ÖZET

Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim; bireylerin malvarlığı ve şahıs varlığı değerlerinin fiziki ortamdan sanal platformlara kaymasına neden olmuştur. Kripto varlıklar, alan adları, sosyal ağ profilleri, bulut depolama sistemleri ve oyun hesapları gibi sanal değerlerin mirasbırakanın vefatı sonrasındaki akıbeti, klasik miras hukuku dogmatiğini zorlamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nda dijital terekeye dair müstakil bir kanuni çerçevenin bulunmaması; servis sağlayıcıların tek taraflı devir yasakları, postmortal kişilik haklarının korunması, eşya hukukunun cismanilik dogması ve miras ortaklığının elbirliği mülkiyeti ilkeleri ekseninde ciddi uyuşmazlıklar doğurmaktadır. Bu çalışmada; dijital varlıkların hukuki niteliği irdelenmekte, külli halefiyet karşısındaki sözleşmesel engeller 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde denetlenmekte, manevi nitelikli verilerin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 653 kapsamındaki intikali temellendirilmekte ve elbirliği mülkiyeti kilitlenmesini bertaraf edecek noterlik odaklı bir resmi tereke yöneticiliği modeli önerilmektedir.

GİRİŞ: SANAL DÜNYADA HAK SAHİPLİĞİ VE MİRAS HUKUKUNUN DÖNÜŞÜMÜ

Geleneksel miras hukuku, mülkiyet ve zilyetlik ekseninde cismani taşınır ve taşınmaz mallar ile klasik alacak-borç ilişkileri üzerine inşa edilmiştir. Oysa çağdaş yaşamda bireylerin ekonomik, mesleki ve duygusal birikimleri fiziki mekanlardan bağımsızlaşarak sunucularda depolanan sayısal kod dizinlerine evrilmiştir. Günümüzde bir kimsenin geride bıraktığı değerler arasında yalnızca gayrimenkuller veya banka mevduatları değil; iktisadi değeri yüz binlerce lirayı aşabilen kripto para cüzdanları, gelir getiren sosyal medya hesapları, dijital oyun envanterleri veya maddi karşılığı olmasa da paha biçilemez manevi hatıraları barındıran bulut arşivleri yer almaktadır.

Mirasbırakanın ölümüyle birlikte bu varlıkların akıbetinin ne olacağı sorusu, hukuk düzeninin cevaplandırması gereken kaçınılmaz bir problemdir. Türk hukuk öğretisinde ve yargı kararlarında henüz yeknesak bir kanuni altyapı bulunmayışı, yabancı menşeli teknoloji tekellerinin kullanıcı sözleşmelerine dayattığı keyfi kuralların adeta birer "özel hukuk normu" gibi uygulanması tehlikesini doğurmaktadır. Bu durum, Anayasa m. 35 ile teminat altına alınan mülkiyet ve miras hakkının zedelenmesi riskini beraberinde getirmektedir.

I. DİJİTAL MALVARLIĞININ HUKUKİ NİTELİĞİ: "ŞEY", "EŞYA" VE "TEREKE" KAVRAMLARI AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME

A. Eşya Hukukunun "Cismanilik" Çıkmazı

Türk-İsviçre eşya hukuku doktrini, bir varlığın eşya olarak nitelendirilebilmesi için cismanilik (maddi varlık), sınırlandırılabilirlik, insan hakimiyetine elverişlilik ve kişilik dışı olma unsurlarını kümülatif olarak aramaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 762. maddesi de taşınır mülkiyetinin konusunu maddi şeyler ve edinmeye elverişli doğal güçler olarak sınırlandırmıştır. Dijital varlıklar, manyetik ortamlarda kodlanan gayrimaddi veriler olduğundan, klasik eşya tanımına dahil edilememekte; dolayısıyla üzerlerinde doğrudan ayni mülkiyet ve klasik zilyetlik tesis edilememektedir.

