KASKO SİGORTASINDA ANAHTARLA ÇALINMA İSTİSNASI VE İSPAT YÜKÜ

Genel Şartlar m. A.4.11 Klozunun Sınırları, Kazadan Sonra Terk Edilen Araç Sorunu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2026 Tarihli Kararları Üzerine Bir Değerlendirme

GİRİŞ

Araç hırsızlığı, kasko sigortasının en eski teminatlarından biridir; buna rağmen uygulamada sigortacıların en sık ret gerekçesi ürettiği hasar türlerinden biri olmaya devam etmektedir. Ret yazılarının ortak dili değişmez: Araç "kendi anahtarıyla" çalınmıştır, anahtar "araç üzerinde bırakılmıştır", olay "beyan edildiği gibi gerçekleşmemiştir". Bu gerekçelerin hukuki dayanağı, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.4.11 maddesi ile bu maddeye dayanılarak poliçelere konulan ve piyasada "anahtarla çalınma klozu" ya da "araç çalınmasında uygulanacak istisnalar klozu" adıyla anılan özel şarttır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2026 yılının Şubat ayında iki gün arayla verdiği iki kararla bu klozun en tartışmalı uygulama alanına, yani bir trafik kazasının ardından anahtarı üzerinde bırakılarak terk edilen aracın çalınmasına ilişkin ret kararlarını onamıştır. Aynı Daire, 2025 yılının Aralık ayında ise anahtarın zorla ele geçirildiği bir olayda sigortacının ispat yüküne ilişkin itirazlarını reddederek tahkim kararını onamıştır. Bu çalışma, anılan kararları Genel Şartlar'ın sistematiği ve Türk Ticaret Kanunu'nun emredici hükümleri ışığında değerlendirmekte; klozun hukuki niteliğini, sınırlarını ve ispat yükünün dağılımını incelemektedir. İnceleme sonunda, Daire'nin ulaştığı sonuçların büyük ölçüde klozun lafzıyla uyumlu olduğu, ancak gerekçelerdeki iki noktanın, irade sakatlığı tartışması ile koruma önlemleri yükümlülüğüne dayanılmasının, yeniden düşünülmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

I. HIRSIZLIK RİZİKOSUNUN GENEL ŞARTLARDAKİ KONUMU

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.1 maddesi, aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu meydana gelen maddi zararları teminat kapsamına alır. Aynı madde, "Dar Kasko" ürününün bu risklerin yalnızca bir kısmını, "Kasko" ve "Genişletilmiş Kasko" ürünlerinin ise tamamını kapsadığını belirtir. Dolayısıyla adında "kasko" geçen her poliçede hırsızlık teminatı vardır ve bu teminat, çalınma yanında çalınmaya teşebbüs ile çalınan aracın hasarlı bulunması hâlini de kapsar.

Genel Şartlar'ın A.5 maddesinde sayılan teminat dışı hâller arasında hırsızlığa ilişkin tek hüküm 5.6 bendidir. Bu bent, aracın "sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından" kaçırılması veya çalınmasını teminat dışında bırakır. Bendin kapsamı dardır: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sigortalının emanet verdiği kişinin işyeri çekmecesinden anahtarı alan bir üçüncü kişinin aracı çalıp kaza yapması olayında, A.5.6'daki teminat dışılık hâllerinin gerçekleşmediğini, emanetçilerin ihmalinin ise sigortacının tazmin borcunu ortadan kaldırmadığını kabul etmiş; sigortacının sigortalısına ödediği tazminat için emanetçilere rücu edemeyeceği yolundaki direnme kararını onamıştır (Yargıtay HGK, E. 2008/17-299, K. 2008/302, 09.04.2008). Karar, 6762 sayılı Kanun'un 1278. maddesine dayanmakla birlikte, aynı ilke 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1429. maddesinin birinci fıkrasında korunmuştur: Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının ve bunların fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür; yalnızca kasten sebebiyet hâlinde tazminat borcundan kurtulur.

