SİGORTA EKSPERİNDEN VE SİGORTACIDAN BELGE ALMAK

Ekspertiz Raporuna ve Hasar Dosyasına Erişimin Hukuki Rejimi, Ret Gerekçelerinin Değeri ve Yaptırım Boşluğu

I. Giriş: Sorun Hukuki Değil, Fiilîdir

Trafik kazası sonrasında zarar görenin ya da vekilinin ilk işi zararın kapsamını öğrenmektir; bunun yolu tek bir dosyadan geçer. Hangi parçanın değiştiği, hangisinin onarıldığı, orijinal mi eşdeğer mi parça kullanıldığı, aracın rayiç ve sovtaj değerinin kaça takdir edildiği, kusurun nasıl değerlendirildiği ekspertiz raporunda ve hasar dosyasında yazılıdır. Bu belgeler olmadan ne eksik ödemenin varlığı ortaya konabilir, ne değer kaybının kapsamı tartışılabilir, ne de tam ziya kararının isabeti denetlenebilir.

Bu çalışmanın konusu, söz konusu belgelerin hukuken verilip verilemeyeceği değildir. Aşağıda gösterileceği üzere mevzuat bu soruyu çoktan cevaplamıştır. Konu, cevabı belli olan bu sorunun uygulamada neden her dosyada yeniden tartışıldığı; talebin hangi kalıplarla geri çevrildiği; bu kalıpların hukuki değerinin ne olduğu ve karşılaşıldığında ne yapılacağıdır.

Somut bir örnek, sorunun ölçeğini tarif etmeye yeter. Bir dosyamızda ekspertiz şirketine vekâletname ekli olarak hasar dosyası ve eksper raporu talebi iletilmiş, on yedi gün boyunca hiçbir cevap alınamamıştır. On yedinci günün sonunda gönderilen ve konu satırına açıkça “İHTARDIR” yazılan; iki iş günlük kesin süre içeren; süre sonunda TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde şikâyet başlatılacağını bildiren e-postaya, ertesi iş günü “Ektedir.” cevabıyla dosyanın tamamı gönderilmiştir. Arada geçen sürede ne hukuki durum değişmiştir ne de belgelerin niteliği; değişen tek şey talebin ihtarname biçimine sokulmuş olmasıdır.

Uygulamada karşılaşılan ret kalıpları ise şu birkaç cümleye indirgenebilir:

· “Eksper raporu açık olduğu için, ekspertiz raporu ve evraklar iletilememektedir.”

· “Dosya eksper tarafından kapanmadığı için rapor bilgisine ulaşılamamaktadır; yeni düzenleme sonucu raporlara e-Devlet üzerinden erişilebilecektir.”

· “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu gereği talebinizi ve vekâletnamenizi KEP üzerinden, kargo ile veya e-imzalı olarak iletmenizi rica ederiz.”

· “Talep ettiğiniz hasar tarihli/plakalı dosya şirketimizde bulunmadığından gönderim sağlanamamaktadır.”

· “Raporlar üçüncü kişilere verilemez.”

Aşağıda önce belgeyi kimin, kime, hangi süre içinde vermek zorunda olduğu normatif olarak haritalandırılacak; ardından bu beş ret kalıbı tek tek tartılacak; sonra yargılama ve tahkim aşamasındaki ibraz rejimi ile bu rejimdeki yaptırım asimetrisi ortaya konacak; son olarak uygulamaya dönük bir yol haritası ve mevzuat değişikliği önerisi sunulacaktır.

