GİRİŞ

Profesyonel futbolcu sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, ücretin ödenip ödenmediği kadar, ödeme yapılmaması üzerine tarafların hangi işlemleri gerçekleştirdiği de önem taşımaktadır. Futbolcunun alacaklı olması, sözleşmesini her durumda doğrudan haklı nedenle feshedebileceği anlamına gelmez. Aynı şekilde kulübün bir miktar ödeme yapmış olması da fesih koşullarının oluşmadığını tek başına göstermez.

Bu nedenle ücret uyuşmazlıklarında sözleşme, ödeme kayıtları ve ihtarnameler birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle ihtarın içeriği, kulübe ulaşma tarihi ve sonrasında gerçekleştirilen işlemler, uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilmektedir. Bu çalışmada, TFF Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı kapsamında ücretin ödenmemesine dayalı fesih süreci ve ihtarın bu süreçteki işlevi ele alınmaktadır.

1. ÜCRET ALACAĞI, TEMERRÜT VE FESİH HAKKI

Ücretin ödeme zamanının gelmesi, kulübün temerrüde düşmesi ve futbolcunun sözleşmeyi haklı nedenle feshedebilmesi, birbiriyle bağlantılı fakat ayrı değerlendirilmesi gereken meselelerdir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesi uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Ödeme günü taraflarca belirlenmişse, bu günün geçmesiyle ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüt gerçekleşebilir.[1]

Ancak temerrüt için ayrıca ihtar gerekmemesi, fesih bakımından öngörülen özel usulün de uygulanmayacağı şeklinde anlaşılmamalıdır. Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı’nın 28/1. maddesine göre, ücretinin ödenmemesi nedeniyle sözleşmesini feshetmek isteyen futbolcu, kulübüne ve bilgi için TFF’ye noter aracılığıyla ihtarname göndererek ücretinin otuz gün içerisinde ödenmesini talep etmelidir.[2]

Burada ihtar, kulübün borcunu yerine getirmesi için süre tanınmasına hizmet etmektedir. Alacağın tahsilini istemek ile sözleşmeyi sona erdirmek farklı hukuki sonuçlara yöneldiğinden, futbolcunun ödenmemiş bir alacağının bulunması fesih işleminin ayrıca incelenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.

2. ÖDEME İHTARI GÖNDERİLMEDEN YAPILAN FESİH

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 04.04.2016 tarihli kararında, futbolcu tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinden önce, alacakların ödenmesi için otuz günlük süre tanıyan usulüne uygun bir ihtarname gönderilmediği tespit edilmiştir. Daire, bu nedenle feshin haksız olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.[3]

Karar, ücretin ödenmediği iddiasının yanında feshe giden süreçteki işlemlerin de önemini göstermektedir. İhtarnamede talep edilen ücretin dönemi, tutarı ve sözleşmesel dayanağının açıkça belirtilmesi, sonradan yapılacak incelemeyi kolaylaştırır. Aylık ücret, garanti ücret ve hak kazanılmış maç başı ücretinin yalnızca toplam bir rakam altında gösterilmesi, tarafların hangi kalem üzerinde uyuşamadığının belirlenmesini güçleştirebilir.

Bununla birlikte bu usul, futbolcunun bütün haklı fesih imkânlarını kapsayan mutlak bir yasak şeklinde ifade edilmemelidir. TBK m. 435, dürüstlük kurallarına göre hizmet ilişkisinin sürdürülmesinin beklenemediği durumlarda taraflara haklı nedenle fesih imkânı tanımaktadır. Çeviker de Talimat’ta sayılmayan, örneğin futbolcuya yönelik ciddi tehdit veya darp gibi ağır ihlallerde bu hükme dayanılabileceğini belirtmektedir.[4]

Dolayısıyla yalnızca ücretin ödenmemesine dayanılarak Talimat m. 28/1 kapsamında yapılan fesih ile başka bir ağır ihlal nedeniyle ileri sürülen haklı fesih sebebi birbirinden ayrılmalıdır. Somut olayın farklılığı ortaya konulmadan, genel hükümlere atıfla ödeme ihtarının gereksiz olduğu sonucuna varılması isabetli olmayacaktır.

3. SÜRENİN BAŞLANGICINDA TEBLİĞ TARİHİNİN ÖNEMİ

İhtarnamenin düzenlendiği tarih ile kulübe tebliğ edildiği tarih aynı olmayabilir. Güncel Talimat’ın 28/5. maddesi, noter ihtarı ile TFF bildiriminden kulübe önce tebliğ edilenin esas alınmasını öngörmektedir.[5]

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18.01.2016 tarihli kararında, noter ihtarının tebliğinden önce TFF tarafından kulübe faks yoluyla bildirim yapıldığı belirlenmiştir. Daire, önceki tarihli TFF bildirimini esas alarak fesih işleminin süresinde gerçekleştirildiği sonucuna ulaşmıştır.[6]