Anahtarla çalınma ise A.5'te değil, "Ek Sözleşme ile Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Zararlar" başlıklı A.4 maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 11. bendi, "araç anahtarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar"ın ancak ek sözleşmeyle teminat altına alınabileceğini öngörür; 12. bent aynı hâllerde anahtar kaybı nedeniyle kilit mekanizmasının değiştirilmesi giderini düzenler. Bu düzenleme tekniği iki sonuç doğurur. Birincisi, anahtarla çalınma Genel Şartlar'da bir teminat dışılık hâli olarak değil, ek sözleşmeye bırakılmış bir teminat genişletmesi olarak kurgulanmıştır; hangi hâllerin teminata gireceğini ek sözleşme, yani kloz belirler. İkincisi, kloz bulunmayan bir poliçede sigortacının A.4.11'e dayanarak anahtarla çalınmayı teminat dışı sayması, maddenin lafzına uygundur; ancak bu hâlde dahi sigortacı, aracın gerçekten anahtarla çalındığını, yani rizikonun teminat dışı bir şekilde gerçekleştiğini ispat etmek zorundadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, iş makinesinin şantiyeden çalınmasına ilişkin bir uyuşmazlıkta sigortacının "asıl anahtarın kullanılması suretiyle yapılan hırsızlık teminat dışıdır" savunmasını, uygulanan Hırsızlık Sigortası Genel Şartları'nda bu yönde bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle reddeden bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2022/2093, K. 2023/6105, 24.10.2023). Kararın verdiği mesaj açıktır: Teminat dışılık, poliçe ve genel şartlarda yazılı olmalıdır; sigortacının yorum yoluyla istisna üretmesi mümkün değildir.

II. ANAHTARLA ÇALINMA KLOZUNUN İÇERİĞİ VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Piyasadaki genişletilmiş kasko poliçelerinde yer alan kloz, şirketten şirkete küçük ifade farklarıyla dört hâli düzenler. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nin bir kararında aktarılan metne göre kloz; anahtarın sigortalı veya sürücü öldürülerek, yaralanarak, zor ve şiddet kullanılarak ya da tehditle ele geçirilmesi hâlini teminat kapsamında sayar; anahtarın ikametgâh veya işyeri niteliğindeki kapalı ve kilitli bir mahalde muhafazası sırasında bu mahale kırma, delme, zorlama, tırmanma gibi yollarla girilerek alınması hâlini de teminata alır; buna karşılık zor kullanmaya gerek olmaksızın açık bırakılmış kapı veya pencereden girilip açıkta bırakılan ya da kilitli bir yerde tutulmayan asıl veya yedek anahtarın alınması hâlini ve anahtarın araç üzerinde bırakılması ya da kapı ve camlar kapalı olsa dahi asıl veya yedek anahtarın araç içinde bulunması hâlini teminat dışında bırakır (Sigorta Tahkim Komisyonu, K-2017/7627, 27.02.2017; Hakem Karar Dergisi, S. 30).

Klozun hukuki niteliği, uyuşmazlıkların çözümünde belirleyicidir. Kloz, sigortalının kusurunu yaptırıma bağlayan bir davranış kuralı değil, rizikonun kapsamını tanımlayan objektif bir sınırlamadır. Teminat içinde kalan iki hâl, anahtarın sigortalının iradesi dışında ve hukuka aykırı bir müdahaleyle ele geçirildiği durumlardır; teminat dışında kalan iki hâl ise anahtarın sigortalının özensizliği nedeniyle ulaşılabilir durumda bırakıldığı durumlardır. Bu yapı, Türk Ticaret Kanunu'nun 1429. maddesinin birinci fıkrasındaki "aksine sözleşme yoksa" ibaresinin somut bir uygulamasıdır: Kanun, ihmalden doğan zararların kural olarak teminat içinde olduğunu söyler; kloz, belirli ihmal tiplerini teminat dışına çıkaran aksine sözleşmedir. Kanun'un 1452. maddesinin birinci fıkrası yalnızca 1429. maddenin kasta ilişkin ikinci cümlesine aykırı sözleşmeleri geçersiz saydığından, ihmali teminat dışı bırakan bu sözleşme geçerlidir.