Ne var ki tereke kavramı, eşya kavramıyla özdeş değildir. Tereke, mirasbırakanın ölümü anında sahip olduğu, intikale elverişli tüm özel hukuk ilişkilerinin, ayni haklarının, alacaklarının, borçlarının ve malvarlığı haklarının oluşturduğu hukuki bir bütündür. TMK m. 599/2'de kullanılan "diğer malvarlığı hakları" ifadesi, sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesine tabi tutulmamış olup, ekonomik mübadele değeri taşıyan tüm gayrimaddi hakların tereke kapsamında külli halefiyetle mirasçılara intikal edeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

B. Dijital Varlıkların İkili Ayrımı

Dijital varlıklar miras hukuku dogmatiği açısından iki temel grupta tasnif edilmelidir:

1. İktisadi Değer Taşıyan Dijital Malvarlığı Unsurları: Sermaye Piyasası Kanunu m. 3/1 ve 7518 sayılı Kanun kapsamında gayrimaddi hak olarak tescillenen kripto varlıklar, İnternet Alan Adları Yönetmeliği m. 13/3 uyarınca mirasçılara devredilebileceği açıkça düzenlenen alan adları, ticari amaçla işletilen ve reklam/sponsorluk geliri üreten sosyal medya ve YouTube kanalları ile oyun içi dijital envanterler bu gruptadır. Bu unsurların TMK m. 599/2 uyarınca terekeye dahil olduğu ve intikal edeceği tartışmasızdır.

2. Manevi/Kişisel Nitelikli Dijital Unsurlar: Ekonomik bir gelir getirmeyen şahsi e-posta yazışmaları, kişisel bulut depolama arşivleri ve aile fotoğrafları bu grupta yer alır. Bu unsurların intikali para ile ölçülebilirlik şartına değil, aşağıda ele alınacağı üzere aile belgelerinin intikali rejimine dayanmaktadır.

II. KÜLLİ HALEFİYET İLKESİ KARŞISINDA SERVİS SAĞLAYICI SÖZLEŞMELERİ VE TBK m. 27 DENETİMİ

A. Kullanıcı Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

Kullanıcıların dijital hesapları açarken elektronik butonlar aracılığıyla kabul ettikleri kullanım koşulları (Terms of Service), hazırlar arasında kurulan, iki tarafa borç yükleyen, sürekli edimli ve sui generis (kendine özgü) nitelikteki sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerde sağlayıcı kesintisiz erişim, veri saklama ve güvenlik taahhüt ederken; kullanıcı ise doğrudan bir ücret ödemese dahi kişisel verilerinin işlenmesine ve reklamlara maruz kalmaya katlanma edimi altına girmektedir.

B. Devir Yasaklarının Hükümsüzlüğü

Çoğu küresel platform (Apple, Meta, Google vb.), kullanım koşullarına "hesabın devredilemeyeceği, kullanıcının ölümüyle tüm hakların son bulacağı ve verilerin silineceği" yönünde hükümler yerleştirmektedir. Bu kayıtlar, 6502 sayılı TKHK m. 5 anlamında tüketiciyle müzakere edilmemiş haksız şart ve 6098 sayılı TBK m. 20-25 anlamında dürüstlük kuralına aykırı genel işlem koşuludur.

Daha da önemlisi, Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesinin 1. fıkrasında vücut bulan külli halefiyet ilkesi, kamu düzenine ilişkin mutlak emredici bir kanun normudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinin 1. fıkrası gereğince, kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Mirasbırakan ile servis sağlayıcı arasındaki sözleşme, mirasbırakanın şahsına sıkı sıkıya bağlı (örneğin ressamın portre yapma borcu gibi) bir edim içermemektedir; tamamen standart ve teknik bir hizmet ilişkisidir. Dolayısıyla, külli halefiyet gibi kanuni bir intikal rejimini ortadan kaldırmayı hedefleyen sözleşme hükümleri TBK m. 27 uyarınca batıldır.

Burada yapılması gereken dogmatik ayrım şudur: Mirasçılar, sözleşmenin tarafı haline gelerek hesaba ve arşivlenmiş verilere erişim hakkını külli halefiyetle iktisap ederler; ancak mirasbırakanın şahsına bağlı olan aktif kullanım hakkı (ölenin kimliğiyle üçüncü kişilere yeni mesaj atma veya paylaşım yapma) intikal etmez ve ölümle son bulur.

