadır. Olayda müşterinin telefonuna bulaştırıldığı ileri sürülen zararlı yazılım nedeniyle SMS doğrulama kodlarının müşteriye ulaşmadığı ve işlemlerin farklı kişilerin hesaplarına gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığın önemli noktalarından biri, bankanın işlemleri olağan dışı ve şüpheli bulmasına rağmen müşteriden teyit alamadığı hâlde transferleri gerçekleştirmesidir.

Hukuk Genel Kurulu, müşterinin kişisel bilgilerini koruma ve cihazını zararlı yazılımlara karşı koruma konusundaki özen yükümlülüğünü tartışmış; ancak müşterinin müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilebilmesi için bu kusurun somut biçimde ortaya konulması gerektiği yönündeki değerlendirmeyi benimsemiştir.

Kararda özellikle şu yaklaşım öne çıkmaktadır: Banka, şüpheli işlem belirtilerini fark etmiş ve müşteriden teyit alma ihtiyacı duymuşsa, müşteriye ulaşamamasına rağmen işlemi gerçekleştirmesi bankanın güvenlik yükümlülüğünü yerine getirdiği anlamına gelmez. Ayrıca müşterinin kişisel bilgilerinin üçüncü kişilerin eline geçtiği veya zararlı yazılım nedeniyle kusurlu olduğu, soyut varsayımlarla kabul edilemez.

Hukuk Genel Kurulu, 17.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla direnme kararını uygun bulmuş; dosyanın diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu nedenle kararın, uyuşmazlığın tüm yönlerini kesin biçimde sonuçlandıran bir nihai hüküm olarak değil, özellikle müterafik kusurun ispatına ilişkin önemli bir içtihat olarak okunması gerekir.

Bu kararın banka vekilliği açısından üç sonucu vardır:

Birincisi: Banka kayıtlarında işlemin teknik olarak başarılı görünmesi, bankanın tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini tek başına kanıtlamaz.

İkincisi: Müşterinin kişisel bilgilerini korumadığı veya zararlı yazılım nedeniyle kusurlu olduğu iddiası, somut delillerle desteklenmelidir.

Üçüncüsü: Bankanın şüpheli işlem mekanizmalarını işletip işletmediği, müşteriyle teyit kurmaya çalışıp çalışmadığı ve teyit sağlanamamasına rağmen hangi gerekçeyle transferi gerçekleştirdiği, uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek hususlardır.

Kararın olay tarihi 2018 olduğundan, teknik güvenlik standartlarının değerlendirilmesinde işlem tarihinde yürürlükte olan mevzuatın ayrıca dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte bankanın şüpheli işlem belirtilerini değerlendirmesi ve müşterinin kusurunun ispatlanması konusundaki yaklaşım, güncel uyuşmazlıklar bakımından da önem taşımaktadır.

3. CMK m. 128/A’daki hukuki sorumsuzluk hükmünün sınırları

CMK m. 128/A’nın altıncı fıkrası, bu madde uyarınca askıya alma işlemine karar veren gerçek ve tüzel kişilerin hukuki bakımdan sorumlu tutulmayacağını düzenlemektedir.

Bu hükmün kapsamı dikkatle yorumlanmalıdır.

Kanaatimizce düzenleme, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde hesap askıya alma kararını veren kişilerin ve kurumların, sırf bu tedbiri uygulamaları nedeniyle hukuki sorumlulukla karşılaşmalarını önlemeye yöneliktir.

Bununla birlikte hükmün, bankanın dijital bankacılık hizmetini sunarken yerine getirmesi gereken bütün güvenlik yükümlülüklerini ortadan kaldırdığı veya yetkisiz bir ödeme işlemi nedeniyle doğabilecek her türlü özel hukuk sorumluluğunu kapsadığı sonucuna doğrudan ulaşılması isabetli değildir.

Aksi yorum, hesap askıya alma tedbiriyle ilgisi bulunmayan ve tedbirden bağımsız olarak gerçekleşen hukuka aykırı davranışların da sorumsuzluk kapsamında değerlendirilmesi sonucunu doğurabilir.

