📌 Öncelikle avukatların görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri suçlara ilişkin soruşturma usulü hakkında yasal düzenleme ile pratik uygulamayı incelemekte yarar bulunmaktadır.
📌 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesine göre “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.”
📌 Aynı Yasa’nın 59. maddesine göre;
“58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.
Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır.”
📌 En yakın yer ağır ceza merkezleri HSK ilke kararları ile belirlenmektedir.
Örneğin;
İstanbul Adliyesinin en yakın yer ağır ceza mahkemesi Bakırköy , Bakırköy Adliyesinin en yakın yer ağır ceza mahkemesi İstanbul Anadolu , İstanbul Anadolu Adliyesinin en yakın yer ağır ceza mahkemesi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesidir.
📌 Bir avukat hakkında görevinden doğan veya görevi sırasında işlediği suçla ilgili şikayet, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Başsavcılığına yapılır. Örneğin, suçun işlendiği yer Bakırköy ise şikayet Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmalıdır. Özellikle büyükşehirlerdeki Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde Özel Soruşturma Büroları kurulmuştur. Bu bürolarda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından söz konusu şikayet ilgili avukata bildirilir ve savunmasını yazılı olarak, belirtilen sürede göndermesi istenilir. Burada önemli olan, ilgili avukatın bu şikayet karşısında, kendisine verilen süre içerisinde savunmasını ve buna dair delillerini sunmasıdır. Kimi zaman avukatlar kendilerine yapılan tebligata rağmen yazılı savunmalarını vermemekte, söz konusu şikayeti ciddiye almamakta, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı da şikayet dilekçesinde ileri sürülen iddialar ve deliller çerçevesinde fezlekesini düzenlemektedir. İlgili Cumhuriyet savcısı şikayetçinin iddiası ve delilleri ile avukatın savunmasında ileri sürdüğü hususlarda gerekli inceleme ve araştırmalarını yapar, örneğin tetkiki gereken dava ya da icra dosyasını inceler, ilgili yerlerden temin edilmesi gerekli belgeleri toplar, sonucuna göre Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne soruşturma izni verilmesi ya da verilmemesi kanaati ile soruşturma evrakını fezlekeye(düşünce yazısı) bağlayarak gönderir. Şikayet edilenin yargının kurucu sujelerinden avukat olduğu ve özel soruşturma usullerine tabi olduğu gözetilerek gerekli inceleme ve araştırma titizlikle yapılmalı, sonucuna göre kanaat bildirilmelidir.
📌 Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Başsavcılığının fezlekesinde bildirdiği görüş ile bağlı değildir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü incelemesi sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın yer ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
Örneğin; suçun işlendiği yer Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı yetki sınırlarında ise dosya en yakın yer İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu Cumhuriyet savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine verir.
İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında soruşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. Yine, bu aşamada da ilgili avukatın kendisine tebliğ edilen iddianame üzerine toplanmasını istediği delilleri mahkemesinden istemesi çok önemlidir. İnceleme sonucunda ağır ceza mahkemesi son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verir, bu karar evrak üzerinde, duruşma açılmaksızın verilmektedir. Esasen, son soruşturmanın açılması kararı ilgili avukat hakkında iddianame yerine, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına kararı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar yerine geçmektedir.
Söz konusu kararlarda sıklıkla yapılan hata, ilgili avukatın “sanık” olarak gösterilmesidir.
Halbuki bu aşamada henüz kovuşturma başlamadığı için ilgili avukatın sıfatı “şüpheli” olarak gösterilmelidir.
1136 saylı Yasa’nın 60. maddesine göre;”59 uncu maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabilir. Bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir. Örneğimizde, suçun işlendiği yer Bakırköy, kararı veren İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi olduğuna göre itiraz İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine yapılacaktır.
📌 Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Örneğimizde, suçun işlendiği yer Bakırköy olduğu için son soruşturmanın açılması kararı veren İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderecektir.
📌 15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un 59. maddesine eklenen beşinci fıkrada avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 286/2. maddesinin uygulanmayacağı hükmü getirilmiş, ayrıca 7343 sayılı Kanun'un 15. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24. madde ile de anılan Kanun'un 59/5. maddesinin, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlanmış, böylelikle temyiz yolu açılmıştır.
📌Avukatların görev suçlarında soruşturma usulleri ile ilgili Yargıtay 5.CD. ‘nin güncel bazı içtihatlarına aşağıda yer verilmiştir.
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 04.05.2026, 2025/10648 E. , 2026/6300 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında, katılanın vekilliğini üstlenip, ... 1. Aile Mahkemesinin .../... Esas sırasına kayden takip ettiği tanıma ve tenfiz davasının 11.06.2014 tarihli celsesinde ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair yüze karşı verilen kararı temyiz etmediği, bu suretle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık hakkında Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 09.02.2023 tarihli yazısı ile kovuşturma yapılmasının gerekli olmadığının bildirildiğinin, katılan vekili tarafından işlemin iptali talebiyle dava açılması üzerine ..... İdare Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2023/... Esas, 2023/...Karar sayılı kararı ile davanın kabulüyle işlemin iptaline dair karar verildiğinin, bu kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 13.06.2024 tarihli ve 2024/... Esas, 2024/... sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildiğinin, katılan vekilinin anılan karara yönelik 10.09.2024 tarihinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunması üzerine ... İdari Dava Dairesinin 2024/... Esas sırasına kaydedildiğinin anlaşılması karşısında; anılan dosya getirtilerek kararın kesinleştiğinin tespiti halinde sanık hakkında usulüne uygun verilmiş bir kovuşturma izninin bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi, kesinleşmemişse yargılamaya devamla sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması yerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür."
📌(Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 24.03.2026, 2025/1369 E. , 2026/5113 K.)
"Avukatların görev sırasındaki veya görevlerinden doğan suçlar ile ilgili soruşturma ve kovuşturma izinlerine ilişkin olarak, 1136 sayılı Kanun'un 58. maddesinde yer alan; "...soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine; suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır ..." ve 59. maddesinde yer verilen; "58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. İddianamenin bir örneği hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir. Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır." hükümleri gözetildiğinde;
Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın yargılandığı ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/... Esasına kayden görülen kamu davasının 12.01.2017 tarihli oturumunda yüzüne karşı tefhim olunan mahkumiyet kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayarak kararın kesinleşmesine neden olduğu iddiasıyla verilen kovuşturma izni sonrasında, sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan son soruşturmanın açılması talebiyle düzenlenen ... Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2020 tarihli ve 2020/... Soruşturma, 2020/... Esas sayılı iddianamesi üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesince söz konusu iddianamenin sanığa tebliği ile kanunda öngörülen süre içinde delillerini bildirmesi hususunda ihtarda bulunulması, ardından son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, sanığa isnat edilen suçun ... ilinde işlendiğinden bahisle 5271 sayılı Kanun'un 12/1-2. madde ve fıkraları gereği yetkisizlik kararı verildiği anlaşılmakla, son soruşturmanın açılmasına dair karar, dava açan ve iddianame yerine geçen belge niteliğinde olduğundan, usulüne uygun şekilde açılmış kamu davası bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 03.03.2026, 2026/2062 E. , 2026/3751 K.)
