5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 272. ila 285. maddelerinde istinaf ve m.286 ila 307. maddelerinde de temyiz kanun yollarının düzenlendiği, hangi hükümlere karşı istinaf kanun yollarına başvurulabileceğinin m.272’de, istinaf talebi ve süresinin de m.273’de tanımlandığı, m.280’de de bölge adliye mahkemesinin istinaf kanun yolunda inceleme ve kovuşturma yapma usullerinin ortaya koyulduğu,
CMK m.286’da; bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceğinin 1. fıkrasında belirtilmesinden sonra, 2. fıkrada hangi hükümlerin temyiz kanun yoluna kapalı olduğunun sıralandığı ve 3. fıkrada da temyiz kanun yolu dışında kalmakla birlikte, hükümde sayılan suçlardan verilen BAM ceza dairelerinin temyiz yolunun açık olduğunun ifade edildiği,
Buna göre CMK m.286/1’e göre BAM ceza dairelerinin bozma kararlarının temyiz edilemeyeceğinin ve m.284/1’de de bu kararlara karşı direnilemeyeceğinin ortaya koyulduğu, böylece BAM ceza dairesi tarafından duruşma açılmaksızın ilk derece mahkemesinin verdiği beraat kararının bozulması ve sonrasında sanık hakkında 5 yıl veya daha az hapis cezasına karar verilmesi halinde, yukarıda yapılan tespit uyarınca, bozma kararı sonrası verilen mahkumiyet kararı BAM ceza dairesinin denetiminden geçmekle kesinleşeceğinden, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı,
BAM ceza dairesi tarafından bozma yerine duruşma açılması derken; CMK m. 280/1-e gereğince, “Hukuka kesin aykırılık halleri” başlıklı CMK m.289’da toplam 9 bent halinde sayılan hukuka kesin aykırılık hallerinden en az birisi olmadan bozma kararı verildiğinden bahisle BAM ceza dairesinin verdiği hatalı bozma kararından bahsetmekle birlikte, hem m.284/1 ve hem de m.286/1-2,a hükümleri nedeniyle, hatalı veya doğru verilen bir bozma kararından sonra temyiz yoluna kapalı olan bir mahkumiyet kararına karşı temyiz yolunun açılmasının, ancak “Temyiz” başlıklı CMK m.286’da yapılacak usule ve amaca uygun bir değişiklikle mümkün olabileceği,
Yasal değişikliğe gidilmeksizin de facto/fiili durum itibariyle uygulamada bir beraat kararının istinaf kanun yolunda bozulmasından sonra, beraat yerine verilen 5 yıl ve daha az süreli hapis cezasına karşı temyiz yoluna gidilmesinin önünün açılmaya çalışıldığı, bu amaçla Yargıtay’ın bozma, hatta “hukuken yokluk” veya “hukuki değerden yoksunluk” kavramlarını kullanmak suretiyle sonucu BAM ceza dairelerinin bozma kararları ile bu bozma kararları sonrasında verilen ilk derece mahkemelerinin mahkumiyet kararlarını yok sayan bozma kararlarının verildiği,
Bununla birlikte; yasal değişiklik yapılmaksızın bu fiili uygulama içine girildiğinde CMK m.284 ile 286/1-2,a’nın anlamını yitirebileceği, çünkü gerçekte CMK m.289’a göre bozulması gereken bir ilk derece mahkemesinin beraat hükmünün de bu kabule göre bozulmayıp ilgili BAM ceza dairesinde duruşma açılması zorunluluğunu ortaya koyacağı, bunun da kanun koyucunun istinaf ve temyiz kanun yolları ile amaçladığı sistematiğe aykırı olduğu yani, sanıklar yönünden oluşan mağduriyetlerin giderilmesinde bir anlamda konu ile ilgili kanun hükümlerinin dolanıldığı ve bir çözüm bulunduğu, bu şekliyle ilk derece mahkemelerinin beraat yönünden hükümlerinin bozulması üzerine ilk derece mahkemesi tarafından 5 yıl ve altında verilen hapis cezalarına ilişkin hükümlerin temyize tabi olacağı,
Görülmektedir.