Örneğin banka, müşterinin hesabından olağan dışı bir transfer gerçekleştirilmesine izin vermiş ve daha sonra CMK m. 128/A kapsamında alıcı hesabı askıya almış olabilir. Bu durumda hesabın askıya alınması işlemi ile ilk transferin güvenli biçimde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Aynı şekilde banka, kanuni şartlar oluştuğunda askıya alma işlemini uyguladığı için sorumlu tutulamayacak olsa bile bu durum, daha önce gerçekleşen işlemdeki olası güvenlik eksiklikleri hakkında kendiliğinden bir sorumsuzluk sonucu doğurmaz.

Bununla birlikte, CMK m. 128/A’nın altıncı fıkrasının sınırlarına ilişkin yerleşik yüksek yargı içtihadı açık erişimli kaynak taramasında tespit edilememiştir. Bu nedenle yukarıdaki değerlendirme, yeni hükmün lafzı ve sistematiği üzerinden yapılan bir hukuki yorumdur; yerleşik içtihat olarak sunulmamalıdır.

IV. DİJİTAL BANKACILIK UYUŞMAZLIKLARINDA İSPAT SORUNU

1. Elektronik işlem kaydı, müşterinin iradesini her durumda kanıtlar mı?

Dijital bankacılık uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan savunmalardan biri, işlemin doğru kullanıcı bilgileri, şifre ve tek kullanımlık doğrulama koduyla gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bu savunma, bankanın işlem güvenliği sistemini açıklamak bakımından önemlidir. Ancak olayın özelliklerine göre tek başına yeterli olmayabilir.

Örneğin:

* Müşterinin olağan dışı bir saatte ilk defa yüksek tutarlı bir transfer gerçekleştirmesi,

* Daha önce hiç işlem yapmadığı bir hesaba para göndermesi,

* Yeni bir cihazdan oturum açılması,

* Müşterinin kayıtlı telefon numarasına erişim sağlanamaması,

* Telefon numarasının yönlendirilmiş olması veya SIM değişikliği,

* Kısa süre içerisinde farklı alıcı hesaplarına seri transferler yapılması,

* Bankanın kendi sisteminde şüpheli işlem uyarısı oluşmasına rağmen transferin gerçekleştirilmesi,

işlemin yalnızca kimlik doğrulama kaydı üzerinden değerlendirilmesinin yetersiz kalabileceğini gösteren örneklerdir. Burada amaç, her olağan dışı işlemin mutlaka dolandırıcılık olduğunu kabul etmek değildir. Amaç, bankanın güvenlik mekanizmasının somut olayda etkili biçimde çalışıp çalışmadığını belirlemektir.

2. Hangi dijital deliller talep edilmelidir?

Banka vekilinin delil stratejisi, genel nitelikte bir kayıt talebiyle sınırlı tutulmamalıdır. Olayın teknik akışını yeniden oluşturabilecek kayıtların belirlenmesi gerekir.

Delil grubu Araştırılması gereken husus Hukuki önemi

-Oturum ve erişim kayıtları IP adresi, tarih, saat, cihaz ve oturum bilgileri İşlemin hangi teknik ortamdan gerçekleştirildiğini değerlendirmek

-Kimlik doğrulama kayıtları SMS/OTP, mobil onay, biyometrik doğrulama ve diğer güvenlik aşamaları Kimlik doğrulama sürecinin nasıl işletildiğini belirlemek

-Cihaz ve telefon kayıtları Yeni cihaz tanımlaması, SIM değişikliği, numara yönlendirmesi ve ilgili sistem kayıtları Üçüncü kişilerin erişim ihtimalini araştırmak

-İşlem geçmişi Önceki hesap hareketleri, alıcı hesaplar ve transfer sırası İşlemin olağan hareketlerden ayrılıp ayrılmadığını incelemek

-Risk ve güvenlik kayıtları Şüpheli işlem uyarıları, sistem kararları ve güvenlik kontrolleri Bankanın işlem öncesi risk değerlendirmesini ortaya koymak