III. POSTMORTAL KİŞİLİK HAKLARI VE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI İTİRAZLARININ ELEŞTİRİSİ

A. TMK m. 28 ve Özel Hayatın Gizliliği Argümanı

Dijital terekenin intikaline karşı ileri sürülen en önemli çekince, ölenin ve onunla yazışan üçüncü kişilerin haberleşme hürriyeti ve özel hayatının gizliliğinin (Any. m. 20, 22) zedeleneceği iddiasıdır. Bu iddia pozitif hukuk temelleriyle bağdaşmaz:

1. TMK m. 28/1 uyarınca kişilik, ölümle kesin olarak sona erer. Kişiliği sona eren bir süjenin ihlal edilebilecek güncel bir kişilik hakkı bulunmamaktadır. Türk hukukunun benimsediği "hatıranın korunması" ilkesi, ölenin bizzat şahsını değil, geride kalan yakınlarının ölene duydukları saygı ve manevi duyguları koruyan bağımsız bir haktır.

2. Mirasçıların hesaba erişimi kanundan (TMK m. 599) doğan bir yetkinin icrasıdır ve TMK m. 24/2 gereği hukuka aykırılığı ortadan kaldıran meşru bir sebebe dayanır.

3. Üçüncü kişiler bakımından ise analog mektuplar ile dijital iletiler arasında hiçbir mahiyet farkı yoktur. Çekmecede bulunan fiziksel mektupların mirasçılarca okunması haberleşme gizliliğini ihlal sayılmazken, e-postaların intikalinin ihlal sayılması tutarsızdır. Üstelik dijital ortamda verilerin anında silinebilmesi veya şifrelenmesi imkânı mevcutken bunu yapmayan kullanıcının, verilerin ölüm sonrası intikaline zımnen rıza gösterdiği kabul edilmelidir.

B. KVKK ve GDPR Düzenlemelerinin Kapsamı

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu m. 3/1-ç ve d bentleri, kişisel veriyi "kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" olarak tanımlamıştır. TMK m. 28 karşısında ölen kimse artık "gerçek kişi" sıfatına sahip olmadığından, verileri doğrudan KVKK'nın koruma alanı dışına çıkmaktadır.

Nitekim Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 18.09.2019 tarih ve 2019/273 sayılı kararında; ölen kişiye ait sağlık verilerinin mirasçıya verilmemesi üzerine yapılan başvuruda, ölenin gerçek kişi sıfatı kalmadığı gerekçesiyle KVKK kapsamında bir işlem tesis edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Benzer şekilde AB Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) Başlangıç Hükümleri 27. paragrafı da Tüzüğün ölenlerin verilerine uygulanmayacağını vazetmiştir. Dolayısıyla kişisel verilerin korunması mevzuatı, mirasçıların dijital varlıklara erişimi önünde hukuki bir engel teşkil etmemektedir.

IV. MANEVİ NİTELİKLİ VERİLERİN İNTİKAL DAYANAĞI: TMK m. 653 VE HMK m. 199 EKSENİNDE "DİJİTAL AİLE BELGELERİ"

Ekonomik değeri bulunmayan şahsi fotoğraflar, günlükler, ses kayıtları ve hatıraların intikalinde TMK m. 599/2'deki malvarlığı şartı yetersiz kalmaktadır. Bu noktada devreye girmesi gereken kanuni dayanak, 4721 sayılı TMK m. 653'tür.

Maddenin 2. fıkrası, "Aile belgeleri ile aile için özel anı değeri olan eşya, mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde satılamaz... sulh hâkimi... payına mahsup edilmek veya edilmemek suretiyle mirasçılardan birine özgülenmesine ya da satılmasına karar verir" hükmünü amirdir. Kanun koyucu "mahsup edilmemek suretiyle" ifadesini kullanarak, terekede hiçbir ekonomik karşılığı olmayan manevi varlıkların da yer aldığını ve bunların mirasçılara intikal edeceğini açıkça teyit etmiştir.

Madde başlığındaki "eşya" ibaresi dar ve lafzi yorumlanmamalıdır. 6100 sayılı HMK m. 199 hükmü uyarınca, "elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları" yasal olarak belgedir. Dolayısıyla mirasbırakanın bulut hesabındaki fotoğraflar, videolar ve yazışmalar birer "dijital aile belgesi" niteliğinde olup TMK m. 653 çerçevesinde doğrudan terekeye dahildir ve paylaşım hükümlerine tabidir.