Aynı Dairenin 30.05.2019 tarihli kararında ise ödeme ihtarnamesinin kulübe ne zaman tebliğ edildiğini gösteren evrakın dosyada bulunmaması üzerinde durulmuştur. Tebliğ tarihindeki belirsizlik giderilmeden feshin usule uygunluğunun denetlenemeyeceği belirtilerek bozma kararı verilmiştir.[7]

Bu kararlar, uyuşmazlık tarihlerindeki düzenlemelere ilişkin olmakla birlikte, tebliğin belgelendirilmesinin önemini somut biçimde göstermektedir. İhtarname örneğinin saklanmasıyla yetinilmemeli, noter tebliğ belgesi ve varsa TFF bildiriminin kulübe ulaştığını gösteren kayıtlar da muhafaza edilmelidir. Kulübün evrakı kendi içinde geç işleme alması ile bildirimin hukuken tebliğ edildiği tarihin birbirine karıştırılmaması gerekir.

4. ÖDEME İHTARI İLE FESİH AÇIKLAMASI AYRI İŞLEMLERDİR

Talimat m. 28/1 uyarınca, verilen süreye rağmen hak edilen ücret ödenmezse futbolcu, sürenin sona ermesinden itibaren yedi gün içerisinde sözleşmesini feshedebilir. Talimat m. 29/1’e göre fesih açıklaması noter kanalıyla yapılmalı ve ihbarnamenin bir sureti bilgi için TFF’ye gönderilmelidir.[8]

Ödeme için tanınan sürenin dolması, sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmez. Ödeme ihtarı kulübe borcunu yerine getirme imkânı tanırken, fesih açıklaması sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya koyar.

Bu ayrımın bir diğer sonucu, sürecin yalnızca ilk ihtarnamenin gönderilmesiyle tamamlanmamasıdır. Futbolcu bakımından fesih hakkının kullanılacağı zaman; kulüp bakımından ise ödeme kayıtlarıyla birlikte fesih bildiriminin de takip edilmesi önem taşır.

5. ÖDEME SÜRESİ SÖZLEŞMEYLE KISALTILABİLİR Mİ?

Güncel Talimat’ın 28/4. maddesi, sürelerin futbolcu aleyhine değiştirilemeyeceğini; kulübün yazılı onayıyla futbolcu lehine kısaltılabileceğini düzenlemektedir. Fesih sürelerinin tamamen kaldırılması ise mümkün değildir.[9]

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 27.02.2017 tarihli kararında, otuz günlük ödeme süresinin sözleşmeyle futbolcu lehine on beş güne indirildiği bir uyuşmazlık incelenmiştir. Daire, futbolcunun bu sürelere uyarak gerçekleştirdiği feshin Talimat’a aykırı olmadığı sonucuna ulaşmıştır.[10]

Güncel değerlendirmede hareket noktası, Talimat’ın yazılı onaya ilişkin açık hükmüdür. Geçmiş düzenlemelere ilişkin kararlar, uygulandıkları metin dikkate alınmadan bugüne aktarılmamalıdır. Ayrıca ödeme süresinin kısaltılması ile hiç süre verilmeden fesih yapılmasının aynı hukuki işlem olmadığı gözetilmelidir.

Bu nedenle kulübün kendisine ulaşan her ihtar bakımından mutlaka otuz günlük ödeme süresi bulunduğunu varsayması doğru değildir. Sözleşmedeki süre hükmü ve kulübün yazılı iradesi de incelenmelidir.

6. SÜREKLİ GECİKEN ÖDEMELER VE ÖĞRETİDEKİ ELEŞTİRİ

Ödeme ihtarına ilişkin düzenleme öğretide eleştirilmektedir. Aydos, futbolcunun ücretini alabilmek için ihtar göndermek zorunda bırakılması ve kulübün ancak ihtardan sonra ödeme yapması üzerinde durmaktadır. Yazar, özellikle gecikmenin tekrarlanması hâlinde futbolcuya sözleşmeyi sona erdirme imkânı tanıyan bir düzenlemeye ihtiyaç bulunduğunu savunmaktadır.[11]

Bu görüş, yürürlükteki usulün nasıl uygulanacağı ile düzenlemenin nasıl olması gerektiği arasındaki ayrım korunarak değerlendirilmelidir. Öğretideki eleştiriden hareketle, ikinci ödeme gecikmesinin her durumda ihtarsız fesih hakkı doğurduğu söylenemez.

Bununla birlikte, düzenlemenin yalnızca futbolcu ile kulüp arasındaki menfaat dengesi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Kulübe ödeme için süre tanınması, borcun yerine getirilerek sözleşme ilişkisinin korunmasına imkan vermekte; bu yönüyle kadro istikrarına ve müsabakaların düzenli biçimde yürütülmesine de hizmet edebilmektedir. Özellikle birden fazla futbolcunun kısa aralıklarla sözleşmesini sona erdirmesi, kulübün sportif faaliyetlerini sürdürmesini güçleştirebilir. Transfer ve tescil dönemlerine ilişkin sınırlamalar da bu güçlüğü artırabilir.

