1 Kasım 2026 itibarıyla Türkiye’de çocukların sosyal ağ kullanımına ilişkin yeni kurallar yürürlüğe girdi. Kamuoyunda “15 yaş altına sosyal medya yasağı” olarak anılan düzenleme, haklı olarak ailelerin dikkatini çekti. Fakat hukuki tartışma, çocukların sosyal medyadan uzak tutulup tutulmamasıyla sınırlı değil. Yasak kime yöneliyor? Çocuğuna hesap açan anne-baba cezalandırılabilir mi? Bir hesabın kapatılması, o hesapta biriken kişisel verilerin akıbetini nasıl etkiler?
7578 sayılı Kanun’un 22. maddesiyle 5651 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin yedinci fıkrası değiştirilmiştir. 10 Ekim 2026 tarihli, 33396 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik de yaş doğrulaması ve çocuklara özgü hizmetin ayrıntılarını düzenlemektedir. Her iki düzenlemenin ilgili hükümleri 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girmiştir.
Çocuğuna hesap açan anne-baba suç mu işlemiş olur?
5651 sayılı Kanun’un ek 4/7. maddesindeki yasak açıktır: Sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamaz; yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Hükmün temel muhatabı, çocuğa hizmeti sunan sosyal ağ sağlayıcısıdır.
Buna karşılık sırf çocuğuna sosyal medya hesabı açtığı için anne veya babanın cezalandırılacağını söylemek mümkün değildir. Bu düzenlemede ebeveynin hesap açması fiiline özgü bir suç tanımı bulunmamaktadır. Anayasa’nın 38. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesiyle güvence altına alınan kanunilik ilkesi gereği, açık bir kanuni dayanak olmadan ceza sorumluluğu kurulamaz. Elbette somut olayda başkaca bir suçun unsurları oluşursa bu ayrı değerlendirilir.
Ebeveynin onayı da platform açısından bir istisna yaratmaz. Anne-baba izin verse bile sosyal ağ sağlayıcısının 15 yaş altına hizmet sunmama yükümlülüğü devam eder. Velayet yetkisi, kanunun hizmet sağlayıcıya yönelttiği yasağı ortadan kaldıran bir ruhsat değildir.
Koruma amacı, sınırsız müdahale anlamına gelir mi?
Çocuğu siber zorbalıktan, istismardan ve zararlı içeriklerden koruma amacı tartışmasız önemlidir. Ancak çocuk, korunması gereken bir kişi olduğu kadar hak sahibidir. İfade özgürlüğü, bilgiye erişim ve özel hayatın korunması bakımından onun menfaatleri de gözetilmelidir. Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesi, bu tartışmanın hukuki çerçevesini oluşturur.
Örneğin 14 yaşındaki bir çocuğun bilimsel veya sanatsal çalışmasını paylaşması ile zararlı bir içerikle karşılaşması aynı hukuki ve toplumsal sonuçları doğurmaz. Kanun koyucu ise bireysel risk değerlendirmesi yerine genel bir yaş eşiği belirlemiştir. Çocukların korunması meşru olsa da genel yasağın gerekliliği ve daha hafif araçlarla aynı amaca ulaşılıp ulaşılamayacağı tartışılabilir.
Üstelik düzenleme, 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış çocuklar için sosyal ağları bütünüyle serbest bırakmıyor. Yönetmeliğin 8. maddesi uyarınca çocuk hesapları için yüksek gizlilik ayarları, canlı yayın ve kişiselleştirilmiş ticari reklam gibi özelliklere yönelik sınırlamalar öngörülüyor. Bu yönüyle düzenleme sadece “yasaklama” değil, hizmetin tasarımına müdahale etme niteliği de taşıyor.
Mevcut hesaplar ve çocukların verileri ne olacak?
Yönetmeliğin geçici 1. maddesine göre, daha önce açılmış ve öngörülen yaş doğrulama belirteciyle doğrulanmamış hesapların 31 Mart 2027’ye kadar en az bir kez doğrulanması gerekiyor. 15 yaşını doldurmadığı tespit edilen çocuğun mevcut hesabı, kendisine bilgi verilerek kapatılacak. Başvuru veya itiraz yoluna gidilirse hesap içeriği ve kişisel veriler süreç sonuçlanıncaya kadar silinmeyecek; itiraz yolu işletilmezse kapatılan hesaba ilişkin veriler gecikmeksizin silinecek.
Burada mesele yalnızca hesabın kapanması değildir. Yıllardır biriken fotoğraflar, yazışmalar ve kişisel çalışmalar da söz konusudur. Yönetmeliğin 10. maddesi, Türkçe, ücretsiz ve erişilebilir bir itiraz mekanizması ile tamamen otomatik değerlendirme yerine anlamlı insan incelemesini zorunlu tutuyor. Bu güvence, uygulamada gerçekten işlerse değer kazanacaktır.
Yaş doğrulamasında da ayrı bir hassasiyet bulunmaktadır. Yönetmeliğin 7. maddesindeki e-Devlet üzerinden oluşturulan yaş doğrulama belirteci, kişinin kimliğini veya tam doğum tarihini değil; 15 ve 18 yaş eşiklerini geçip geçmediği bilgisini içerir. Verinin asgari düzeyde tutulması doğru bir başlangıçtır; fakat kişisel verilerin korunması bakımından belirleyici olan, sistemin uygulamada nasıl işletileceğidir.
Asıl sorumluluk tartışması
Çocukların dijital güvenliğinin yalnızca ebeveynin telefonu denetlemesine bırakılması gerçekçi değildir. Hangi içeriğin önerileceğini, neyin öne çıkarılacağını ve kullanıcıların platformda ne kadar kalacağını büyük ölçüde sosyal ağların tasarladığı sistemler belirliyor. Hukuk da bu nedenle hizmet sağlayıcısına doğrudan yükümlülük yüklüyor.
Çocukları sosyal medyanın risklerinden korurken, onların ifade özgürlüğünü, mahremiyetini ve gelişim hakkını hangi ölçütlerle birlikte güvence altına alacağız?
Next