-İletişim kayıtları Müşteriye yapılan aramalar, bildirimler ve görüşme kayıtları Müşteriyle teyit kurulup kurulmadığını belirlemek

-Transfer zinciri Paranın sonraki hesaplara aktarılması ve nakde çevrilmesine ilişkin kayıtlar Suçtan elde edilen menfaatin izini sürmek

Bu kayıtların tamamının her olayda aynı ölçüde gerekli olduğu söylenemez. Delil talebi, uyuşmazlığın niteliğine ve ileri sürülen iddialara göre somutlaştırılmalıdır. Ayrıca elektronik kayıtların yalnızca çıktı olarak sunulması yerine, mümkün olduğunda kaydın kaynağının, zaman bilgisinin, bütünlüğünün ve hangi sistemden elde edildiğinin açıklanması önemlidir.

Bankanın elindeki kayıtlar ile soruşturma makamlarının talep ettiği kayıtların aynı olayın farklı aşamalarını açıklayabileceği unutulmamalıdır.

3. Banka kayıtları ile ceza soruşturması delilleri arasındaki ilişki

CMK m. 128/A kapsamında finansal kuruluşlardan istenen kayıtların eksiksiz sunulması, soruşturmanın sağlıklı yürütülmesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte ceza soruşturmasında elde edilen bir kayıt ile hukuk davasında ileri sürülen iddianın ispatı aynı değerlendirme sürecine indirgenmemelidir.

Örneğin bir hesabın suçta kullanıldığına ilişkin şüphe nedeniyle askıya alınması, hesap sahibinin haksız fiilden sorumlu olduğunu veya bankanın sözleşmeye aykırı davrandığını kendiliğinden kanıtlamaz. Aynı şekilde ceza soruşturmasında failin henüz belirlenememiş olması da bankanın özel hukuk sorumluluğunun hiçbir koşulda doğmayacağı anlamına gelmez.

Hukuk davasında bankanın yükümlülükleri, işlemin yetkilendirilmesi, güvenlik mekanizmasının yeterliliği, kusur, illiyet bağı ve zararın kapsamı ayrıca incelenmelidir.

Dolayısıyla banka vekilinin, ceza soruşturması dosyasını özel hukuk uyuşmazlığının yerine geçen bir dosya olarak değil, teknik ve maddi olayın aydınlatılmasına yardımcı olabilecek bir delil kaynağı olarak değerlendirmesi gerekir.

V. BANKA VEKİLİ İÇİN UYGULAMA STRATEJİSİ

Dijital bankacılık dolandırıcılığına ilişkin uyuşmazlıklarda etkili hukuki temsil, yalnızca dava açıldıktan sonra savunma hazırlamakla sınırlı değildir. Olayın ilk öğrenildiği andan itibaren delillerin korunması, doğru hukuki yolun seçilmesi ve ilgili kurumlarla koordinasyon kurulması gerekir.

A. Banka veya ödeme hizmeti sağlayıcısının vekili açısından

Birinci aşama: Olayın hukuki niteliğini belirleyin.

İlk olarak işlemin banka havalesi, EFT, FAST, kartlı ödeme veya başka bir ödeme hizmeti niteliğinde olup olmadığını belirleyin. Uygulanacak mevzuat, işlemin türüne göre değişebilir.

Ödeme hizmeti niteliğindeki işlemlerde 6493 sayılı Kanun ve ilgili Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası düzenlemeleri; kartlı işlemlerde ise 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu ve ilgili alt düzenlemeler ayrıca değerlendirilmelidir. 6493 sayılı Kanun’un resmî mevzuat kaynağına Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası – 6493 Sayılı Kanun⁠ üzerinden ulaşılabilir.

İkinci aşama: CMK m. 128/A’nın uygulanabilirliğini inceleyin.

Olayın maddede belirtilen suçlardan biriyle bağlantılı olup olmadığını ve suçta kullanıldığı değerlendirilen hesapların hangileri olduğunu belirleyin.

CMK m. 128/A kapsamındaki şartların bulunması hâlinde, kurumun ilgili birimleriyle koordinasyon kurularak askıya alma ve bildirim süreçlerinin kanuni çerçevede yürütülmesi değerlendirilmelidir.

