SİGORTANIN KARA LİSTESİ: SİSBİS KAYDI

Resmî Gazete'de Yayımlanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Kararı Işığında Sigorta Suistimalleri Bilgi Paylaşım Sistemi'ne Eleştirel Bir Bakış: Şüpheyle Girilen, Bildirilmeyen ve Süresiz Kalan Kayıt

GİRİŞ

Bir araç sahibi 2019 yılında sigorta yaptırmak istediğinde, adının bir "sigorta suistimali" kaydıyla işaretlendiğini öğrenir. Kayıt dokuz yıl önceki bir trafik kazasına dayanmaktadır. Oysa araç sahibi o kazaya karıştığını kabul etmemektedir. Kaza tespit tutanağında imzası yoktur, hasar dosyasındaki fotoğraflarda kendi aracı da görünmemektedir. Araç sahibine göre tutanak, aracının ruhsat ve poliçe bilgilerini ele geçiren başka kişilerce düzenlenmiştir. Kaydı oluşturan, araç sahibinin kendi trafik sigortacısıdır. Araç sahibi sigorta şirketine ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine defalarca başvurur, kayıt silinmez. On yılı aşkın süre sigorta hizmetinden yararlanamadığını belirterek dava açar.

Bu olay, 23 Ekim 2026 tarihli ve 33409 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararının konusudur (Yargıtay 4. HD, E. 2025/12146, K. 2026/3403, T. 30.03.2026). Daire, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz talebi üzerine, kaydın silinmesine ilişkin davanın asliye ticaret mahkemesinde değil tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetmiştir. Karar görev kuralı yönünden önemlidir. Ancak kararın anlattığı olay, görev tartışmasından çok daha büyük bir sorunu gözler önüne sermektedir: Sigorta Suistimalleri Bilgi Paylaşım Sistemi'ne (SİSBİS) bir kişinin nasıl girdiği, nasıl haberdar edildiği ve nasıl çıkabildiği konusundaki hukuki boşluk.

Bu yazıda önce kararı ve görev meselesini kısaca ele alıyor, ardından SİSBİS kayıt rejimini yasal dayanak, kayıt eşiği, bildirim, süre, silme usulü ve temel haklar yönünden eleştiriyoruz. Son bölümlerde kayıtla karşılaşan kişinin izleyebileceği yolları ve sistemin düzeltilmesi için önerilerimizi sunuyoruz.

I. KARAR VE GÖREV MESELESİ

Davacı, adına kayıtlı araçla ilgili olarak trafik sigortacısı tarafından oluşturulan SİSBİS kaydının haksız olduğunun tespitini ve kaydın düzeltilmesini ya da kaldırılmasını istemiştir. Davalı sigorta şirketi, kaydın kazaya karışan karşı aracın sahibinin hasar başvurusu üzerine açılan dosyada, kaza ile hasarın uyumsuz bulunması nedeniyle oluşturulduğunu ve Yanlış Sigorta Uygulamalarının Tespiti, Bildirimi, Kaydı ve Bu Uygulamalarla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 11. maddesi uyarınca kayıt yapmak zorunda olduğunu savunmuştur. Şirket ayrıca kaydın silinmeyeceğini davacıya bildirdiğini belirtmiştir.

İlk derece mahkemesi alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının kazaya karıştığına dair bilgi ve belge bulunmadığını, tutanakta imzasının olmadığını ve hasar dosyasındaki fotoğraflarda yalnızca karşı aracın yer aldığını saptamıştır. Mahkeme, Yönetmelik'in 11. maddesine göre şirketin kayıt öncesinde davacıya yazılı bildirim yaptığını ispatlayamadığını da tespit etmiş ve davacı adına SİSBİS kaydı bulunmadığının tespitine kesin olarak karar vermiştir.