"... Cumhuriyet Başsavcılığının 19.11.2024 tarihli ve 2024/... Soruşturma, 2024/... Esas, ... numaralı İddianamesiyle .... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan şüphelinin, davacı - karşı davalı vekili sıfatıyla ... Aile Mahkemesinin 2019/... Esasına kayden takip ettiği dava sonucunda verilen 02.06.2021 tarihli ve 2021/... sayılı aleyhe kararın 06.09.2021 tarihinde yetkili kıldığı avukat...'a usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde karara karşı istinaf başvurusunda bulunmayarak kesinleşmesine sebebiyet verdiği, böylece görevini kötüye kullandığı iddiasıyla hakkında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
... Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2025 tarihli ve 2024/... Esas, 2025/... sayılı Kararı ile tebligatın yetkili kılınan avukat...'a yapıldığı, istinaf işlemlerini yerine getirmeyen ... yönünden değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, vekaletnameye haiz avukatın devam eden duruşmalara girmesi, dosya ile ilgili iş ve işlemleri takip etmesi için yetki belgesi ile başka bir avukatı yetkilendirmesinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, dosyanın mevcut durumunu takip etme yükümlüğünün vekaletnameye haiz avukatta bulunduğu nazara alındığında, toplanan mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 26.02.2026, 2024/11070 E. , 2026/3162 K.)
"5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme gereğince hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olacağı, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak son soruşturmanın açılması kararında gösterilmesi gerektiği cihetle; dava açan belge olan son soruşturmanın açılmasına ilişkin kararda sanık hakkında son soruşturma açılması talebinin kabulüne karar verilmiş ise de gerekçede iddia olarak anlatılan fiil ve failin iddianame ile soruşturma ve kovuşturma izinlerinde yer verilenden farklı olduğu, yargılama konusu olaya ilişkin yüklenen suçu oluşturan fiiller mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmadan, sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan son soruşturmanın açılması için yeterli delil bulunduğu ve delillerin takdirinin mahkemesine ait olduğu belirtilerek ve 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin sevk maddesi olarak gösterildiği, bu suretle usulüne uygun şekilde açılmış kamu davası bulunmadığı nazara alınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 24.03.2026, 2026/2533 E. , 2026/5127 K.)
"... Ağır Ceza Mahkemesinin 15.08.2024 tarihli ve 2024/... Esas, 2024/... sayılı Kararı ile şüpheli ... hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmiş, şikayetçinin itirazı üzerine mahkemenin 15.10.2024 tarihli müzekkeresi ile yerinde görülmeyen itirazın değerlendirilmesi için dosyanın gönderildiği ... Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2025 tarihli ve 2024/... Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın kabulüne karar verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca; bir kamu hizmeti ve serbest bir meslek olarak yerine getirilen avukatlık, yargının kurucu unsurlarından olup bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiği gibi 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün güvencesini de oluşturmaktadır. Avukatlık mesleğinin bu nitelikleri gereği olarak, görev sırasındaki veya görevden doğan suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılıp yürütülmesi konusunda 5271 sayılı Kanun'da yer alan genel düzenlemelerden ayrık biçimde 1136 sayılı Kanun'un 58-61. maddelerinde özel düzenlemeler yapılmıştır. 1136 sayılı Kanun'un özel soruşturma ve kovuşturmayı öngören hükümlerinde tüm ayrıntılar düzenlenmediğinden, açık hüküm bulunan konularda bu düzenlemenin uygulanması gerekmekte, düzenlenmeyen veya ilgili maddelerde atıf yapılan hususlarda ise genel hükümlerin uygulanması zorunlu bulunmaktadır. Başka bir deyişle, 1136 sayılı Kanun'da açık bir düzenleme bulunması durumunda, aynı konu genel hükümlere (5271 sayılı Kanun) aykırı biçimde düzenlense dahi, bu konuda 1136 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Avukatların görev sırasındaki veya görevden doğan suçlarından dolayı Adalet Bakanlığının kovuşturma iznine bağlı olarak anılan Kanun'un 59. maddesi uyarınca suçun işlendiği yere en yakın ağır ceza mahkemesi başsavcısı tarafından düzenlenen iddianame üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince son soruşturmanın açılmasına ya da açılmasına yer olmadığına karar verilmektedir. 1136 sayılı Kanun'un 60. maddesinde ise "59. maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabileceği" ve "itirazın suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesince inceleneceği" belirtilmiştir. Görüldüğü üzere özel soruşturma yönteminin düzenlendiği 60. maddenin birinci fıkrasında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin karara kimin itiraz edeceği sorunu açıklığa kavuşturulup yalnızca sanık veya Cumhuriyet savcısının itiraz edebileceği kabul edilmiş ancak itiraz yöntemi bakımından genel hükümlere gönderme yapılmıştır. Bu durumda, incelenen dosyada suçtan zarar gören yakınanın itiraz hakkının bulunmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, özel yasasındaki hükümle düzenlenen bir konuda, genel soruşturma ve kovuşturma yöntemiyle ilgili olarak, suçtan zarar gören yakınanın da yasa yollarına başvuru hakkı bulunduğunu düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un 260. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; merciince şikayetçinin son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karara karşı itiraz hakkı bulunmadığının gözetilmemesi, 1136 sayılı Kanun'un 60/2. maddesinde yer alan ''.. Bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda suç yerinin Tekirdağ olduğu ve son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararın Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verildiği anlaşılmakla, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karara yönelik itirazı incelemeye yetkili mahkemenin suçun işlendiği yer Tekirdağ Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi hariç olmak üzere, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi olduğu gözetilmeden itirazın esastan incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür."
📌 Avukatların görev suçları genellikle 1136 sayılı Yasa’nın 62. maddesindeki “Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.” hükmü gereği TCK’nın 257. maddesindeki “görevi ihmal” ,“görevi kötüye kullanma”, TCK’nın 155/2 maddesindeki “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma”, TCK’nın 158/1-i maddesindeki “nitelikli dolandırıcılık” suçları olarak ortaya çıkmaktadır.
📌Yazının bundan sonraki bölümünde avukatların karşılaştıkları suç tiplerinin yasal unsurlarını açıklamaktan ziyade güncel, emsal Yargıtay kararlarına yer verilecektir.
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 08.06.2026, 2025/7459 E. , 2026/6638 K.)