II. Normatif Harita: Belgeyi Kim, Kime, Ne Zaman Vermek Zorundadır?

A. Sigorta Eksperleri Yönetmeliği m. 20

22.06.2008 tarihli Sigorta Eksperleri Yönetmeliği’nin “Raporun hazırlanması ve sunumu” başlıklı 20. maddesi, uygulamada yalnızca son iki fıkrasıyla anılır. Oysa maddenin tamamı okunduğunda, bilgi akışını süreç boyunca açık tutmayı amaçlayan bir yapı görülür:

“(1) Eksperler, ekspertiz işlemini mümkün olan en kısa sürede tamamlar ve tespit edilen kayıp veya hasar miktarını talep edilmesi halinde taraflara bildirir. Ekspertiz işleminin beklenenden uzun sürmesi veya çeşitli nedenlerle nihai raporun hazırlanamaması hallerinde, eksper gecikme nedenlerini de açıklayan bir ara rapor düzenler.”

“(6) Eksperler, düzenledikleri raporun birer nüshasını, ekspertiz işleminin tamamlandığı tarihten itibaren en geç yedi iş günü içinde imzalı olarak kendisini tayin eden tarafa verir.”

“(7) Raporların bir örneği, sigortalının talebi halinde eksper veya sigorta şirketince sigortalıya verilir.”

“(8) Raporlar, Müsteşarlığın izni olmadan üçüncü kişilere verilemez.”

Birinci fıkra, bu tartışmanın gözden kaçan hükmüdür. Rapor henüz tamamlanmamış olsa dahi eksper, tespit ettiği hasar miktarını talep hâlinde taraflara bildirmekle yükümlüdür; süreç uzarsa, gecikmenin nedenlerini açıklayan bir ara rapor düzenlemek zorundadır. Yani mevzuat, “rapor kapanana kadar hiçbir bilgi verilmez” şeklinde bir sessizlik dönemi öngörmemiş; tam tersine, sürecin uzadığı hâller için ayrıca bir bilgilendirme aracı getirmiştir.

B. Belgelerin varlığı: m. 24’teki beş yıllık saklama yükümlülüğü

Aynı Yönetmeliğin 24. maddesi uyarınca eksperler, raporlara dayanak olan belgeler ile raporları, “yapılacak denetimlerde ibraz edilmek üzere beş yıl süreyle düzenli bir şekilde” saklamak zorundadır. Bu hüküm, ileride ele alınacak “dosya bulunamadı” cevabının hukuki değerini doğrudan etkiler: belge, kanunen var olmak ve saklanmak zorundadır.

C. Asimetri: eksper isteyebilir, ilgili isteyemez mi?

Yönetmeliğin 17/3. maddesi eksperlere, kayıp veya hasar tespiti sırasında ilgililerden sigorta sözleşmesinin aslı veya suretiyle ilgili belge ve defterlerin ibrazını isteme ve bunlardan suret alma yetkisi tanır; sigorta şirketleri, aracılar, sigortalılar ve “konu ile ilgili taraflar” eksperin sağlıklı ve tarafsız görev yapmasına yardımcı olmakla yükümlüdür. 20/3. madde ise bu yetkiyi bir yaptırımla tahkim eder: talep edilen bilgi ve belgeler makul sürede temin edilmezse, eksper mevcut bilgi ve belgelere göre kanaatini oluşturup raporunu tamamlayabilir.

Tablo böylece netleşir. Eksperin ilgililerden belge isteme yetkisi vardır ve bu yetkiye uyulmamasının somut bir sonucu bağlanmıştır. İlgililerin eksperden belge isteme talebi ise ne bir süreye ne de bir sonuca bağlanmıştır. Aynı yönetmelik içindeki bu karşılıklılık eksikliği, uygulamadaki tıkanmanın normatif kaynağıdır.

D. Raporun hukuki niteliği: kanunen delildir

Belgeye erişim tartışmasında çoğu zaman atlanan hüküm, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 22. maddesinin on yedinci fıkrasıdır:

“Maddî hasarla sonuçlanan trafik kazaları için yetkili sigorta eksperleri tarafından düzenlenmiş, örneği İçişleri Bakanlığınca tespit olunacak rapor, sigorta tazminatının ödenmesinde Karayolları Trafik Kanununun 99 uncu maddesindeki kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağı hükmündedir. Eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğindedir.”

