Genel çerçeve
Trafik kazasında yaralanma meydana geldiğinde zarar görenin talebi tedavi giderleriyle sınırlı değildir. Koşulları ve ispatı varsa tedavi giderleri, gerçek kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi nedeniyle doğan kayıplar, bakım ihtiyacından kaynaklanan giderler ve bedensel bütünlüğün ihlali nedeniyle manevi tazminat istenebilir. Maddi bedensel zararların temel dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 54. ve 55. maddeleri, manevi tazminatın dayanağı ise TBK m. 56’dır. Motorlu aracın işletilmesinden doğan sorumlulukta 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 85. ve 91. maddeleri de önem taşır.
KTK m. 85, motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin yaralanmasına yol açması hâlinde işletenin sorumluluğunu düzenler. Hükümde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa” işletenin ve kanunda belirtilen hâllerde bağlı olduğu teşebbüs sahibinin doğan zarardan sorumlu olacağı belirtilmiştir. İşleten ayrıca sürücünün ve aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası, işletenin kanundan doğan bu sorumluluğunun poliçe ve zorunlu teminat sınırları içinde karşılanmasını amaçlar.
Bir zarar kaleminin kanunda sayılması, talep edilen miktarın kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez. Her kalem bakımından zararın gerçekten doğduğu, kazayla uygun illiyet bağının bulunduğu ve miktarın belirlenebilir olduğu gösterilmelidir. TBK m. 50 uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla yükümlüdür; zarar miktarı tam olarak kanıtlanamıyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak miktarı belirleyebilir.
Sorumlular, kusur ve sigorta teminatı
Zarar gören, olayın koşullarına göre sürücüye, işletene ve zorunlu trafik sigortacısına başvurabilir. İşletenin ve sigortacının sorumluluğu aynı kapsamda değildir: işletenin sorumluluğu KTK ve sorumluluk hukuku hükümlerine; sigortacının sorumluluğu ise poliçeye ve zorunlu sigorta teminatına tabidir. Dolayısıyla sigortacı yönünden zarar kaleminin teminat kapsamında olup olmadığı ve poliçe limiti ayrıca incelenmelidir.
Zarar görenin kusuru veya zararın artmasına etkisi de tazminat miktarını etkileyebilir. TBK m. 52’ye göre zarar gören, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Kusur değerlendirmesinde kaza tespit tutanağı tek başına her olayda kesin sonuç veren bir belge olarak kabul edilmemeli; tutanak, olay yeri ve araç hasarı, tanık anlatımları, kamera kayıtları ve varsa ceza soruşturması veya kovuşturması dosyasıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Zorunlu trafik sigortasının kapsamı dışında kalan talepler arasında manevi tazminat da KTK m. 92’de açıkça sayılmıştır. Bu nedenle manevi tazminat talebi ile zorunlu sigorta kapsamında ileri sürülen maddi zarar talepleri birbirinden ayrılmalı; varsa poliçede ayrıca düzenlenmiş teminatlar da incelenmelidir.
Maddi zarar kalemleri
Tedavi giderleri
TBK m. 54’te bedensel zararlar arasında tedavi giderleri sayılmıştır. Hastane, ilaç, rehabilitasyon, ulaşım ve benzeri harcamalarda fatura, reçete, ödeme kaydı ve tıbbi belgeler talebin ispatını destekler. Her harcamanın yaralanmayla bağlantısı gösterilmeli; SGK tarafından karşılanan sağlık hizmeti bedelleri ile zarar görenin kendi üzerinde kalan giderler ayrıştırılmalıdır. Trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmetlerinin bedellerinin SGK tarafından karşılanmasına ilişkin özel düzenleme KTK m. 98’de yer alır. Bu nedenle, “tedavi gideri” başlığı altındaki her kalemin doğrudan zarar gören tarafından ödendiği veya sigortacıdan aynı şekilde istenebileceği varsayılmamalıdır.
Geçici iş göremezlik ve kazanç kaybı
Geçici iş göremezlik talebinde belirleyici olan, yalnızca yaralanma veya raporlu istirahat süresi değil, bu süre nedeniyle ortaya çıkan gerçek ve somut kazanç kaybıdır. Çalışma durumu, gelir elde edilip edilmediği, tedavi süresince çalışamama nedeniyle hangi gelirden yoksun kalındığı ve aynı zarar kalemi için SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kaza tarihinde 17 yaşında olan ve kolluk araştırmasında bir işte çalışmadığı bildirilen zarar görenin geçici iş göremezlik talebinde, çalışma ve gelir durumunun yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle direnme kararını bozmuştur. Kurulun çoğunluk gerekçesinde, “Bu zarar kaleminin hüküm altına alınabilmesi için; zarar görenin kaza tarihinde fiilen çalışıyor olması veya en azından gelir elde etme olanağının somut verilerle ortaya konulması gerekir” denilmiştir. Aynı kararda SGK ödemelerinin araştırılmamasının mükerrer tahsil riski doğurabileceği de belirtilmiştir. Bu karar, geçici iş göremezlik tazminatının her yaralanmada otomatik doğduğu şeklinde değil, somut kazanç kaybının araştırılması gerektiği yönünde okunmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/488, K. 2026/223, T. 08.04.2026. Karar, geçici iş göremezlik yönünden direnme kararının bozulmasıyla sonuçlanmıştır. Bu başlıktaki bozma, davacının mutlaka belirli miktarda tazminata hak kazandığına değil; çalışma, gelir kaybı ve SGK ödemelerinin araştırılması gerektiğine ilişkindir.
