GIDA GÜVENLİĞİ AMACIYLA YAPILAN KONTROLLERİN HUKUKİ NİTELİĞİ:

GIDA KOLLUĞU BAKIMINDAN ANAYASA MAHKEMESİ'NİN 2012/76 E. 2013/44 K. VE 2015/72 E. 2016/44 K. SAYILI KARARLARININ İNCELENMESİ

GİRİŞ

İdarenin faaliyetlerinin önemli bir kısmını kolluk oluşturmaktadır. Kolluk faaliyetlerinin amacı kamu düzenini korumak ve kamu düzenini bozan olaylara müdahale etmektir. Kolluk faaliyetlerinin odak noktasında bulunan kamu düzeni, toplum hayatındaki huzur ve düzen olup özgürlüklerin kullanıldığı maddi(dış) düzendir.[1] Kamu düzeni genel bir kavram olup kapsamı toplum hayatındaki gelişmelere ve değişmelere bağlı olarak genişlemekte ve zenginleşmektedir. Daha önceleri kolluk genellikle polis anlamına gelirken günümüzde çevre, kentleşme, afetlere hazırlık, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği gibi birçok faaliyet kolluk olarak yürütülmektedir.

Gıda üretiminde yaşanan teknolojik gelişmeler, insan hayatının devamı için gerekli olan gıda ile ilgili sağladığı avantajların yanı sıra gıda güvenliği açısından da birçok yeni tehdidi ortaya çıkarmaktadır. Gıdayla alakalı bu tehditlerin önlenmesi ve gıda güvenliğine yönelik suçların tespit edilebilmesi amacıyla özel bir kolluk faaliyeti olan gıda kolluğuna ihtiyaç duyulmaktadır. Gıda kolluğunun görev ve yetkileri, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununda (bahse konu kanun “Gıda Kanunu” olarak kısaltılacaktır) ile düzenlenmektedir. Gıda kolluğu, hukuki niteliği itibariyle özel kolluk faaliyeti olmakla birlikte 5596 sayılı Gıda Kanunu m.31’de bu faaliyette özel kişilere yetki verilmesi düzenlenmektedir. Bahse konu kanun maddesi, kolluk yetkisinin devredilip devredilemeyeceği açısından oldukça önem taşımaktadır. Kanundaki bu madde itiraz yoluyla anayasaya aykırılık yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iki kez incelenmiştir. Bu çalışmada önce Anayasa Mahkemesi kararlarından bahsedilecek ardından bahse konu kararlar k kolluk ve kamu hizmeti ayrımı açısından ve kolluk faaliyetlerine özel kişilerin katılımı yönünden incelenecektir.

I. ANAYASA MAHKEMESİ'NİN 2012/76 E. 2013/44 K. VE 2015/72 E. 2016/44 K. SAYILI KARARLARI

Gıda kolluğu faaliyetlerine özel kişilerin katılmasına imkan veren 5596 sayılı Gıda Kanunu m.31 hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından somut norm denetimi yoluyla iki defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi 2012/76 E. 2013/44 K. sayılı ilk inceleme kararında “…kamu hukuku kuralları uyarınca yürütülen kamu hizmetlerinin gerektirdiği görevlerden asli ve sürekli nitelik taşıyanların, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi zorunludur. Geniş anlamda, Devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel ve ortak gereksinimleri karşılamak, kamu yararını sağlamak için yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak tanımlanan kamu hizmetinin, kamu hukukunun genel ilkeleri gereğince, doğrudan idare, kuruluş ve kurumları eliyle, kamusal yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl ve olağandır. Ancak bu hizmet ve faaliyetlerden özel yönetim biçimiyle gerçekleştirilmeye elverişli bulunanların, tüm sorumluluk ilgili idare üzerinde kalmak kaydıyla, onun sürekli gözetimi ve denetimi altında, belli usullerle özel müteşebbislere yaptırılabilmesi olanaklıdır…” denilmektedir.