Sonuç olarak;
Konu ile ilgili yasal değişikliğe gidilmezse veya BAM ceza dairelerinin bozma yetkisi CMK m.289’a uygun kullanılmazsa; aşağıda yer vereceğimiz iki BAM ceza dairesinin birbiri ile çelişen iki kararı ile bugüne kadar bozma yerine duruşma açılması gerektiğinden bahisle Yargıtay tarafından bozma kararları arasında oluşan farklılığın giderilmesi için konunun 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un “Başkanlar kurulunun görevleri” başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi uyarınca, bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu tarafından Yargıtay’dan bu konuda bir karar verilmesini ve ihtilafın giderilmesinin talep edileceği dikkate alınmalıdır.
İstanbul BAM 13. Ceza Dairesi’nin 24.06.2025 tarihli, 2025/1867 E. ve 2025/2030 K. sayılı kararında; “Dairemizin bozma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkumiyet hükmü verildiği gözetilerek, CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağı geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek sureti ile Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yolu açık olmak üzere,” sonucuna varıldığı,
Ancak İstanbul BAM 12. Ceza Dairesi’nin 16.09.2026 tarihli, 2026/3864 E. ve 2026/3166 K. kararında; dosya içeriği bu yönden aynı mahiyette olması, yani ilk derece ceza mahkemesi hükmünün ilk başta sanığın beraatına, BAM ceza dairesinin bozma kararı sonrasında ise sanığa 5 yıl veya daha az hapis cezası verildiği halde, bu defa ilk derece mahkemesinin ikinci hükmünün CMK m.286/2-b,g gereğince kesin olduğunun, yani bu karara karşı temyiz kanun yolunun kapalı olduğunun belirtildiği,
Görüleceği üzere; yukarıda verdiğimiz iki BAM kararında çelişkinin bulunduğu, ilk başta hakkında beraat hükmü verilen ve bu hüküm BAM ceza dairesi tarafından bozulduktan sonra bu defa hakkında ilk derece mahkemesinin 5 yıl hapis cezası hükmünü içeren kararın BAM’da düzeltilerek veya doğrudan istinaf talebinin esastan reddi ile sonuçlanmasının ardından, esasen bu kararın kesin olduğu ve bu andan itibaren olağanüstü kanun yollarına açık olduğunun kabulü gerektiği halde, BAM ceza dairesinde duruşma açılmadan verilen bu tür bozma ve sonrasında verilen mahkumiyet kararlarına karşı istinaf kanun yolunun reddi kararlarına karşı Yargıtay’ca verilen bozma kararlarının yerleşik hale geldiği,
Bu nedenle; konu mevcut yasal düzenlemeler ışığında usuli güvencelere uygun yeknesaklığa kavuşuncaya veya birçok konuda olduğu gibi yasal değişikliğe gidilmek suretiyle çözüm bulununcaya kadar, BAM ceza dairesinde duruşma açılması yerine bozma kararı verilmesi sonrasında ilk derece mahkemesinin CMK m.286/2-b uyarınca temyize kapalı kararlarına karşı temyiz yolunun açık bırakılmasını öngören İstanbul BAM 13. Ceza Dairesi’nin 24.06.2025 tarihli kararının isabetli olduğu, hak arama hürriyetinin ve ilk başta hakkında beraat kararı verilen sanığın sonradan mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle temyiz hakkının engellendiği, çünkü bu mahkumiyet kararı BAM ceza dairesi tarafından verilmiş olsa idi, bu karara karşı CMK m.286/2-d uyarınca temyiz yolu açık olduğu, bu sebeple hak kaybının oluşmaması ve uygulama eşitliğinin sağlanabilmesi amacıyla bozma üzerine verilen mahkumiyet kararlarına karşı da temyiz yolunun açıldığı, dolayısıyla BAM ceza dairesinin kesin olarak reddine karşı yasa yolu, süresi ve başvurulacağı yer belirtilmediğinden, süre şartı aranmaksızın Anayasa m.40/2 de gözetilerek temyiz kanun yoluna başvurunun mümkün kılınmasının isabetli olacağı,
İzahtan varestedir.
Ayrıca; BAM ceza dairesi tarafından temyiz talebinin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi, yani temyiz isteminin usule uygun yapılmadığı ve son kararın temyize açık olmadığının kabulü halinde, temyiz eden tarafından ret kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’dan bu hususta bir karar vermesi istenebilir, bu takdirde bu dosya Yargıtay’a gönderilir, ancak bundan dolayı hükmün infazı ertelenemez.
(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Next