Kanun yararına temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 3. maddesindeki sağlayıcı, hizmet, tüketici ve tüketici işlemi tanımlarından hareket etmiştir. Daire'ye göre sigorta şirketi sağlayıcı, sigorta hizmeti TKHK anlamında hizmettir. Aracını ticari veya mesleki amaç dışında kullanan davacı tüketicidir. Taraflar arasındaki zorunlu mali sorumluluk sigortası ilişkisi ve şirketin davacıya ait bilgileri SİSBİS'e işlemesi, tüketici işleminden ve tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan bir uyuşmazlıktır. TKHK m. 73/1 uyarınca bu uyuşmazlıklarda tüketici mahkemeleri görevlidir. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) düzenlenmiş olsa da TKHK m. 83/2, tarafı tüketici olan işlemlerin başka kanunlarda düzenlenmesinin TKHK'nın görev hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini öngörmektedir. Görev, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 114/1-c uyarınca bir dava şartıdır ve m. 115 uyarınca yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Bu nedenle Daire, asliye ticaret mahkemesinin görevsizlik nedeniyle davayı usulden reddetmesi gerektiğine karar vermiştir.

Kararın iki yönü özellikle belirtilmelidir. Birincisi, kanun yararına bozma kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz (HMK m. 363/2). Kaydın bulunmadığına ilişkin hüküm davacı bakımından geçerliliğini korur. Bozma kararı, uygulama birliğini sağlamak amacıyla verilmiş ve HMK m. 363/3 uyarınca Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. İkincisi, görev kuralı kaydın sahibinin kim olduğuna göre değişir. Tacir veya mesleki amaçla hareket eden kişiler bakımından tüketici işlemi bulunmaz. Nitekim bir optik mağazası sahibi hakkında oluşturulan SİSBİS kaydının kaldırılmasına ilişkin davayı asliye ticaret mahkemesi görmüş ve kayıt kaldırılmış, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı görev yönünden bir aykırılık görmeden onamıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2025/4206, K. 2026/1044, T. 24.02.2026). Dolayısıyla bundan sonra bireysel araç sahibi, sağlık sigortalısı veya konut sigortalısı tüketici mahkemesine, şirketler ve meslek sahipleri asliye ticaret mahkemesine başvuracaktır.

Görev kuralının netleşmesi isabetlidir. Fakat bir kişinin dokuz yıl haberi olmadan sigorta piyasasının kara listesinde kalabildiği, kaydı oluşturan şirketin kayıttan önce bildirim yaptığını dahi ispatlayamadığı bir olayda tartışmanın yalnızca hangi mahkemenin görevli olduğuna indirgenmesi, sorunun asıl kaynağını gölgede bırakmaktadır. Asıl soru şudur: Bu kayıt neden bu kadar kolay oluşturulabiliyor ve neden bu kadar zor siliniyor?

II. SİSBİS NEDİR, HANGİ DAYANAKLA TUTULUR?

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 31/B maddesine göre Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM), sigortalılar ve sigorta sözleşmesinden dolaylı da olsa menfaat sağlayanlara ilişkin olarak, yanlış sigorta uygulamaları dâhil, risk değerlendirmesine esas bilgileri toplamak ve bunları sigorta şirketleriyle paylaşmak amacıyla kurulmuştur. Aynı Kanun'un 31/A maddesinin ikinci fıkrası, sadece risk değerlendirmesi amacıyla kullanılmak üzere şirketler arasında doğrudan veya SBM aracılığıyla yapılan ve yanlış sigorta uygulamalarını da kapsayan bilgi alışverişini sır saklama yükümlülüğünün dışında tutmaktadır. 31/B maddesinin sekizinci fıkrası ise toplanan bilgilerin kapsamını, biçimini, içeriğini ve paylaşılmasını yönetmeliğe bırakmıştır.

