Doktrin ve Yargıtay Kararları Işığında Kast, İştirak ve İspat Sorunları

Öz

Gümrük beyannamesi ile fiilen ithal veya ihraç edilen eşya arasında farklılık bulunması, ceza sorumluluğunun araştırılmasını gerektirebilir; ancak bu farklılık, tek başına kaçakçılık suçunun işlendiğini ve şirket yetkililerinin tamamının sorumlu olduğunu göstermez. Ceza sorumluluğunun kurulabilmesi için uygulanacak suç tipinin maddi unsurları, failin kastı, kanunda ayrıca aranmışsa amacı ve her sanığın fiile katkısı ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu çalışma, beyan farklılıklarının suç ile kabahat ayrımındaki yerini, ihracat kaçakçılığında teşvik veya parasal iadeden yararlanma amacını, şirket içi görev dağılımını ve iştirakin ispatını incelemektedir. Doktrin görüşleri ile Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, miktar ve belge uyuşmazlıklarının ekonomik işlem bütünü içinde açıklanması, teknik tespit ile hukuki sonucun birbirinden ayrılması ve mahkûmiyet gerekçesinin kişiselleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Beraat ile eksik inceleme nedeniyle bozma arasındaki ayrım, çalışmanın içtihat değerlendirmelerinin temelini oluşturmaktadır.

1- Giriş ve İncelemenin Kapsamı

Dış ticaret işlemleri, eşyanın sipariş edilmesinden gümrük işlemlerinin tamamlanmasına kadar birden fazla kişi ve işletmenin katıldığı bir süreçtir. Satıcı, üretici, şirket yöneticisi, muhasebe personeli, gümrük müşaviri, yükleme görevlisi ve taşıyıcı aynı işlemle bağlantılı olmakla birlikte, eşya ve belgeler hakkında aynı bilgiye sahip değildir. Bu nedenle bir sevkiyatta ortaya çıkan miktar, cins, kıymet veya tarife farklılığının, işlemde görev alan herkes bakımından aynı ceza hukuku sonucunu doğurması beklenemez.

Kaçakçılık yargılamasında cevaplanması gereken ilk soru, dış ticaret işleminde herhangi bir aykırılık bulunup bulunmadığıyla sınırlı değildir. Hangi suçun hangi hareketle işlendiği, bu hareketi kimin gerçekleştirdiği, kişinin neyi bildiği ve hangi amaçla davrandığı ortaya konulmalıdır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği, kast ve iştirak hükümleri, gümrük mevzuatının teknik düzenlemeleriyle birlikte uygulanmalıdır. Vergi kaybının hesaplanması veya beyannamedeki bir kaydın yanlışlığının tespiti, bu incelemenin yerine geçmez.

Çalışmanın merkezinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu bulunmaktadır. Özellikle m.3/9 kapsamındaki ihracat kaçakçılığı ile şirket yetkililerinin sorumluluğu ele alınmakta; ithalat, dahilde işleme ve taşıma işlemlerine ilişkin kararlar, ortak ceza hukuku sorunlarını açıklamak üzere kullanılmaktadır. Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergi kaçakçılığına ilişkin doktrin ile başka suçlara ilişkin bazı kararlar ise yalnızca şahsilik, iştirak ve ispat ilkeleri bakımından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir.

Bir içtihadın anlamı, yalnızca sonuç kısmındaki onama veya bozma sözcüğünden çıkarılamaz. Mahkûmiyet, beraat gerektiği için bozulmuş olabileceği gibi, henüz yapılmamış bir araştırmanın tamamlanması veya yalnızca yaptırımın yeniden belirlenmesi için de bozulmuş olabilir. Aynı kararın farklı sanıklar hakkında farklı sonuçlar içermesi de mümkündür. Aşağıdaki incelemede her karar, alıntının ilgili olduğu sanık ve hukuki sorunla sınırlı değerlendirilmiştir. Kanun hükümlerinin somut olaya uygulanmasında ise suç tarihi, sonradan gerçekleşen değişiklikler ve lehe kanun değerlendirmesi ayrıca gözetilmelidir.

2- Beyan Farklılıklarının Hukuki Niteliği ve Suç ile Kabahat Ayrımı

Gümrük mevzuatına aykırılık, tek başına kaçakçılık suçunun oluştuğu anlamına gelmez; ceza sorumluluğu için ilgili suçun kanuni unsurlarının gerçekleşmesi gerekir. Her hukuka aykırı ticaretin kaçakçılık olarak nitelendirilemeyeceği de bu ayrımın temelini oluşturur (Doç.Dr.Muhammed DEMİREL – Arş.Gör.Muhammet KAHVECİ, Gümrük İşlemlerine Tabi Tutmaksızın Ülkeye Eşya Sokma Suçu (5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Madde 3/1) Kapsamında Altın Kaçakçılığı, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.30, S.1, Haziran 2026, s.3). Bununla birlikte ceza sorumluluğunun doğmaması, kendiliğinden idari yaptırım uygulanmasını gerektirmez; idari yaptırımın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

5607 sayılı Kanun’un 3.maddesi, farklı gümrük rejimleri ve hareket biçimleri için ayrı suç tanımları öngörür. Gümrük işlemlerine tabi tutmadan ülkeye eşya sokma, aldatıcı davranışlarla vergileri ödemeden ithalat, transit rejimine aykırılık ve dahilde işleme rejimindeki hileli işlemler aynı unsurlara sahip değildir. Bu nedenle ithalata ilişkin bir kararda aldatıcı davranış bulunmadığının kabul edilmesi, ihracat kaçakçılığındaki amaç unsurunu tek başına açıklamaz; suçlardan birinin oluşmaması da diğer suç ihtimallerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

İhracat bakımından 3.maddenin 9.fıkrasının ikinci cümlesi ayrıca önem taşır: Beyanname ve eklerinde gösterilen eşya ile gerçekte ihraç edilen eşya arasındaki fark yüzde onu aşmıyorsa, yalnızca 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır. Bu kural bütün kaçakçılık suçlarına uygulanabilecek genel bir tolerans değildir. Somut farkın hükmün kapsamına girip girmediği ve oranının hangi verilere göre belirlendiği açıklanmalı; sınırın aşılması hâlinde dahi kast ve amaç dâhil suçun diğer unsurları ayrıca ispatlanmalıdır.

