Soruşturma evresinde istisnai olarak savunmaya karşı kısıtlılığı düzenleyen, fakat uygulanması genelleşen CMK m.153/2-3 hükümleri incelendiğinde;

Bu kısıtlılığın, soruşturma amacını tehlikeye düşürebilecek belgelerle sınırlı tutulmasının uygun olacağı,

CMK m.153/3’e göre; şüphelinin ifadesi ile hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar ile bilirkişi raporlarının şüpheliye ve müdafiine verilmesi gerektiği halde, bilirkişi raporu niteliği taşıyan MASAK, kriminal laboratuvarı raporları ile arama ve elkoyma tutanaklarının, yine dosyaya giren diğer bilirkişi raporlarının şüpheliye ve müdafiine verilmeyebildiği, böylece soruşturma dosyasına erişimin tümü ile kısıtlandığı, yapılan itirazlardan ise sonuç alınamadığı,

Savunma tarafına karşı kısıtlılığın; yazılı usulün uygulandığı soruşturmanın tüm evresini ve dosya içeriği hakkında Cumhuriyet savcısı ile görüşmeyi de kapsayabildiği, CMK m.169 uyarınca soruşturma dosyasına sunulan dilekçelere cevap alınamadığı, bunun da savunma tarafını etkisiz hale getirdiği, bilhassa şüphelinin tutuklu olduğu dosyalar yönünden hak arama hürriyetinin özünün zedelenmesine ve başvuruların neticesiz kalmasına yol açabildiği, aynı sorunun CMK m.153/5 uyarınca suçtan zarar gören ve vekili için de gündeme gelebildiği,

Görülmektedir.

Savunmaya karşı kısıtlılık; ya sıkı şartlara ve denetime bağlı tutularak uygulanmalı ya silahlı suç örgütleri, kasten öldürme ve casusluk suçları ile sınırlandırılmalı ya da soruşturma evresinde bir defa uygulanmak üzere 3 ayla sınırlı tutulmalıdır.

Yeri gelmişken; CMK m.157 ve TCK m.285 gereğince tüm soruşturma dosyaları yönünden gizliliğe yüksek önem verilmeli, soruşturmaların amacı tehlikeye düşürülmemeli ve şüphelilerin lekelenmeme hakları korunmalıdır. Burada geçen gizlilik ile yukarıda değindiğimiz kısıtlılığın farklı olduğunu belirtmek isteriz.