Anayasa Mahkemesi 2015/72 E. 2016/44 K. sayılı ikinci inceleme kararında ise “…10. Anayasa Mahkemesi’nin, E.1990/12, K. 1991/7 sayılı kararında belirtildiği üzere, “devletin kamu gücünün, emretme yetkisinin kullanılması, genel idare esaslarına göre yürütülecek hizmetlerin belirlenmesinde gözönünde bulundurulması gereken hususlardan”dır. İdari tedbir ve yaptırım uygulama gibi icrai işlemler Devletin emretme yetkisinin kullanılması kapsamında olup genel idare esaslarına göre memurlar veya diğer kamu görevlileri tarafından yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevlerdendir. 11. Gıda güvenliğinin sağlanması çerçevesinde kesimhanelerde ve et parçalama işlemi yapılan yerlerde gerçekleştirilecek muayene, kontrol ve denetim hizmetlerinin, “idari kolluk” faaliyetleri kapsamında Devletin görevleri arasında yer aldığı ve kamu hizmeti niteliği taşıdığı kuşkusuzdur. Bununla beraber, bu kapsamdaki hizmetlerin, asli yetki ve sorumluluk ile idari yaptırım uygulama yetkisi idarede kalmak üzere özel kişilerce yerine getirilmesinin öngörülmesi; bu hizmetlerin özel kişilere nasıl gördürüleceğinin, bu hizmetlerin kapsamının, denetiminin ve bu hizmeti görecek olanların sorumluluğunun açık ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanunla düzenlenmesi koşuluyla kanun koyucunun takdir yetkisindedir… 14.Yetkilendirilmiş veteriner hekimlerin kontrol görevlisi kapsamında değerlendirilebilecekleri açık olmakla birlikte, görevlendirme usul ve esaslarına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından sahip oldukları yetkiler konusunda bir belirlilik bulunmamaktadır. Bu bağlamda, itiraz konusu kuralın ve kuralın yer aldığı maddenin bir bütün olarak incelenmesinden, yetkilendirilmiş veteriner hekimlerin Kanun’un 31. maddesinin (10) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği belirli olmayıp, Devletin temel görevlerinden biri olan gıda güvenliğinin sağlanması çerçevesinde yetkilendirilmiş veteriner hekimlere gördürülecek denetim ve kontrol hizmetlerinin kapsamının ve sınırlarının belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle kural, belirlilik ilkesini ihlal etmekte ve bu belirsizlik itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 128. maddesi yönünden incelenmesini olanaksız kılmaktadır…” denilmektedir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar incelendiğinde gıda güvenliği amacıyla özel kişilere yetki verilmesini düzenleyen maddeyle ilgili olarak ilk kararda bu faaliyetlerin kolluk niteliğinden hiç bahsedilmediği, ikinci kararda bahse konu kontrol faaliyetlerinin hukuki nitelikleri itibariyle “idari kolluk” olduğu kabul edilmektedir. Bahse konu kontrol faaliyetlerinin hukuki niteliği açıklanırken kolluk faaliyeti ve dar anlamda kamu hizmeti kavramı arasında ayrım yapılmadığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi ilk kararında kolluk faaliyetlerine özel kişilerin katılımıyla ilgili değerlendirmelere de yer vermezken daha sonraki tarihli kararında kolluk faaliyetlerine özel kişilerin katılımıyla ilgili takdir yetkisinin kanun koyucu da olduğunu belirtmektedir. Gıda kolluğunu ilgilendiren bu iki kararın kolluk ve kamu hizmeti ayrımı açısından ve kolluk faaliyetlerine özel kişilerin katılımı açısından incelemenin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