Bu bakımdan, fesih öncesinde kulübe ödeme imkanı tanınmasının anlaşılabilir bir gerekçesi bulunmaktadır. Ancak bu gerekçe, sürenin mutlaka otuz gün olması gerektiğini veya futbolcunun ücretine zamanında kavuşma menfaatinin geri planda bırakılabileceğini tek başına göstermez. Ücretlerin sürekli geciktirilmesi ve her defasında ihtar üzerine ödenmesi, sözleşme ilişkisindeki güveni zedeleyebilir. Bu nedenle kulüpler bakımından hukuki takip, yalnızca ihtara cevap hazırlanmasını değil, sözleşmedeki ödeme tarihlerinin düzenli biçimde izlenmesini de kapsamalıdır.

7. KULÜBÜN İHTARA CEVABI VE ÖDEME BELGELERİ

Kulübe ulaşan ihtarname, talep edilen toplam tutarın kabul veya reddiyle sınırlı biçimde ele alınmamalıdır. Hangi ücretlere hak kazanıldığı, ödeme zamanlarının gelip gelmediği ve önceki ödemelerin hangi borçlara ilişkin olduğu belirlenmelidir.

Bu incelemede sözleşme, banka dekontları ve hakediş kayıtları karşılaştırılmalıdır. İhtardaki tutarla kulübün hesabı arasında fark varsa, farkın kaynağı gösterilmelidir. Talebin bir bölümünün tartışmalı olması, diğer kalemlerin de inceleme dışında bırakılmasını haklı kılmaz.

Futbolcuya uygulanan para cezalarının ücret alacağından düşüldüğü durumlarda ayrıca dikkatli olunmalıdır. Kulübün ceza kararı almış olması, ilgili tutarın her durumda alacaktan mahsup edilebileceği anlamına gelmez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarihli kararında; para cezalarının usulüne uygun tebliğini gösteren şerhlerin bulunmaması, mağlubiyet nedeniyle ceza uygulanması ve sosyal medya paylaşımının futbolcuya aidiyetinin yeterince belirlenmemesi değerlendirilmiştir. Daire, somut olayda bu cezaların futbolcu alacağından mahsup edilmesini hukuka aykırı bulmuştur.[12]

Karar, kulübün kendi hesabında borç bakiyesini azaltmasının tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. İndirimin hukuki dayanağı da denetlenmektedir.

Kanaatimizce ihtar sürecinin sağlıklı yönetilmesi, mali kayıtların hukuki incelemeye zamanında sunulmasına bağlıdır. Bir ödemenin yapıldığını söylemek kadar; tarihini, tutarını ve hangi alacağa ilişkin olduğunu gösterebilmek de önemlidir. İhtara cevap verilmiş olması ile ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması birbirinden ayrılmalıdır.

8. SONUÇ

Profesyonel futbolcu sözleşmelerinde ücretin ödenmemesine ilişkin uyuşmazlıklar, yalnızca alacak hesaplarının karşılaştırılmasıyla değerlendirilemez. İhtarın içeriği, tebliğ tarihi, ödeme için tanınan süre ve fesih açıklamasının zamanı da incelemenin parçasıdır.

Futbolcu bakımından ücret alacağının varlığı ile haklı fesih koşullarının oluşması ayrı ayrı ele alınmalıdır. Kulüp bakımından ise ihtarnamenin alınması, sözleşme ve ödeme belgelerinin gecikmeden incelenmesini gerektirir. Özellikle TFF bildiriminin tarihi, sözleşmedeki süre hükümleri ve ücretlerden yapılan kesintilerin dayanağı gözden kaçırılmamalıdır.

Öğretideki eleştiriler ve genel hükümlere dayanan fesih imkanları da değerlendirmede yerini korumaktadır. Bununla birlikte bu tartışmalar, ücretin ödenmemesi nedeniyle işletilen somut ihtar sürecinin dikkatle takip edilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.

KAYNAKÇA

[1] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, RG 04.02.2011, S. 27836, m. 117.

[2] Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı, m. 28/1;

[3] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, T. 04.04.2016, E. 2015/33180, K. 2016/9339.

[4] 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 435; Çeviker, Emirhan, Profesyonel Futbolcu Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Sona Ermenin Sonuçları, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, yayımlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul, 2018, s. 109–110.

[5] Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı, m. 28/5.

[6] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, T. 18.01.2016, E. 2015/1535, K. 2016/513.

[7] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, T. 30.05.2019, E. 2016/12221, K. 2019/7017.

[8] Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı, m. 28/1 ve 29/1.

[9] Türkiye Futbol Federasyonu, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı, m. 28/4.

[10] Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, T. 27.02.2017, E. 2015/37360, K. 2017/2522.

[11] Aydos, Oğuz Sadık, “Sporcu Sözleşmesinin Feshi”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 62, S. 3, 2013, s. 643–689, özellikle s. 663–665.

[12] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, T. 13.03.2025, E. 2024/2489, K. 2025/1578.