I. Giriş: 1 Kasım Sabahı Ne Olacak?
1 Kasım 2026'da on dört yaşındaki bir öğrenci telefonunu açıp yeni bir sosyal medya hesabı oluşturmaya çalıştığında, karşısına artık yalnızca doğum tarihini soran bir kutu çıkmayacak. Platform ondan e-Devlet'ten alınmış bir "yaş doğrulama belirteci" isteyecek. Belirteç on beş yaşın doldurulmadığını gösteriyorsa hesap açılmayacak.
Aynı öğrencinin bir yıl önce açtığı hesap ise o sabah kapanmayacak. Onun için takvim 31 Mart 2027'ye kadar uzanıyor.
Kamuoyunda "15 yaş altına sosyal medya yasağı" diye anılan düzenleme, 22 Nisan 2026'da kabul edilen 7578 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 5651 sayılı Kanun'un ek 4. maddesine girdi. Uygulamanın ayrıntısını ise 10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan "Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik" belirledi. İkisi de 1 Kasım 2026'da yürürlüğe giriyor.
Düzenlemenin ne getirdiği artık birçok yerde anlatıldı. Bu yazıda başka bir soruya bakmak istiyorum: Bu yapı hukuken nereden sınanabilir? Soru teorik değil. Basına yansıyan bilgilere göre ana muhalefet partisi milletvekilleri Haziran 2026'da 7578 sayılı Kanun'un iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Bu satırların yazıldığı tarihte Mahkeme'nin karar bilgi bankasında bu başvuruya ilişkin bir karar görünmüyor. Kanaatimce davanın seyrini okumak için en iyi ipucu, Mahkeme'nin 2023'te 5651 sayılı Kanun hakkında verdiği kararda. Mahkeme o kararda yasağın dayandığı tanımı onayladı, fakat yasağı ayakta tutacak yaptırım merdivenini hiç incelemedi.
II. "Tedbir Alır"dan "Hizmet Sunamaz"a
Ek 4. maddenin yedinci fıkrası aslında yeni değil. 2022'de 7418 sayılı Kanun'la eklenen hâli tek cümleydi: Sosyal ağ sağlayıcı, çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alır. Bu metin bir yön gösteriyor ama yaş eşiği koymuyor, doğrulama istemiyordu.
7578 sayılı Kanun fıkrayı şöyle değiştirdi:
"Sosyal ağ sağlayıcı, onbeş yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür."
Fıkranın ikinci cümlesi, on beş yaşını doldurmuş çocuklar için ayrıştırılmış hizmet yükümlülüğünü korudu. Aynı madde ebeveyn kontrol araçlarını (yeni yirminci fıkra) ve aldatıcı reklamlara karşı tedbiri (yirmi birinci fıkra) de zorunlu hâle getirdi. Kanun'un 27. maddesi, 22. ve 23. maddelerin yayımdan altı ay sonra yürürlüğe gireceğini öngördü. Kanun 1 Mayıs 2026'da yayımlandığı için tarih 1 Kasım 2026'ya denk geliyor. Yönetmeliğin 13. maddesi de aynı günü gösteriyor.
Değişikliğin hukuki ağırlığı, bir davranış yönergesinin mutlak bir hizmet yasağına dönüşmesinde. "Tedbir alır" ifadesi platforma bir takdir alanı bırakıyordu. "Hizmet sunamaz" ifadesi ise bir sonucu zorunlu kılıyor.
III. Yasağın Muhatabı Çocuk Değil
Uygulamada ilk sorulan soru şu oluyor: Çocuğu sosyal medya kullanan aile ceza alacak mı?
Hayır. Ne Kanun ne Yönetmelik çocuğa, ebeveyne veya vasiye bir yaptırım öngörüyor. Yükümlülüğün tek muhatabı sosyal ağ sağlayıcı. Bu tercih bilinçli görünüyor. Yasak, çocuğun bir eylemini değil, platformun bir hizmetini yasaklıyor.