II. GIDA GÜVENLİĞİ AMACIYLA YAPILAN KONTROLLERİN KOLLUK FAALİYETİ NİTELİĞİ VE GIDA KOLLUĞU

İdarenin faaliyetleri kamu hizmeti ve kolluk faaliyetleri olarak ikiye ayrılmaktadır.[2] İdare tarafından sunulan kamu hizmeti ve kolluk faaliyetleri birbirine benzemelerine rağmen kolluk faaliyetleri, temel hak ve hürriyetleri sınırlandırdığı için kamu hizmetinden ayrılmaktadır.[3] Anayasa Mahkemesi 2012/76 E. 2013/44 K. sayılı ilk inceleme kararında bu faaliyetlerin kolluk niteliğinden hiç bahsetmemekte, 2015/72 E. 2016/44 K. sayılı ikinci inceleme kararında bahse konu kontrol faaliyetlerinin hukuki nitelikleri itibariyle “idari kolluk” olduğu kabul etmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarında idare hukukunda benimsenen kolluk ve kamu hizmeti ayrımına değinilmemesi eleştiriye açıktır. Anayasa Mahkemesi kararlarında kolluk faaliyetleri ve kamu hizmeti ayrımı yapılmamasının temelinde Türk hukukunda, özellikle Anayasa m.128’de kolluk kavramının açık bir şekilde tanımlanmaması olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte benzer bir konuda daha önce verilmiş bir kararda denetim yetkisinin kolluk faaliyeti olduğu açıkça belirtilmektedir.[4]

Kolluk, kamu düzenini sağlamaya yönelik bir kamu hizmeti olup kendine has kuralları vardır. Kolluk faaliyetleri, geniş anlamda kamu hizmeti olmasına rağmen kolluk ile dar anlamdaki kamu hizmeti arasında önemli farklar bulunmaktadır. Kolluk faaliyetleri ile temel hak ve hürriyetler, kişinin rızası olmasa bile sınırlanabilmektedir. Kolluk faaliyetleri esnasında bir direnme ile karşılaşılması halinde hukuka uygun olarak zor kullanılabilmektedir. Kolluk faaliyetini yerine getirenler kanun ve diğer mevzuattan kaynaklanan yetkilere sahiptir. Kolluk faaliyetleri idare tarafından resen başlatılmakta ve hukuka aykırı bir durumun tespit edilmesi halinde kabahatler hukukuna göre yaptırım uygulayabilme veya suç oluşturan olaylarla ilgili adli kolluk görevlilerine verilmek üzere resmi belge hazırlanmaktadır. Kolluk faaliyetleri kesintisiz olarak yürütülmektedir.[5]

Kolluk faaliyetleri, sadece polislikle veya genel kolluk teşkilatlarıyla sınırlı değildir. Kamu düzeninin korunması amacıyla polisin yanı sıra birçok kolluk teşkilatı bulunmaktadır.[6] Mevzuatta da kolluk faaliyetleri, mevzuatta bazı durumlarda sadece genel kolluk faaliyetlerini kapsayacak şekilde kullanılırken bazı durumlarda özel kolluk faaliyetlerini de kapsamaktadır. Genel kolluk teşkilatları, kanunlarda açıkça “genel kolluk” olarak sayılmaktadır. Hali hazırda polis, jandarma ve sahil güvenlik teşkilatları genel kolluğu oluşturmaktadır. Genel kolluk tanımındaki bu belirli sınırlar özel kolluk açısından geçerli değildir. Genel kolluk, özel kolluk ayrımını düzenleyen 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu m.3’e göre “Zabıta teşkilatı: Umumi ve hususi olmak üzere iki kısma ayrılır. Umumi zabıta : Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır. Hususi zabıta : Umumi zabıta haricinde kalan ve mahsus kanunlarına göre teşekkül edip muayyen vazifeleri gören zabıta kuvvetleridir” denilmektedir. Özel kolluk faaliyetleri ve teşkilatları açısından genel kolluk tanımlamasındaki bir durum söz konusu değildir. Özel kolluk; belirli bir faaliyet konusuna ve uzmanlık alanlarına göre değişebilmektedir. 5996 sayılı kanunda yer alan düzenlemeler değerlendirildiğinde gıda güvenliğini sağlamak amacıyla yürütülen faaliyetlerin gıda kolluğunu oluşturduğu belirtilmektedir.[7]