Kanunun SİSBİS'e ilişkin söylediği bundan ibarettir. Kaydın ne zaman oluşturulacağı, kime bildirileceği, ne kadar süre tutulacağı ve nasıl silineceği Kanun'da yer almaz. Bu konuların bir kısmı 30.04.2011 tarihli Yönetmelik'te, bir kısmı ise bir genelgede düzenlenmiştir. Yönetmelik yanlış sigorta uygulamasını, sigorta ilişkisindeki taraflardan ya da bu ilişkide rol oynayan kişilerden bir veya birkaçına haksız menfaat sağlamaya yönelik her türlü fiil olarak tanımlar (m. 4/1-d). Sigortalının, tazminat takip aracılarının, eksperlerin ve aracıların uygulamalarını da kapsamına alır (m. 5). Yönetmelik'in bu yazı bakımından kilit hükümleri şunlardır:

· m. 11: Sigorta şirketleri, yanlış sigorta uygulaması şüphesi nedeniyle tazminat talebini reddettiklerinde durumu ilgiliye yazılı olarak bildirmek ve Merkezde bu amaçla hazırlanan veri tabanına işlemek zorundadır.

· m. 12: Merkez, yetkili kullanıcılar ve şirketlerin erişimine açık özel bir veri tabanı kurar. Bildirilen şüpheli durumlar ağırlıklarına göre sınıflandırılır. Sigortalı, hak sahibi ve hizmet sunucular temelinde sistematik risk değerlendirmesini sağlayan bilgi işlem tabanlı kontroller tesis edilir.

· m. 13: Sigorta şirketleri iş kabullerinde ve her türlü risk değerlendirmesinde bu veri tabanındaki bilgileri dikkate alır.

· m. 14: Merkez, yanlış sigorta uygulamasının suç niteliğinde olduğunu tespit ettiğinde durumu adli mercilere ve idareye bildirir.

Yönetmelik'te kaydın silinmesine ilişkin tek bir hüküm yoktur. Bölge adliye mahkemeleri bu boşluğu Hazine Müsteşarlığının 01.11.2017 tarihli ve 2017/12 sayılı Yanlış Sigorta Uygulamalarına İlişkin Genelgesi ile doldurmaktadır. Kararlarda aktarıldığı şekliyle Genelge'ye göre Merkez, kayıt oluşturulan ilgililere kaydı yapan şirket, olay tarihi ve sigorta branşı bilgisini iletir (m. 3.1). Kaydın düzeltilmesi başvurusu Merkez tarafından bir iş günü içinde kaydı oluşturan şirkete iletilir. Şirket yedi iş günü içinde gerekçeli açıklama yapar ve isterse kaydı gerekçesini belirterek siler (m. 3.4). Sonuç başvuru sahibine Merkez tarafından gerekçeli olarak bildirilir (m. 3.5) (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/1072, K. 2025/1632, T. 12.12.2025; İzmir BAM 11. HD, E. 2024/254, K. 2026/1136, T. 29.06.2026).

III. SİSBİS KAYIT REJİMİNİN ELEŞTİRİSİ

1. Şüphe yeterli sayılıyor

Yönetmelik'in 11. maddesi kaydı bir tespite değil, şüpheye bağlamaktadır. Şirketin tazminatı "yanlış sigorta uygulaması şüphesi" nedeniyle reddetmesi, kayıt için yeterlidir. Şüphenin hangi somut olgulara dayanması gerektiği, hangi ağırlıktaki delilin aranacağı, hangi hâllerde kayıt yapılamayacağı düzenlenmemiştir. Sigorta şirketleri de bu hükmü yargılamalarda tam olarak böyle okumaktadır. Bir dosyada davalı şirket, işlemin varlığına ilişkin şüphe bulunması hâlinde kayıt yapmak durumunda olduğunu ve bunun için yalnızca şüphenin varlığının yeterli olduğunu savunmuştur (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/1072, K. 2025/1632). Yanlış sigorta uygulamasının tanımı da "her türlü fiil" ifadesiyle son derece geniştir. Böyle bir tanımla birleşen şüphe eşiği, kaydın sınırını fiilen ortadan kaldırmaktadır.