Gümrük sahasında eşyanın yer değiştirmesi değerlendirilirken işlemin hangi aşamada bulunduğu ve davranışın suçun icrası niteliği taşıyıp taşımadığı araştırılmalıdır. Eşyanın gümrük alanında bulunması tek başına suçun oluşmadığını göstermediği gibi, Kanun’un teşebbüse ilişkin özel düzenlemesi de gözetilmelidir. Buna karşılık, yükleme sırasında gerçekleşen bir hareketin suçun icrası olduğu kanıtlanmadan mahkûmiyet kurulamaz. Üç dizüstü bilgisayarın yükleme sırasında ayrıldığı olayda Yargıtay, ülkeye girişe yönelik eylem bulunmamasını ve işlemlerin devam etmesini diğer olgularla birlikte değerlendirerek beraat hükmünü korumuştur.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 16.01.2023 Tarihli 2021/2153 Esas 2023/527 Karar sayılı kararı; “...Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü görevlilerince suç tarihinde Mersin Liman sahası içerisinde yapılan çalışmalar esnasında, … numaralı konteynerden ... plakalı tır aracına eşya yüklemesi yapıldığı sırada sanığın yüklenen eşyalar içerisinden 1 adet el çantası alarak 33 … plakalı motosiklete koyduğu ve konteynerden uzaklaştığı belirlenmiş, görevlilerce durdurularak motosiklet aracında bulunan el çantasının yapılan kontrolünde 3 adet dizüstü bilgisayar bulunduğu tespit edilmiş, suça konu dizüstü bilgisayarlar 16.12.2015 tarihli tutanakla … numaralı konteynerden eşyaların aktarıldığı ... plakalı tır aracına konularak gümrük işlemlerinin devamı sağlanmıştır. ... Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın savunması, nakliyat şirketindeki görevi, somut olayda yükleme işlemlerinin halen devam ediyor olması, Gümrük alanında bulunan kapıdan suça konu dizüstü bilgisayarlar ile birlikte ülkeye girmeye yönelik bir eylemin mevcut olmadığı ve bilgisayarların 16.12.2015 tarihli tutanakla … numaralı konteynerden eşyaların aktarıldığı ... plakalı tır aracına konularak gümrük işlemlerinin devamının sağlandığı gözetilerek, sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediği yönünde mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir. ... Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.05.2016 tarihli ve 2016/… Esas, 2016/… Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, ...”

Beyanname, fatura ve dolaşım belgesi arasındaki uyumsuzluk bakımından da suç tiplerinin ayrı değerlendirilmesi gerekir. Aşağıdaki kararda, beyanname ve faturalar eşyayı doğru gösterdiği için resmî belgede sahtecilik yönünden beraat gerektiği kabul edilmiş; kaçakçılık yönünden ise sanıkların işlevleri ve kastları dâhil araştırılması gereken hususlar gösterilmiştir. Daire ayrıca eylemin m.3/1 kapsamında değerlendirilmesine işaret etmiştir. Kararın burada taşıdığı önem, belge suçunun unsurlarını, kaçakçılığın hukuki nitelendirmesini ve kişisel sorumluluğun araştırılmasını birbirinden ayırmasıdır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 03.03.2020 Tarihli 2016/10031 Esas 2020/3455 Karar sayılı kararı;“...Dosyaya ibraz edilen ek vergi tahakkukuna ilişkin mahkeme kararlarının kesinleşip kesinleşmedikleri araştırılıp kesinleşmemiş olmaları halinde kesinleşmeleri beklendikten sonra anılan dava dosyaları getirtilip incelenerek ilgili belge örneklerinin dosya arasına konulması, suç tarihinde media player cinsi eşyanın da hard disk cinsi eşya gibi serbest dolaşımda bulunup bulunmadığının, A.TR belgelerine konu olabilecek eşyalardan olup olmadığının ve dava konusu beyannameler muhteviyatı eşyaların ithalatı sırasında ... İdaresince fiziki muayenelerinin yapılıp yapılmadığının araştırılması ile deliller birlikte değerlendirilip sonucuna ve fonksiyonlarına göre sanıkların atılı kaçakçılık suçu bakımından suç kasıtlarının ve hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi, ... somut olayda ithalat beyannameleri ile eşyaların G.T.İ.P, cinsi ve ürün kodları bakımından uyumlu olduğu, beyannameler ve ekindeki faturalarda hard disk ve media player cinsi eşyaların kalem kalem gösterildiği, A.TR belgelerinin ise yalnızca hard disk cinsi eşyaya ilişkin olduğu, yanlış beyanın beyanname ekindeki belgelerden anlaşılabilmekte olduğunun anlaşılması karşısında sahteciliğin iğfal kabiliyetinin bulunmadığı gözetilmeksizin sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan beraati yerine cezalandırılmalarına karar verilmesi ve aldatıcı davranış bulunmadığından eylemin 5607 sayılı Yasanın 3/1 maddesi kapsamında bulunduğunun gözetilmemesi, ... Dava konusu beyannamelerden her biri yönüyle şirket sorumlusu olarak sanık ... ile söz konusu beyannamelerin 54.hanesinde beyan sahibi/temsilci sıfatıyla imzaları bulunan kişilere dava açıldığı, buna göre her bir beyanname bakımından en fazla 2 kişinin sorumluluğunun iddia edildiği, 5607 sayılı Kanunun 4/2.maddesinde toplu suç için üç ya da daha fazla kişinin birlikteliğinin arandığı, mahkemece iştirak iradesi belirtilmeden, toplu kaçakçılık suçunun ne şekilde oluştuğuna ilişkin gerekçe, karar yerinde gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi, ... Yasaya aykırı, o yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar ..., ..., ..., ... müdafii, sanıklar ..., ..., ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıkların cezada kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 03/03/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....”

3- İhracat Kaçakçılığında Kast ve Teşvik veya Parasal İadeden Yararlanma Amacı

5607 sayılı Kanun’un 3/9.maddesi, ihracatın gerçekleşmediği hâlde gerçekleşmiş gibi gösterilmesini veya ihraç edilen malın cins, miktar, evsaf ya da fiyatının farklı beyan edilmesini, teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanma amacıyla yapılması koşuluna bağlar. Bu nedenle beyan farkının varlığı ile kanunda aranan amaç ayrı ayrı değerlendirilmelidir; miktarın yanlış bildirilmesi tek başına haksız iade elde etme iradesini göstermez.

Suç tanımında özel bir amaca yer verilmesi, failin kastının yanında bu amaçla hareket ettiğinin de değerlendirilmesini gerektirir. Amaç unsurunun suçun uygulama alanını daralttığı ve kanuni tanımda ayrıca aranmasının bu yönde sonuç doğurduğu doktrinde de belirtilmektedir (Arş.Gör. Muteber Dilasa CİNGİ, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında Ticari Amaç Unsuruna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararının Değerlendirilmesi, Karar İncelemeleri Dergisi, C.1, S.1–2, Haziran–Aralık 2022, s.362, 364).

Amaç; iade başvurusu, işlemin ekonomik yapısı, fatura ve ödeme kayıtları, talimatlar, yazışmalar ve yanlışlığın hangi aşamada ortaya çıktığı birlikte değerlendirilerek belirlenebilir. Fiilen iade alınmamış olması her durumda suçun oluşmadığını göstermediği gibi, iade alınabilecek olması da sanığın bu amaçla hareket ettiğini tek başına kanıtlamaz. Varsayımsal kamu kaybı hesabı, sanığın kastı ve amacının ispatından ayrı tutulmalıdır. Amaç unsuruna yer verilen suçlarda doğrudan kastın aranması, olası kast veya taksirin yeterli görülmemesi gerektiği de doktrinde ifade edilmektedir (Arş.Gör.Muteber Dilasa CİNGİ, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında Ticari Amaç Unsuruna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararının Değerlendirilmesi, s.357).