V. DİJİTAL VASİYETNAME VE ÖLÜME BAĞLI BELİRLEMELERİN GEÇERLİLİK SINIRI

Mirasbırakanların son arzularını video kaydı, ses dosyası veya şifreli dijital metinler aracılığıyla açıklamaları (dijital vasiyetname), pozitif hukukumuzdaki şekil serbestisi yokluğu nedeniyle geçersizlik riski taşır . TMK m. 531 uyarınca vasiyetnameler yalnızca resmi, el yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Güvenli elektronik imza veya video kaydıyla yapılan işlemler sınırlı sayı ilkesine aykırılık teşkil ettiğinden TMK m. 557/1-b.4 uyarınca şekil noksanlığı sebebiyle iptal davasına konu olabilir. Ancak mirasçılar tarafından bir yıllık hak düşürücü süre içinde (TMK m. 559) iptal davası açılmadığı takdirde bu tasarruflar geçerli bir vasiyetnamenin tüm hüküm ve sonuçlarını doğurur.

Öte yandan, Google Etkin Olmayan Hesap Yöneticisi veya Apple Dijital Miras gibi platform içi yetkilendirmeler (ölüme bağlı dijital belirlemeler), resmi şekil şartlarından yoksun olduğundan teknik anlamda bir vasiyetname sayılamaz. Fakat mirasbırakanın geçerli bir resmi veya el yazılı vasiyetnamesi mevcutsa, buradaki muğlak ifadelerin ve mirasçı iradelerinin aydınlatılmasında bu dijital seçimler, favor testamenti (vasiyeti ayakta tutma) ilkesi gereğince tamamlayıcı yorum vasıtası olarak dikkate alınmalıdır.

VI. MİRAS ORTAKLIĞI ÇIKMAZI VE ÇÖZÜM MODELİ: NOTERLERİN ZORUNLU RESMİ TEREKE YÖNETİCİLİĞİ

A. Elbirliği Mülkiyeti (TMK m. 640) Tehdidi

Mirasbırakanın birden çok mirasçısının bulunması durumunda, tereke üzerinde mirasın taksimine kadar TMK m. 640 gereğince miras ortaklığı meydana gelir ve elbirliği mülkiyeti hükümleri uygulanır. TMK m. 702/2 uyarınca ortaklık yönetiminde kural oybirliğidir.

Dijital varlıklar tabiatı gereği dinamiktir:

· Kripto varlıklar aşırı volatiliteye tabidir; piyasa düşüşlerinde anlık satım kararı alınamazsa tereke eriyebilir.

· Sosyal medya ve YouTube hesapları düzenli yönetilmediğinde takipçi kaybederek ticari değerini yitirir.

· Sağlayıcılar, belirli süre (3-12 ay) giriş yapılmayan hesapları hareketsizlik gerekçesiyle kalıcı olarak silmektedir.

Mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklar sebebiyle oybirliğinin sağlanamaması, yıllar süren ortaklığın giderilmesi davaları boyunca dijital terekenin yok olmasına yol açmaktadır. TMK m. 590'daki defter tutma ve m. 591'deki fiziki mühürleme önlemleri ise şifreli sanal varlıklar karşısında fiilen işlevsizdir.

B. De Lege Ferenda Model: Noterlerin Resmi Tereke Yöneticiliği

Bu yapısal kilitlenmenin çözümü amacıyla, Avusturya (ABGB § 797 mahkeme komiseri noter modeli) ve Fransız miras hukuku uygulamalarından yararlanılarak Türk hukukuna özgü kurumsal bir model ihdas edilmelidir:

1. Yasal Statü ve Yetkilendirme: 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 1 uyarınca noterlik bir kamu hizmetidir. TMK m. 592 ve m. 593'te yer alan "terekenin resmen yönetilmesi" kurumu dijital terekeyi barındıran uyuşmazlıklarda zorunlu bir koruma önlemi haline getirilmeli ve bu görev re'sen veya talep üzerine yerel noterliklere verilmelidir.

