1- CMK m.91’de düzenlenen gözaltı tedbirinin dayanağının CMK m.90’da tanımlanan yakalama tedbiri olduğu, bir kişinin gözaltına alınabilmesi için ortada suçüstü halinin olması ve bu nedenle yakalanmasının gerektiği, ancak bu halde Cumhuriyet savcısı tarafından gözaltına alma kararı verilebileceği,
2- CMK m.91’e 2015 yılında eklenen 4. fıkrada sayılan suçların suçüstü haller ile sınırlı olmak kaydıyla; şiddet olaylarının yaygınlaşarak, kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında ve toplu olarak işlenmesi halinde, olaylara karışanların kolluk amirleri tarafından gözaltına alınmasına karar verilebileceği,
Mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirlerine tanınan bu yetkinin istisnai olduğu, Anayasa m.19’un 3. ve 5. fıkralarının; yakalama tedbirinin ötesine geçen, kişi hürriyetine sınırlama getiren bu gözaltı tedbirinin hukuki dayanağı sayılabileceği, İHAS m.5’de de engel bir hükmün bulunmadığı,
3- Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde uygulanmak üzere; CMK m.145’de ifade veya sorgu için çağrı/davet usulünün düzenlendiği, ifade alınması veya sorgu yapılması için davetin esas olduğu, çağrılanın gelmemesi halinde zorla getirme tedbirinin uygulanacağı,
4- CMK m.146’da zorla getirme usulünün düzenlendiği, hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya m.145’e göre çağrıldığı halde gelmeyen şüphelinin veya sanığın; yakalanmaksızın ve gözaltına alınmaksızın, ifade veya sorgu için çağıran Cumhuriyet savcısının, hakimin veya mahkemenin önüne zorla götürülebileceği,
5- CMK m.199’da; kovuşturma evresinde mahkemenin, sanığın zorla getirme kararı veya yakalama emri ile hazır bulunmasına her zaman karar verebileceğinin belirtildiği,
6- Tutuklama veya adli kontrol tedbiri kararının ise, muhakkak hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerektiği,
Bu tedbirlerin denetimi, sonlandırılması ve takibi konusunda; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının ve sulh ceza hakiminin, kovuşturma evresinde de mahkemenin yetkili olduğu, bu tedbirlerin uygulanmasından sonra yapılacak işlemler ile varsa şartları oluşmuş koruma tedbirlerinin tatbik edilip edilmeyeceğinin ise, somut olayın özelliklerine ve yasal şartlarına göre ayrıca değerlendirileceği,
Temel hak ve hürriyetleri sınırlayan koruma tedbirlerinin uygulanmasında, yasal şartların oluşup oluşmadığı konusunda yapılan soyut değerlendirmeler ile itiraz kanun yolunun etkin olarak kullanılamaması nedeniyle sorunlar yaşandığı,
Hususları dikkate alınmalıdır.
Next