Beyan farkı ile kanunda aranan yararlanma amacının ayrı değerlendirilmesi, aşağıdaki kararda somut biçimde önem kazanmaktadır. Olayda 2.000 canlı hayvanın sayıca tam olduğu, ancak beyan edilenden 11.220 kg eksik tartıldığı ve bu fark üzerinden olası KDV iadesi hesabı yapıldığı belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin beraat hükmü, dosya kapsamı ve toplanan deliller yönünden yerinde görülerek Yargıtay tarafından onanmıştır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 05.02.2024 Tarihli 2023/14564 Esas 2024/871 Karar sayılı kararı;“...Dosya kapsamına göre, Van Gümrük Müdürlüğünde işlem gören … sayılı ve 10.03.2015 tarihli ihracat beyannamesi muhteviyatı 90.000 kg (2000 adet) canlı kasaplık erkek koyun cinsi eşyanın sayım ve tartım işleminde, 2000 adet canlı hayvanın sayı olarak tam olduğu, ancak yapılan tartım neticesinde, canlı kasaplık erkek koyun cinsi eşyanın 78.780 kg geldiği, bu şekilde söz konusu canlı kasaplık erkek koyun cinsi eşyanın beyannameye göre 11.220 kg eksik olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. ... Gümrük Müdürlüğünün 24.03.2017 tarihli yazısına göre, bahse konu beyanname ve ekleri incelendiğinde, beyannameye ekli faturada ihraç eşyasının satış biriminin kilogram olduğu, beyannamenin muayenesi esnasında eşyanın beyana göre 11.220 kg eksik çıktığı, mükellefin KDV iadesine başvurması durumunda, aradaki 131.511,30 TL farkın KDV iadesi olan 1.315,11 TL KDV iadesinin kamu kaynaklarından fazla olarak ödenme durumunun söz konusu olacağı belirtilmiştir. ... İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvuruları üzerine yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanıkların beraatlerine karar verilmiştir. ... Sanık hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; tüm dosya kapsamından, Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde görülmüş ve yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. ... Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılan ... İdaresi vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,...”

4- Yükleme, Tartım ve Belge Düzenleme Hatalarının Ceza Sorumluluğuna Etkisi.

Beyan farklılığının kaynağı, suçun maddi unsurları kadar kastın değerlendirilmesi bakımından da önemlidir. Siparişe aykırı yükleme, miktar ile birim fiyatın karıştırılması, yanlış belge ilişkilendirilmesi ve hatalı tarife kaydı farklı olgulardır. TCK.m.30/1 uyarınca suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kişi kasten hareket etmiş olmaz; taksirli sorumluluk ise ancak kanunda düzenlenmişse mümkündür. Bu nedenle her yanlış beyan bilinçli yanıltma sayılamayacağı gibi, her hata savunması da kendiliğinden kabul edilemez.

Hata iddiası, mümkün olduğunca işlem öncesi veya işlem sırasında düzenlenen belgelerle sınanmalıdır. Sipariş sözleşmesi, tedarikçi faturası, banka ödemesi, çeki listesi, yükleme tutanağı, stok kaydı ve gümrük muayene belgesi birlikte değerlendirilmelidir. Sanığın açıklamasını destekleyen belgeler göz ardı edilmemeli; sonradan düzenlenen açıklamalar da diğer delillerle ilişkisi incelenmeden belirleyici kabul edilmemelidir.

Belgeyi sahih zannederek kullanan kişinin kastının bulunmayacağı ve VUK.m.359/b’deki suçun taksirli şeklinin cezalandırılmadığı doktrinde belirtilmektedir (Dr.Ertuğrul ÜNAL, Vergi Usul Kanununun 359’uncu Maddesinin b Fıkrasında Düzenlenen Vergi Kaçakçılığı Suçu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C.27, S.2, Aralık 2021, s.1289). Bu değerlendirme gümrük kaçakçılığına doğrudan ilişkin olmasa da belgeyi kullanmak ile belgenin sahteliğini bilerek kullanmak arasındaki farkı ortaya koymaktadır.

Yargıtay’ın aşağıdaki kararında, ithal edilen eşyayla beyan arasındaki farklılık; önceden yapılmış alım sözleşmesi, peşin ödeme ve gönderici firmanın yükleme hatasına ilişkin açıklamasıyla birlikte değerlendirilmiştir. Daire, sanığın kaçakçılık kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraati gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 02.04.2014 Tarihli 2013/10262 Esas 2014/8198 Karar sayılı kararı; “...Sanık ...'nin sahibi ve yetkilisi olduğu … Çorap Çamaşır San.Tic.Ltd.Şti adına tescilli 24.02.2010 tarih ve … sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu ve toplam 1008 kap (10080 düzine) plastik erkek kemeri olarak beyan edilen eşyanın, gümrük işlemlerinin devamı sırasında yapılan muayenesinde 660 kap (6600 düzine) plastik erkek kemeri ile 349 kap(6890 düzine) yün çorap ve 2 kap (98 adet) kemer delme aleti olmak üzere toplam 1011 kap olarak tesbit edildiği, beyan harici suça konu 349 kap yün çorap ile 2 kap kemer delme aletine el konulduğu, bu suretle sanığın beyan harici eşyayı vergilerini ödemeksizin ithale teşebbüs ederek kaçakçılık suçunu işlediğinden bahisle hakkında dava açılmışsa da; sanığın gönderici … DEVELOPMENT LIMITED CO. Firmasıyla 15.11.2009 tarihinde birim fiyatı 1.15 USD'den 10080 düzine PVC Erkek Kemeri, 0.85 USD'den 21000 düzine çorap alım-satımı hususunda sözleşme imzaladığı, anılan eşyanın kırmızı hat kriterine tabi olduğu, kemer bedeli 11.592 USD’nin sanık tarafından Türkiye İş Bankası aracılığıyla 17.02.2010 tarihinde ihracaatçı firmaya peşin ödendiği ve buna göre suça konu 24.02.2010 tarihli gümrük giriş beyannamesinin düzenlendiği, muayene esnasında kemer sayısının eksik olup beyan harici çorap ve kemer delme aleti ele geçirilmişse de, ihracatçı firmanın yazısından farklılığın yükleme sırasındaki hatadan meydana geldiği kemer delme aletinin de kendileri tarafından hediye olarak gönderdiklerini beyan etmeleri ve sanığın yargılamanın her aşamasında beyan ettiği değişmeyen savunması karşısında kaçakçılık kastının olmadığı ve beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar hükmolunması, ... Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nınn 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....”