Kolluk faaliyetlerinin odağında bulunan ve sınırları ihtiyaçlara göre değişen kamu düzeninin korunması için gıdaların güvenli olması gerekir. Gıda, insan için vazgeçilmez temel bir ihtiyaçtır. Artan gıda ihtiyacı karşısında teknolojideki gelişmeler sağladığı avantajların yanı sıra gıda güvenliği açısından da birçok yeni tehdidi ortaya çıkardığından dolayı gıdanın güvenliği, kamu düzeninin unsurları arasına girmiştir. Gıda güvenliğinin temelinde gıdanın, insan sağlığına zarar verme riski bulunmaktadır ve gıda güvenliğine yönelik kaygılar, yeni bir olgu değildir. Tarih boyunca devletler, insanların güvenli kaynaklardan beslenmeleri için tedbir almıştır.[8] Günümüzde de her yıl 1,8 milyon insanın güvenilir olmayan gıda ve suların neden olduğu ishalli hastalıklar sonucu öldüğü iddia edilmektedir.[9]

Gıda kolluğu; insan sağlığını korumak amacıyla gıda güvenliğini sağlamak için yapılan denetim, soruşturma, kontrol, izleme ve yaptırım uygulama faaliyetlerinin bütünüdür.[10] Gıda kolluğu, teknik bilgi ve uzmanlık isteyen bir faaliyet olup özel kolluk teşkilatları arasında yer almaktadır. Gıda kolluğu, temelde gıda mühendisliği bilimi olmak üzere teknik ve uzmanlık bilgisine ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla gıda kolluğunun temel kavramları, kendi faaliyet alanına özgüdür. Gıda kolluğun en temel kavramı gıdadır. İnsanlar yaşamak için beslenmek zorundadır, beslenmek için gıdadan faydalanılır. Gıda; insanlar tarafından yenilen, içilen veya yenilmesi, içilmesi beklenen işlenmiş, kısmen işlenmiş veya işlenmemiş her türlü üründür.[11] Gıda kolluğunun amacı, insanların beslenmek için ihtiyacı olan gıdanın güvenliğini sağlamaktır. Güvenli gıda; insan sağlığına fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak[12] tehlike oluşturmayan, tüketime hazır ve mevzuata uygun gıdadır.[13] Güvenli gıda, gıda kodeksine uygundur. Gıda kodeksinde gıdayla ilgili asgarî teknik ve hijyen kriterlerini, katkı maddeleri, numune alma, ambalajlama, etiketleme, nakliye, depolama esasları ve analiz metotlarına ilişkin düzenlemeler yer alır. Gıda kodeksine aykırı gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzeme üretimi ve piyasaya arzı yasaktır.[14] Güvenli gıda, gıda kodeksinde yer alan hijyen koşullarına uygun olmak zorundadır. Hijyen, gıdanın insan tüketimine uygunluğunun sağlanması için gıda zincirinin tüm aşamalarında alınması gerekli her türlü önlemdir.[15] Gıda kolluğunda denetimlerin yanı sıra izin usulünün de önemli bir yeri bulunmaktadır. Gıda ile ilgili faaliyet yapan işletmeler, Bakanlıktan izin almak zorundadır.[16]

Özel kolluk sadece belli bir tür faaliyet konusunda yetkili ve görevlidir. Türkiye’de gıda güvenliğini sağlanmasından Tarım ve Orman Bakanlığı sorumludur. Bu kolluk faaliyetleri 2010 yılında yürürlüğe giren 5596 sayılı Gıda Kanunuyla düzenlenmektedir. Gıda Kanunu, Avrupa Birliği’ne uyum sağlamak amacıyla çıkarılmıştır.[17] Gıda üretim aşamaları birbiriyle bağlantılı olduğundan gıda güvenliğiyle ilgili yetkiler, tek bir kurumda toplanmıştır. Bakanlık, merkez ve taşra birimlerinden oluşur. Merkez teşkilatı Türkiye’nin başkenti Ankara’dadır. Taşra teşkilatı, 81 ilde bulunmaktadır. Bakanlık, uluslararası Kodeks Alimentarius Komisyonunun temas noktasıdır.[18] Gıda kolluğu olarak Bakanlık; gıda kodeksini hazırlamakla,[19] hijyen koşullarını belirlemekle,[20] yeni gıdalarla ilgili düzenlemeleri yapmakla,[21] risk durumunda gerekli tedbirleri almakla,[22] resmi kontrol faaliyetlerini yürütmekle[23] sorumludur.[24] Gıda kolluğuna, tüketicilerin çağrı yoluyla yardımcı olması mümkündür. Tüketiciler, gıda güvenliğiyle ilgili ihbar ve şikayetlerini 2009 yılından beri Alo 174 Gıda Hattı çağrı merkezine yapabilmektedir.