Ebeveynin rolü ise yaptırım tarafında değil, araç tarafında tanımlanmış. Yönetmeliğin 9. maddesi, on beş yaşını doldurmuş çocuklar için platformdan hesap ayarlarını kontrol etme, ücretli işlemleri ebeveyn onayına bağlama, harcama limiti koyma, kullanım süresini sınırlama ve konum paylaşımını yönetme imkânı veren araçlar istiyor. Aynı maddenin dördüncü fıkrasının (e) bendi dikkat çekici bir denge kuruyor: Bu araçlar çocuğun mahremiyetini orantısız biçimde ortadan kaldırmayacak, "gözetimden çok iletişim, öğrenme ve güçlendirme esasına" dayanacak şekilde tasarlanacak.
Bu ifade, çocuğun aile içindeki mahremiyetini de bir hukuki değer olarak tanıyor. Anayasa'nın 41. maddesinin son fıkrası devlete çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruyucu tedbirleri alma ödevi yükler. Yönetmelik bu ödevi yerine getirirken çocuğu yalnızca korunacak bir nesne olarak görmemeye çalışıyor. Kâğıt üzerinde isabetli bir yaklaşım. Uygulamada nasıl karşılık bulacağı ise platformların tasarımına bağlı kalacak.
IV. Belirteç: Kimlik Değil, Eşik
Düzenlemenin teknik merkezi, Yönetmeliğin 7. maddesindeki yaş doğrulama belirteci. Kullanıcı e-Devlet'e girip belirteci üretiyor ve platforma kendisi yüklüyor. Belirteç, (b) bendine göre yalnızca kullanıcının on beş yaşını doldurup doldurmadığını, doldurmuşsa on sekiz yaşını doldurup doldurmadığını gösteriyor. Ad, kimlik numarası ya da kullanıcı adı içermiyor. Platform belirteci yaş doğrulama dışında kullanamıyor.
5. maddenin üçüncü fıkrası bu tercihi ilke olarak da koyuyor: Yaş doğrulamada "kimlik tespiti yerine yalnızca yaş eşiğinin belirlenmesine imkân tanıyan yöntemler" kullanılacak.
Kanaatimce bu, düzenlemenin en savunulabilir yanı. Aynı günlerde sosyal medya hesaplarının kimlik numarasıyla eşleştirilmesi tartışılırken, çocuk koruma amacıyla getirilen doğrulamanın veri en azaltma ilkesine göre kurulmuş olması önemli bir ayrım. İki düzenlemenin kamuoyunda birbirine karıştırılmaması gerekiyor.
Yine de iki nokta açık kalıyor.
Birincisi, 6. maddenin üçüncü fıkrası. Hesap açıldıktan sonra platform "kendi belirleyeceği tekli veya katmanlı" yöntemlerle yaşı izlemeye devam edecek ve hesabın yaş aralığına aykırı kullanıldığına dair "makul şüphe" doğarsa hesabı askıya alacak. Makul şüphenin hangi verilerle oluşacağı Yönetmelikte yazmıyor. Bu boşluk, belirtecin özenle sınırlandırdığı veri işleme alanını davranış analizi yoluyla yeniden genişletebilir.
İkincisi, 7. maddenin (d) bendi. Türkiye'de mukim olmayıp geçici olarak bulunanlar yaş kontrolünden muaf tutuluyor ve yalnızca pasaport bilgisiyle istisnai bir belirteç alabiliyor. Turistin hesabını engellememek için konmuş makul bir istisna. Ancak bu yolla kimin, hangi süreyle belirteç alabileceği Başkanlığın uygulamasına kalmış durumda.
V. On Beş ile On Sekiz Arası: Yönetmelik Nereye Kadar Gidebilir?
Asıl hukuki tartışmanın burada çıkacağını düşünüyorum.