Uygulamada sahtekârlık ile olağan bir hukuki uyuşmazlık arasındaki çizgi bu nedenle kaybolmaktadır. Bir dosyada zarar gören, karşı aracın tam kusurlu olduğunu ileri sürerek trafik sigortacısına başvurmuş, şirket bu başvuruyu SBM kayıtlarına aykırı ve yanıltıcı bulup SİSBİS'e işlemiştir. Hakem heyeti ve mahkeme kusuru yüzde 75'e 25 olarak paylaştırmış, kayıt mahkemece kaldırılmış ve karar istinafta kesinleşmiştir (İstanbul BAM 40. HD, E. 2023/1741, K. 2024/57, T. 16.01.2024). Kusur oranında yanılmak, sigorta hukukunun en sıradan uyuşmazlığıdır. Bunun "suistimal" sayılması, sistemin hangi eşikle çalıştığını açıkça göstermektedir.

2. Kaydı oluşturan, uyuşmazlığın tarafıdır

Kaydı oluşturan sigorta şirketi, tazminatı reddettiği uyuşmazlığın karşı tarafıdır. Reddettiği talebi haklı göstermekte menfaati olan bir tarafa, karşı tarafı bütün sektöre karşı işaretleme yetkisi tanınmaktadır. Üstelik itirazı değerlendirecek olan da yine aynı şirkettir. Genelge'ye göre SBM itirazı yalnızca kaydı oluşturan şirkete iletmekte ve şirketin cevabını başvuru sahibine aktarmaktadır. SBM ise yargılamalarda kaydın oluşumunda bir dahli olmadığını, görevinin yalnızca veri tabanını kurmak olduğunu savunmakta ve mahkemeler de SBM'ye husumet düşmeyeceğini kabul etmektedir (İzmir BAM 11. HD, E. 2024/254, K. 2026/1136; Ankara BAM 21. HD, E. 2023/730, K. 2026/379, T. 02.04.2026). Ortaya çıkan tablo şudur: Kaydı koyan da, itirazı karara bağlayan da uyuşmazlığın tarafıdır. Veri tabanını yöneten kurum ise sorumluluk üstlenmemektedir. Arada bağımsız bir merci bulunmamaktadır.

Bu yapının sonucu, uyuşmazlık sigortalı lehine sonuçlandığında bile görülmektedir. Bir dosyada kasko sigortacısı, araştırmacı raporuna dayanarak sürücü değiştirildiği şüphesiyle tazminatı reddetmiş ve SİSBİS kaydı oluşturmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu araştırma raporunu soyut ve belgeye dayanmayan bir değerlendirme olarak görmüş, tutanaktaki sürücünün aksini gösteren bir delil bulunmadığına karar vermiş, karar itirazsız kesinleşmiş ve şirket tazminatı ödemiştir. Buna rağmen şirket kaydı silmemiş, SBM'ye yapılan itiraz da reddedilmiştir. İlk derece mahkemesi bile davayı reddetmiş, kaydın silinmesine ancak bölge adliye mahkemesinde, olaydan beş buçuk yıl sonra karar verilebilmiştir (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/730, K. 2026/379; karar henüz kesinleşmemiştir). Ödediği tazminatın dayanağını oluşturan kararı kabul eden bir şirketin, aynı olay için "suistimal" kaydını sürdürebilmesi, sistemin bir denetim mekanizmasından yoksun olduğunu göstermektedir.

3. Bildirim ve savunma hakkı kâğıt üzerinde kalıyor

Yönetmelik'in 11. maddesi, kayıtla birlikte ilgiliye yazılı bildirim yapılmasını öngörmektedir. Bu, Yönetmelik'te kişiyi koruyan neredeyse tek güvencedir. Ne var ki bildirimin içeriği, zamanı ve bildirim yapılmamasının sonucu düzenlenmemiştir. Resmî Gazete'de yayımlanan kararın konusu olan olayda şirket, kayıttan önce bildirim yaptığını ispatlayamamış, kişi kaydı dokuz yıl sonra sigorta yaptırmak istediğinde öğrenmiştir. Bir başka dosyada da ilk derece mahkemesi, kaydın kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan ve ilgilinin savunma ve itiraz haklarını kullanmasına izin verilmeden oluşturulduğunu tespit etmiş, kaydın kaldırılmasına ilişkin karar Yargıtayca onanmıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2025/4206, K. 2026/1044).