"Olay tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla ... İcra Müdürlüğünün 2015/... sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibinde ... tarihli reddiyat makbuzları ile 16.856,07 TL, aynı Müdürlüğün 2015/... sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibinde ... tarihli reddiyat makbuzları ile 21.384,24 TL olmak üzere 38.240,31 TL tahsil ettiği halde müvekkili ile aralarındaki anlaşma uyarınca tahsil edilen miktarın %10'u oranında vekalet ücreti dışındaki bakiye miktarı katılana vermeyip uhdesinde tuttuğu iddiasıyla açılan davada, İlk Derece Mahkemesince sanığın eylemi 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 166/1. maddesine göre hapis hakkını kullanma olup olayda zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığı, olayın hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu, bu suçu işlediğini gösterir katılanın soyut iddiası dışında cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı bir delil ile tarafsız tanık beyanına ulaşılmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de; sanığın, davaya konu icra takiplerinin ... İnşaat Güvenlik şirketinde çalışan işçiler ... ve ... 'in bu şirket ile ... Üniversitesi Rektörlüğü aleyhine açtıkları davalar nedeniyle ilama dayalı alacaklar olduğunu, ... İnşaat Güvenlik şirketi sahibi ...'ın işçilerin borçlarını ödeme isteği üzerine alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşemeyeceğinden bahisle şirket müdürü katılana işçi alacaklarının temlik edildiği, bu suretle gerçek alacaklının katılan değil ... İnşaat Güvenlik şirketi ve kendisinin de bu şirketten vekalet ücreti alacağı olduğunu savunması, katılanın ise alacaklının kendisi olduğunu beyan etmesi karşısında, ... ve ... ile şirket yetkilisi olan ...'ın tanık sıfatıyla dinlenerek, ... ve ... 'e katılanın işçi olan şahıslara alacaklarını temlik etmelerini gerektirir borçlarının bulunup bulunmadığı, ...'a ise alacağın temliki ile sanığın vekalet ücreti alacağı bulunup bulunmadığı hususları sorularak aralarındaki hukuki ilişkilerin tespiti ayrıca katılanın ...'a ait yemek firmasını satın aldığı iddiasının araştırılması sonrası sanığın uhdesinde katılana ait para bulunup bulunmadığının belirlenmesi, eyleminin sübutu hâlinde Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere sanık ile katılan arasındaki vekâlet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan ... ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 6763 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükümde hukuka aykırılık görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 16.09.2026, 2024/11801 E. , 2026/8983 K.)
"Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, isnada konu paraların sanığa teslim edilmesinin avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından kendisine duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, isnadın sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği nazara alınarak, bu suç yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, İlk Derece Mahkemesince isnadın zimmet suçu kapsamında değerlendirilmesi suretiyle verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de hüküm sonucu itibarıyla doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 13.07.2026, 2025/1946 E. , 2026/7809 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın sanık olarak yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyasında müdafiiliğini üstlendiği, katılanın 7 yıl hapis cezasına mahkumiyetine dair kararın kesinleşmesi üzerine, karara yönelik Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak üzere sanığın eşi ...'den masraf ve vekâlet ücretine mahsuben 600 TL aldığı halde gereğine tevessül etmediği iddia edilen somut olayda; sanık ile katılan arasında bireysel başvuruda bulunulması için anlaşma olduğuna ve masraf verildiğine dair delil bulunmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ise de maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından, katılanın sanığı vekil tayin ettiğine dair vekaletnamenin aslı veya onaylı sureti dosya arasına alınarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma yönünden de vekil tayin edilip edilmediğinin tespiti, katılan tarafından daha sonradan Anayasa Mahkemesine herhangi bir başvuru yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise akıbetinin araştırılması, katılanın eşi olan ...'in ayrıntılı beyanlarının alınması ile objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığının denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılmasından sonra hasıl olacak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu verilen beraat hükmüne ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 02.07.2026, 2025/10639 E. , 2026/7394 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın kardeşi ... hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet ile sonuçlanan dava dosyası ile ilgili ...’ın vekilliğini üstlenmek hususunda katılanla görüştüğü sırada, katılana Yargıtay’da tanıdıkları olduğu, temyiz incelemesi aşamasında kararı lehe şekilde bozdurabileceği yönünde usulsüz vaatlerde bulunarak katılandan 15.000 Türk lirası alıp mağduriyetine sebebiyet verdiği iddiasıyla açılan kamu davasında; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesindeki avukatlığın kamu hizmetinin yanı sıra serbest bir meslek olduğuna ilişkin belirleme ile 5237 sayılı Kanun'un 158/1-i maddesi ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65... . maddelerindeki düzenlemeler karşısında, avukatların serbest meslek sahibi kişilerden olduklarında kuşku bulunmaması, iddia konusu dava yönüyle ...’ın, sanığa verdiği vekaletname olmadığı gibi dosyada ...’ın vekilliğinin avukat ... tarafından yürütülmesi, sanığın kendisine verilen eksik belgeleri adı geçen avukatın kullanıcısı olduğu UYAP sistemi üzerinden tamamladığına ilişkin savunmasının tanık sıfatıyla ifadesi alınan ... tarafından doğrulanmaması, sanık tarafından dosyaya herhangi bir dilekçe veya belge ibraz edilmemesi, sanık hesabına paranın havale ile gönderilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-i maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması..."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 01.07.2026, 2024/12154 E. , 2026/7357 K.)
"Olay tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, davacı katılan vekili sıfatıyla takip ettiği ... İdare Mahkemesinin 2019/... Esas sayılı tam yargı davasında, davanın reddine dair verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine 150,00 TL posta giderinin yazının tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkeme veznesine yatırılması aksi halde istinaf isteminden vazgeçilmiş sayılacağı ihtarını içeren yazıyı tebellüğ ettiği halde posta giderini tamamlamadığı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48/6. maddesi uyarınca kararın istinaf edilmemiş sayılmasına dair 29.09.2020 tarihli kararın verilmesine ve katılanın mağduriyetine neden olmak suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasında, ... İdare Mahkemesinin 04.06.2020 tarihli Kararında;
''...Davacıların, işlemin idariliğini ve zararı öğrendikleri 13/07/2016 tarihinden itibaren, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde öngörülen dava açma süresi içerisinde davalı idareye başvururak haklarının yerine getirilmesini istemesi ve bu isteklerinin reddi üzerine 60 günlük yasal süresi içerisinde dava açmaları gerekirken, anılan yasal düzenlemede öngörülen süre geçirildikten sonra 12/04/2019 tarihli başvuruya istinaden açılan bakılmakta olan davada süre aşımı bulunduğundan, davanın esasının incelenmesi olanağının bulunmadığı ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiğinin...'' belirtilmesi karşısında, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği, bu itibarla süresinden sonra açılan dava yönünden objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığı, oluştu ise ne suretle oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması nedeniyle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeler neticesinde İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün kaldırılarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 30.06.2026 , 2025/11130 E. , 2026/7293 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın müvekkili olan katılan ...'den icra takibi başlatmak üzere teslim aldığı senetleri icra takibi başlatmamasına ve azledilmesine rağmen iade etmediği iddia ve kabul olunan olayda, sanığın soruşturma aşamasında senetlerin hiçbir zaman kendisine teslim edilmediğini savunması üzerine sanık ile senetlerin iadesine yönelik görüşme yapan katılanın 05.01.2016 tarihli beyanından ve aynı tarihli dilekçesinden ilk olarak şikayet tarihinden 8 ay kadar sonra Aralık 2015'te yapmış oldukları görüşmeyi kayıt altına alıp 15 gün sonra yapılacak ikinci görüşmeye gitmeden önce de sanığın sesini kayıt altına almayı planladığı ve bu plan doğrultusunda elde ettiği ses kayıtlarını delil olarak sunduğu anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarihli ve 187-131 sayılı Kararında da açıklandığı üzere ani gelişen durum olmaksızın, plan yaparak ya da bir kurgu oluşturarak muhataplarının görüntülerinin veya seslerinin kayda alınması hâlinde bu kayıtların delil niteliği bulunmadığı nazara alınarak, hukuka aykırı nitelikteki bu delil dışlanarak mevcut diğer delillerin değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi..."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 30.06.2026, 2025/5388 E. , 2026/7315 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, ... Aile Mahkemesinin 2019/... esasına kayden görülen "nafakanın kaldırılması" davası sırasında, davacı katılan ile aralarındaki vekil müvekkil ilişkisi kapsamında edindiği mesleki sır niteliğindeki hususlarla ilgili olarak 17.02.2021 tarihinde davalı ... lehine tanık olarak beyanda bulunmak suretiyle 1136 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen sır saklama yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddia ve kabul olunan olayda; sanığın tanıklık yaptığı dosyadaki beyanlarının ne suretle davanın kararına etkisi olduğunun gerekçede açıklanması ile eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği dikkate alınarak, objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığının, oluştuysa ne şekilde oluştuğunun denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği nazara alınmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 10.06.2026, 2024/11089 E. , 2026/6786 K.)