Klozun Genel Şartlar'ın C.11 maddesiyle ilişkisi de bu çerçevede kurulmalıdır. C.11, genel şartlara sigortalı aleyhine özel şart konulamayacağını öngörür. Anahtarla çalınma klozu, A.4.11'in açıkça ek sözleşmeye bıraktığı bir alanı düzenlediğinden, teminatı sınırlı vermesi C.11'e aykırılık oluşturmaz. Ancak klozun A.4.11'in çizdiği alanın dışına taşması, örneğin anahtarla ilgisi bulunmayan bir çalınma şeklini ya da A.1 kapsamındaki genel hırsızlık teminatını daraltan bir düzenlemeyi içermesi hâlinde C.11 devreye girer ve bu kısım sigortalı aleyhine sonuç doğurmaz. Uygulamada klozun anahtarla çalınma dışındaki hâllere de sirayet ettirilmek istendiği görülmektedir; camı kırılarak çalınan bir araçta "torpidodaki üçüncü anahtar" iddiasıyla ret, bunun tipik örneğidir ve aşağıda ispat yükü bağlamında ele alınacaktır.

III. KAZADAN SONRA TERK EDİLEN ARAÇ: 2026 TARİHLİ İKİ KARAR

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18.02.2026 tarihli kararına konu olayda, bir şirkete ait genişletilmiş kasko sigortalı araca seyir hâlindeyken arkadan çarpılmış; sürücü ne olduğunu anlamak için anahtarı almadan araçtan inip çarpan araca yöneldiği sırada bir başka kişi araca binerek aracı kaçırmıştır. Araç altı gün sonra plakası sökülmüş ve hasarlı hâlde bulunmuş, sigortacı aracın "kendi anahtarıyla" çalındığı gerekçesiyle onarım bedelini ödememiştir. İlk derece mahkemesi, poliçede anahtarın araç üzerinde veya içinde bırakılması sonucu oluşacak çalınmaların teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi, olayın cebir ve şiddet kullanılmaksızın sürücünün "kaza ile kandırılıp" anahtarı üzerinde bırakarak araçtan çıkmasından yararlanılarak gerçekleştiğini, eylemin gasp değil hırsızlık olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Davacı temyizde, sürücünün planlanmış bir kaza senaryosuyla iradesinin sakatlandığını ve irade sakatlığı hâlinde hukuki işlemin istenen sonucu doğurmayacağını ileri sürmüş; Daire, kararın usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek onamıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2023/2132, K. 2026/1844, 18.02.2026).

Bir gün önce verilen 17.02.2026 tarihli karara konu olayda ise araç, gece saat 23.30 sularında maddi hasarlı bir trafik kazasına karışmış; sürücü, kazanın verdiği heyecan ve tedirginlikle aracı çalışır vaziyette ve anahtarı üzerinde bırakarak inmiş, diğer araçtaki hasar incelenip tutanak tutulurken araç çalınmıştır. Sigortacı, poliçedeki istisna klozuna ve Genel Şartlar A.4.11'e dayanarak ödeme yapmamış; tüketici mahkemesi davayı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinafı esastan reddetmiştir. Daire, duruşmalı temyiz incelemesi sonunda; aracın anahtarı üzerinde ve çalışır vaziyette bırakıldığının sabit olduğunu, poliçede bu hususun teminat altına alınmadığını, Genel Şartlar'ın B.2 maddesindeki koruma önlemlerini alma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ve meydana gelen kazanın bu yükümlülüğü ortadan kaldırmayacağını belirterek kararı onamıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2023/1398, K. 2026/1720, 17.02.2026).