Kayıttan önce dinlenme hakkı ise hiç yoktur. Kişi, hakkında suistimal şüphesi bulunduğunu, kaydın oluşturulmasından ve bütün şirketlerin erişimine açılmasından sonra öğrenmektedir. Bu sıralama, bir yaptırımın önce uygulanıp sonra tebliğ edilmesi anlamına gelir.

4. Kaydın süresi yok

Ne Kanun'da ne de Yönetmelik'te SİSBİS kaydının ne kadar süreyle tutulacağına ilişkin bir hüküm vardır. Kayıt, şirket kendiliğinden silmedikçe veya mahkeme kararı verilmedikçe süresiz olarak kalmaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun (KVKK) 4. maddesi ise kişisel verilerin doğru ve gerektiğinde güncel olmasını, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmasını ve ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesini zorunlu kılmaktadır. KVKK m. 7'ye göre işlenmesini gerektiren sebepler ortadan kalktığında veri re'sen veya talep üzerine silinir. Bir risk değerlendirmesi aracının on yıl önceki bir şüpheyi bugünkü riskin göstergesi saymaya devam etmesi, bu ilkelerle bağdaşmaz.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi iki ayrı kararında bu sorunu açıkça adlandırmıştır. Daire, hakkında cezai bir işlem bulunmayan kişi aleyhine kaydın süresiz olarak SİSBİS'te yer almasını orantısız ve Yönetmelik'in amacına aykırı bulmuştur (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/1072, K. 2025/1632; E. 2023/730, K. 2026/379). Bu tespit doğrudur. Ancak orantısızlığın kaynağı tek tek olaylar değil, süre sınırı koymayan düzenlemenin kendisidir.

5. Suç duyurusu olmadan "suistimal" damgası

Yönetmelik'in 14. maddesi, suç niteliğindeki yanlış sigorta uygulamalarının adli mercilere bildirilmesini öngörmektedir. Oysa incelediğimiz dosyaların önemli bir kısmında kaydı oluşturan şirket herhangi bir suç duyurusunda bulunmamıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi de kaydın kaldırılması gerekçesinde, şirketin kişi veya sürücü hakkında adli tahkikat için suç duyurusunda bulunmadığını özellikle vurgulamıştır (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/1072, K. 2025/1632). Bir şirket, iddia ettiği fiili savcılığa taşıyacak kadar ciddiye almıyorsa, aynı fiil nedeniyle kişiyi bütün sektöre karşı "suistimalci" olarak işaretlemesi tutarsızdır.

Anayasa'nın 38. maddesindeki masumiyet karinesi, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını öngörür. SİSBİS kaydı teknik olarak bir ceza değildir. Ancak suistimal, sahtecilik ve dolandırıcılık kavramlarıyla anılan bir kaydın, hiçbir yargısal denetimden geçmeden, kişinin aleyhine sonuç doğuracak biçimde bütün sektörle paylaşılması, bu ilkenin özüne aykırı bir damgalama etkisi doğurmaktadır.

6. Asıl mağdur da kara listeye girebiliyor

Resmî Gazete'de yayımlanan kararın olayı, sistemin belki de en ağır sonucunu göstermektedir. Kaydın oluşturulduğu kişinin kazaya karıştığı ispatlanamamış, tutanakta imzası bulunmamış, aracında hasar görülmemiştir. Kendi iddiasına göre bilgileri başkalarınca kullanılmıştır. Bir sahtecilik varsa bu kişi onun faili değil, mağdurudur. Buna rağmen tutanak, poliçe sahibi aleyhine bir kayda dönüşmüştür. Üstelik kaydı oluşturan, kişinin bizzat prim ödediği kendi sigortacısıdır. Kayıt kriterleri olayın faili ile bilgisi kötüye kullanılan kişi arasında ayrım yapmayı gerektirmediği sürece, kimlik veya poliçe bilgisi kötüye kullanılan her sigortalı aynı riskle karşı karşıyadır.