"Olay tarihinde ... Barosunda kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, kamu görevinden çıkarılma işleminin iptali davası için idari yargıya müracaat etmek üzere .... Noterliğince düzenlenen 01.11.2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekâletname ile katılanın vekilliğini üstlenip müvekkili aleyhine hükmedilen ... İdare Mahkemesinin 2018/... Esas, 2019/... sayılı davanın reddi Kararını 04.03.2020 tarihinde tebellüğ ettiği halde bahsi geçen karara karşı yasal süresinde istinaf yoluna başvurmayarak katılanın mağduriyetine sebep olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine hükmedilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği, sanık tarafından istinaf edilmediği kabul edilen karar ile ilgili olarak, katılanın ... Sulh Hukuk Hakimliğinin ... tarihli ve 2019/... Esas, 2020/... sayılı Kararı ile kısıtlanmasından sonra vasisi ... tarafından 20.07.2020 tarihli vekaletname ile atanan bir başka avukat tarafından 12.08.2020 tarihinde istinaf talebinde bulunulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2021/... Esas, 2021/... sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği gözetildiğinde, objektif cezalandırma koşullarının gerçekleşmediği, bu itibarla sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği halde yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyetine dair hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 08.06.2026, 2024/11451 E. , 2026/6631 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, ... Noterliğinin 06.10.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekilliğini üstlendiği katılan adına el atmanın önlenmesi davası açmadığı kabul edilen somut olayda; tüm dosya kapsamına ve sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarına göre katılan adına açmış olduğu ihalenin feshi davaları dışında el atmanın önlenmesi davası açılması için katılandan talimatı aldığına ve bu kapsamda davayı açmayarak üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini kanıtlayan her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut deliller bulunamadığından yüklenen suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 08.06.2026, 2024/12159 E. , 2026/6649 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanların aşamalardaki birbiriyle uyumlu ve özde değişmeyen anlatımlarına, bunu doğrulayan yazışma ve vekaletname içerikleri ile tüm dosya kapsamına göre katılan ... 'in ... ili ... ilçesindeki arsasında bulunan üç adet elektrik direğinin işgal bedelinin tahsili amacıyla Belediye Başkanlığı aleyhine dava açmak ve katılan ...'in darp edilmesi olayı nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak üzere vekilliklerini üstlenip vekalet ücreti aldığı halde şikayet tarihine kadar hiçbir işlem yapmadığının anlaşılması karşısında, sübut bulan eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2 ve 43/1. maddeleri uyarınca zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilip mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesi nedeniyle istinaf başvurularının kabulü yerine esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 12.05.2026, 2024/10514 E. , 2026/6458 K.)
"Sanığın olay tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yaptığı, ...'nun uyuşturucu madde ticareti suçundan 12 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/... Esas, 2015/... sayılı Kararının Yargıtay ... Ceza Dairesinin 08.11.2016 tarihli ve 2016/... Esas, 2016/... sayılı Kararı ile onanarak kesinleşmesi üzerine eşi ...'nun ...'e vasi olarak atandığı, 08.02.2018 tarihinde ...'nın yerine katılan ...'ın vasi olarak tayin edildiği, katılan ...'ın 11.02.2017 tarihinde sanığın bürosuna gittiği, kesinleşen karar ile ilgili olarak olağanüstü kanun yoluna müracaat edilmesi için anlaşmaya vardıkları, 11.02.2017 tarihinde avukatlık ücret sözleşmesi düzenledikleri, 03.03.2017 tarihinde önceki vasi ...'nun sanığı vekil olarak tayin ettiği, avukatlık ücret sözleşmesi ve vekalete rağmen sanığın olağanüstü kanun yollarına başvurmadığı kabulüyle hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine hükmedilmiş ise de sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği gözetilerek, somut olayda objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığı, oluştu ise ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde gerekçeleriyle tartışılması ile buna göre hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 05.05.2026, 2024/9134 E. , 2026/6319 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan adına işe iade davası açmak amacıyla daha önceden avukatlık mesleğini icra eden eski eşi ... aracılığıyla katılanın vekilliğini üstlenmesine rağmen bahse konu davayı açmadığı kabulüyle yüklenen suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de taraflar arasındaki mesaj içerikleri ve tanıklar ..., ... ile ... ...'ın anlatımlarıyla desteklenen sanık savunmasının aksine dosya kapsamında mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hakkındaki mahkumiyet hükmü düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 30.04.2026, 2024/3381 E. , 2026/6207 K.)
"Olay tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, tutuklu olarak yargılanan katılanın eşinin kardeşi ...'ın 18.07.2018 tarihinde, ....ve ...'ın 15.08.2018 tarihinde tahliyelerini sağlaması karşılığında katılanın 150.000 TL ödeyeceğini kararlaştırılıp bahse konu tutara mahsuben aldığı 80.000 TL'ye karşılık katılana 04.07.2018 düzenleme ve 19.07.2018 ödeme tarihli senedi imzalayarak tahliyeler gerçekleştiğinde senedin hükümsüz kalacağı, gerçekleşmemesi halinde ise senet bedelinin ödeneceğine ilişkin olarak katılan ile imzaladığı 04.07.2018 ve tarihsiz sözleşmelere istinaden adı geçenlerin vekilliklerini üstlendiği, tahliyelerin gerçekleşmemesi üzerine senet bedelini ödemeyip, katılan tarafından sanık hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2018/... sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatılmasına sebebiyet verdiği iddia ve kabul edilen olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmü kaldırılarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararının kapsamına, katılan ile sanık arasında vekalet ilişkisi bulunmamasına göre, sanık ile katılan arasında belirli kişilerin tahliye olması veya olmaması ihtimaline binaen avukat olan sanığın kazanacağı ücret konusunda sözleşme imzalandıktan sonra sanığın sözleşmenin gereklerine aykırı hareket etmesi şeklindeki eyleminin herhangi bir suç teşkil etmeyeceği, sanık ile katılan arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf mahiyetinde bulunduğu, sanığın eyleminin 1136 sayılı Kanun'un 34. maddesindeki; "Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler." hükmü çerçevesinde nitelendirilse dahi disiplin hukuku kapsamında değerlendirilebileceği gözetilerek, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle hakkında verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 30.04.2026, 2025/750 E. , 2026/6210 K.)