Birim fiyatın miktar hanesine yazılması, beyan farkının kaynağını belirlerken fatura zincirinin incelenmesinin önemini gösteren başka bir örnektir. Okul sırası ihracatına ilişkin aşağıdaki olayda, 150 adet beyan edilen eşyanın 90 adet olduğu tespit edilmiş; tedarikçi faturasında ise miktar 90 adet, birim fiyat 150 TL olarak gösterilmiştir. Beraat hükümleri Yargıtay tarafından onanmıştır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 27.11.2023 Tarihli 2021/2592 Esas 2023/10363 Karar sayılı kararı; “...Sanıklar ... ve ...'nın ... Alüminyum San Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yetkilileri oldukları, sanık ...'in ise aynı şirketin gümrük müşaviri olduğu, suç tarihinde Erenköy Gümrük Müdürlüğü personeli tarafından ihraç ürünü olan ... Alüminyum San ve Tic. Ltd. Şti. adına tescilli, 01.07.2014 tarihli, 14341200EX176650 sayılı ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyanın yapılan fizikî muayenesi ve ekli evraklarının incelenmesinde; 128 kap, 150 adet beyan edilen demonte çift kişilik okul sırası cinsi eşyanın 90 adet olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. ... 01.07.2014 tarihli, 14341200EX176650 sayılı ihracat beyannamesi ekinde yer alan ... Alüminyum San Tic. Ltd. Şti. tarafından kesilen 23.06.2014 tarihli faturada malın cinsinin "demonte çift kişilik okul sırası", miktarının 150 adet olarak belirtildiği görülmüştür. ... ... Alüminyum San Tic. Ltd. Şti. tarafından Erenköy Gümrük Müdürlüğü'ne hitaben yazılan 11.07.2014 tarihli dilekçede, birim fiyatı olan 150,00 TL'nin yanlışlıkla 150 adet şeklinde yazıldığını beyan ettikleri ve ekinde imalatçı firma tarafından, ... Alüminyum San Tic. Ltd. Şti'ye kesilen 23.06.2014 tarihli faturanın sunulduğu, bu faturada malın cinsinin "demonte çift kişilik okul sırası", "miktarının 90 adet" ve "birim fiyatının 150,00 TL" olarak belirtildiği görülmüştür. ... 11.07.2014 tarihinde gümrük memurlarınca yapılan sayımda 128 kap içinde toplam 90 adet demonte çift kişilik okul sırasının tespit edildiği görülmüştür. ... Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. ... Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2016 tarihli ve 2014/502 Esas, 2016/267 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,...”

Dahilde işleme rejiminde yanlış eşyanın yüklenmesi veya ihracat işleminin yanlış izinle ilişkilendirilmesi iddialarında da eşyanın fiilî durumu araştırılmalıdır. İhraç edilen eşyanın faturaya uygunluğu, ithal edilen malın şirket deposunda bulunup bulunmadığı ve gümrük idaresince yapılan yerinde tespit birlikte değerlendirilmelidir. Aşağıdaki kararda Yargıtay, bu olgulara dayanarak idareyi yanıltmaya yönelik eylem bulunmadığı ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 16.01.2023 Tarihli 2021/2152 Esas 2023/525 Karar sayılı kararı; “......Tekstil San. ve Tic. A.Ş. adına işlem gören 10.09.2014 tarihli … sayılı ihracat beyannamesi muhteviyatı eşya ile ilgili olarak yapılan incelemede, yükümlüsünce 2006/12 sayılı Dahilde İşleme Tebliği'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca boyanmak üzere getirilen kumaşlara düzenlenen TR CH-80/05.08.2014 tarihli Dahilde İşleme İzni verildiği, ancak 5407.52.00.90.19 GTİP'de ihracatı yapılacağı taahhüt edilen eşyanın yapılan laboratuvar tahlilinde 5209.32.00.92.00 GTİP'de yer alan eşya olduğunun tespit edildiği, yükümlüsünden konu ile ilgili bilgi istenildiğinde, tamir kapsamında ithal edilen eşyaların halihazırda depolarında mevcut olduğu, kati ihracata konu eşyaların ise sehven konteynere yüklendiğinin belirtildiği, Kayseri Gümrük Müdürlüğü'nden firma stoklarında bulunduğu belirtilen söz konusu eşyanın ilk giriş ayniyatına uygunluğunun oluşturulacak heyetçe yerinde tespiti yapılarak buna ilişkin tutanağın gönderilmesinin talep edildiği, Kayseri Gümrük Müdürlüğü'nden alınan 11.03.2015 tarihli cevap yazısında eşyanın yerinde tespitinin yapıldığının belirlendiği anlaşılmıştır. ... Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın aşamalardaki savunmaları, dosya içeriğindeki belgeler ve bilirkişi raporu dikkate alınarak, ihracatçı firma tarafından ihraç konusu eşyaya ilişkin faturada eşyanın cinsinin %100 pamuk döşemelik mensucat olarak kayıtlı olduğu, eşyanın da faturada kayıtlı tanıma uygun olduğu, Gümrük İdaresi'ni yanıltmaya yönelik bir eylem bulunmadığı, Kayseri Gümrük Müdürlüğü vasıtası ile yapılan tespitte de ithal edilen 5407.52.00.90.19 GTİP numaralı eşyanın firma deposunda bulunduğunun anlaşıldığı gözetilerek, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir. ... Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mersin ... Asliye Ceza Mahkemesinin, … tarihli ve … Esas, 2016/382 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, ...”

Tartım farklılıklarında brüt-net ayrımı, dara hesabı, kantarların ölçüm koşulları, yükleme ile kontrol arasındaki süre ve eşyanın fiziksel özellikleri incelenmelidir. Bu hususlar, her olayda hata bulunduğunu gösteren ön kabuller değil; somut farklılığın kaynağını araştırmaya yarayan başlıklardır. Teknik nedenler araştırılmadan farklılığın doğrudan kaçakçılık kastına delil sayılması da, hata savunmasının başka delillerle sınanmadan kabul edilmesi de doğru değildir.

5- Şirket Yetkililerinin Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği ve Şirket İçi Görev Dağılımı.

TCK.m.20’de düzenlenen ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, şirket faaliyetleri kapsamında işlendiği ileri sürülen suçlar bakımından da geçerlidir. Şirket adına işlem yapılması, yönetim kurulu üyelerinin, ortakların veya imza yetkililerinin tamamını fail hâline getirmez. Tüzel kişiler hakkında uygulanabilecek güvenlik tedbirleri ile gerçek kişilerin ceza sorumluluğu ayrı değerlendirilmelidir; 5607 sayılı Kanun m.4/3 de yöneticiler bakımından kusursuz sorumluluk doğurmaz.