Üçüncü aşama: Delil bütünlüğünü koruyun.

İşlem kayıtlarının, oturum bilgilerinin, doğrulama kayıtlarının ve müşteriyle yapılan görüşmelerin muhafazasını sağlayın. Sadece işlem sonucunu gösteren kayıtla yetinmeyin; işlemin hangi aşamalardan geçerek gerçekleştiğini ortaya koyan verileri de belirleyin.

Dördüncü aşama: Müşterinin kusurunu varsaymayın.

Müşterinin şifresini üçüncü kişilerle paylaştığı, zararlı yazılım yüklediği veya gerekli önlemleri almadığı ileri sürülüyorsa bu iddiaları destekleyen somut verileri belirleyin.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2024/304, K. 2025/525 sayılı kararında ortaya konulan yaklaşım, müşterinin müterafik kusurunun yalnızca varsayımlarla kabul edilemeyeceğini göstermektedir.

Beşinci aşama: Teknik incelemeyi hukuki sorularla ilişkilendirin.

Bilirkişi incelemesi gerekiyorsa sorular yalnızca işlemin hangi şifreyle yapıldığına yöneltilmemelidir. İşlemin olağan dışı olup olmadığı, bankanın şüpheli işlem uyarısı üretip üretmediği, müşteri teyidinin sağlanıp sağlanmadığı ve güvenlik mekanizmasının somut olayda nasıl çalıştığı da incelenmelidir.

B. Mağdur vekili açısından

Mağdurun vekili bakımından ilk amaç, yalnızca şikâyet dilekçesi sunmak değil, suçtan elde edilen menfaatin izinin kaybolmasını önleyecek ve zararın giderilmesine yardımcı olacak adımları zamanında atmaktır.

Bu kapsamda:

1. Yetkisiz işlemin tarihini, tutarını ve alıcı hesabı belirleyin.

2. Bankaya yapılan başvuruları, işlem itirazlarını ve bildirim zamanlarını belgeleyin.

3. CMK m. 128/A’nın kapsamındaki suçlardan birine ilişkin makul şüphe bulunup bulunmadığını değerlendirin.

4. İlgili hesapların ve transfer zincirinin belirlenmesi için soruşturma makamlarına somut talepler sunun.

5. Bankanın işlem öncesi güvenlik kontrollerini ve şüpheli işlem mekanizmasını inceleyebilmek için gerekli kayıtların korunmasını talep edin.

6. Ceza soruşturmasındaki koruma tedbirleri ile özel hukuk kapsamındaki tazminat veya iade taleplerini birbirinden ayırın.

Burada özellikle önem taşıyan husus, bankanın işlem kayıtlarını korumasının sağlanmasıdır. Elektronik kayıtların belirli sürelerle tutulduğu veya farklı sistemlerde saklandığı durumlarda gecikme, delillerin elde edilmesini güçleştirebilir.

C. Hesabı kullanılan üçüncü kişi açısından

Bir hesabın suçta kullanılmış olması, hesap sahibinin suça iştirak ettiğini kendiliğinden göstermez. Hesap sahibinin vekili, hesabın açılışını, kullanımını, para giriş ve çıkışlarını, ilgili kişiyle ilişkisini ve paranın meşru bir hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığını somut belgelerle ortaya koymalıdır.

CMK m. 128/A uyarınca hesabın askıya alınması hâlinde hesap sahibi, kanunun öngördüğü başvuru yolunu kullanarak tedbirin kaldırılmasını talep edebilir. Başvuruda yalnızca hesabın kendisine ait olduğu belirtilmekle yetinilmemeli; hesaptaki paranın kaynağı ve işlemle olan bağlantısı açıklanmalıdır.

Hesap sahibinin ticari faaliyetleri nedeniyle çok sayıda kişiden ödeme alması veya üçüncü kişiler adına transfer gerçekleştirmesi gibi durumlarda, işlemlerin gerçek bir hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığı ayrıca incelenmelidir.