"Olay tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı mağdur ...'un vekili sıfatıyla borçlular ... Turizm. İnş. San. Tic. Ltd. Şti ve ... hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2019/... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığı ancak daha sonra mağdur tarafından azledildiği 22.07.2020 tarihine kadar geçen süreç içerisinde alacağın tahsiline yönelik herhangi bir işlem yapmayarak alacağın tahsilinin gecikmesine sebebiyet verdiği gerekçesi ile ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, katılanın soruşturma aşamasında, alacağını devretmek için 22.07.2020 tarihinde icra müdürlüğüne gittiğinde sanığın icra dosyasında tahsile yönelik herhangi bir işlem yapmadığını ve borçlunun mal kaçırdığını öğrendiğini, arkadaşı olan ...'in sanıkla irtibat kurduğunu ve sanığın dosyayı takip etmeyeceğini, istenildiği takdirde hakkında şikayetçi olabileceğini söylemesi üzerine 22.07.2020 tarihinde sanığı azlederek, 23.07.2020 tarihinde alacağını ... isimli şahsa devrettiğini beyan etmesi karşısında; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından ifadelerde adı geçen ...'in tanık olarak dinlenmesi ile savunmada ileri sürülen hususların sorulması sonrasında, tüm delillerin değerlendirilmesi ile hasıl olacak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 28.04.2026, 2025/7843 E. , 2026/6182 K.)
"...Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, icra dairelerinde avukatlara getirilen sayı sınırlaması nedeniyle ... Adliyesindeki bazı icra müdürlüğü görevlileri ile iş birliği yaparak, kotası başka icra müdürlüğünde bulunması veya hiç kotası olmamasına rağmen bu görevlilere, dosyalarda vekil olarak kotası bulunan diğer avukatların ismi girildikten sonra bu avukatların ismi silinerek kendi ismini kaydettirmek suretiyle ... yılında ... İcra Müdürlüğü uhdesinde 243 adet ve ... İcra Müdürlüğü uhdesinde 545 adet olmak üzere toplam 788 dosya ile ilgili usulüne uygun olmayan şekilde tevzi yaptırdığı iddiası ile açılan kamu davasında, sanığın ... İcra Müdürlüğünde iddiaya konu başlattığı 545 adet icra takibi dosyasında alınması gereken peşin harcın alınmayarak 35.249,70 TL kamu zararı oluşturduğu gerekçesi ile mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de ... Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2024 tarihli ve ... Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 10.06.2024 tarihli cevabi yazılarında yapılan araştırmalar neticesinde kamu zararına ilişkin tespit yapılamadığının belirtilmiş olması ayrıca ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/... Esas sayılı dava dosyasında ilgili icra dairesinin personelleri hakkında peşin harç alınmadan işlemlerin yapılmaması gerekirken işlemlere devam edilerek 35.294,70 TL'lik alınmayan harçlar nedeniyle kamunun zararına sebebiyet verme şeklindeki eylemleri açısından yargılama yapılması karşısında, meydana gelen zararın sanığa isnat edilen eylem sonucu oluşmadığı gözetilerek sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi yerine yanılgılı değerlendirmeyle mahkumiyet hükmü kurulması,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 27.04.2026, 2024/11633 E. , 2026/6139 K.)
"İddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesine istinaden hak yoksunluğu uygulanması talep olunduğu anlaşılmakla, aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğu uygulanması bakımından sanığa ek savunma hakkı tanınmadığından bahisle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Olay tarihinde ... Baroda kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın vekili sıfatıyla takip ettiği ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/... Esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davasının 09.10.2018 tarihli duruşmasına katılmayıp davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesi neticesinde katılanın mağduriyetine neden olarak görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de sanığın, duruşma tarihinde epilepsi nöbeti nedeniyle tedavi amacıyla hastaneye gittiğini, 25.10.2018 tarihinde beyin ameliyatı geçirdiğini ve yoğun bakımda kaldığını, sonrasında da felçli uyandığını savunması ve dosya arasına alınan tedavi evraklarının da bu hususu doğrulaması karşısında sanığın suç kastıyla hareket etmediği gözetilerek atılı suçtan beraatine dair İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanığın yüklenen suçtan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 27.04.2026, 2024/9162 E. , 2026/6135 K.)
"Olay tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanın sanık olarak yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyasında vekaletname ile müdafiiliğini üstlenip, vekalet ücretine mahsuben katılanın eşi ...den havale yoluyla 10.000 TL aldığı halde soruşturma ve kovuşturma aşamalarını takip etmeyip, gereğine tevessül etmediği gibi aldığı vekalet ücretini de iade etmeyerek görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstermek suretiyle katılanın mağduriyetine neden olduğu kabulüyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de suça konu dosyanın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemesinde; katılanın 20.11.2017 tarihli dilekçe ile avukatının bulunmadığını belirttiği, mahkemece ... Cumhuriyet Başsavcılığına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (5271 sayılı Kanun) kapsamında zorunlu müdafilere mahsus ücret sarfı için başka bir avukat lehine 08.01.2019 tarihli yazının yazıldığı, katılanın ağabeyi ... tarafından ... Adliyesi ön bürodan 03.09.2018 tarihli dilekçe ile sanığın, katılanın avukatı olduğuna dair ... Noterliğinin 27.07.2017 tarihli vekaletnamesinin gönderildiği ve mahkemece UYAP üzerinden sanığın, müdafi olarak dosyasına kaydının yapıldığı yine katılan tarafından gönderilen 03.10.2018 tarihli dilekçe ile avukatı olan sanığa duruşma günü bildirir davetiye tebliğ edilmesinin talep edildiği dikkate alınarak, suça konu dosyanın getirtilerek incelenmesi ile sanığın katılanla cezaevinde hangi tarihlerde, ne sıfatla görüştüğünün araştırılması, ...'nün tanık olarak dinlenerek 27.07.2017 tarihli vekaletnameyi sanığa teslim edip etmediği, teslim etmiş ise ne şekilde teslim ettiğinin sorulması sonrasında keza 5237 sayılı 257/2. maddesinde düzenlenen suçun oluşması için görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme yanında objektif cezalandırma şartı olan failin fiili ile "kişilerin mağduriyetine" veya "kamunun zararına" neden olma ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlama" şartlarından birinin de gerçekleşmesi gerektiği gözetilerek, somut olayda objektif cezalandırma şartlarından birinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin, gerçekleşmişse ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılması sonrasında hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 13.04.2026, 2025/10 E. , 2026/5872 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın davacı sıfatıyla yer aldığı ... İş Mahkemesinin 2015/... Esas sayılı dosyasında vekilliğini üstlendiği halde davayı takip etmeyerek açılmamış sayılmasına ve bu karar sonucu katılan aleyhine hükmedilen vekalet ücreti nedeniyle icra takibi başlatılmasına sebebiyet verdiği iddia ve kabul edilen somut olayda; sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de sanığın savunmasında, iddia konusu dosya haricinde katılanın 3 dosyasını daha hukuk bürosu olarak takip ettiklerini ancak katılanla iyi bir iletişim sağlayamadıkları için bu dosyalardan istifa ettiklerini, iddia konusu dosyada iseistifa dilekçesi olmadığını fakat katılanın talebi üzerine meslektaş oldukları ...’e yetki belgesi verdiklerini, tam hatırlamamakla birlikte bu avukat ile yaptığı görüşmede avukatın katılanın para ödememesi üzerine duruşmaya katılmadığını bildirdiğini ifade ettiği, sanık müdafiinin beyanında da bu savunmaya işaret edilerek adı geçen avukatın tanık sıfatıyla ifadesinin alınmasının ve yeni bir dava açılıp açılmadığının araştırılmasının talep edildiği dikkate alındığında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi amacıyla avukat ...’in tanık sıfatıyla beyanına başvurularak sanığın savunması doğrultusunda ifadesinin alınması ve bu kapsamda katılan ile aralarında iddia konusu dava dosyasına ilişkin vekalet ilişkisi olup olmadığının açıklattırılıp varsa onaylı vekaletname suretinin dosya arasına alınması ayrıca aynı konuda katılan tarafından yeni bir dava açılıp açılmadığının tespit edilerek açılmışsa dosyanın getirtilip incelenmesi sonrası hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 06.04.2026, 2024/9153 E. , 2026/5650 K.)
"Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanması yerine avukatlık görevini üstlenmekten yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması ve yasaklılık süresinin hükümde belirtilen gün sayısının yarısından az olamayacağı da gözetilmeden "38 gün " yerine "1 ay 7 gün" olarak belirlenmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak; Avukat olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi ve fıkrası gereği hak yoksunluğuna hükmolunduğu sırada infazda tereddüt oluşturacak şekilde "kamu görevini ve avukatlık görevini" üstlenmekten yasaklanmasına karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 06.04.2026, 2024/6353 E. , 2026/5654 K.)
"Olay tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında, vekilliğini üstlenip boşandığı eşine yönelik mal rejiminden kaynaklanan alacak davası açmak için masraf ve vekalet ücretini almasına rağmen dava açmadığı, bu suretle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın aşamalarda değişmeyen, mal rejiminden kaynaklanan alacak davasını açmak üzere katılan ile aralarında anlaşma bulunmadığına, katılan tarafından yapılan ödemelerin takip ettiği boşanma davası ve ceza dava dosyalarına ilişkin olduğuna dair inkara yönelik savunması, sanığın katılan adına vekaleten ... Aile Mahkemesinin 2016/... Esas, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/... Esas ve ... Aile Mahkemesinin 2016/... Esas sayılı dosyalarını takip ettiğinin tespit edilmesi dikkate alındığında, sanık savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı nazara alınarak, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereğince atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği nazara alınmadan, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 06.04.2026, 2024/9686 E. , 2026/5647 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla takip ettiği ... İcra Müdürlüğünün 2021/... (2015/...) sayılı dosyasında borçlunun itirazı üzerine takibin durması sebebiyle yasal süre içerisinde itirazın iptali davası açmayarak ve herhangi bir işlem yapmayarak dosyanın 11.12.2018 tarihinde takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılmasına neden olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın, ücreti ödenmedikçe itirazın iptali davası açmaya ve diğer işlemleri yapmaya zorlanamayacağı, buna dair savunmasının aksini ortaya koyacak delilin dosya kapsamında bulunmadığı ayrıca söz konusu takip dosyasında alacaklı olan katılanın yeni vekili aracılığıyla yeniden ilamsız takip yapılacağından takibin kapatılmasını talep etmesi üzerine verilen kapatma kararı neticesinde katılanın zararının bulunmadığı, bu itibarla sanığın üzerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile beraatine karar verilmiş ise de, katılanın vekili aracılığıyla sunduğu dilekçelerinde delil olarak sunulan; katılanın, sanığa masrafları ödediğine ilişkin ... Asliye Hukuk Mahkemesinde tanık olarak dinlenen, sanığın katibi olan ...'in beyanı gözetilerek, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için adı geçenin tanık olarak dinlenerek katılanın, sanığa yargılama masraflarını ödeyip ödemediği, ödemiş ise ne şekilde ödeme yaptığına dair bilgi ve görgüsünün sorulması sanığın davacı, katılanın davalı olduğu, vekalet ilişkisinden kaynaklı alacağa ilişkin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas sayılı derdest dosyasının getirtilerek incelenmesi, UYAP sisteminden yapılan sorgulamada, sanık hakkında 21.11.2023 tarihli son soruşturmanın açılması kararı ile açılan ... Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2025 tarihli, 2024/... Esas ve 2025/... Karar sayılı dosyasında, sanığın katılana yönelik görevi kötüye kullanma suçundan beraatine karar verildiği ve dosyanın istinaf incelemesi için ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin 2025/... Esasına kayıtlı olduğu, belirtilen dosyada suç tarihinin 10.08.2022 olduğunun anlaşılması karşısında mümkün ise tüm deliller birlikte değerlendirilerek mümkün değilse onaylı örneğinin dosya arası alınması sonrasında davaların birleştirilmesi, suç tarihi, hukuki kesinti, zincirleme suç ve mahsup hükümleri de nazara alınmak suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 30.03.2026, 2024/2757 E. , 2026/5269 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın katılanın vekilliğini üstlenerek alacaktan kaynaklı muvazaa sebebiyle tasarrufun iptali davası açmak için vekalet ücreti ve masraf avansı almasına rağmen söz konusu davayı açmayarak ve katılanın çeşitli zamanlarda yazdığı mesajlarla görüşmek istediğini belirtmiş olmasına rağmen, sanığın mesajları ile katılanı oyaladığının kabulüyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de dosya kapsamına, sanığın mesajlarının içeriklerine ve katılanın telefonlarına cevap vermeme şeklindeki eylemlerine nazaran sanığın katılanı oyaladığına dair delil bulunmadığı, dava açmamak şeklindeki eyleminin 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, aynı Kanun'un 257/1. maddesi ile uygulama yapılması,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 25.03.2026, 2025/1367 E. , 2026/5160 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, davacı katılan vekili sıfatıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/... Esasına kayden görülen alacak davası sırasında, ihtiyati tedbir kararı için teminat bedeli olmak üzere 27.05.2014 tarihinde 30.000,00 Türk lirasını banka havalesi yoluyla aldığı hâlde gereğine tevessül etmediği, bu suretle görevini ihmal ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilmiş ise de; sanığın parayı vekalet ücreti ve masraf alacağına mahsuben elinde tuttuğunu savunduğu, banka dekontunda ise paranın gönderiliş amacının açıkça "teminat" olarak belirtildiği, sanığın parayı aldıktan iki gün sonra 29.05.2014 tarihinde tedbir talep etmesine rağmen mahkemece 02.06.2014 tarihli tensip zaptı ile bu talebin reddedilmesi üzerine teminat yatırma ihtiyacının ve hukuki sebebin ortadan kalktığı, buna rağmen parayı iade etmeyerek uhdesinde tuttuğu, tanık ...'in 10.000 TL'nin başlangıçta elden ödendiğine dair beyanı ile sanığın soruşturma aşamasındaki "Vekalet ücretinin bir kısmı elden ödendi." şeklindeki kaçamaklı ikrarı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesinin katılanın sanığa avukatlık ücreti veya dava masrafı olarak herhangi bir ödemede bulunduğuna dair bir delilin bulunmadığı şeklindeki dosya kapsamıyla örtüşmeyen kabulü yerinde olmadığı gibi taraflar arasındaki gerçek borç ve alacak miktarının tereddüde yer vermeyecek şekilde tespiti için dosyanın kül halinde bilirkişiye tevdi edilerek, sanığın hak ettiği yasal vekalet ücreti ile katılan tarafından yapılan tüm ödemeler (banka ve elden) karşılaştırılarak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 12.03.2026, 2025/1960 E. , 2026/4966 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, kanun yoluna başvurmak için vekilliğini üstlendiği katılanın sanık olarak yargılandığı ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/... Esas sayılı dava dosyasında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarını yasal süresi içinde temyiz ettikten sonra 24.06.2015 tarihli dilekçe ile temyiz talebinden vazgeçtiğini içeren dilekçeyi Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinden Yargıtay ilgili Dairesine gönderdiği, vazgeçme nedeniyle dosyanın incelenmeksizin iadesine karar verilmesi sonucu mahkumiyet kararlarının kesinleşmesine neden olduğu iddiasıyla icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de sanık savunmalarını doğrulayan sanığın eski eşi olan temyiz dışı sanık ...'