Her iki kararın sonucu, klozun lafzı karşısında öngörülebilirdir. Kloz, anahtarın araç üzerinde bırakılmasını teminat dışı sayarken sigortalının ya da sürücünün bu davranıştaki kusur derecesini sormaz; anahtarın fiziksel konumunu esas alır. Bu bakımdan davacının ilk kararda ileri sürdüğü irade sakatlığı savunması, sorunu yanlış bir hukuki çerçeveye taşımaktadır. İrade sakatlığı, bir hukuki işlemin geçerliliğine ilişkin kavramdır; anahtarın araçta bırakılması bir hukuki işlem değil, rizikonun gerçekleşme şeklini belirleyen maddi bir olgudur. Sürücünün iradesinin sakat olup olmadığı, anahtarın araçta kalıp kalmadığını değiştirmez.

Bununla birlikte olayın kendine özgü yapısı, klozun sistematiği içinde daha dikkatli bir değerlendirmeyi hak etmektedir. Klozun teminat içinde tuttuğu ilk hâl, anahtarın zor, şiddet veya tehditle ele geçirilmesidir; teminat dışı bıraktığı dördüncü hâl ise anahtarın araç üzerinde bırakılmasıdır. Bu iki hâl arasında, üçüncü kişilerin hileli bir müdahalesiyle sürücünün araçtan uzaklaştırılması ve anahtarın bu yolla ele geçirilmesi şeklinde bir gri alan bulunmaktadır. İlk karara konu olayda bölge adliye mahkemesi, sürücünün "kaza ile kandırıldığını" bizzat tespit etmiştir. Klozun düzenleme amacı, sigortalının özensizliğinin rizikoyu artırmasını teminat dışına çıkarmaktır; planlı bir çarpmayla sürücüyü araçtan indirip anahtarı ele geçiren organize bir hırsızlık ise sigortalının özensizliğinden değil, üçüncü kişilerin hile ve hukuka aykırı müdahalesinden kaynaklanır. Ceza hukuku bakımından eylemin gasp değil hırsızlık olarak nitelendirilmesi, sigorta hukukundaki teminat sorusunu tek başına çözmez; çünkü kloz, "gasp" kavramını değil, anahtarın "ele geçirilme" şeklini esas almaktadır. Bu bakımdan klozun ilk bendinin, hile yoluyla sürücünün araçtan uzaklaştırılması hâlini de kapsayacak şekilde yorumlanması ya da en azından bu hâlin kloz metnine açıkça eklenmesi, hem klozun amacına hem de Türk Ticaret Kanunu'nun 1429. maddesindeki ihmalin kural olarak teminat içinde olduğu ilkesine daha uygun olacaktır. Daire'nin gerekçesiz onama biçimindeki kararı, bu tartışmayı açık bırakmıştır.

İkinci kararda dikkat çeken husus, Daire'nin klozun yanında Genel Şartlar'ın B.2 maddesine de dayanmasıdır. B.2, sigortalının rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararı önlemeye ve azaltmaya yönelik önlemler almakla yükümlü olduğunu düzenler ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1448. maddesinin tekrarıdır. Ne var ki Kanun, bu yükümlülüğe aykırılığın yaptırımını açıkça belirlemiştir: 1448. maddenin ikinci fıkrasına göre aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa "kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır". Yaptırım tazminatın tamamen reddi değil, kusurla orantılı indirimdir ve 1452. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca 1448. madde sigortalı aleyhine değiştirilemez. Şu hâlde koruma önlemleri yükümlülüğünün ihlali, tek başına tam ret sonucunu doğuramaz. Somut olayda kloz zaten teminat dışılık sonucunu verdiğinden B.2'ye dayanılması hükmü etkilememiştir; ancak bu gerekçenin kloz bulunmayan poliçelere taşınması, sigortacılara "koruma önlemi alınmadı" adı altında kanunun öngörmediği bir tam ret imkânı tanıma tehlikesini taşımaktadır. B.2, indirim sebebi olarak kalmalı, teminat dışılık sebebine dönüştürülmemelidir.