Kaçakçılık suçlarında sorumlu gerçek kişinin her olayda ayrıca belirlenmesi gerektiği doktrinde de vurgulanmaktadır (Orbay Bahri ULGAR, Yargıtay Kararları Işığında Sigara Kaçakçılığı Suçu, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.16, S.1, 2021, s.398). Ticaret sicili, imza sirküleri ve temsil yetkisi bu araştırmanın başlangıç noktası olabilir; ancak kişinin suçu bildiğini veya fiile katıldığını tek başına kanıtlamaz. Sipariş, fatura, beyanname verilerinin iletilmesi, yükleme ve tartım sonuçlarının takibi ile beyan farkının kim tarafından öğrenildiği somut olarak araştırılmalıdır.

Şirket yetkilisinin yalnızca sicildeki sıfatına dayanılarak cezalandırılması, cezaların şahsiliği ve kusura dayalı sorumluluk ilkeleriyle bağdaşmaz. Suç oluşturan belgeyi kimin düzenlediği veya sahteliğini bilerek kullandığı belirlenmeli; kişinin kastı ve fiille bağlantısı somut delillerle ortaya konulmalıdır (Dr.Ertuğrul ÜNAL, Vergi Usul Kanununun 359’uncu Maddesinin b Fıkrasında Düzenlenen Vergi Kaçakçılığı Suçu, s.1279–1280). Şirketin işleyişinden habersiz bir yöneticinin, belgeyle veya suç oluşturan fiille bağlantısı kanıtlanmadan sorumlu tutulması da aynı ilkelerle çelişir (Dr.Ertuğrul ÜNAL, Vergi Usul Kanununun 359’uncu Maddesinin b Fıkrasında Düzenlenen Vergi Kaçakçılığı Suçu, s.1280).

Görev devri sorumluluğu kendiliğinden kaldırmadığı gibi, yöneticilik sıfatı da tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. Yöneticinin eylemi bildiği, yönlendirdiği veya suçun işlenmesine iştirak ettiği somut delillerle gösterilmelidir. Şirket bünyesinde suçu kimin işlediği, yetkililerden kimlerin fiilden haberdar olduğu veya fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurduğu her türlü şüpheden uzak biçimde belirlenmelidir (Dr.Ertuğrul ÜNAL, Vergi Usul Kanununun 359’uncu Maddesinin b Fıkrasında Düzenlenen Vergi Kaçakçılığı Suçu, s.1295).

Gümrük müşavirinin eylemi ile şirket yetkilisinin ceza sorumluluğu arasındaki ayrım, aşağıdaki kararda ele alınmıştır. Yargıtay, firma yetkilisinin müşavirin eylemlerine iştirak etmediğini ve yüklenen suçları işlemediğinin sabit olduğunu belirterek beraat hükmünün hukuki dayanağını CMK m.223/2-b olarak düzeltmiş ve hükmü onamıştır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 22.06.2022 Tarihli 2020/5068 Esas 2022/11339 Karar sayılı kararı; “...Tüm dosya kapsamının incelenmesinde … İnt. LL. Ünvanlı firma yetkilisi sanık ...’nin gümrük müşaviri sanık ...’ın eylemlerine iştirakinin bulunmadığı ve yüklenen suçları işlemediğinin sabit olması nedeniyle hakkında CMK'nun 223/2-b . madde ve fıkrası uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, ... Yasaya aykırı, katılan Gümrük İdaresi vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün CMUK'nun 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi uyarınca; hükmün 1.fıkrasından “... “ ifadesi çıkartılarak,1. fıkranın sonuna “sanık ...’nin üzerine atılı suçları işlemediğinin sabit olması nedeniyle yüklenen suçlardan CMK'nun 223/2-b . madde ve fıkrası uyarınca BERAATİNE ” ifadesinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,...”

Karar, şirket yetkilisinin müşavirin eylemlerine iştirak etmediğinin ve suçu işlemediğinin sabit kabul edildiği hâlde beraat kararı verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. CMK.m.223/2-b, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu; m.223/2-e ise suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı hâllerde uygulanır. Bu nedenle beraat hükmünün dayanağı, dosyada ulaşılan maddi sonuca uygun belirlenmelidir.

6- İştirakin Kişiselleştirilmesi ve Dış Ticaret İşlemindeki Farklı Roller.

Dış ticaret işleminde birden fazla kişinin görev alması, suç işleme kararının ortak olduğunu göstermez. Beyannameyi iletmek, malı taşımak veya yükleme yapmak ticari işlemin parçası olabilir; ceza sorumluluğu için kişinin suç oluşturan fiile kasten katkısının ortaya konulması gerekir. İştirak sorumluluğunda kastın ve fiilin gerçekleşmesine yönelik katkının birlikte aranması gerektiği doktrinde de belirtilmektedir (Prof.Dr.Ersan ÖZ – Av.Ali ERİM, Tüm Yönleri ile Gümrük Kaçakçılığı Suçlarında İştirak, Gümrük ve Ticaret Dergisi, S.8, 2016, s.65).

Müşterek faillik için birlikte suç işleme kararının yanında, fiil üzerinde ortak hâkimiyet de aranır. Belgeyi hazırlamak veya beyannamede imzası bulunmak, kişinin suç oluşturan fiile ve amaca bilerek katıldığını tek başına göstermez. Sahte belgeyi hazırlayan kişinin kaçakçılık suçuna iştirak iradesi ve fiil üzerindeki hâkimiyeti ayrıca belirlenmelidir (Prof.Dr.Ersan ÖZ – Av.Ali ERİM, Tüm Yönleri ile Gümrük Kaçakçılığı Suçlarında İştirak, s.68).

Ortak hâkimiyet bulunmasa da suçun icrasını kasten kolaylaştıran kişi, koşulları varsa yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Ancak failin işlemini bilmeden sunulan mesleki hizmet, tek başına cezai yardım sayılmaz; yardımın kast ve iştirak iradesiyle gerçekleştirilmesi gerekir (Yrd.Doç.Dr.Ufuk GENCEL, Vergi Kaçakçılığı Suçlarında İştirak Müessesesi ve Sorunları, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Dergisi, 2014/3, s.76).

Amaç unsuru içeren suçlarda, failin kanunda aranan amaçla hareket etmesi ile şerikin bu amacı bilerek suça katkıda bulunması ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Şerikin faille aynı kişisel amacı taşıması değil, failin amacını bilerek hareket etmesi esas alınmaktadır (Arş.Gör.Muteber Dilasa CİNGİ, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında Ticari Amaç Unsuruna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararının Değerlendirilmesi, s.363). Bu nedenle her somut olayda kişinin suçu oluşturan unsurları bilip bilmediği ve bu bilgiyle nasıl katkı sunduğu belirlenmelidir.

Olay yerine sonradan gelmek veya işyeri sahibiyle akraba olmak, iştirakin yerine geçmez. Aşağıdaki kararda kaçak akaryakıtın diğer sanığa ait işyerinde bulunması ve sanığın olay yerine sonradan gelmesi karşısında, iştirake ilişkin yeterli delil bulunmadığı belirtilerek beraat gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yargıtay 19.Ceza Dairesi’nin 25.01.2021 Tarihli 2019/5866 Esas 2021/399 Karar sayılı kararı; “...Dosya kapsamı ve sanık ...'ın tüm aşamalardaki savunmalarına göre kaçak akaryakıtın sanık ...'ın kardeşi diğer sanık ...'a ait işyerinde ele geçirildiği ve sanık ...'ın olay yerine sonradan geldiğinin anlaşılması karşısında; sanık ...'ın atılı suça iştirak ettiğine ilişkin cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, ... Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, tebliğnameye uygun olarak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25/01/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....”