III. KOLLUK YETKİSİ DEVREDİLEBİLİR Mİ?

Kolluk işlemleri, kamu gücü ayrıcalıklarına dayanmaktadır ve devredilmesi mümkün değildir. Kolluk yetkilerinin devredilmez olması, kolluk yetkilerinin sadece kolluk personeli tarafından kullanılabilmesi ve bu yetkinin sözleşme yoluyla özel kişilere gördürülmesinin yasak olmasıdır.[25] Kolluk yetkilerinin devir yasağı, kolluk faaliyeti ile kamu hizmeti arasındaki farklar arasında yer almaktadır. Kamu hizmetine özel kişilerin katılması mümkün olmasına rağmen kolluk faaliyetleri devletin tekelindedir. Kolluk faaliyetlerinin devlet tekelinde olmasını haklı kılan en güçlü gerekçenin kolluk faaliyetleri esnasında meşru zor kullanma yetkisi olduğu değerlendirilmektedir. Öğretide de yeteri kadar tartışılmamış bir konu olan kolluk yetkilerinin özel kişilere devredilip devredilemeyeceğine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi 2012/76 E. 2013/44 K. sayılı ilk inceleme kararında kontrol faaliyetlerinin kolluk niteliğinden bahsetmezken 2015/72 E. 2016/44 K. sayılı ikinci inceleme kararında “…bu hizmetlerin özel kişilere nasıl gördürüleceğinin, bu hizmetlerin kapsamının, denetiminin ve bu hizmeti görecek olanların sorumluluğunun açık ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kanunla düzenlenmesi koşuluyla kanun koyucunun takdir yetkisindedir…” değerlendirmesiyle kolluk yetkilerinin özel kişilere devredilmesine açık kapı bırakmaktadır.

Gıda güvenliğini sağlamak, uzun ve karmaşık bir süreçtir. Gıda güvenliği, ilk üreticiden son satıcıya kadar insan sağlığına zararsız gıdaların üretimini sağlamak amacıyla üretiminin her aşamasında kurallara uyulmasıdır. Kanunda gıda güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan denetimleri ifade etmek için resmi kontrol kavramı kullanılmaktadır. Resmi kontroller, kontrol görevlisi tarafından yapılır. Kontrol görevlisi, Bakanlık personeli veya yetkili kişiler olabilmektedir. Gıda kolluğu, gıda güvenliğini tehlikeye atan veya ihlal eden bir olayı tespit ettiğinde müdahale etmek zorundadır. Gıda kolluğunun müdahaleleri, Gıda Kanunu ile verilen yetkilere dayanır ve olayın koşullarına göre hangi yetkilere başvuracağına karar verir. Kontrol görevlisi, kontrol etmek amacıyla her zaman her yere girebilme ve kontrol sırasında gıda işletmecilerinden bedel ödemeksizin numune talep etme yetkisine sahiptir. Kontrol görevlisi; her türlü etkiden ve çıkar ilişkisinden uzak, tarafsız, objektif ve bağımsız olarak karar almak zorundadır.[26] Resmi kontrollerle ilgili numunelerin analizleri, Bakanlık laboratuvarlarında veya Bakanlık tarafından onay verilen diğer laboratuvarlarda yapılır.[27] İlgililer, resmî kontrol ve denetim sonuçları hakkında, tebligat yapıldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde Bakanlığa itiraz etme hakkına sahiptir.[28] Gıda kolluğu faaliyetlerine özel kişilerin katılmasına imkan veren 5596 sayılı kanun m.31 hükmünde Bakanlığa belirli yetkileri kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, birlikler, kooperatifler, vakıf ve üniversitelere tamamen veya kısmen devretme veya hizmet alımı yolu ile yerine getirme imkanı verilmektedir.