IV. İSPAT YÜKÜNÜN DAĞILIMI

Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. maddesinin ikinci fıkrası, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğunu açıkça düzenler ve 1452. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bu hüküm sigortalı aleyhine değiştirilemez. Hırsızlık uyuşmazlıklarında bu kural şu anlama gelir: Sigortalı, aracın çalındığını kolluk müracaatı ve tescil kaydındaki çalıntı şerhi gibi belgelerle ortaya koyduğunda rizikonun gerçekleştiğini ispat etmiş olur; olayın klozdaki teminat dışı hâllerden birine uyduğunu, örneğin anahtarın araçta bırakıldığını ya da kilitsiz bir yerden alındığını ispat etmek sigortacıya düşer.

Yargıtay bu kuralı, kasko uyuşmazlıklarında öteden beri uygulamakta ve yalnızca dar bir istisna tanımaktadır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, sigortalının yedek anahtarının işyeri çekmecesinden alınarak çalınan ve ehliyetsiz bir kişinin kullanımında kaza yapan araca ilişkin kararında ilkeyi şöyle özetlemiştir: Kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir; olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi hâlinde de bu oluş şeklinin Genel Şartlar'ın A.5 maddesinde sayılan teminat dışı hâllerden olması aranır. Buna karşılık sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde teminat dışı bir hususu teminat içindeymiş gibi ihbar ettiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat yükü yer değiştirip sigortalıya geçer. Daire, anahtarın nasıl ele geçirildiğinin tespiti bakımından derdest ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (Yargıtay 17. HD, E. 2016/16477, K. 2017/8752, 02.10.2017). Bozma sonrasında aynı dosyada sürücü belgesiz kullanım istisnasına dayanılarak sigortacı yönünden verilen ret kararı 4. Hukuk Dairesi'nce onanmıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2023/3702, K. 2023/9676, 25.09.2023).

İspat yükünün sigortacıda olmasının pratik sonucu, en açık biçimde Daire'nin Aralık 2025 tarihli kararında görülür. Kasko sigortalı araç, kimliği belirsiz kişilerce anahtarı zorla ele geçirilerek çalınmış; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tazminata hükmetmiş, İtiraz Hakem Heyeti sigortacının itirazını reddetmiştir. Sigortacı temyizde; olay yerindeki işyerinin kamera sisteminde olay saatinde kayıt bulunmadığını, kayıtların bilinçli olarak silinmiş olabileceğini, sigortalının ihbar yükümlülüğünü iyi niyet kurallarına uygun yerine getirmediğinden ispat yükünün yer değiştirdiğini, olayın beyan edildiği gibi gerçekleşmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gerekli araştırmalar Komisyon eliyle yapılamıyorsa dosyadan el çekilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Daire, bu itirazların hiçbirini kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararını onamıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2024/9716, K. 2025/16960, 18.12.2025). Karar, sigortacının şüphe, olasılık ve "hayatın olağan akışı" söylemiyle ispat yükünü sigortalıya devredemeyeceğini; ispat yükünün yer değiştirmesi için sigortalının kasten yanlış ihbarda bulunduğunun somut delille ortaya konulması gerektiğini göstermektedir.

Aynı ilke, Sigorta Tahkim Komisyonu uygulamasında da benimsenmiştir. Evinin önünde park hâlindeyken camı kırılarak çalınan ve sahte plakayla hasarlı hâlde bulunan araçta sigortacı, aracın torpido gözündeki "para çantası" olarak bilinen üçüncü anahtar kullanılarak çalıştırıldığını ileri sürerek klozun dördüncü bendine dayanmıştır. İtiraz Hakem Heyeti; sigortalının asıl ve yedek anahtarları teslim ettiğini ve güvenli biçimde muhafaza ettiğini, sigortacının üçüncü bir anahtarın varlığı konusunda sigortalıyı Türk Ticaret Kanunu'nun 1423. maddesi uyarınca bilgilendirdiğine dair belge sunamadığını, hırsızlığın bu aparatla gerçekleştirildiğinin 1409. madde gereğince somut olarak ispat edilemediğini ve soyut ifadelerin kabul edilemeyeceğini belirterek sigortacının itirazını reddetmiştir (Sigorta Tahkim Komisyonu, K-2017/7627, 27.02.2017). Kararın iki yönü önemlidir: Birincisi, klozun dördüncü bendindeki "araç içinde bulunan yedek anahtar" ifadesinin sigortalının varlığından haberdar olmadığı bir üçüncü anahtara teşmili, ancak sigortacının bu konuda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat etmesi hâlinde mümkündür. İkincisi, eksper raporundaki teknik varsayım, sigortacının ispat yükünü karşılamaz.

