T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
2025/5186 E., 2026/2082 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/119 Esas, 2025/892 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/701 E., 2021/833 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya muhtelif tarihlerde mal sattığını, faturalarda belirtilen malların davalıya teslim edilmesine rağmen fatura bedelleri müvekkiline ödenmediğinden icra takibine geçildiğini, davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/28701 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu 87.227,86 TL'lik itirazın iptalini ve takibin devamını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, zamanaşımı, yetkisizlik itirazında bulunmuş, faturalara konu ürünlerin kendisi tarafından değil, dava dışı ...ve Yatırımı Ticaret A.Ş. ile imzalanan 22.03.2016 tarihli yüklenici sözleşmesi kapsamında dava dışı şirket tarafından kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğu, davalının yasal sonuçları ihtar edilmesine karşın mazeretsiz olarak ticari defterlerini incelemeye sunmaktan kaçındığı, davacı defterlerine göre ise davacının icra takibinde talep edilen asıl alacak kadar davalıdan alacaklı olduğu, takibe konu edilen faturaların bir kısımının imza karşılığı tebliğ edildiği bir kısmında ise imza bulunmadığı, davalı kaçınmasına karşın celp edilen BA/BS formlarının incelenmesinden ise kayıtların birbirini doğruladığı ve tüm faturaların davalı yanca ticari defterlerine işlendiği, bilirkişi raporuna göre davalının dava dışı şirket ile sözleşmesinin fesih edildiği tarihten sonra davacı yanca tanzim edilen fatura bulunmadığı, faturaların sözleşme ilişkisi içinde düzenlendiğinin tespit edildiği, Vergi Dairesinin yazısına göre takibe konu faturanın davalı tarafça beyan edildiği dikkate alındığında bu husus teslime karine teşkil ettiğinden aksi yöndeki iddiayı ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu ancak davalı tarafından aksi yöndeki savunmasını ispata yarar delil sunulmadığı, bu durumda davacının icra takibinde belirtilen asıl alacak tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğu, tarafların tacir oluşu dikkate alınarak takipte talep edilen faiz oranı da yerinde olduğu, alacağın likit ve hesaplanabilir olduğu, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 87.227,86 TL asıl alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranları ve şartları uygulanmak suretiyle devamına, hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 17.445,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2016 yılında davacı tarafından düzenlenen ve Vergi Dairesine bildirilen faturaların, davalı tarafça Vergi Dairesine verilen BA formunda bildirilmiş olması ve bildirilen miktarın takibe konu alacak tutarının üstünde olması karşısında, fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafça Vergi Dairesine BA formları ile mal alışlarına ilişkin bildirim yapıldığı gözetildiğinde, mal teslim edilmediğini ispat yükü üzerinde olan ancak yasal ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı gibi başkaca kesin delil de ibraz etmeyen davalının savunmasını ispat edemediği, bu nedenle mahkemece takibe konu faturalara dayalı asıl alacak tutarı olan 87.227,86 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca eldeki davanın yalnız asıl alacak hakkında açıldığı ve mahkemece işlemiş faiz konusunda hüküm tesis edilmediği gözetildiğinde davalının bu konudaki itirazının yerinde olmadığı, yine tarafların tacir olması ve işin ticari iş niteliğinde olmasına göre takip talebinde belirtildiği gibi asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi talep edilmesi yerinde olup mahkemece takibin 87.227,86 TL asıl alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranları ve şartları uygulanmak suretiyle devamına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
Next