Kanun, on beş yaşını doldurmuş çocuklar için tek bir cümle kuruyor: Platform, bu çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alır. Yönetmeliğin 8. maddesinin beşinci fıkrası ise bu cümleden oldukça somut bir yasak listesi çıkarıyor. Bu yaş grubundaki hesaplar:
· varsayılan olarak gizli olacak ve kamuya açık olma seçeneği sunulmayacak,
· takipçi ve takip edilen listeleri başkalarınca görülemeyecek,
· yalnızca takip edilen hesaplardan mesaj alabilecek, mesajlarda "görüldü" bilgisi yer almayacak,
· başkalarına önerilmeyecek, rehber senkronizasyonuyla eşleştirilmeyecek,
· ekran görüntüsü alınamayacak şekilde korunacak,
· canlı yayın açamayacak,
· kaydırma veya dokunmayla ardışık görsel içerik sunan arayüzle karşılaşmayacak,
· profillemeye ve kişiselleştirilmiş ticari reklama konu edilmeyecek.
Bu tedbirlerin çoğu çocuğun kişisel verilerinin korunmasına ve bağımlılık riskine yönelik. Fakat bazıları çocuğun kendi ifade alanına dokunuyor. On altı yaşındaki bir gencin bir okul etkinliğini canlı yayınlayamaması ya da hesabını herkese açık tutamaması, salt bir ürün tasarımı tercihi değil. Bu, gencin düşüncesini açıklama ve yayma biçimine getirilen bir sınırlama.
Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetlerin "ancak kanunla" sınırlanabileceğini söyler. Anayasa Mahkemesi de aşağıda ele alacağım kararında, kanunilik ölçütünü hukuk devleti ilkesi ışığında okuyor ve sınırlamanın "belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir" olmasını arıyor. Kanunun "gerekli tedbirler" gibi geniş bir yetki cümlesiyle, sınırlamanın içeriğini bütünüyle yönetmeliğe bırakması bu ölçüt karşısında tartışmaya açık. Kanaatimce, çocuğun yüksek yararı gibi meşru bir amacın varlığı bu soruyu ortadan kaldırmıyor, yalnızca ölçülülük aşamasında tartıya giren bir ağırlık hâline getiriyor.
VI. Anayasa Mahkemesi'nin Söylediği ve Söylemediği
Anayasa Mahkemesi, 11.10.2023 tarihli E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararında (RG 10.01.2024), 7253 sayılı Kanun'la 5651 sayılı Kanun'a yapılan değişiklikleri inceledi. Kararın iki bölümü bugünkü düzenleme için doğrudan önem taşıyor.
İlki, sosyal ağ sağlayıcı tanımı. 5651 sayılı Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (s) bendi, sosyal etkileşim amacıyla kullanıcıların metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkân sağlayan kişileri sosyal ağ sağlayıcı sayıyor. Dava dilekçesinde bu kavramların belirsiz olduğu ileri sürülmüştü. Mahkeme oybirliğiyle aksi kanaate vardı:
"…bunların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğu söylenemez. Bu tür kavramların kullanılması kanun yapma tekniğinin doğasından kaynaklanmaktadır."
Mahkeme ayrıca tanımın uygulamada, idarenin işlemleri ve mahkeme içtihatları yoluyla belirginleşebileceğini kabul etti. Bunun 15 yaş yasağı açısından anlamı şu: Yasağın kime uygulanacağı sorusu, en azından anayasal düzeyde, kapanmış durumda. Bir oyun içi sohbet, bir video platformunun yorum alanı ya da bir mesajlaşma uygulamasının grup özelliği kapsama girer mi sorusu ise tanımın "sosyal etkileşim" ögesi üzerinden somut olaylarda tartışılacak.
İkincisi, ek 4. madde. Dava, maddenin 2020'deki ilk hâline yönelikti. Mahkeme, maddenin 2022'de 7418 sayılı Kanun'la değiştirildiğini belirterek konusu kalmayan bu talep hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" hükmetti. Yani reklam yasağı ve bant genişliği daraltma gibi yaptırımlar, esastan anayasal denetimden geçmiş değil.