İspat yükünün sigortacıda olması, sigortacının sunduğu delillerin araştırılmayacağı anlamına gelmez. Yargıtay, anahtarın arkadaşının evinde masa üzerinde bırakıldığı ve dış kapının açık bulunduğu bir olayda, sigortacının araştırma raporuna dayanarak ileri sürdüğü kapıdaki zorlama izlerinin eski olduğu, aracın gayriresmi olarak kiraya verildiği ve yurt dışına kaçırıldığı iddialarının araç takip sistemi, geçiş kayıtları, zabıta ve vergi dairesi araştırması ile ceza soruşturması dosyası üzerinden araştırılması, poliçedeki anahtarla çalınma klozu ile beyana aykırılık klozunun bu araştırmanın sonucuna göre tartışılması gerektiğini belirterek, eksik incelemeyle verilen kabul kararını bozmuştur. Bozma sonrasında verilen kararın temyizinde Daire, aracın rayiç değerinin poliçede belirtildiği üzere hasar tarihindeki, yani çalınma tarihindeki piyasa değerine göre belirlenmesi gerektiğini, sonraki yıllara ait emsallerle yapılan hesabın hatalı olduğunu vurgulamıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2025/386, K. 2026/1626, 16.02.2026). Şu hâlde ispat yükü sigortacıda olmakla birlikte, sigortacının somut ve araştırılabilir iddialar ileri sürmesi hâlinde mahkeme bu iddiaları resen araştırmakla yükümlüdür; sigortalı vekilinin "ispat yükü sigortacıda" savunmasıyla yetinmeyip sigortacının delillerini çürütecek karşı delilleri dosyaya sunması gerekir.

V. UYGULAMAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yukarıdaki içtihat çerçevesinden, uyuşmazlığın her iki tarafı için bazı sonuçlar çıkarılabilir. Sigortalı yönünden ilk adım, poliçedeki klozun tam metninin temin edilmesidir; kloz bulunmayan poliçelerde sigortacının anahtarla çalınma savunması Genel Şartlar A.4.11'e dayanabilir, ancak bu hâlde dahi aracın anahtarla çalındığının ispatı sigortacıya aittir. Kolluk ifadesi, sigortacıya yapılan ihbar ve araştırmacıya verilen beyan arasındaki tutarlılık, ispat yükünün yer değiştirmesini önleyen en önemli unsurdur; asıl ve yedek anahtarların tutanakla teslimi, klozun üçüncü ve dördüncü bentlerine dayanan savunmaları büyük ölçüde etkisiz kılar. Sigortacının dayandığı araştırma raporu ve hasar dosyası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219 ve 220. maddeleri uyarınca istenmeli; rapordaki her tespit karşı delille karşılanmalıdır. Ceza soruşturması dosyası, anahtarın ele geçirilme şeklini ortaya koyan en güçlü delil kaynağıdır ve gerektiğinde bekletici mesele yapılması istenmelidir.

Sigortacı yönünden ise ret kararının, klozun hangi bendine dayandığını ve bu bendin şartlarının hangi somut delille gerçekleştiğini göstermesi gerekir. Kamera kaydının bulunmaması, olayın hayatın olağan akışına aykırı görünmesi ya da eksper raporundaki teknik varsayımlar, 2025 ve 2026 tarihli kararların gösterdiği üzere, ispat yükünü karşılamamaktadır. Koruma önlemleri yükümlülüğüne dayanan savunmalar ise en fazla kusurla orantılı bir indirim talebini destekleyebilir.

