Dolandırıcılık suçunun çağrı merkezleri aracılığıyla işlenmesi, araçlarda motor ve şase değişikliği yapanların onlarca arabayı alıp satması, yasadışı bahis siteleri kapatılır kapatılmaz yenisinin açılması gibi suç dünyasında meydana gelen olaylar açık bir gerçeği ortaya koymaktadır: Suçu Meslek Edinen Kişi(ler).
Suçu meslek edinen kişi, TCK m. 6/1-i’de "kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi" olarak tanımlanmaktadır. Bu kişiler, itiyadi suçlu ve mükerrir suçlulardan farklı olarak geçimlerini, suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişilerdir. Tüm suçlar, ekonomik olarak faile katkı sağlamayacağı için suçu meslek edinen kişinin, suç işlerken öncelikli hedefi suçtan gelir elde etmek ve geçimini bu yolla sağlamaktır, hatta bunu alışkanlık haline getirmektir. Kanunda tekerrür ve itiyadi suçluluk düzenlemelerinde belirli bir suç sayısı ve süre şartı öngörülmüştür. Suçu meslek edinme durumunda ise kanunda ne süre yönünden ne de suç sayısı bakımından sayısal bir sınırlama bulunmamaktadır. Suçu meslek edinen kişi bakımından suç işlemek, anlık bir olay olmayıp geçim sağlamak için yapılan tıpkı bir meslek gibidir.
Bir sanık hakkında hüküm verilirken suçun meslek edinme hali uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken öncesinde "kesin hüküm" aranıp aranmayacağı konusunda farklı kararlar bulunsa da suçu meslek edinme düzenlemesinin, itiyadi suçluluk ve mükerrir suçluluktan ayrı düzenlenmesinin amacı ceza adaleti sisteminin caydırıcı olmasını sağlamaktır. Bu noktada sistemden beklenen caydırıcılığın sağlanabilmesi için suçu meslek kişi bakımından öncesinde "kesin hüküm" aranmaması gerekir (dolayısıyla bu yöndeki kararlar doğrudur). Olayın koşullarına göre tek bir suç üzerinden bir kişinin, suçu meslek haline getirdiği söylenemezse de giriş kısmında belirttiğim üzere bir soruşturma esnasında onlarca, yüzlerce işlenmiş suç veya suça teşebbüs olayı veya yüksek miktarlarda haksız kazancın elde edildiği tespit edilmişse, "ilk soruşturma, ilk mahkumiyet" denilerek bu kişilerin tehlikeliliğinin gözardı edilmemesi gerekir.
Bu kişiler hakkında verilecek hükümlerde TCK m. 58/9’daki "Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir" hükmüne göre cezalandırma yoluna gitmelidir. Çünkü ceza adaleti sistemi; suç işleyen failin, şüpheli olarak girdiği ve ıslah edilmiş olarak topluma kazandırıldığı varsayılan yapıyı ifade ettiğinden dolayı bu süreçte her faile, aynı şekilde davranılması adaletli olmayacağı için suç işleme potansiyeli yüksek kişilere infaz aşamasında daha ağır hükümler uygulanmaktadır.
Next