Sürekli çalışma gücü kaybı
Sürekli iş göremezlik veya çalışma gücü kaybı tazminatında kalıcı etkilenmenin varlığı, oranı, kazayla illiyet bağı, kusur durumu, gelir verileri ve zarar görenin bakiye yaşam süresine ilişkin hesaplama verileri birlikte değerlendirilir. Tek başına bir sağlık raporunda oran belirtilmiş olması, özellikle dosyada farklı oranlar içeren raporlar varsa, uyuşmazlığı çözmeye yetmeyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.09.2017 tarihli kazaya ilişkin incelemesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan maluliyet mevzuatının uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Kurulun çoğunluğuna göre, farklı yönetmeliklere göre alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeli; zarar görenin tedavi evrakı ve muayenesi dikkate alınarak yetkili sağlık kurulundan rapor alınmalıdır. Kurul bu konuda oyçokluğuyla karar vermiş; karşıoyda farklı bir yönetmeliğin uygulanması gerektiği savunulmuş, bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir.
Bu karar, 2017 tarihli kazanın mevzuat seçimini ele alır; her kaza için aynı yönetmeliğin uygulanacağı sonucunu vermez. Rapor rejimi, somut kazanın tarihine göre belirlenmelidir. HGK kararında açıklanan tarih aralıkları da bu ayrımı gösterir: 01.06.2015–20.02.2019 dönemindeki kazalarda Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği; 20.02.2019 sonrasındaki kazalarda ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınması gerektiği belirtilmiştir. Somut dosyada yaralanmanın niteliği ve raporun kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/488, K. 2026/223, T. 08.04.2026. Karar yalnız maluliyet raporunun yönetmelik seçimi bakımından değil, hesaplamada kullanılan yaşam tablosu ve geçici iş göremezlik zararının araştırılması bakımından da uyuşmazlıkları ele almıştır. Karar, ilgili direnme hükmünün bozulmasıyla sonuçlanmış; davacı lehine belirli bir nihai tazminat miktarı tayin etmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin başka bir kararında da raporlar arasındaki oran farkının giderilmesi için zarar görenin bizzat muayene edilmesi, tedavi evrakının ve mevcut raporların birlikte değerlendirilmesi ve kaza tarihindeki mevzuata uygun yetkili kurul raporu alınması gerektiği kabul edilmiştir. Ancak o karar, davalı sigortacının temyizi üzerine hakem heyeti kararının bozulmasıyla sonuçlanmıştır; bu nedenle karar davacı lehine bir sonuç emsali gibi sunulmamalı, raporların hazırlanma ve çelişkilerin giderilme yöntemi bakımından dikkate alınmalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/4170, K. 2025/14055, T. 14.10.2025.
Bakıcı gideri
Bakıcı gideri talebi, yaralanmanın niteliği nedeniyle zarar görenin belirli bir dönemde başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun ve bu ihtiyacın süresinin ortaya konulmasını gerektirir. Sağlık kayıtları, tedavi süreci, bakım ihtiyacının niteliği ve hesaplamanın dayanakları birlikte sunulmalıdır. Bakım ihtiyacının varlığı, süresi ve tutarı somut delillere göre belirlenir; talep edilen her bakım giderinin kendiliğinden kabul edileceği söylenemez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, geçici bakıcı giderinin TBK m. 54 kapsamında değerlendirilebileceğini ve somut olayda bu giderin yalnızca sigorta genel şartlarına dayanılarak zorunlu teminat dışında bırakılamayacağını kabul etmiştir. Daire, “kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki … geçici bakıcı giderine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine ait” olduğu gerekçesiyle hakem heyeti kararını davacı yararına bozmuştur. Kararın somut olayında bakım ihtiyacının iki aylık dönem için hesaplandığı gözden kaçırılmamalıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/11627, K. 2022/6346, T. 30.03.2022.
Tazminat hesabı ve mahsup
TBK m. 55’e göre bedensel zararlar kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacı taşımayan ödemeler tazminattan indirilemez; hesaplanan tazminat da sırf hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Bu nedenle bilirkişi raporunda hangi gelirin, ödemenin veya giderin hangi zarar kalemiyle bağlantılı olduğu ve mahsup koşullarının neden gerçekleştiği açıkça gösterilmelidir.
31.07.2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla TBK m. 55’e kazancın bilindiği ve bilinmediği dönemlere göre faiz başlangıcı ile tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkin hükümler eklenmiştir. Bu değişiklik, geçiş düzenlemesi uyarınca yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylar bakımından uygulanır. Bu sebeple kaza tarihi 31.07.2026’dan önceyse yeni eklenen hükümler otomatik olarak geçmiş olaya uygulanmamalıdır.
