|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
|
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
S. Y. BAŞVURUSU |
|
(Başvuru Numarası: 2021/27225) |
|
Karar Tarihi: 24/12/2025 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin GÖKCAN |
|
Üyeler |
: |
Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Muhterem İNCE |
|
Raportör |
: |
Kamber Ozan TUTAL |
|
Başvurucu |
: |
I. BAŞVURUNUN ÖZETİ
1. Başvuru, kesinleşmiş mahkeme hükmünün eksik uygulanması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Ankara Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünde 28/11/2007 tarihinde şef olarak göreve başlayan başvurucu 7/3/2008 tarihinde geçici görevle ayrılmış, 9/11/2009 tarihinde geçici görevi sonlanarak görevine yeniden başlamıştır. Başvurucu 29/11/2010 tarihinde görevinden ayrılarak Ankara Defterdarlığı 4. Kolordu Komutanlığı Saymalık Müdürlüğüne atanmış, 16/6/2011 tarihinde ise yeniden Ankara Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğüne atanmıştır.
3. Başvurucu, 2007 ile 2011 yılları arasında eksik ödenen vekâlet ücretlerinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin zımnen reddi üzerine dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde görev yaptığı dönemde eksik vekâlet ücreti aldığını, 2011 yılında altı aydan fazla çalıştığından vekâlet ücretinin tamamına hak kazandığını belirterek işlemin iptali ile 2007-2011 yılları arasında eksik ödenen vekâlet ücretlerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı fiilen çalıştığı dönem için başvurucuya vekâlet ücretinin ödendiğini, fiilen çalışmadığı dönem içinse muhakemat müdürünün takdir ve yetkisine dayalı olarak ödeme yapılmadığını belirtmiştir.
4. Davaya bakan Ankara 1. İdare Mahkemesinin 15/1/2014 tarihinde verdiği kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Bu durumda anılan mevzuat hükümleri doğrultusunda fiilen çalışma karşılığında vekalet ücretinin ödeneceğine ilişkin bir ibarenin bulunmaması ve kadrosu davalı idare bünyesinde bulunup belirli süreler geçici görevle başka birimlerde çalıştırılan davacının fiilen çalışmadığından bahisle geçici görevli olduğu dönemlere ilişkin vekalet ücreti verilmemesi ve yapılan başvurunun cevap verilmeyerek zımnen reddi işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, 2007-2011 arasında davacıya eksik ödenen vekalet ücretlerinin davalı idareye başvuru tarihi olan 05.03.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hesaplanarak tarafına ödenmesine,"
5. Ankara Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Kurulu 4/3/2015 tarihinde kararı hukuka uygun bulduğunu belirterek davalı idarenin itirazını reddetmiş ve kararı onamıştır. Aynı Kurul 17/11/2015 tarihinde davalının karar düzeltme talebini de reddetmiştir.
6. İdare, başvurucunun kurum kadrosunda olmakla birlikte geçici görevlendirme suretiyle başka birimlerde görev yaptığı dönemler (7/3/2008-9/11/2009) için 6.100,23 TL ödeme yapmıştır.
7. Başvurucu, gerekçeli kararda "...geçici görevli..." ibaresinin bulunması nedeniyle idarenin 29/11/2010-16/6/2011 dönemi için ödeme yapmadığını belirterek hükmün açıklanmasını talep etmiştir. Ankara 1. İdare Mahkemesi 29/3/2016 tarihinde kararda çelişik ve açık olmayan hüküm fıkraları bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Aynı Mahkeme 6/10/2016 tarihinde yine başvurucunun benzer bir talebini 2007-2011 tarihleri arasındaki eksik ödenen vekâlet ücretlerinin ödenmesi gerektiğinin açıkça hükme bağlandığını ve idare kararı uygulamıyorsa buna karşı yargı yoluna başvurulabileceğini açıklamıştır.