Sürücünün aracı veya yükü fiilen taşıması da, suçun unsurlarını bildiğini kendiliğinden göstermez. Aracın teslim koşulları, yükün görünürlüğü, sürücünün yüklemeye katılıp katılmadığı ve taşıma belgeleri birlikte incelenmelidir. Aşağıdaki kararda araç deposunda ele geçirilen kaçak motorin bakımından, sürücünün aracı deposu dolu şekilde teslim aldığı yönündeki savunmasının diğer sanıkça da doğrulanması ve mahkûmiyete yeterli delil bulunmaması gözetilerek beraat gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 06.12.2021 Tarihli 2021/6452 Esas 2021/16494 Karar sayılı kararı; “...Sanık ...'ın sevk ve idaresindeki .. plakalı çekici ile .. plakalı dorsenin deposunda 3500 litre kaçak motorin ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın savunmasında şoför olarak çalıştığını, aracı deposu dolu şekilde teslim aldığını belirterek suçlamayı kabul etmediğini beyan etmesi, inceleme dışı diğer sanık ...'in de sanığın savunmasını doğrulaması karşısında, sanık ...'ın atılı suça iştirak ettiğine dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeksizin beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....”

Taşınan eşya için fatura ve sevk irsaliyesi sunulması, özellikle sürücünün eşyanın niteliğini bilip bilmediği değerlendirilirken önem taşıyabilir. Bununla birlikte belgelerin varlığı, gerçekliği ve sürücünün bilgisi somut olayda araştırılmalıdır. Aşağıdaki kararda Yargıtay, ibraz edilen sevk irsaliyesini ve dosyanın bütününü değerlendirerek sürücünün akaryakıtın kaçak olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı ve iştirakin yeterli delille kanıtlanmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 17.02.2022 Tarihli 2021/10021 Esas 2022/3270 Karar sayılı kararı; “...Kolluk görevlilerince temyiz dışı ...'na ait şantiyeye kaçak akaryakıt getirileceği istihbaratının alınması üzerine sanık ...'ın sevk ve idaresindeki tanker ile getirilen akaryakıtın şantiyede bulunan tanka aktarımının başlayacağı esnada olaya müdahale edilerek tankerden 25.620 kg mineral ve bitkisel yağ karışımı ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; Sanık ...'ın nakliye şirketinde şoför olarak çalıştığını, hidrolik yağını ... ilinde yüklediğini, ele geçirilen sıvıya ilişkin fatura ve irsaliyesini ibraz ettiğini, diğer sanıkları tanımadığını, ürünün yasak olduğunu bilmediğini savunması, dava dosyasına anılan sanık tarafından olay anında 09.09.2013 tarihli ... San. Tic. Ltd. Şti isimli firma tarafından ... San. Tic. Ltd. Şti ... Kömür İşletmeleri Şantiyesine gönderilmek üzere düzenlenmiş 25.620 kilogramlık A.E.T (Proces oil) yağına ilişkin sevk irsaliyesi ibraz edilmesi karşısında suça konu akaryakıtın kaçak olduğunu anlaması ve bilmesi mümkün olmayan sanık ...'ın atılı suça iştirak ettiğine dair mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeksizin beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık ... ve katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....”

Yükleme yapan çalışanların sorumluluğu bakımından da işin yürütümüne katılmak ile eşyanın kaçak niteliğini bilmek birbirinden ayrılmalıdır. Aşağıdaki kararda, kargo çalışanlarının şube müdürünün talimatıyla yükleme yaptıkları, ancak kolilerde kaçak eşya bulunduğunu bildiklerinin kanıtlanamadığı kabul edilmiş ve beraat hükümleri onanmıştır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 16.03.2023 Tarihli 2020/489 Esas 2023/2495 Karar sayılı kararı; “...Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, ihbar üzerine alınan Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği 2013/… Değişik İş sayılı arama kararına istinaden gidilen depoda … Kargo firmasına ait bir aracın bulunduğu ve depoda bulunan çay kolilerinin ... ve ... tarafından bu araca yüklendiğinin görüldüğü, depo ve araçta yapılan aramada 4964 kg çay, 600 paket sigara kağıdı ve 820 paket makaron ele geçtiği anlaşılmıştır. ... Sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmaları ile tüm dosya kapsamına göre, kargo firmasında çalışan konumunda bulunan ve şube müdürü olan sanık ... Guze tarafından verilen talimat ile yüklemeyi yaptığı anlaşılan sanıkların, depodan araca yüklediği kolilerde kaçak eşya bulunduğunu bildiklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. ... Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2015 tarihli ve 2013/… Esas, 2015/… Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,...”

Bu kararlar, dış ticaret işlemindeki görev veya konumun tek başına iştirak sorumluluğu doğurmadığını; her sanığın fiile katkısının, kastının ve suçun unsurlarına ilişkin bilgisinin ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu kişiselleştirme, 5607 sayılı Kanun’un 4/2. maddesindeki nitelikli hâlin uygulanmasında da önem taşır: Her beyanname ve tarih yönünden aynı fiili müşterek fail olarak işleyenler belirlenmeli, dosyadaki toplam sanık sayısı esas alınmamalıdır. Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 03.03.2020 tarihli, 2016/10031 Esas ve 2020/3455 Karar sayılı kararında da iştirak iradesinin her beyanname yönünden açıklanması gerektiği vurgulanmıştır. Müşterek faillik hesabında icra hareketlerini birlikte gerçekleştirenler dikkate alınırken azmettiren ve yardım edenlerin bu sayıya dâhil edilmeyeceği doktrinde de belirtilmektedir (Orbay Bahri ULGAR, “Yargıtay Kararları Işığında Sigara Kaçakçılığı Suçu”, Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.16, S.1, 2021, s.409).

7- Kaçakçılık Yargılamasında İspat ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi.

Kaçakçılık yargılamasında mahkûmiyet için yalnızca eşyanın kaçak niteliği değil, suçun maddi ve manevi unsurları ile sanığın fiille bağlantısı da kesin biçimde ortaya konulmalıdır. Soruşturmanın başlatılması veya iddianame düzenlenmesi için yeterli görülen deliller, mahkûmiyet için gereken ispat düzeyini kendiliğinden karşılamaz. Ceza muhakemesinde belirleyici olan, yargılama sonunda delillerin şüpheyi giderip gidermediğidir (Dr.Yusuf BAŞLAR, Ceza Muhakemesinde İspat, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.12, S.2, 2022, s.1396).