Manevi tazminat
TBK m. 56’ya göre hâkim, bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde olayın özelliklerini dikkate alarak zarar görene uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da ölenin yakınları için de manevi tazminat gündeme gelebilir. Bu talep maddi zarar hesabından ayrı değerlendirilir; olayın ağırlığı ve kişisel etkiler dikkate alınır. Zorunlu mali sorumluluk sigortası yönünden ise manevi tazminat talepleri KTK m. 92’de teminat dışında sayılmıştır.
Sigortacıya başvuru, dava ve tahkim
Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigortacıya yöneltilecek talepte dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuru yapılmalıdır. KTK m. 97 uyarınca sigortacı başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya verdiği cevap talebi karşılamazsa zarar gören dava açabilir ya da Sigortacılık Kanunu çerçevesinde tahkime başvurabilir. Başvuru evrakının, başvuru tarihinin ve sigortacının cevabının veya cevapsızlığının belgelendirilmesi önemlidir.
KTK m. 99’daki sekiz iş günlük ödeme süresi, gerekli belgelerin sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine iletilmesinden sonra başlar ve yalnız zorunlu sigorta sınırları içinde kalan miktarlar için düzenlenmiştir. Bu süre, KTK m. 97’deki başvuruya cevap verme süresiyle karıştırılmamalıdır; başlangıç olayları ve işlevleri farklıdır. Başvurunun yapıldığı tarih ile gerekli belgelerin sigortacıya ulaştığı tarih ayrı ayrı kaydedilmelidir.
Zamanaşımı
KTK m. 109, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini talepleri için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza gününden itibaren on yıl öngörür. Fiil daha uzun ceza zamanaşımı süresini gerektiriyorsa, bu daha uzun süre maddi tazminat taleplerinde de uygulanabilir. Zamanaşımının tazminat yükümlüsüne karşı kesilmesi sigortacıya karşı da sonuç doğurur; kanundaki diğer kesilme hükümleri ayrıca gözetilmelidir. Somut olayda zarar ve sorumlunun öğrenildiği tarih, kaza tarihi ve fiilin ceza hukuku bakımından niteliği ayrı ayrı incelenmelidir.
Bu düzenlemenin lafzı maddi zararların tazminine ilişkindir. Manevi tazminat talebinin zamanaşımı, ilgili talep ve olayın özellikleri gözetilerek ayrıca değerlendirilmelidir; maddi tazminat için belirtilen süreyi hiçbir ayrım yapmadan her talep türüne uygulamak doğru olmaz.
Dava türü ve 2026 usul değişikliği
31.07.2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla HMK m. 107 mülga edilmiştir. Bu nedenle bu tarihten sonra açılacak yeni davalarda belirsiz alacak davası yolu kullanılamaz; yürürlükten önce açılmış davalar bakımından geçiş hükmü ayrıca dikkate alınmalıdır.
Aynı kanunla HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra, bölünebilir bir alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği kısmi davada talep miktarının aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan tahkikat sona erinceye kadar artırılmasına imkân tanır. Artırılan kısım yönünden zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Ancak kısmi dava ve talep artırımı stratejisi belirlenirken alacağın bölünebilirliği, dosyadaki mevcut deliller ve talebin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Dosya hazırlığı ve ispat
Dosyanın hazırlanmasında kaza tespit tutanağı, kaza yeri ve araç hasar fotoğrafları, kamera kayıtları, tanık bilgileri, ceza soruşturması veya kovuşturması evrakı, hastane ve tedavi kayıtları, sağlık kurulu raporları, çalışma ve gelir belgeleri, SGK kayıtları, bakım ihtiyacını gösteren belgeler ile sigortacıya yapılan başvuru ve tebliğ kayıtları birlikte ele alınmalıdır. Raporlar arasında çelişki varsa bu çelişki giderilmeden yalnızca bir rapor üzerinden hesap yapılması, hükmün dayanıklılığını etkileyebilir.
Geçici iş göremezlikte fiilî çalışma veya somut gelir elde etme olanağı ve gerçek kazanç kaybı; sürekli iş göremezlikte kaza tarihine uygun rapor ve illiyet bağı; bakıcı giderinde ise bakım ihtiyacının varlığı ve süresi ayrı ayrı ortaya konulmalıdır. Talep kalemlerinin birbirinden ayrılması, aynı zararın iki kez istenmesini ve SGK ödemeleriyle ilgili mahsup uyuşmazlığını önlemeye yardımcı olur.
Sonuç
Yaralanmalı trafik kazalarında tazminat talebinin kapsamı, zararın türüne göre ayrı ayrı kurulmalı ve her kalem uygun delillerle desteklenmelidir. Geçici iş göremezlikte gerçek kazanç kaybı ve SGK ödemeleri; sürekli çalışma gücü kaybında kaza tarihinde uygulanacak mevzuata uygun ve çelişkileri giderilmiş rapor; bakıcı giderinde ise somut bakım ihtiyacı belirleyicidir. Sigortacıya başvuru, ödeme süresi ve zamanaşımı hesapları da kendi başlangıç olaylarına göre ayrı izlenmelidir.
Next