8. Başvurucu 18/10/2017 tarihinde, geçici görevle başka birimlerde geçen dönemler için vekâlet ücretlerinin ödendiğini (7/3/2008-9/11/2009), buna karşılık kadrosunun başka bir birimde olduğu döneme (29/11/2010-16/6/2011) ilişkin ödeme yapılmadığından Ankara 1. İdare Mahkemesinin 15/1/2014 tarihli kararının eksik uygulandığını belirterek söz konusu dönemler için de ödeme yapılmasını talep etmiştir. İdare, başvurucunun talebine cevap vermemiştir. Başvurucu, söz konusu iddialar kapsamında işlemin iptali ve eksik ödenen tutarın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
9. Ankara 8. İdare Mahkemesi 6/2/2020 tarihinde dava konusu işlemin iptaline ve başvurucuya eksik ödenen tutarın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar vermiş; karar gerekçesinde Ankara 1. İdare Mahkemesinin 15/1/2014 tarihli kararında 2007 ile 2011 yılları arasında başvurucuya eksik ödenen vekâlet ücretlerinin ödenmesine hükmedildiğini ve söz konusu kararda başvurucunun fiilen çalıştığı veya çalışmadığı dönemlere ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığını kaydetmiştir. Buna göre kesinleşmiş mahkeme hükmünün uygulanması için fiilen çalışmamış olsa da 2007 ile 2011 yılları arasına ilişkin olarak tüm vekâlet ücretlerinin başvurucuya ödenmesi gerektiğini belirtmiştir.
10. Davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı karara karşı yaptığı istinaf başvurusunda başvurucunun talebinin kurum kadrosunda görev yapmadığı döneme ilişkin olduğunu ve yargı kararı üzerine kurum kadrosunda olmakla birlikte geçici görevlendirmelerle başka birimlerde görev yaptığı dönemler için ödeme yapıldığını ileri sürmüştür.
11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi) 14/4/2021 tarihinde istinaf başvurusunu kabul ederek kararı kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesindeki ilgili kısım şöyledir:
"Bu durumda, her ne kadar davacı tarafından Ankara 1. İdare Mahkemesinin yukarıya alınan kararına konu başvurusunda 2007 ve 2011 yılları arası için her bir yılın tümü gözetilerek ücret ödenmesini talep ettiği, Mahkemenin de bu başvurunun reddine ilişkin işlem yönünden iptal kararı verdiği, dolayısıyla kararda yalnızca geçici görevli olduğu dönemler yönünden vekalet ücretinden yararlandırılacağının belirtilmediği ileri sürülmekte ise de, söz konusu kararda, kadrosu davalı idare bünyesinde bulunup belirli süreler geçici görevle başka birimlerde çalıştırılan davacının fiilen çalışmadığından bahisle geçici görevli olduğu dönemlere ilişkin vekalet ücreti verilmemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesine yer verilerek buna göre hüküm oluşturulduğu göz önüne alındığında, kararın davacının kadrosunun kurumda bulunduğu dönemleri kapsadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davalı idarece Ankara 1. İdare Mahkemesinin kararı uygulanarak kurum kadrosunda olmakla birlikte geçici görevlendirme suretiyle başka birimlerde görev yaptığı dönemler için davacıya ödeme yapılması hukuka uygun olduğundan, herhangi bir eksik ödemeden de bahsedilmesine olanak bulunmadığı açıktır. Dolayısıyla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin istinaf başvurusuna konu kararda hukuki isabet bulunmamıştır."
12. Başvurucu, nihai kararı 21/5/2021 tarihinde öğrendikten sonra 21/6/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
14. Başvurucu, kesinleşen mahkeme kararı uygulanmayarak fiilen kurumda çalıştığı dönem için ödeme yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri, Anayasa Mahkemesi içtihadı ve somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında 2011 yılı içinde altı buçuk ay fiilen çalışmış olduğundan vekâlet ücretine hak kazandığını açıklamıştır.