SONUÇ

Kasko sigortasında anahtarla çalınma, Genel Şartlar'ın A.5 maddesindeki teminat dışı hâller arasında değil, A.4.11 maddesiyle ek sözleşmeye bırakılan alanda düzenlenmiştir; teminatın kapsamını, poliçeye konulan kloz belirler. Kloz, sigortalının kusurunu yaptırıma bağlayan bir davranış kuralı değil, anahtarın ele geçirilme şeklini esas alan objektif bir riziko sınırlamasıdır ve Türk Ticaret Kanunu'nun 1429. maddesinin birinci fıkrasındaki "aksine sözleşme" kaydının geçerli bir uygulamasıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2026 tarihli iki kararı, kazadan sonra anahtarı üzerinde bırakılan aracın çalınmasını bu sınırlama içinde değerlendirerek ret kararlarını onamıştır; sonuç klozun lafzıyla uyumludur. Ancak organize bir hırsızlık planının parçası olarak yaratılan kazayla sürücünün araçtan uzaklaştırılması hâli, klozun teminat içinde tuttuğu zorla ele geçirme ile teminat dışında bıraktığı özensiz bırakma arasında bir gri alan oluşturmaktadır ve bu alanın klozun amacı doğrultusunda teminat lehine yorumlanması ya da kloz metnine açıkça eklenmesi gerekir. Koruma önlemleri yükümlülüğüne dayanan gerekçe ise Kanun'un 1448. maddesinin ikinci fıkrasındaki orantılı indirim yaptırımıyla bağdaşmadığından, teminat dışılık sebebine dönüştürülmemelidir.

İspat yükü bakımından içtihat istikrarlıdır ve sigortalı lehinedir: Rizikonun teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir; şüphe, olasılık ve eksper varsayımı bu yükü karşılamaz; yükün sigortalıya geçmesi ancak kasten yanlış ihbarın somut delille kanıtlanmasıyla mümkündür. Buna karşılık sigortacının somut iddialarının mahkemece araştırılması gerektiği ve rayiç değerin çalınma tarihine göre belirleneceği de aynı içtihadın parçasıdır. Uygulamacı için sonuç, her iki taraf bakımından da aynıdır: Anahtarla çalınma uyuşmazlığı, hukuki nitelendirmeden çok, anahtarın o gece nerede olduğunun somut delille ortaya konulmasıyla kazanılır veya kaybedilir.

KAYNAKÇA

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m. 1409, 1423, 1429, 1448, 1452.

6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu, m. 1278.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 219, 220.

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları (yürürlük 01.04.2013), m. A.1, A.4.11, A.4.12, A.5.6, B.2, C.11.

Yargıtay HGK, 09.04.2008, E. 2008/17-299, K. 2008/302.

Yargıtay 17. HD, 02.10.2017, E. 2016/16477, K. 2017/8752.

Yargıtay 4. HD, 25.09.2023, E. 2023/3702, K. 2023/9676.

Yargıtay 11. HD, 24.10.2023, E. 2022/2093, K. 2023/6105.

Yargıtay 4. HD, 18.12.2025, E. 2024/9716, K. 2025/16960.

Yargıtay 4. HD, 16.02.2026, E. 2025/386, K. 2026/1626.

Yargıtay 4. HD, 17.02.2026, E. 2023/1398, K. 2026/1720.

Yargıtay 4. HD, 18.02.2026, E. 2023/2132, K. 2026/1844.

Sigorta Tahkim Komisyonu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 27.02.2017 tarih ve K-2017/7627 sayılı kararı ile bu karara itiraz üzerine verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi, S. 30.

Karar metinleri: mevzuat.adalet.gov.tr (UYAP Bilgi Bankası); sigortatahkim.org.