Borçlu Olmadığın Parayı Ödemek[1]’te gördük ki bizim ilamsız takip sistemimiz çok acı; elimizde hiçbir belge olmasa dahi sizin borçlu olduğunuzu iddia ettiğimizde yedi gününüz var, yoksa geçmiş olsun. Ancak bazen bunun da tam tersi olabilir; gerçekten borçlusunuzdur ve kötü niyetli olarak süresinde itiraz edersiniz. Yok mudur böyle bir durumda alacağımıza yıllarca mahkemelerde sürünmeden kavuşma imkanımız?
Hani Yıllık Kiralanan Konutun Tahliyesi[2]’nde görmüştük ya, eğer İİK m. 68’te sayılan belgelerden biri varsa elimizde, itirazın tebellüğünden altı ay içerisinde icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyebiliyorduk. Neydi bu belgeler, imzası ikrar edilmiş bir senet, noter onaylı da olur, resmi daireler tarafından düzenlenmiş makbuzlar.
Bir tarafta her önüne gelenin size istediği gibi ilamsız takip yapabilmesi, öbür tarafta elinizde ilam ya da ilam niteliğinde bir belge olmasa dahi bazı şartları taşıdığınızda haksız itirazların önüne geçebileceğiniz güzel bir sistem; ölçülü gibi duruyor.
Ancak bir de kanunun 68/b maddesi var; bankadan rotatif kredi olarak adlandırdığımız cari hesap şeklinde çalışman varsa ya da düpedüz kredi kartın varsa, banka sana borcunu tahakkuk eden faiziyle beraber on beş gün içerisinde noter vasıtasıyla gönderir ve sen de buna bir ay içerisinde itiraz etmezsen geçmiş olsun! Banka sana yapar bir ilamsız takip, sen itiraz etsen dahi itirazının kaldırılmaması için senin önce borcunu ödemen gerekiyor.
Doktrinde bunu çok eleştiriyorlarmış; bankalar ve finans kuruluşları lehine eşitliğe aykırı bir düzenlemeymiş. Neredeyse de söz birliği varmış, herkes anayasaya aykırı buluyormuş.
Bana ilamsız takibe göre daha aykırı gelmedi. Düşünsenize, elimde hiç belge olmamasına rağmen, belki de sizi tanımama rağmen, size yapsam bir ilamsız takip, bir şekilde yedi günlük süreyi kaçırsanız, menfi tespit davası açabilmeniz için önce borcun tamamını ödeyeceksiniz, sonra da karşı tarafın olası zararları için bir de ekstradan yüzde on beş daha ödeyeceksiniz.
Burada ise, bir kere karşınızdaki sarı çizmeli Mehmet Ağa değil, kuruluşu çok sıkı kanunlara bağlı bir tüzel kişilik. Sonra, aranızda bir sözleşme olduğu da kesin. Size on beş gün içerisinde borcunuz olduğunu noter kanalıyla göndermek zorunda, ancak bundan sonra sizin bir aylık, bakın yedi gün değil, bir aylık süreniz başlıyor. İtiraz ederseniz ne ala, süreyi kaçırırsanız da yüzde yüz on beşini değil, sadece tamamını ödeyeceksiniz.
Bakınız bir tarafta adı gerçek kişi ama gerçekte kim olduğu belli olamayacak biri, öbür tarafta asla Borca Batık Şirketten Tahsilat[3]’ın süjesi olamayacak mali açıdan çok güçlü bir tüzel kişilik. Bir tarafta yedi gün içerisinde itiraz, öbür tarafta bir ay. Birinde borcun tamamı artı yüzde on beşini ödüyorsun, öbür tarafta sadece kendisini. Hal böyle olunca neden ilamsız takibin kendisinin anayasaya aykırılığı tartışılmıyor da itiraz kaldırılmasının bu versiyonu tartışılıyor?
Ha, eşitlik mes’elesi AY m. 10 gereği.
Acaba bu konu Anayasa Mahkememizin önüne gelseydi nasıl bir karar çıkardı?
Bir kere derdi ki, AY m. 10 aynı statüde olanların aynı eşit muameleye tutulacağını düzenler; sen o borca batık şirketle, ya da kişiyle nasıl olur da Bankacılık Kanunu m. 3 kişilerini kıyaslayabilirsin ki?
AYM Kanunu m. 29 gereği ben senin ileri sürdüğün maddelerle bağlı değilim, canımın istediği maddeyle ilgili görürsem o konuda yargılamaya devam ederim. Ne demek istediğimi anlamadıysan Tahir Canan Başvurusu’na bak.
AY m. 167 devlet finansal piyasaları düzenlemekle yükümlüdür, ben konuyu bu madde babında ele alırım der.
Sonunda da hiç benim yaptığım gibi ilamsız takip daha bir anayasaya aykırı muhabbetlerine girmez, devlet anayasal sınırlar içerisinde böyle kararlar alabilir der.
Ailenizin yazarı Özgür TÜRKEŞ ne güzel gerekçe yazıyor değil mi? Sanki anayasa mahkemesi kararı. Hatta sankisi fazla…Bir dakika, yazıları karıştırdık, bu Lex Ersoy[4]’un konusuydu.
Ezcümle efendim tüm doktrinin şikayet ettiği konu daha öncesinde gelmiş yüksek mahkememizin önüne; 14.01.2010 Tarih ve 2077/36 Esaslı 2010/6 Kararı.
Gerekçeleri çok önemli değil, açıklamaları da çok tatmin etmiyor, özetle ben bir süper temyiz mahkemesi değilim, yukarıda sayın yazarın açıkladığı gibi sebepleri sayamam çünkü o zaman kanun koyucu yerine geçmiş sayılırım mealinde bir şeyler diyor.
Ama siz gene de okuyunuz efendim. Özellikle icra iflas anabilim dalında profesör ünvanıyla görev alıyorsanız birkaç kere okuyun, okuyun ki yarın öbür gün biri yukarıdaki görüşleri sunarak kanaatini beyan ettiğinde “tüm doktrinden farklı düşünüyorsun” demeyin. Oldu da dediniz, size bu husus anayasa mahkemesi önüne geldi, o da benzer düşünüyor dediğinde “hayır efendim, bu husus mahkemenin önüne gelmedi, karıştırıyorsun” demeyin. Demeyin ki rezil olmayasınız sonradan efendim.
------------
[1] https://www.hukukihaber.net/borclu-olmadigin-parayi-odemek-ozgur-turkes
[2] https://www.hukukihaber.net/yillik-kiralanan-konutun-tahliyesi
[3] https://www.hukukihaber.net/borca-batik-sirketten-tahsilat-ozgur-turkes
Next