15. Başvuru, adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkı yönünden incelenmiştir.
16. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
17. Kesin hükme saygı ilkesi, yürürlükteki kurallara göre çözümlenen bir konunun o konunun ilgilileri arasında -kanunun öngördüğü iade-i muhakeme gibi ayrık durum dışında- yeniden incelenmesine engeldir. Değişik kanunlarda yer alan bu hukuksal kurum, yargı alanında kararlılık sağlamak amacına bağlanmaktadır. Biçimsel ve nesnel anlamda tanımları yapılan bu kurumun ögeleri; yargı kararlarına tanınan bir nitelik olması, bu niteliğin yasalarla tanınması ve yargı kararına uyulması zorunluluğudur (AYM, E.1988/36, K.1989/24, 2/6/1989). Kesin hükme saygı (res judicata) ve kesin hükmün bağlayıcı olması, hükmü veren mahkeme de dâhil diğer bütün mahkemelerin ve diğer ilgili kurumların bu kararla bağlı olması anlamına gelir. Yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (Alba İnşaat Tic. Ltd. Şti. [1. B.], B. No: 2013/1313, 26/2/2015, §§ 53, 54; Arman Mazman [2. B.], B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 65).
18. Hukuk sisteminde nihai mahkeme kararlarını taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenleme ve uygulamalar bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde engellenmesi hâllerinde mahkeme hakkı anlamını yitirecektir (Mustafa Ekşi [1. B.], B. No: 2014/7711, 24/1/2018, § 27). Kesin hükme saygı, uluslararası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabul görmektedir. Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargı kararlarının geciktirilmeksizin uygulanması yükümlülüğü, hukukun genel ilkelerinden biri olarak da kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin bir gereğidir (Arman Mazman, § 65).
19. Adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olan kesin hükme saygı ilkesi, kesinleşmiş bir mahkeme hükmüyle bireylere tanınan statüye (hak ve borçlara) hukuk düzenince istisnai durumlar dışında müdahale edilmemesini gerekli kılar. Bunun sonucu olarak mahkemeler aynı konuda aynı dava sebebine dayanarak aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdır. Kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesi mutlak değildir. Bazı istisnai durumlarda kesin hükme müdahale edilmesine hukuk sistemleri cevaz verebilir. Nitekim usul hukukunda sınırlı hâllerde uygulanmak üzere buna yönelik bazı müesseseler (hükmün tavzihi, tashihi, tamamlanması, yargılamanın yenilenmesi, kanun yararına temyiz) öngörülmüştür. Bunun dışındaki müdahalelerin olağan yargısal süreçteki gibi deliller yeniden değerlendirilerek kesin hükmün esastan yeniden incelenmesi sonucunu doğurmaması gerekir (Mustafa Altın [GK], B. No: 2018/10018, 27/10/2021, § 63).
20. Somut olayda Ankara 1. İdare Mahkemesinin kesinleşmiş hükmüne göre davaya konu işlemin iptaline ve 2007 ile 2011 yılları arasında eksik ödenen vekâlet ücretlerinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde kadrosu davalı idare bünyesinde olup da belirli süreler ve geçici görevle başka birimlerde çalıştırılan başvurucunun fiilen çalışmadığı gerekçesiyle geçici görevli olduğu dönemler için vekâlet ücreti verilmemesinde hukuka uyarlık bulunmadığı açıklanmıştır. Bu doğrultuda başvurucuya geçici görevle başka birimlerde görevlendirildiği dönemler için vekâlet ücretleri ödenmiş, buna karşılık uyuşmazlığa konu 29/11/2010-16/6/2011 dönemi için ödeme yapılmamıştır.
21. Bireysel başvuruya konu idari ve yargısal sürece bakıldığında başvurucunun 29/11/2010-16/6/2011 dönemi için ödeme yapılmaması nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararının eksik uygulandığını iddia ettiği görülmektedir. Buna karşılık idare ise kesinleşmiş mahkeme kararına uygun olarak kadrosu kurumda iken geçici olarak başka birimlerde görevlendirildiği dönem için başvurucuya ödeme yapıldığını açıklamaktadır. Eksik ödeme yapıldığı iddiasına konu dönemin ise kesinleşen mahkeme kararında yer almayan başka bir kadroda bulunduğu döneme ait olduğunu kaydeden idare, söz konusu dönem yönünden ödeme yapılmasını emreden bir mahkeme kararı bulunmadığını ileri sürmüştür.