ın beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın yanında avukat katibi olarak çalışan ...'ın, katılanın temyizden feragat edilmesini bildirmesi ve tanışıklıkları nedeniyle yazılı belge almadan sanıktan habersiz olarak e imzası ile temyizden feragat dilekçesi gönderdiği, sanığın dosyada feragat dilekçesini fark etmesi üzerine 08.09.2015 tarihinde temyizden feragate dair verilen dilekçenin dikkate alınmaması talepli dilekçeyi Yargıtay'a gönderdiği nazara alındığında, sanığın suç kastıyla hareket ettiğine dair, savunmasının aksini ispatlar nitelikte mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığı, bu itibarla atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeyle mahkumiyetine karar verilmiş olması nedeniyle istinaf talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 25.02.202, 2025/6792 E. , 2026/3031 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan ve ortaklığın giderilmesi ile ecrimisil davaları açmak üzere ... Noterliğince düzenlenen 02.11.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekaletname ile katılanın vekilliğini üstlenen sanığın, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/... Esas sırasına kayden açtığı ve 20.12.2016 tarihinde katılan lehine davanın kabulü ile sonuçlanan dosyada, gerekçeli kararı yaklaşık 1 yıl boyunca taraflara tebliğe çıkartmayarak kararın kesinleşmesini geciktirdiği, Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in "Kararların tebliği ve teslimi" başlıklı 67. maddesi uyarınca re'sen harekete geçilmesi gereken hâller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi olmadıkça hükmün tebliğe çıkarılmayacağı düzenlenmiş olup, bu düzenleme gereğince kararın tebliğe çıkarılması yükümlülüğünün vekil sıfatıyla sanığa ait olduğu tartışmasız olmasına rağmen bu süre zarfında davanın akıbetini soran katılanı "dosyanın Yargıtay'da olduğu" yönünde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmak suretiyle oyaladığı hususlarının, katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları, dosyaya mübrez mesaj dökümleri ve sanığın, kararın mahkemece re'sen tebliğe çıkarılacağını zannettiği yönündeki tevil yollu ikrarından anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesi uyarınca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeler neticesinde verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 16.02.2026, 2024/3790 E. , 2026/2240 K.)
"... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı vekili sıfatıyla, borçlu ... hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2013/... sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi sırasında, borçluya ait araç ve taşınmazlar üzerinde 16.09.2013 tarihinde uygulattığı haciz işlemlerinin ardından yasal süresi içerisinde satış talebinde bulunmayıp İcra Müdürlüğünce söz konusu haciz işlemlerinin düşürülmesine dair ... tarihli kararların verilmesine, dolayısıyla taşınır ve taşınmazların üçüncü kişiler adına devir ve tescil edilmesine sebebiyet verdiği, böylece görevini kötüye kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de; icra takibine konu bonoya ilişkin yürütülen ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/... Esas sayılı dosyasında görülen menfi tespit davasında, mahkemenin 17.10.2025 tarihli 2025/... sayılı Kararı ile ''Davanın kabulü ile, ... İcra Müdürlüğünün 2013/... Esas sayılı dosyasına konu 15.08.2009 tanzim tarihli, 10.08.2010 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli senet nedeniyle ve icra takibinden dolayı davacının müteveffa davalıya ve mirasçıları olan dahili davalılara borçlu olmadığının tespitine..'' dair karar verildiği ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu hususu gözetildiğinde, menfi tespit davasının akıbetinin araştırılıp sanığın savunmasının aksine suç kastıyla hareket ettiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 16.02.2026, 2025/1944 E. , 2026/2177 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında, katılanların murisi şikayetçi ...'in davalı olarak yer aldığı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyasında, davalı aleyhine verilen kararın istinaf edilmesi için harç ücreti kendisine gönderilmesine ve mahkemesince davalı vekili sıfatıyla eksik istinaf harcının yatırılmasına dair muhtırayı tebellüğ etmesine rağmen istinaf harcını tamamlamayarak istinaf hakkından vazgeçmiş sayılmasına ilişkin Ek Karar'ın verilmesine neden olduğu isnadı ile açılan kamu davasında; ...'in 05.11.2019 havale tarihli şikayet dilekçesinin ekinde dosyaya sunulan Whatsapp yazışma içeriklerine göre sanık tarafından harç miktarı olan 22.000 TL'nin dörtte birinin 6 Eylüle kadar yatırılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine sanığın banka hesabına 03.09.2019 tarihinde 6.000 TL paranın şikayetçinin kızı olan katılan ...'in hesabından yatırıldığı, sanıktan istinaf harcı olarak gönderilen paranın yatırıldığına dair dekontun defalarca istenmesi üzerine sanığın eksik yatan herhangi bir harç olmadığını belirttiği, şikayetçi ...'in istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek Kararı kendi çabası ile mahkeme kaleminden öğrendiği, istinaf incelemesi sırasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi tarafından 03.03.2022 tarihli ve 2019/... Esas, 2022/... sayılı Karar ile davalı ...'in mirasçılarının tespit edilerek davaya dahil edilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine geri çevrilmesi ve şikayetçinin mirasçıları olan katılanların dahil edilmesi sonrasında 14.12.2022 tarihli ve 2022/... Esas, 2022/... sayılı Kararı ile sanığın suça konu eylemi nedeniyle şikayetçi vekilinin eski hale getirme talebinin kabulü ile davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmakla; şikayetçi ...'in sanığı azlederek yeni bir avukat görevlendirmek ve eski hale getirme talebinde bulunmak zorunda kalması karşısında sanığın eylemleri ile yargılamanın uzamasına ve şikayetçi ile mirasçıları olan katılanların mağduriyetlerine neden olduğu bu şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 16.02.2026, 2024/6355 E. , 2026/2242 K.)
"... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, davacı vekili sıfatıyla takip ettiği ... İş Mahkemesinin 2012/... Esas sayılı dosyasına kayden görülen alacak davası sonunda 18.02.2014 tarihli ve 2014/... sayılı görevsizlik Kararı verildiği halde süresi içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi isteminde bulunmayarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ve böylelikle alacak isteminin hüküm altına alınmayarak katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği, bununla birlikte katılana davayı kazandığını, karşı tarafı icraya verdiğini ve arabasına el koyduğunu söyleyerek katılanı oyaladığı, bu şekilde sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 05.02.2026, 2025/1331 E. , 2026/1246 K.)