7. Sonuç fiilen bir piyasa yasağıdır

Yönetmelik'in 13. maddesi şirketlerin iş kabullerinde ve risk değerlendirmelerinde veri tabanındaki bilgileri dikkate almasını emretmektedir. Uygulamada bunun karşılığı teklif verilmemesi veya fahiş prim istenmesidir. Kararlara yansıyan olaylarda kayıtlı kişiler kasko, sağlık ve konut sigortası yaptıramamış, şirket araçları için kasko poliçesi düzenlenememiş veya indirimli teklif alınamamıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2025/4206, K. 2026/1044; Ankara BAM 21. HD, E. 2023/1072, K. 2025/1632; E. 2023/730, K. 2026/379). İlk derece mahkemesinin Yargıtayca onanan kararında bu durum açıkça sözleşme yapma ve sözleşmede taraf olma özgürlüğünün kısıtlanması olarak nitelendirilmiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2025/4206, K. 2026/1044).

Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi şirketlerin faaliyet gösterdikleri branşlardaki zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacağını, 32. maddesinin beşinci fıkrası ise kişilerin sigorta şirketini seçme hakkının sınırlandırılamayacağını öngörmektedir. Bütün şirketlerin aynı kaydı görüp aynı biçimde tepki verdiği bir piyasada seçme hakkı fiilen anlamsızlaşır. Kişi, yasal olarak açık olan kapının önünde, kendisine gösterilmeyen bir kayıt nedeniyle beklemektedir.

Yönetmelik'in 12. maddesinin öngördüğü "bilgi işlem tabanlı kontroller" sorunu daha da büyütmektedir. KVKK m. 11/1-g, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin aleyhine bir sonuç ortaya çıkmasına itiraz hakkı tanımaktadır. Teklif ekranında otomatik olarak reddedilen veya yüksek primle karşılaşan kişinin bu hakkı kullanabilmesi için önce hangi kayıt nedeniyle bu sonuçla karşılaştığını bilmesi gerekir. Mevcut sistem bunu kendiliğinden sağlamamaktadır.

8. Kanunilik sorunu

Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrası, herkesin kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına sahip olduğunu, bu hakkın kişinin kendisiyle ilgili veriler hakkında bilgilendirilmeyi, bunlara erişmeyi ve düzeltilmesini veya silinmesini talep etmeyi de kapsadığını ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceğini öngörmektedir. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir.

SİSBİS bakımından Kanun'un yaptığı, bilgi paylaşımını sır saklama yükümlülüğünün dışında tutmak ve ayrıntıyı yönetmeliğe bırakmaktır. Kayıt eşiği, bildirim usulü, itiraz mercii, saklama süresi ve silme usulü gibi bir hakkın sınırlanmasının esaslarını oluşturan konuların hiçbiri Kanun'da yer almamaktadır. Silme usulü ise yönetmelikte dahi yoktur ve bir genelgeye bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi, zorunlu trafik sigortasında teminatın kapsamının genel şartlarla belirlenmesine imkân veren düzenlemeleri, temel hakların sınırlanmasının kanunla yapılması gerektiği gerekçesiyle iptal etmiştir (AYM, E. 2019/40, K. 2020/40, T. 17.07.2020). Aynı ölçüt SİSBİS'e uygulandığında, kişinin sigorta piyasasına erişimini doğrudan etkileyen bir kayıt rejiminin esaslarının idari düzenlemelerle belirlenmesinin anayasal açıdan savunulması güçtür.