22. Başvurucunun iptal talebiyle Ankara 1. İdare Mahkemesinin önüne getirdiği dava konusu işlemin 2007 ile 2011 yılları arasındaki dönemde ve özellikle 2011 yılında gerçekleştirilen eksik ödemelerin yapılması talebinin zımnen reddi olduğu anlaşılmıştır. Ankara 1. İdare Mahkemesi yargılama sonunda dava konusu işlemi iptal etmiş, diğer bir deyişle işlemin hukuki varlığını ortadan kaldırmıştır. Dava konusu idari işlemin iptal edilmesinin yanında ayrıca 2007-2011 arasında başvurucuya eksik ödenen vekâlet ücretlerinin davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmettiği görülmüştür. Dolayısıyla davalı idarenin kanun yolu itirazının reddedilmesi sonrasında ortada kesinleşmiş ve icra edilebilir bir yargı kararının bulunduğu açıktır.
23. Kararın icrası aşamasında ihtilafın ortaya çıkması sonrasında başvurucunun kararı açıklama taleplerini inceleyen Ankara 1. İdare Mahkemesi 2007-2011 yılları arasındaki eksik ödenen vekâlet ücretlerinin ödenmesi gerektiğinin açıkça hükme bağlandığını belirtmiştir. Bu hâliyle ödeme taleplerine konu iki ayrı dönem yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmadığı ve Ankara 1. İdare Mahkemesinin açıklama taleplerine karşı verdiği kararlar 2007-2011 yılları arasındaki eksik ödemeleri için hüküm kurduğunu vurgulamaktadır.
24. Tüm bu hususlar gözetildiğinde Ankara 1. İdare Mahkemesinin kesinleşmiş hükmünde başvurucuya 2007-2011 yılları arasında eksik ödenen vekâlet ücretlerinin ödenmesine hükmedilmesine rağmen idarenin söz konusu hükümde yer almayan bir ayrım yapmak suretiyle ikinci dönem yönünden ödeme yapmadığı anlaşılmıştır. Bunun yanında açıkça 2007-2011 yılları arasında ödeme yapılmasını emreden hükme karşılık ilgili kararın gerekçesine atıf yapan Bölge İdare Mahkemesi kararı ile bu işlemin hukuka uygun bulunması kesinleşmiş mahkeme kararının gereği gibi uygulanmasını engellemiştir. Zira kesin hükme saygı ilkesi gereğince istisnai durumlar dışında müdahale edilmemesi gerektiği gözetildiğinde Bölge İdare Mahkemesi istisnai durumun varlığını ortaya koymamıştır. Üstelik somut olayda hükmün tavzihi, tashihi, tamamlanması, yargılamanın yenilenmesi, kanun yararına temyiz gibi kanuni yollar dışında bir müdahaleyle olağan yargısal süreçteki gibi yeniden bir değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Bu hâliyle kesinleşmiş mahkeme kararının gereği gibi uygulanmamasının başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
III. GİDERİM
26. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.
27. Başvuruda tespit edilen anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunmaktadır. Anayasa'nın 148. ve 153. maddeleri ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. ve 66. maddeleri uyarınca ihlal kararının gönderildiği yargı mercilerinin yapması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatıp Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirtilen ilkelere ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir (yeniden yargılama konusunda bkz. Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2) [1. B.], B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100).
IV. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında kararın icrası hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesine (E.2020/1042, K.2021/671) iletilmek üzere Ankara 8. İdare Mahkemesine (E.2018/304, K.2020/285) GÖNDERİLMESİNE,
Ç. 487,60 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 24/12/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Next