Bu nedenle giderilemeyen şüphe sanık aleyhine tamamlanamaz. Sanığın suçsuzluğunu ispatlaması beklenemeyeceği gibi, beraat için suçsuzluğun sabit olması da gerekmez; suçluluğun sabit olmaması yeterlidir (Dr.Yusuf BAŞLAR, Ceza Muhakemesinde İspat, s.1387–1388). Aynı ispat gereği kast bakımından da geçerlidir. Kast, varsayımla değil, dosyadaki delillerle ortaya konulmalıdır; şüphe giderilemiyorsa sanığın kasten hareket ettiği kabul edilemez (Arş.Gör. Muteber Dilasa CİNGİ, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında Ticari Amaç Unsuruna İlişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararının Değerlendirilmesi, s.352).

Bu yaklaşım, kaçak eşyanın varlığı ile sanığın suça iştirakinin ayrı ayrı ispatlanmasını gerektirir. Nitekim araç içinde gizlenmiş sigaralara ilişkin aşağıdaki kararda, sürücünün kaçak eşyayı bildiğini gösteren yeterli delil bulunmadığından beraat hükmü onanmıştır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 29.04.2024 Tarihli 2021/855 Esas 2024/4466 Karar sayılı kararı; “...Suç tarihinde Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.08.2015 tarih ve 2015/… Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden ... Turizm firmasına ait ... plakalı yolcu otobüsünde yapılan aramada, yedek şoför dinlenme yeri, koridorda koltuk altında su kolileri arasına ve bagaj kısmına gizlenmiş olarak toplam 292 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçirilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmıştır. ... Dava konusu eşyanın araç içerisinde gizlenmiş vaziyette ele geçmesi, sanık ...'ın araçta kaçak sigara bulunduğunu bilmediğine ilişkin savunmasının diğer sanık ... tarafından doğrulanması ve tüm dosya kapsamına göre; sanık ...'ın atılı kaçakçılık suçuna iştirak ettiğine dair mahkûmiyetini gerektirir nitelikte her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında, sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. ... Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,...”

Öte yandan, bir sevkiyatta beyan dışı eşya bulunması, önceki sevkiyatlara ilişkin isnatları tek başına kanıtlamaz. Her işlemin delilleri kendi içinde değerlendirilmelidir. Aşağıdaki kararda, geçmiş beyannamelerdeki ağırlık ve ödeme farklılıklarına dayanılarak verilen mahkûmiyet, somut delil bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur; kararın sonucu, incelenen dosyadaki delil yetersizliğiyle sınırlıdır.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 04.11.2021 Tarihli 2019/2813 Esas 2021/14614 Karar sayılı kararı; “...27.09.2011 tarih ve … sayılı beyanname muhteviyatında bildirim fazlası eşyalara rastlanması ve bu nedenle doğan şüphe üzerine sanığın geçmişindeki beyannamelerin incelenmesi neticesinde; Ambarlı Gümrük Müdürlüğünce tescili …/24.12…., …/07.02…., …/10.02…., …/17.02…., …/08.04…., 61189/21.04…., …/26.05…., …/09.06…., …/28.07…., …/08.07…., …/07.09…. sayı ve tarihli beyannamelerde muhteviyatı oluşturan eşyalardaki çeşitli ağırlık noksanlıkları ve ithalat konusu eşya için fazlasıyla döviz transferi yapıldığının tespiti ile sanık hakkında 5607 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kamu davası açılıp mahkumiyet kararı verilmiş ise de, suça konu kaçak ya da bildirim fazlası eşya ele geçirilemediğinin anlaşılması karşısında dosya kapsamında suça ilişkin somut delil bulunmadığı nazara alınarak sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... İdaresi vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....”

Bununla birlikte beraat kararı, eşya hakkında verilen kararın da sanık lehine olmasını zorunlu kılmaz. Aşağıdaki kararda sanığın mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığı kabul edilerek beraat hükmü korunmuş; ancak hayvanların iadesine ilişkin hüküm düzeltilerek bir kısmı yönünden müsadere kararı verilmiştir.

Yargıtay 7.Ceza Dairesi’nin 31.03.2026 Tarihli 2024/3119 Esas 2026/3668 Karar sayılı kararı; “...Sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanık hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. ... Dosya kapsamına göre sanığa ait olmayan 2 adet büyükbaş hayvanın iadesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321.maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322.maddesi gereği hüküm fıkrasından suça konu eşyanın iadesine ilişkin kısım çıkartılarak yerine ''Yakalanan 17 adet küçük baş hayvanın sanığa iadesine, tasfiye edilmiş ise bedelinin iadesine, 2 adet büyükbaş hayvanın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13/1. maddesinin yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi gereğince müsaderesine, tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin hazineye irat kaydına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2026 tarihinde karar verildi....”

Sonuç olarak, mahkûmiyet için her sanık yönünden fiilin, kastın ve varsa özel amacın delillerle ortaya konulması gerekir. Mahkeme, suçluluğa ilişkin sonuca ulaşırken somut delilleri ve giderilemeyen şüpheyi ayrı ayrı değerlendirmeli; beraatin dayanağını da dosyada sabit görülen maddi duruma uygun biçimde açıklamalıdır.

8- Teknik İnceleme, Bilirkişi Raporları ve Gerekçeli Karar Yükümlülüğü.

Gümrük uyuşmazlıklarında eşyanın niteliği, tarife sınıflandırması, miktarı, kıymeti, vergi hesabı ve tartım koşulları teknik inceleme gerektirebilir. Ancak bilirkişi teknik konularda görüş bildirir; hukuki nitelendirme ve sanığın sorumluluğunu belirleme görevi mahkemeye aittir. Bu nedenle raporda miktar farkı veya olası vergi kaybı hesaplanması, tek başına sanığın kastını ve suça iştirakini kanıtlamaz.

Gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye eşya sokma suçuna ilişkin doktrinde de bilirkişi tespitlerinin doğrudan hükme esas alınmasının hatalı sonuçlara yol açabileceği belirtilmektedir. Esas olan, teknik tespitlerin mahkemece suçun unsurlarıyla ilişkilendirilerek değerlendirilmesidir (Doç.Dr.Muhammed DEMİREL – Arş.Gör.Muhammet KAHVECİ, Gümrük İşlemlerine Tabi Tutmaksızın Ülkeye Eşya Sokma Suçu (5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Madde 3/1) Kapsamında Altın Kaçakçılığı, s.2).

Aynı ilke vergi inceleme ve vergi tekniği raporları bakımından da geçerlidir. Bu raporlar soruşturma ve yargılama sürecinde değerlendirmeye alınabilirse de fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, kim tarafından işlendiği ve işlemin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği diğer delillerle birlikte savcı ve mahkeme tarafından belirlenmelidir (Dr.Ertuğrul ÜNAL, Vergi Usul Kanununun 359’uncu Maddesinin b Fıkrasında Düzenlenen Vergi Kaçakçılığı Suçu, 1296).