Banka vekilliğinde etkin strateji, yalnızca bankanın alacağını veya savunmasını korumaktan ibaret değildir; finansal işlemin gerçek niteliğini, delillerin güvenilirliğini ve tarafların hukuki konumunu doğru biçimde ortaya koymayı da gerektirir.

VI. ÖRNEK OLAY ÜZERİNDEN HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bir müşterinin hesabında düzenli olarak maaş ödemeleri ve düşük tutarlı günlük harcamalar bulunduğunu varsayalım. Gece saatlerinde, daha önce işlem yapılmamış üç ayrı hesaba toplam 850.000 TL transfer gerçekleştirilmiştir. İşlemler yeni bir cihazdan başlatılmış, banka sisteminde olağan dışı işlem uyarısı oluşmuş ve müşteriyle telefon üzerinden teyit kurulmaya çalışılmıştır. Ancak müşterinin kayıtlı telefonuna ulaşılamamış, buna rağmen transferler gerçekleştirilmiştir. Müşteri ertesi sabah hesabındaki paranın eksildiğini fark ederek bankaya başvurmuş ve suç duyurusunda bulunmuştur. Bu olayda hukuki inceleme aşağıdaki sırayla yürütülmelidir.

1. İşlemlerin yetkilendirilmesi

Öncelikle işlemlerin müşteri tarafından yetkilendirilip yetkilendirilmediği araştırılmalıdır. Kullanıcı adı, şifre veya tek kullanımlık kod kayıtları önemlidir; ancak bu kayıtların olayın diğer koşullarından bağımsız değerlendirilmesi yeterli olmayabilir.

2. Bankanın güvenlik mekanizması

Bankanın işlemleri olağan dışı bulduğu ve müşteri teyidi almaya çalıştığı anlaşılıyorsa, teyit sağlanamamasına rağmen transferlerin neden gerçekleştirildiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Risk uyarısının oluşma nedeni, bankanın uyguladığı kontrol süreci ve işlem öncesinde alınan kararlar önem taşır.

3. CMK m. 128/A’nın uygulanabilirliği

Somut olayın maddede belirtilen suçlardan biriyle bağlantılı olduğuna ilişkin makul şüphe bulunması hâlinde, suçta kullanıldığı değerlendirilen hesapların askıya alınması mekanizması gündeme gelebilir.

Burada yalnızca ilk alıcı hesabının değil, suçtan elde edilen menfaatin aktarıldığı sonraki hesapların da belirlenmesi önemlidir. Kanunun üçüncü fıkrası, askıya alma işlemi tamamlanmadan menfaatin başka bir finansal kuruma aktarılması hâlinde ilgili kuruma bildirim yapılmasını düzenlemektedir.

4. Bankanın tazminat sorumluluğu

Bankanın sorumluluğu, hesabın askıya alınmış olmasından veya suç soruşturması başlatılmasından tek başına çıkarılamaz. İşlemlerin yetkilendirilmesi, bankanın güvenlik yükümlülükleri, şüpheli işlem uyarıları, müşteriye ulaşma girişimleri, deliller ve illiyet bağı birlikte değerlendirilmelidir.

Müşterinin kusurlu olduğu ileri sürülüyorsa, bu iddianın somut delillerle desteklenmesi gerekir. Buna karşılık müşterinin de kişisel güvenlik bilgilerini koruma yükümlülüğü bulunduğu göz ardı edilmemelidir.

Sonuç olarak bu olayda hem ceza muhakemesi kapsamında suçtan elde edilen menfaatin korunması hem de özel hukuk kapsamında bankanın sorumluluğunun belirlenmesi mümkündür. Ancak iki değerlendirme birbirinin yerine geçmez.

VII. ELEŞTİREL DEĞERLENDİRME: HIZLI MÜDAHALE İLE HUKUKİ GÜVENCELER ARASINDA DENGE

CMK m. 128/A’nın en önemli katkısı, suçtan elde edilen menfaatin farklı hesaplara aktarılmasından kaynaklanan zaman kaybını azaltabilecek özel bir mekanizma oluşturmasıdır. Bununla birlikte düzenlemenin uygulamada etkili olabilmesi için üç hususun önem taşıdığı kanaatindeyiz.

