Bilindiği üzere; ispat talep sonucunun konusu ile ilgili hukuksal sonucu öngören hukuk normundaki öğe olayların gerçekleştiği hakkında hakimde kanaat uyandırmak için girişilen inandırma eylemidir. Ticari defterler ise tacirler arasında kesin delil teşkil eden ve belli usul ve esaslara göre tutulan kayıtlardır. Bu kayıtların nasıl ve ne şekilde tutulacağı Türk Ticaret Kanunu'nda açıkça belirtilmiştir. Yazımızda ticari defterlerin unsurlarından ziyade; uyuşmazlık halinde ispat hukukundaki karşılığı ele alınacaktır.
Ticari işlerden dolayı tacir sıfatını haiz olan kimseler arasında çıkan ihtilaflarda ticari defterler delil olarak kabul edilmektedir. Tasdike tabi olmayan defterler ancak 69'uncu madde kapsamında tasdike tabi olup da tasdik edilmiş olan ilgili defterlerle birlikte delil olarak kabul edilir. Bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini teyit etmesi şarttır. Aksi takdirde defterler delil olmaktan çıkar.
Türk Ticaret Kanunu'nda ticari defterlere ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Hukuki uyuşmazlıklarda ibraz hususunu düzenleyen 83. Maddeye göre: '' (1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. (2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır. '' hükümleri yer almaktadır.
Tacirler arasındaki bir uyuşmazlığın çözümünde ticari defterlerin kullanılacağı çok açıktır. Ancak ticari deftere tacir olmayan davacının da dayanması mümkündür. Yani davalının ticari defterlerinin incelenmesi için davacıların tacir olması gerekmez. Tacir olmayan bir kimse iddiasını ispat bakımından her zaman tacir olan hasmının ticari defterlerine dayanabilir. Bu bakımdan tacirin ticari defterlerini usule ve kanuna uygun surette tutması son derece önemlidir.
Ticari defterlerin kesin delil olabilmesi için ise; tarafların tacir olması, uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması, bir tacirin tuttuğu bütün defterlerin birbirini doğrulaması ve defterlerin yasanın öngördüğü biçimde tutulmuş olması şarttır. Bu durum ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşturması halinde aranan şartlardır.
HMK'da Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması Madde 222 'de düzenlenmiştir:
(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olabilmesi de mümkündür. Bir kimsenin sadece kendi hazırladığı bir belgeye dayanarak iddiasını ispat etmek istemesi usul hukuku kurallarına uygun olmasa da bu kişinin kendi hazırladığı belgelerin kendisi aleyhine tek başına delil olarak kullanılmasında bir sakınca bulunmamaktadır (HMK. M.222/5). Bu durum iki şekilde olabilir;
1- Başkaca Deliller ile Birlikte Karşı Tarafın Ticari Defterlerine Dayanılması: Bir davada ispat yükü kendisine düşen taraf, HMK’ya göre caiz olan delillerle birlikte karşı tarafın tuttuğu ticari defterlere de kanıt olarak dayanırsa, ticari defterlerin ibrazı ve bunun sonuçları HMK. m.219 vd. hükümlerine (yani genel hükümlere) tâbidir. Bu ihtimalde, karşı tarafın ticari defterlerine dayanan taraf delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği (sadece ticari defterlere dayanmadığı) için HMK. M.222/5 uygulanmaz.
2- Sadece Karşı Tarafın Ticari Defterlerine Dayanılması: Taraflardan birinin, iddiasını sadece karşı tarafın defterleriyle ispat etmek istediğini söylemesi; başka bir anlatımla, hasmının ticari defterlerinin içeriğini kabul edeceğini mahkeme önünde beyan etmesi durumunda HMK. m.222/5 uygulanacaktır. Karşı tarafın defterleri ibraz etmesi durumunda mahkemenin kararı üzerine ticari defterlerin ibraz edilmesi halinde defterler üzerinde yapılacak incelemeye göre değişik sonuçlar çıkacaktır; İbraz edilen defterlerde, ileri sürülen iddia hakkında hiçbir kayıt bulunmamaktaysa, iddiasını bu defterlerle ispat etmek isteyen taraf bu iddiayı ispat edememiş sayılır. Mahkemeye verilen defterlerde, sadece defter sahibinin aleyhine kayıt varsa iddiasını bu defterlerle ispat etmek isteyen taraf bunu gerçekleştirmiş olur. Burada belirtmek gerekir ki, ticari defterlerin mevzuata uygun tutulmamış olması ihtimalinde dahi bu defterler sahibi aleyhine delil olarak kabul edilecektir (HMK. m.222/4). Bundan sonra defter sahibi, defterde yer alan kayıtların aksini ancak kesin delillerle ispat edebilecektir. İbraz edilen defterlerde, defter sahibinin hem lehine hem aleyhine kayıt varsa, örneğin defter sahibi B’nin A’dan borç aldığı ve daha sonra bunu ödediği yazılıysa ve defterler mevzuata uygun olarak tutulmuşsa defter kayıtları bir bütün olarak değerlendirilir ve B’nin borcu ödediği kabul edilir.
Özetle ticari nitelikteki uyuşmazlıkların çözümünde tacirlerin defter tutma yükümlülüğü gereğince usul kuralları son derece net bir şekilde uygulanmakta ve deyim yerindeyse tacire ispat hukukunda serbestçe hareket edecek bir manevra alanı yaratmamaktadır. Bu nedenle ticari uyuşmazlıkların sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşması için kanunun ilgili hükümlerine uygun şekilde ticari defter tutulması son derece önemlidir.
Next