Sigorta şirketlerinin KVKK m. 28/2-a'daki istisnaya, yani kişisel veri işlemenin suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için gerekli olması hâline dayanması da sorunu çözmez. Bu istisna yalnızca aydınlatma yükümlülüğü, ilgili kişinin hakları ve sicil kaydı hükümlerini kapsar ve ancak Kanun'un amacına ve temel ilkelerine uygun ve orantılı olmak kaydıyla uygulanabilir. Zararın giderilmesini isteme hakkı istisnanın dışındadır. Doğruluk, ölçülülük ve gerekli süre kadar muhafaza ilkeleri ise her durumda geçerlidir. Suç duyurusunda dahi bulunulmayan bir şüphenin süresiz saklanması bu istisnanın kapsamına sokulamaz.

IV. KAYITLA KARŞILAŞAN KİŞİ NE YAPABİLİR?

Mevcut düzenleme içinde kalarak izlenebilecek yollar şunlardır:

· Bilgi ve itiraz: Kişi önce SBM'ye başvurarak hakkında kayıt bulunup bulunmadığını, kaydı hangi şirketin hangi olay ve branş için oluşturduğunu öğrenmeli ve düzeltme talebinde bulunmalıdır. Aynı zamanda kaydı oluşturan şirkete KVKK m. 11 uyarınca başvurarak verinin düzeltilmesini ve silinmesini istemelidir. Veri sorumlusu başvuruyu en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırmak zorundadır (KVKK m. 13/2). Ret veya cevapsızlık hâlinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu'na şikâyet yolu açıktır (KVKK m. 14).

· Doğru davalı: Kaydın silinmesi davası kaydı oluşturan sigorta şirketine karşı açılmalıdır. Bölge adliye mahkemeleri SBM'nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını kabul etmekte ve SBM'yi davalı gösteren davacıyı karşı vekâlet ücretiyle sorumlu tutmaktadır (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/730, K. 2026/379; İzmir BAM 11. HD, E. 2024/254, K. 2026/1136).

· Doğru mahkeme: Kaydın sahibi tüketiciyse dava tüketici mahkemesinde açılmalıdır (Yargıtay 4. HD, E. 2025/12146, K. 2026/3403). Kayıt ticari veya mesleki faaliyet nedeniyle oluşturulmuşsa asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

· Deliller: Olaya ilişkin tahkim veya mahkeme kararı varsa dosyaya mutlaka sunulmalıdır. Bölge adliye mahkemesi, kesinleşmiş hakem kararını taraflar bakımından bağlayıcı ve kesin delil niteliğinde kabul etmiş ve ilk derece mahkemesinin bu karara aykırı olarak davayı reddetmesini isabetsiz bulmuştur (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/730, K. 2026/379). Kaza tespit tutanağı, hasar dosyası, ekspertiz ve araştırma raporu celbedilmeli, şirketin suç duyurusunda bulunup bulunmadığı ve Yönetmelik m. 11 uyarınca bildirim yapıp yapmadığı sorulmalıdır. Bildirimin ispat yükü şirkettedir.

· Tazminat: Haksız kayıt nedeniyle uğranılan zarar, örneğin ödenen fazla prim ya da sigortasız kalınan dönemde doğan zarar, haksız fiil ve kişilik hakkının ihlali hükümleri ile KVKK m. 11/1-ğ çerçevesinde ayrıca talep edilebilir.

V. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Sigorta suistimaliyle mücadele meşru ve gereklidir. Sahte kazalar ve şişirilmiş hasarlar bütün sigortalıların primine yansır. Ancak bu mücadele, masum sigortalıyı korumayan bir araçla yürütüldüğünde sistemin kendisine duyulan güveni zedeler. Bu nedenle aşağıdaki düzenlemelerin yapılmasını öneriyoruz:

· Kanuni dayanak: Kayıt eşiği, bildirim, itiraz, saklama süresi ve silme usulünün esasları Sigortacılık Kanunu'nda düzenlenmelidir.