2. Sağlayıcılar Karşısında Resmi Temsil: Küresel teknoloji şirketleri bireysel mirasçıların taleplerini reddetmekte, resmi kamusal temsilci şartı koşmaktadır. Noter, kamu görevlisi sıfatıyla uluslararası sağlayıcılara resmi bildirimde bulunarak hesapların dondurulmasını, şifre değişimini veya verilerin güvenli adli depolama alanına aktarılmasını sağlayabilecektir.

3. Mahremiyet ve Teminat Güvencesi: Noterlerin 1512 sayılı Kanun m. 54'ten kaynaklanan katı sır saklama yükümlülüğü, şahsi verilerin ifşasını önler. Ayrıca Noterlik Kanunu m. 38'deki kanuni teminat ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası mekanizması, hatalı işlemlerden doğabilecek iktisadi zararları teminat altına alır.

4. Acil Yönetim Yetkisi: Görevli noter, sulh hukuk mahkemesinin gözetim ve denetiminde hareket ederek acil durumlarda (örneğin kripto varlıkların değer kaybı riski veya kupon sürelerinin dolması) gerekli tasarrufları yapabilecek, tereke envanterini eksiksiz tutarak çekişmesiz bir paylaşım zemini hazırlayacaktır.

SONUÇ

Dijitalleşme olgusu, miras hukukunun klasik dogmalarını kökten sarsmaktadır. Türk pozitif hukukunda açık bir düzenleme bulunmasa dahi; külli halefiyet ilkesinin (TMK m. 599) emredici karakteri, tüketici ve borçlar hukukunun denetim mekanizmaları (TBK m. 27) ve aile belgelerinin intikaline cevaz veren düzenlemeler (TMK m. 653, HMK m. 199) , dijital varlıkların terekeden soyutlanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır .

Kişilik haklarının ölümle son bulması (TMK m. 28) ve KVKK'nın yalnızca yaşayan gerçek kişileri kapsaması karşısında, postmortal mahremiyet itirazları mirasçıların erişim hakkını engelleyemez. Dijital terekenin intikalinde ortaya çıkan asıl operasyonel tehlike, miras ortaklığının elbirliği mülkiyeti kuralından kaynaklanan yönetim kilitlenmesidir. Bu tehlikenin bertarafı ve terekenin değer yitirmeden tasfiyesi için, noterlerin resmi tereke yöneticisi olarak sisteme dahil edildiği kurumsal bir kanuni reformun hayata geçirilmesi zorunludur

KAYNAKÇA

Mevzuat

· 1512 sayılı Noterlik Kanunu, RG: 05.02.1972 / 14090.

· 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, RG: 08.12.2001 / 24607.

· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, RG: 04.02.2011 / 27836.

· 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, RG: 07.04.2016 / 29677.

· Alman Medeni Kanunu (Bürgerliches Gesetzbuch - BGB).

Yargı Kararları

· Alman Federal Mahkemesi (BGH): 12.07.2018 T., Az. III ZR 183/17 (Facebook Kararı).

· Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi: 13.11.2020 T., E. 2020/1149, K. 2020/905.

· Kişisel Verileri Koruma Kurulu: 18.09.2019 T., K. 2019/273.

Doktrin (Kitap ve Makaleler)

· Akkurt, Sinan Sami: Dijital Varlıkların Miras Yoluyla Bırakılması, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2022.

· Büyüksağiş, Erdem / Özyiğit, Sinem / Mirkelam Falay, Selin / Buldağ, İlay Ezgi / Okur, Mustafa Said: "Dijital Varlıkların Miras Yoluyla İntikali", Yargıtay Dergisi, C. 47, S. 2, 2021, s. 337-408.

· Dural, Mustafa / Öz, Turgut: Türk Özel Hukuku Cilt IV: Miras Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2019.

· Ersöz, Oğuz: Dijital Tereke Kavramı ve Miras Hukukundaki Sorunlar, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2024.

· Gürbüz, Eşref Can: Dijital Miras, Adalet Yayınevi, Ankara 2024.

· Serozan, Rona / Engin, Baki İlkay: Miras Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 9. Baskı, Ankara 2024.

· Şıpka, Şükran / Akşener Mert, Sehil: Güncel Yargı Kararları Işığında Soru ve Cevaplarla Miras Hukuku I, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2023.