Bu boşluk önemli, çünkü 15 yaş yasağına uymayan platform için öngörülen yol uzun ve sert. Ek 4. maddenin bugünkü yirminci fıkrası, yedinci fıkradaki yükümlülüğü yerine getirmeyen platforma bir önceki takvim yılındaki küresel cirosunun yüzde üçüne kadar idari para cezası verilebileceğini düzenliyor. 7578 sayılı Kanun bu fıkrayı yirmi dördüncü fıkraya taşıyor ve arkasına yeni basamaklar ekliyor: Cezanın tebliğinden itibaren otuz gün içinde yükümlülük yerine getirilmezse Türkiye'de mukim vergi mükelleflerinin o platforma yeni reklam vermesi yasaklanıyor. Üç ay içinde yine uyum sağlanmazsa bant genişliğinin yüzde elli oranında daraltılması için sulh ceza hâkimliğine başvurulabiliyor. Bunun da otuz gün içinde sonuç vermemesi hâlinde oran yüzde doksana kadar çıkabiliyor.
Bant daraltmanın etkisi yalnızca çocuklara değil, o platformu kullanan bütün yetişkinlere dokunur. Anayasa Mahkemesi aynı kararda, kişilik hakları gerekçesiyle erişim engellemeyi düzenleyen 9. maddeyi iptal ederken şu tespiti yapmıştı:
"Kurallar ile düzenlenen usul, internet ortamında bulunan zararlı içeriklerle diğer başka usullerle mücadele edilebildiği sürece başvurulmaması gereken bir yöntemdir."
Bu cümle, tek tek içeriklere erişimin engellenmesi bağlamında kuruldu. Kanaatimce aynı mantık, bir platformun bütün trafiğini yavaşlatan bir tedbir için daha güçlü biçimde geçerli olmalı. Bir platformun 15 yaş altı kullanıcıları ayıklamaması, milyonlarca yetişkinin haber alma ve ifade imkânını daraltmanın gerekçesi olabilir mi? Bekleyen iptal davasında Mahkeme bu soruyla soyut düzeyde yüzleşebilir. Dava dilekçesinin hangi fıkraları hedef aldığı kamuya açık olmadığından, yaptırım basamaklarının incelemeye girip girmeyeceğini şimdiden bilmek mümkün değil. Girmezse soru, ilk bant daraltma kararıyla birlikte sulh ceza hâkimliğine, oradan da bireysel başvuru yoluyla yine Anayasa Mahkemesi'ne taşınmaya aday.
Yönetmeliğin 11. maddesi bu sertliği bir ölçüde yumuşatıyor. Yaptırımdan önce aykırılığın bildirilmesini ve giderilmesi için makul bir süre verilmesini, yaptırımın belirlenmesinde de aykırılığın ağırlığının, süresinin, etkilenen çocuk sayısının ve platformun iyi niyetli uyum çabasının gözetilmesini istiyor. Ancak bu güvenceler yönetmelik düzeyinde. Kanundaki basamakların otomatik işleyişini değiştirip değiştirmeyeceği uygulamada görülecek.
VII. Uygulamaya Dönük Sonuçlar
Düzenlemeye itiraz etmek ya da ondan etkilenen bir hesabı korumak isteyenler için takvim şöyle okunabilir.