"1136 sayılı Kanun'un 35/1 ve 35/A maddelerinde yazılı ve münhasıran avukatlar tarafından yapılabilecek iş ve işlemler ile uzlaştırma işlemi ve Barolar ile Türkiye Barolar Birliğinin organlarında ifa ettikleri görevler yönünden avukatların kamu görevlisi olduklarında kuşku bulunmadığı, suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın aşamalardaki birbiriyle uyumlu ve özde değişmeyen anlatımlarına, bunu doğrulayan tanık beyanlarına ve tüm dosya içeriğine göre, katılanın taraf olduğu ve vekili sıfatıyla takip ettiği ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/... ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/... Esas sayılı dava dosyalarına teminat yatıracağını söyleyip katılanı yanıltarak muhtelif tarihlerde katılandan toplam 86.500 Türk lirası aldığı halde mahkeme dosyalarına bu ödemeleri yapmadığının anlaşılması karşısında, sübut bulan eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250/2ve 43/1. maddeleri uyarınca zincirleme şekilde ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraatine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 03.02.2026, 2024/11069 E. , 2026/1184 K.)
"Suç tarihinde ... kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, ... Noterliğince düzenlenen 20.05.2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı vekâletname ile şikayetçiyi dolandıran şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunmak ve gerekli diğer hukuki işlemleri yapmak amacıyla vekilliğini üstlenip, vekâlet ücreti ve masraflara mahsuben 2.500 Türk lirası aldığı hâlde gereğini yapmadığı iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükme karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği, sanığın şikayet edildiği tarihe kadar suç duyurusunda bulunmaması nedeniyle objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığının, oluştuysa ne şekilde oluştuğunun denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği nazara alınmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi 03.02.2026 2025/3377 E. , 2026/1207 K.)
"... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, hükümlü ...'ın kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyetine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2012 tarihli ve 2011/... Esas, 2012/... sayılı Kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.01.2015 tarihli ve 2013/... Esas, 2015/... Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi sonrası infaz işlemleri sırasında, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak üzere ... Noterliğince düzenlenen 25.02.2015 tarihli vekaletname ile vekilliğini üstlenip, masraf ile vekalet ücreti karşılığında 5.000,00 Türk lirası üzerinde para aldığı ve onama kararından en geç müşteki hükümlü adına Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itiraz yoluna gidilmesi istemiyle başvuru yaptığı 04.03.2015 tarihinde haberdar olduğu halde, bu tarihten itibaren 30 günlük başvuru süresi geçtikten sonra 26.05.2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurmak suretiyle başvurunun süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna dair 14.04.2017 tarihli kararın verilmesine neden olduğu iddia ve kabul olunan somut olayda; 20.01.2015 tarihli Yargıtay ilamının ... veya varsa o tarihteki müdafiine tebliğ edilip edilmediğinin araştırılmasından, tebliğ edilmiş ise tebliğ tarihi ile adı geçenin sanığa vekalet verdiği 25.02.2015 tarihi arasında 30 günlük bireysel başvuru süresinin geçip geçmediğinin tespit edilmesinden ve sanığın 23.02.2022 tarihli sorgusunda ... ile olan görüşmelerine ...'un da şahit olduğuna yönelik savunması karşısında bu şahsın tanık sıfatıyla beyanına başvurulmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 13.01.2026, 2024/10474 E. , 2026/142 K.)
"... Barosuna kayıtlı avukat olan sanık hakkında, suç tarihinde sözleşmeli olarak çalıştığı ....'ye ... İl Tüketici Hakem Heyeti tarafından gönderilen savunma istemli yazıyı teslim almasına ve ilgili personellere yazıyla kendisinin ilgileneceğini bildirmesine rağmen istenilen savunmayı sunmayıp dosyayı kapatmaya çalıştığı, 14.07.2021 tarihli 8.616,80 TL aleyhe karar çıkmasına sebebiyet verdiği iddiası ile açılan kamu davasında; sanık ile katılan arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 1. maddesinde "...göreviyle ilgili kendisine verilen tüm işleri yapmayı taahhüt eder." düzenlemesinin yer aldığı, tanık ...'ün savunma istemli yazıdan sanığı haberdar ettiğine yönelik beyanda bulunması, sanığın aşamalardaki savunmalarında da bu yazıdan haberdar olduğunu ifade etmesi karşısında, sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 13.01.2026, 2024/2029 E. , 2026/141 K.)
"... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan adına boşanma davası açmak üzere .... Barosu.... Bürosu tarafından 16.06.2017 tarihinde görevlendirilmesi üzerine davayı geç açarak mağduriyete sebebiyet verdiği iddia ve kabul olunan somut olayda; sanığın aşamalarda katılanın vekaletname düzenlediği 02.11.2017 tarihinde davanın açılması için gereken masrafları ödemediğine yönelik savunması karşısında üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini kanıtlayan her türlü kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı ve somut deliller bulunamadığından yüklenen suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,"
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 13.01.2026, 2024/10886 E. , 2026/109 K.)
"...Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın yüklenen suçtan beraatine dair karar yönünden, ...Barosunda kayıtlı avukat olan sanığın, .... Noterliğince düzenlenen 01.08.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnameye istinaden davacı katılan vekili sıfatıyla .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/... Esasına kayden görülen icra takibine itirazın iptali davasında 10.10.2017 tarihinde görevsizlik kararı verilmesi sonrasında gereğini yapmayarak davanın açılmamış sayılmasına dair 07.12.2017 tarihli ek Kararın verilmesine sebebiyet vererek bu suretle müvekkili katılanın mağduriyetine neden olması şeklinde sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. madde ve fıkrasında düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, İlk Derece Mahkemesinin kurduğu mahkumiyet hükmünün kaldırılması suretiyle delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek sanık hakkında beraat hükmü kurulması hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 12.01.2026 2024/10887 E. , 2026/3 K.)
"... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/... Esasına kayden görülen davada sanık olarak yargılanan katılanın müdafiliğini üstlenmesine rağmen 19.02.2019 tarihli karar celsesine katılmayarak savunmada bulunmadığı ve bu şekilde mağduriyetine neden olduğu iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükme karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; sanığın duruşma salonunun dışında beklediği sırada katılanın SEGBİS ile ifadesinin alındığını savunması, katılanın şikayet dilekçesinde avukatının bulunduğunu beyan etmesine rağmen aynı tarihli duruşma tutanağında müdafii talebinin olmadığını bildirmesi, bu hususa duruşma zaptında yer verilmesi ile resmi belge niteliğindeki duruşma zaptının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu ve aksinin de ispat olunamadığı nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçun manevi unsuru olan suç kastının ne şekilde oluştuğunun ayrıca anılan durumlar karşısında sanığa isnat edilen eylemin 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan "kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlanması" şartlarından birinin de bulunması gerektiği gözetilerek, objektif cezalandırma koşullarından birinin oluşup oluşmadığının, oluştuysa ne şekilde oluştuğunun denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği nazara alınmadan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle istinaf isteminin kabulü yerine reddine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür."
📌 (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 12.01.2026, 2024/3378 E. , 2026/75 K.)
"Suç tarihinde ... Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın sanık olarak yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/...Esas sayılı dosyası kapsamında zorunlu müdafii olarak görevlendirildiği, katılanın, 18... ay hapis ve 37.500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmü istinaf etmesi sonrası verilen, hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı temyiz talebinde bulunmayıp kesinleşmesine sebebiyet vererek katılanın mağduriyetine yol açması ancak aleyhe temyiz talebi bulunmaması karşısında tebliğnamedeki, sanığın eylemi nedeniyle kişinin mağduriyeti olmadığı kabul edilmesine göre sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir."

Önder YAMAN
Bakırköy Cumhuriyet Savcısı
Next