Kolluk yetkilerinin devir yasağı ilkesinin genel kolluk faaliyetleriyle mi sınırlı olduğu, özel kolluk faaliyetlerini de kapsayıp kapsamadığı da yeterli düzeyde tartışılmamaktadır.[29] Anayasa Mahkemesi gıda güvenliğini sağlamak amacıyla özel kişilere yetki devredilmesini mümkün görmesi günümüzde özel kolluk faaliyetlerine özel kişilerin katılmasının yaygınlaşmasıyla uyumludur. Çünkü gıda güvenliğinin yanı sıra özel kolluk faaliyetlerine özel kişilerin katılması yapı denetim işlemleri ve araç muayene istasyonlarında da görülmektedir.[30] Anayasa Mahkemesinin özel kişilerin kolluk faaliyetlerine katılımıyla ilgili olarak “kolluk yetkisinin devredilmezliği” ilkesi tartışmaması önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Zira bu ilke tartışılarak bu ilkenin özel kolluk faaliyetlerinde yumuşatılmasının[31] kamu yararı için gerekli olduğu gerekçesiyle aynı hükme varılmış olsaydı hukuki açıdan daha yeni bir bakış açısı oluşturabilirdi.

SONUÇ

Sonuç olarak kolluk faaliyetlerinin amacı kamu düzenini korumak ve kamu düzenini bozan olaylara müdahale etmektir. Kolluk faaliyetleri ile kamu hizmeti arasında birçok önemli ayrım bulunmaktadır. Kolluk işlemleri, kamu gücü ayrıcalıklarına dayanmaktadır ve devredilmesinin mümkün olmadığı belirtilmektedir. Kolluk yetkilerinin özel kişilere devredilmesine ilişkin kısıtlama, pozitif hukukta düzenlenmiş bir yasak olmayıp mahkeme kararlarında ve öğretide bahsedilmektedir. Gıda kolluğu faaliyetlerine özel kişilerin katılmasına imkan veren 5596 sayılı kanun m.31 hükmü Anayasa Mahkemesinin tarafından iki kez incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından ilk inceleme 2012/76 E. 2013/44 K. sayılı kararda yapılmış olup bu kararda kontrollerin kolluk faaliyeti niteliğinden hiç bahsedilmemektedir. İkinci değerlendirme ise 2015/72 E. 2016/44 K. sayılı kararda yapılmış olup bu kararda kontrollerin idari kolluk faaliyeti olarak kamu hizmeti olduğu belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen kamu hizmeti kavramının da geniş anlamda kullanıldığı, kamu hizmeti ve kolluk faaliyetleri arasındaki ayrıma açıklık getirmediği görülmektedir. Toplum hayatındaki ve teknolojideki gelişmelere bağlı olarak özel kolluk faaliyetlerinde “kolluk yetkisinin devredilmezliği” ilkesinin yumuşatılmasının gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

KAYNAKÇA

Akkoyunlu, Sencer Abdullah, Kamu Düzeninin Sağlanmasında Kolluğun Yetkileri, Erzincan: Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2017.

Akyılmaz, Bahtiyar; Sezginer, Murat ve Kaya, Cemil, Türk İdare Hukuku, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2009.

Çağlayan, Ramazan, İdare Hukuku Dersleri, Ankara: Adalet Yayınevi, 2019.

Erkmen, Osman, “Gıda Kaynaklı Tehlikeler ve Güvenli Gıda Üretimi”, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 53, no:3, (2010): 220-235.

Gökçe, Ramazan ve Ergezer, Haluk, “Gıda Mevzuatımız; Nereden, Nereye?”. Akademik Gıda 14, no: 2, (2016): 225-229.

Gözler, Kemal, İdare Hukuku Dersleri, Bursa: Ekin Yayınevi, 2006.

Gözübüyük, Şeref ve Tan, Turgut, İdare Hukuku Genel Esaslar, Ankara: Turhan Kitabevi, 2013.

Karahanoğulları, Onur, Kamu Hizmeti, Ankara: Yetkin Yayınevi, 2015.

Koç, Gökçe ve Uzmay, Ayşe, “Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği: Kavramsal Çerçeve, Gelişmeler ve Türkiye”, Tarım Ekonomisi Dergisi 21, no:1 (2015): 39-48.

Soylu, Ahmet Cemil, İdarenin Gıda Güvenliğine İlişkin Faaliyetleri, İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2022.