Yönetmeliğe karşı iptal davası. Yönetmelik ülke çapında uygulanacak bir düzenleyici işlem olduğundan, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da dava konusu edilebilir. İYUK'un 7. maddesine göre dava süresi altmış gündür ve ilanı gereken düzenleyici işlemlerde ilan tarihini izleyen günden başlar. Yönetmelik 10 Ekim 2026'da yayımlandığından süre 9 Aralık 2026'da doluyor. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, bu süre kaçırılsa bile düzenleyici işlemin bir kişiye uygulanması üzerine hem uygulama işlemine hem de yönetmeliğe birlikte dava açılabileceğini kabul ediyor. Kanuna yönelik iptal davası açma süresi ise geçti. Bundan sonra Kanun ancak görülmekte olan bir davada mahkemenin Anayasa'ya aykırılık itirazıyla Anayasa Mahkemesi önüne yeniden gelebilir. Üstelik Anayasa'nın 152. maddesinin son fıkrasına göre Mahkeme'nin işin esasına girerek verdiği ret kararının yayımından sonra on yıl geçmedikçe aynı hüküm için itiraz yoluyla tekrar başvurulamıyor. Bekleyen davanın sonucu bu yüzden yalnız siyasi değil, usulî bakımdan da belirleyici.
Hesabı kapatılan ya da askıya alınan kullanıcı. Yönetmeliğin 10. maddesi platformlara Türkçe, ücretsiz ve erişilebilir bir itiraz mekanizması kurma yükümlülüğü getiriyor. İtiraz tamamen otomatik sistemlerle incelenemiyor, "anlamlı insan incelemesine" tabi tutuluyor. Pratikte en önemli güvence dördüncü fıkrada: İtiraz sonuçlanıncaya kadar hesaba ait içerik ve kişisel veriler silinmiyor. Geçici 1. madde ise doğrulamada on beş yaşından küçük olduğu anlaşılan mevcut hesapların kapatılacağını, itiraz yoluna gidilmezse verilerin gecikmeksizin silineceğini düzenliyor. Bu nedenle yanlış yaş tespitinde itirazın hızla yapılması, yıllara yayılan fotoğraf ve yazışma arşivinin korunması bakımından belirleyici. İtirazın reddi hâlinde Başkanlığa şikâyet ve yargı yolu açık.
Mevcut hesaplar. 1 Kasım'dan önce açılmış hesaplar için doğrulama 31 Mart 2027'ye kadar en az bir kez yapılacak. Bu tarih, ailelerin çocuklarıyla birlikte hesapların durumunu konuşmaları için de makul bir süre bırakıyor.
VIII. Sonuç
15 yaş düzenlemesi, çocuğu değil platformu muhatap alan, kimliği değil yalnızca yaş eşiğini doğrulayan bir mimariyle kurulmuş. Bu iki tercih, kanaatimce düzenlemenin en güçlü yanları.
Zayıf halkalar ise başka yerde. On beş ile on sekiz yaş arasındaki gençlerin ifade alanını şekillendiren yasakların neredeyse tamamı kanunda değil yönetmelikte. Uyumsuz platforma uygulanacak yaptırım merdiveninin son basamağı olan bant daraltma, bütün kullanıcıları etkileyen ve Anayasa Mahkemesi'nin bugüne kadar esastan incelemediği bir tedbir.
Anayasa Mahkemesi 2023'te tanımı onayladı, yaptırımlar hakkında ise karar vermedi. Önündeki iptal davasında tanımı yeniden tartışması beklenmez. Kanaatimce 15 yaş sınırının asıl sınavı iki noktada verilecek: kanunun yönetmeliğe bıraktığı alanın genişliği ve bütün kullanıcılara dokunan bant daraltma.
Yararlanılan Kaynaklar
· 7578 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, m.22, m.27 (RG 01.05.2026, Sayı: 33240).
· 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, m.2/1-s, ek m.4 (mevzuat.gov.tr güncel metin).
· Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik, m.5-11, geçici m.1, m.13 (RG 10.10.2026, Sayı: 33396).
· Anayasa Mahkemesi, E.2020/76, K.2023/172, T.11.10.2023 (RG 10.01.2024, Sayı: 32425).
· Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13, m.41, m.152.
· 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7.
· 2575 sayılı Danıştay Kanunu m.24.
· 7578 sayılı Kanun'a yönelik Anayasa Mahkemesi iptal başvurusuna ilişkin basın haberi (DHA, 25.06.2026); başvuru hakkında henüz karar yayımlanmamıştır.
Next