İlk olarak, makul şüphe değerlendirmesi somut olgulara dayanmalıdır. Sırf bir hesabın suç soruşturmasında adının geçmesi veya hesaba olağan dışı bir transfer gelmesi, hesap sahibinin suç işlediği sonucunu doğurmaz. Finansal kuruluşların değerlendirmeleri, somut işlem kayıtları ve mevcut belirtiler üzerinden yürütülmelidir.

İkinci olarak, hesap askıya alma yetkisi ile bankanın genel güvenlik yükümlülüğü birbirinden ayrılmalıdır. CMK m. 128/A kapsamında tedbir uygulanması, bankanın daha önce gerçekleştirdiği bir transferin güvenli olup olmadığı sorusunu ortadan kaldırmaz. Bankanın yetkisiz ödeme işlemlerinden doğabilecek özel hukuk sorumluluğu, kendi koşulları içinde incelenmelidir.

Üçüncü olarak, dijital delillerin bütünlüğü korunmalıdır. Bankanın yalnızca transfer dekontunu veya işlemin başarılı olduğunu gösteren kaydı sunması, uyuşmazlığın bütün yönlerini açıklamayabilir. Kimlik doğrulama süreci, şüpheli işlem uyarıları, müşteriyle iletişim ve sonraki transferler birlikte incelenmelidir.

Bunlara ek olarak, CMK m. 128/A’nın altıncı fıkrasında yer alan hukuki sorumsuzluk hükmünün kapsamı, uygulamada tartışma yaratabilecek konulardan biridir. Hükmün, kanuna uygun askıya alma işlemiyle sınırlı yorumlanması ile bankanın tüm dijital bankacılık faaliyetlerini kapsayacak biçimde geniş yorumlanması arasında önemli fark bulunmaktadır.

Kanaatimizce sistematik yorum, bu hükmün hesap askıya alma tedbiri nedeniyle doğabilecek sorumlulukla sınırlı ele alınmasını gerektirir. Bununla birlikte yeni hükmün kapsamı hakkında yerleşik yüksek yargı içtihadı oluşuncaya kadar somut olayın özelliklerinin dikkatle incelenmesi gerekecektir.

VIII. BANKA VEKİLİ İÇİN KONTROL LİSTESİ

Bir dijital bankacılık dolandırıcılığı dosyasında banka vekilinin aşağıdaki kontrol listesini kullanması yararlı olacaktır.

A. İlk hukuki değerlendirme

* [ ] İşlemin türü ve uygulanacak mevzuat belirlendi mi?

* [ ] Olayın CMK m. 128/A kapsamında sayılan suçlardan biriyle bağlantısı incelendi mi?

* [ ] Şüpheli hesaplar ve transfer zinciri tespit edildi mi?

* [ ] Askıya alma mekanizmasının uygulanabilirliği değerlendirildi mi?

* [ ] İlgili birimler arasında koordinasyon kuruldu mu?

B. Delil yönetimi

* [ ] Oturum ve erişim kayıtları korundu mu?

* [ ] Kimlik doğrulama kayıtları temin edildi mi?

* [ ] Cihaz, IP, telefon ve varsa SIM değişikliği kayıtları incelendi mi?

* [ ] Bankanın risk uyarıları ve şüpheli işlem kayıtları elde edildi mi?

* [ ] Müşteriyle yapılan görüşmelerin kayıtları korundu mu?

* [ ] Transfer zinciri ve alıcı hesaplar araştırıldı mı?

* [ ] Teknik inceleme için yeterli ve denetlenebilir veri mevcut mu?

C. Özel hukuk uyuşmazlığı

* [ ] İşlemin müşteri tarafından yetkilendirilip yetkilendirilmediği incelendi mi?

* [ ] Bankanın güvenlik yükümlülükleri somut olay bakımından değerlendirildi mi?

* [ ] Müşterinin kusuruna ilişkin iddialar somut delillerle destekleniyor mu?

* [ ] Zarar ve illiyet bağı ortaya konuldu mu?

* [ ] Ceza soruşturması ile tazminat talebi birbirinden ayrıldı mı?