· Somut delil eşiği: Kayıt soyut şüpheye değil, belgelenmiş somut olgulara dayanmalıdır. Kusur oranı veya hasar miktarı konusundaki olağan uyuşmazlıklar kayıt sebebi sayılmamalıdır.

· Önceden bildirim ve itiraz süresi: Kişiye kayıt oluşturulmadan önce gerekçeli bildirim yapılmalı ve makul bir itiraz süresi tanınmalıdır. Bildirim yapılmamış kayıt hüküm doğurmamalıdır.

· Bağımsız itiraz mercii: İtirazı kaydı oluşturan şirket değil, SBM bünyesinde kurulacak bağımsız bir kurul veya Sigorta Tahkim Komisyonu gibi tarafsız bir merci incelemelidir.

· Azami süre ve otomatik silme: Kayıt için azami bir saklama süresi belirlenmeli, ilgili lehine verilen hakem veya mahkeme kararı, kovuşturmaya yer olmadığı kararı ya da beraat kararı kesinleştiğinde kayıt kendiliğinden silinmelidir.

· Erişim hakkı: Kişi, hakkındaki kaydı e-Devlet üzerinden görebilmeli, kaydı yapan şirketi ve gerekçeyi öğrenebilmelidir.

· Yaptırım: Haksız veya bildirimsiz kayıt yapan şirkete idari yaptırım uygulanmalıdır.

SONUÇ

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Resmî Gazete'de yayımlanan kararı, SİSBİS kaydının silinmesi davalarında tüketici mahkemesinin görevli olduğunu açıklığa kavuşturmuştur. Bu, kayıtla mücadele eden bireyler için daha erişilebilir bir yargı yolu anlamına gelir. Ancak kararın olayı, görev kuralının çözemeyeceği bir sorunu göstermektedir. Bugünkü sistemde sigortacı, tarafı olduğu bir uyuşmazlıkta şüpheye dayanarak bir kişiyi bütün sektöre karşı işaretleyebilmektedir. Kişiye çoğu zaman bildirim yapılmamakta, kendisi dinlenmemekte, itirazı yine aynı şirket değerlendirmekte ve kayıt süresiz biçimde kalmaktadır. Mahkemeler tek tek olaylarda bu kayıtları orantısız bularak silmektedir. Ancak kendi aleyhine verilen ve ödediği bir tazminatın dayanağı olan karardan sonra bile kaydını sürdürebilen bir şirket karşısında bireyi yıllar süren davalara mahkûm eden bir düzen, suistimalle mücadele değil, suistimale açık bir mücadele aracıdır. Sigortacılığın güvene dayanan yapısı, kara listenin de hukuk devletinin güvencelerine tabi olmasını gerektirir.

KAYNAKÇA

· Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, 20, 38.

· 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 13, 31/A, 31/B, 32.

· 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 3, 73, 83.

· 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 4, 1401.

· 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 114, 115, 363.

· 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 4, 7, 11, 13, 14, 28.

· Yanlış Sigorta Uygulamalarının Tespiti, Bildirimi, Kaydı ve Bu Uygulamalarla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (RG 30.04.2011, 27920), m. 4, 5, 11, 12, 13, 14.

· Hazine Müsteşarlığı, 01.11.2017 tarihli ve 2017/12 sayılı Yanlış Sigorta Uygulamalarına İlişkin Genelge.

· Anayasa Mahkemesi, E. 2019/40, K. 2020/40, T. 17.07.2020.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/12146, K. 2026/3403, T. 30.03.2026 (RG 23.10.2026, 33409).

· Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4206, K. 2026/1044, T. 24.02.2026.

· Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/1072, K. 2025/1632, T. 12.12.2025.

· Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2023/730, K. 2026/379, T. 02.04.2026.

· İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1741, K. 2024/57, T. 16.01.2024.

· İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/254, K. 2026/1136, T. 29.06.2026.