Bu nedenle tartım farkı bulunan dosyalarda inceleme, farkın miktarını belirlemekle sınırlı tutulmamalıdır. Ölçüm koşulları, dara ve yakıt miktarı, taşıma sırasında oluşabilecek eksilme ve alıcıya teslim edilen miktar da araştırılmalıdır. Aşağıdaki karar 5607 sayılı Kanun’a değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkindir; teknik ağırlık farkının nedenleri araştırılmadan hüküm kurulamayacağını gösteren karşılaştırmalı bir örnektir.

Yargıtay 15.Ceza Dairesi’nin 22.03.2017 Tarihli 2014/18259 Esas 2017/7925 Karar sayılı kararı; “...Sanık ile mağdur şirketler arasında hizmet sözleşmesi yapıldığı ve bu hizmet sözleşmesi uyarınca sanığın aracına LPG yükünü yükleyerek yurtdışına götürmek üzere... sahasına getirdiği, gümrük çıkış işlemleri sırasında araçta yapılan kontrol ve tartımda yükün 238 kg'nın eksik olduğu, sanığın bu miktar LPG yükünü uhdesine geçirdiği iddia olunan olayda; gerçeğin kuşkuya yer bırakamayacak şekilde tespiti bakımından; sanığın eksilttiği kabul edilen 238 kg LPG yükünün aracından nasıl boşalttığının belirlenmesi, mühürlerde oynama yapılıp yapılmadığı, aracın rafineriden yola çıkarken yakıt tanklarında ne kadar akaryakıt bulunduğu hususlarının araştırılarak, bu miktarın rafinerideki ölçümde dikkate alınıp alınmadığının belirlenmesi, ...ile ... Kapısı arasındaki yolda tüketilen mazot miktarının tespiti, aracın ağırlığındaki eksilmenin normal olup olmadığının araştırılması, katılan firma yetkilisinin olaya ilişkin ayrıntılı beyanına başvurulup, ilgili belgeler de temin edilerek Irak'a gönderilen motorinin suç sonrası alıcıya teslim edilip edilmediği, edildi ise hangi miktarda teslim edildiği, teslim edilen kısmın kaçak olayı tespit tutanağında belirtilen miktar ile örtüşüp örtüşmediğinin sorulması, varsa buna ilişkin belgelerin dosya içerisine konulması, keşif yapılarak alanında uzman bilirkişi tarafından rapor tanzim edilmesi suretiyle araçta kaçak sızıntı olup olmadığının araştırılması, sanığın yükleme yaptığı tesiste başka hangi araçlara aynı gün yükleme yapıldığı tespit edilerek, bu araçların ....Kapısından çıkış yapıp yapmadıkları araştırılarak ...Kapısında alınan kantar tartım sonuçları da soruşturulup araçların tümünde motorin yükü eksikliği olup olmadığının sorulmasından sonra, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin sübuta dair temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....”

Bunun yanında, kurum zararına ilişkin hesaplamaların da dayanakları ve yöntemi gösterilerek denetlenebilir olması gerekir. Aşağıdaki Yargıtay 11.Ceza Dairesi kararında bu hususlar vurgulanmıştır.

Yargıtay 11.Ceza Dairesi’nin 26.04.2023 Tarihli 2022/10320 Esas 2023/3293 Karar sayılı kararı; “...Toprak Mahsulleri Ofisine ait fındığın, kurumun Giresun şubesinden, sanık ... ve sanık ... tarafından 18.105 kg olarak kamyona yüklenip alınmak suretiyle kuruma karşı dolandırıcılık suçunun işlendiğinin tespit edildiği, Toprak Mahsulleri Ofisinin 02/01/2009 tarihli ve 237 sayılı yazısında, 92.027,81 TL olarak bildirilen kurum zararı kapsamında hangi kalemlerin yer aldığı ve bu kalemlerin hangi usule göre kaç birimden hesaplandığına yönelik açıklama ve hesap çizelgesi bulunmadığı, kamu zararının şüpheye yer vermeyecek ve denetime açık olacak biçimde tarafsız bilirkişilerce belirlenmeksizin katılan kurum müfettişlerince hazırlanan rapora dayanak alınarak hüküm kurulması, ... Mahkemece, sanık ...'in, ... ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde suç kastı ile hareket ettiği, suçtan menfaat temin ettiği ve sanığın bilinçli olarak suça dahil olduğuna dair savunmasının aksine mahkûmiyete ..., her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediği gerekçesiyle temyize konu beraat kararı verilmiştir. ... Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. ... Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Giresun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2019 tarihli ve 2018/… Esas, 2019/… Karar sayılı kararında katılan ... Genel Müdürlüğü vekili ve katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... Genel Müdürlüğü vekili ve katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,...”

Sonuç olarak, gümrük kaçakçılığı yargılamasında beyan farklılığı, suçun ve sorumluların tespiti bakımından araştırılması gereken bir olgu olmakla birlikte, tek başına mahkûmiyetin dayanağı olamaz. Eşyanın tabi olduğu gümrük rejimi, uygulanacak suç normu, farklılığın niteliği ve ortaya çıkış nedeni belirlenerek suçun maddi ve manevi unsurları her sanık yönünden ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

İhracat kaçakçılığı bakımından inceleme, 5607 sayılı Kanun’un 3/9. maddesinde öngörülen teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanma amacını da kapsar. Muhtemel iade veya kamu zararı hesabı, bu özel amacın ispatı yerine geçmez; iadenin henüz alınmamış olması da tek başına suçun oluşmadığını göstermez. Amaç, somut işlemin ekonomik ve belgesel özellikleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

İncelenen Yargıtay kararlarında; yükleme hatasının ticari belgelerle desteklendiği, sürücünün veya yükleme personelinin eşyanın kaçak niteliğini bildiğinin kanıtlanamadığı ya da şirket yetkilisinin müşavirin eylemine iştirak ettiğinin ortaya konulamadığı hâllerde beraat hükümlerinin verildiği veya korunduğu görülmektedir. Buna karşılık teknik incelemenin tamamlanmaması ya da hükmün yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle verilen bozma kararları, esasa ilişkin beraat kararlarıyla aynı nitelikte değildir. İçtihatlar, bu ayrım gözetilerek ve her kararın somut vakıası ile hukuki sonucu birlikte değerlendirilerek kullanılmalıdır.

Son olarak şirket faaliyetlerinde yöneticilik, temsil veya imza yetkisi tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. Her kişinin fiili, bilgisi, kastı ve suça katkısı belirlenmeli; müşterek faillik, azmettirme veya yardım etme koşulları somut olgular üzerinden değerlendirilmelidir. Teknik raporlar hukuki nitelendirmenin yerine geçemeyeceği gibi, mahkeme de lehe delilleri ve raporlar arasındaki uyuşmazlıkları tartışarak ulaştığı sonucu denetlenebilir gerekçeyle açıklamalıdır.

Av. Şafak UĞURLU

Av. Ali Mert KARAKILÇIK