World Health Organization, Five Keys to Safer Food Manual, France, 2006.

-----------

[1] Ramazan Çağlayan, İdare Hukuku Dersleri, 7.Baskı(Ankara: Adalet Yayınevi, 2019), 273.

[2] Kemal Gözler, İdare Hukuku Dersleri, 4. Baskı(Bursa: Ekin Yayınevi, 2006), 558; Onur Karahanoğulları, Kamu Hizmeti, 3. Baskı (Ankara: Yetkin Yayınevi, 2015), 73.

[3] Sencer Abdullah Akkoyunlu, Kamu Düzeninin Sağlanmasında Kolluğun Yetkileri, (Erzincan: Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2017), 100.

[4] Anayasa Mahkemesi 2007/2 E. 2011/13 K. sayılı kararında “…İptali istenilen kural ile Bakanlığın; Birliğe, kamu kurum ve kuruluşlarına, özel hukuk tüzel kişilerine veya üniversitelere devredebileceği yetkilerinden olan denetleme görev ve yetkisi idarenin kolluk etkinlikleri içinde yer alan, genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken bir kamu hizmeti olup, idarenin asli ve sürekli görevlerindendir. Anayasa'nın 128. maddesine göre de, kolluk faaliyetleri arasında yer alması nedeniyle denetleme yetkisinin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi zorunludur. İptali istenilen kuralda özel hukuk tüzel kişileri dışında yetki devri yapılabilecek Türkiye Tohumcular Birliği, kamu kurum ve kuruluşları ve üniversiteler kamu tüzel kişiliğine sahip olup, Anayasa'nın 128. maddesi kapsamındadır. Ancak, bunlar dışında Bakanlığın denetim yetkisini tümüyle özel hukuk tüzel kişilerine devretmesi veya onlarla paylaşması ise olanaklı değildir…” denilmektedir.

[5] Bahtiyar Akyılmaz, Murat Sezginer ve Cemil Kaya, Türk İdare Hukuku, (Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2009), 471.

[6] Gözler, İdare Hukuku Dersleri, 565.

[7] Ahmet Cemil Soylu, İdarenin Gıda Güvenliğine İlişkin Faaliyetleri, (İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2022), 166.

[8] Ramazan Gökçe ve Haluk Ergezer, “Gıda Mevzuatımız; Nereden, Nereye?”. Akademik Gıda 14, no: 2, (2016): 226.

[9] World Health Organization, Five Keys to Safer Food Manual, (Fransa, 2006), 4.

[10] Benzer tanımlama için bkz. Soylu, İdarenin Gıda Güvenliğine İlişkin Faaliyetleri, 164.

[11] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.3

[12] Osman Erkmen, “Gıda Kaynaklı Tehlikeler ve Güvenli Gıda Üretimi”, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 53, no:3, (2010): 221-231.

[13] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.21.

[14] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.21.

[15] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.3.

[16] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.30; Soylu :173.

[17] Gökçe Koç ve Ayşe Uzmay, “Gıda Güvencesi ve Gıda Güvenliği: Kavramsal Çerçeve, Gelişmeler ve Türkiye”, Tarım Ekonomisi Dergisi 21, no:1 (2015): 45.

[18] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.23.

[19] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.23.

[20] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.29.

[21] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.21.

[22] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.25.

[23] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.31.

[24] Soylu, İdarenin Gıda Güvenliğine İlişkin Faaliyetleri, 188-297.

[25] Gözler, İdare Hukuku Dersleri, 564; Akyılmaz ve diğerleri, Türk İdare Hukuku, 472.

[26] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.31.

[27] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.33.

[28] 5596 sayılı Gıda Kanunu m.31.

[29] Şeref Gözübüyük ve Turgut Tan, İdare Hukuku Genel Esaslar, 9. Bası(Ankara: Turhan Kitabevi, 2013), 660-662.

[30] Akkoyunlu, Kamu Düzeninin Sağlanmasında Kolluğun Yetkileri, 100.

[31] Özel kolluk faaliyetlerine özel kişilerin katılabileceğine ilişkin olarak bkz. Gözübüyük ve Tan, İdare Hukuku Genel Esaslar, 660.