* [ ] Bilirkişi incelemesi için gerekli teknik sorular belirlendi mi?

Bu liste, her dosyada aynı işlemlerin otomatik biçimde yapılması gerektiği anlamına gelmez. Kontrol başlıkları, somut uyuşmazlığın niteliğine göre uyarlanmalıdır.

IX. SONUÇ:

Dijital bankacılık dolandırıcılığı, banka hukukunun sınırlarını aşarak ceza muhakemesi, ödeme hizmetleri, sözleşmesel sorumluluk ve elektronik delillerin değerlendirilmesini birlikte gerektiren bir uyuşmazlık alanı hâline gelmiştir.

7571 sayılı Kanun’la CMK’ya eklenen 128/A maddesi, belirli suçlarla bağlantılı hesapların kırk sekiz saate kadar askıya alınması, finansal kuruluşların ilgili makamlara bildirimde bulunması ve suçtan elde edilen menfaatin korunması bakımından yeni bir mekanizma oluşturmuştur.

Ancak bu mekanizma, bankanın özel hukuk sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmadığı gibi, hesabı kullanılan üçüncü kişinin suçlu olduğu sonucunu da doğurmaz. Hesap askıya alma, el koyma ve mağdura iade işlemleri birbirinden ayrılmalı; her biri kendi hukuki şartları içinde değerlendirilmelidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2025 tarihli, E. 2024/304, K. 2025/525 sayılı kararı da dijital bankacılık uyuşmazlıklarında bankanın güvenlik yükümlülüğü ile müşterinin müterafik kusurunun somut deliller üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Bu çerçevede banka vekilinin rolü, yalnızca dava veya takip aşamasında hukuki temsil sağlamakla sınırlı değildir. Vekil; işlem güvenliğinin değerlendirilmesi, delillerin korunması, doğru hukuki mekanizmanın seçilmesi, kurum içi koordinasyonun sağlanması ve uyuşmazlığın muhtemel sonuçlarının önceden analiz edilmesi süreçlerinde de önemli bir işlev üstlenmektedir.

Dijital bankacılıkta etkili hukuki temsilin temelini, yalnızca işlemin kayıtlarda nasıl göründüğünü değil, işlemin hangi koşullarda, hangi güvenlik mekanizmasıyla ve hangi deliller üzerinden gerçekleştirildiğini ortaya koyabilmek oluşturur.

Bu nedenle CMK m. 128/A’nın uygulaması, banka vekilliğinde yalnızca yeni bir koruma tedbiri olarak değil; risk yönetimi, delil zinciri, müşteri hakları ve bankanın özel hukuk sorumluluğu arasında koordinasyon kurulmasını gerektiren yeni bir çalışma alanı olarak değerlendirilmelidir.

KAYNAKÇA

A. Mevzuat

1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 128/A; 7571 sayılı Kanun m. 22 ile eklenen düzenleme. Kanun metni ve kabul bilgileri için Türkiye Büyük Millet Meclisi – 7571 Sayılı Kanun⁠

2. 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG, 25.12.2025, Sayı 33118, özellikle m. 22 ve m. 39.

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 52, 112, 115 ve 116.

4. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, özellikle m. 61.

5. 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası – 6493 Sayılı Kanun⁠

6. Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik, RG, 15.03.2020, Sayı 31069. Güncel düzenleme listesi için BDDK – Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Mevzuatı⁠

B. Yargı kararları

1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.09.2025, E. 2024/304, K. 2025/525. Kararın tam metni için https://www.hukukihaber.net/bankadan-usulsuz-islemle-para-cekilmesi-bankanin-ozen-yukumlulugu

2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 14.03.2023, E. 2021/4893, K. 2023/1538. HGK kararında uyuşmazlığın önceki temyiz aşamasındaki karar olarak belirtilmiştir.

C. Doktrin

1. Battal, Ahmet, Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001.

2. Savaş, Abdurrahman, “İnternet Bankacılığı ve Tarafların Yükümlülükleri”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2.

3. Yasaman, Hamdi, Banka Hukuku, C. II, İstanbul, 2013.