Kanun koyucu ekspertiz raporunu, tazminatın ödenmesinde resmî tespit tutanağı hükmünde saymış ve açıkça delil olarak nitelendirmiştir. Bir belgenin kanunen delil sayılması ile o belgenin, hakkında delil teşkil ettiği kişiden saklanması bir arada savunulamaz. Tazminatı bu belgeye dayanarak hesaplanan kişi, belgenin içeriğini görmeden ne kabul edebilir ne de itiraz edebilir.

E. Sır saklama hükümleri mutlak değil, izne ve ilgililiğe bağlıdır

Uygulamadaki ret cevaplarının arkasında çoğu kez gizlilik kaygısı vardır. Ancak gizliliği düzenleyen hükümler mutlak bir yasak kurmaz. 5684 sayılı Kanun’un 22/15. maddesine göre sigorta eksperleri ve yanlarında çalışanlar, işleri dolayısıyla öğrendikleri bilgi ve sırları “ilgililerin izni olmaksızın” açıklayamaz. Yönetmeliğin 25. maddesi ise sırrın “kanunen yetkili kılınmayan kişilere” açıklanmasını yasaklar.

Her iki hüküm de yasağı iki değişkene bağlamıştır: ilgilinin izni ve kişinin kanunen yetkili olup olmadığı. Kendi zararının tespiti için düzenlenmiş bir raporu, usulüne uygun vekâletname ile talep eden zarar gören bakımından bu iki değişken de olumlu yöndedir. Gizlilik hükmü, belgenin ilgilisine karşı değil, ilgisiz üçüncü kişilere karşı korumadır.

F. Sigortacının kendi bilgilendirme yükümlülüğü

14.02.2020 tarihli Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik’in 13/4. maddesi sigortacıya, sigorta ettirenlerin, sigortalıların “veya sigortadan faydalanacak diğer kişilerin” poliçe bilgileri ile tazminat ödemelerine ilişkin işlemlerin güncel hâline internet aracılığıyla günlük olarak erişimini sağlama yükümlülüğü getirir. Hüküm, sisteme “poliçe numarası, hasar dosya numarası veya sigortacı tarafından sağlanacak kullanıcı adı, şifre ya da benzeri kişisel bilgiler ile” giriş yapılabileceğini öngörür. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında zarar gören, “sigortadan faydalanacak diğer kişi”den başkası değildir; erişimin hasar dosya numarasıyla kurgulanmış olması da bunu doğrular.

G. Devletin kendi çözümü: e-Devlet üzerinden eksper raporu

Tartışmayı fiilen bitiren gelişme ise idari alandadır. 10 Temmuz 2024 tarihinden itibaren, gerçek kişilere ait trafik ve kasko poliçeleri kapsamında düzenlenen eksper raporları, hak sahipleri ve vekilleri tarafından e-Devlet Kapısı üzerinden “Trafik ve Kasko Eksper Raporları Sorgulama” hizmetiyle görüntülenebilmektedir. Devletin, hak sahibine ve vekiline raporu bizzat açtığı bir düzende, aynı raporun aynı kişiden “üçüncü kişidir” gerekçesiyle saklanması savunulabilir değildir. Bu hizmet, aşağıda ele alınacak beşinci ret kalıbının cevabını da kendiliğinden vermektedir.

III. Ara Sonuç: Zarar Gören, m. 20/8 Anlamında “Üçüncü Kişi” Değildir

Yukarıdaki tabloya göre, zorunlu mali sorumluluk sigortasında zarar görenin Yönetmelik m. 20/8 anlamında “üçüncü kişi” sayılamayacağı bir tartışma konusu değil, sistemin zorunlu sonucudur. Bu sigortada korunan menfaat sigorta ettirenin malvarlığından ibaret değildir; sigorta, doğrudan doğruya zarar görenin tazminat alacağını güvence altına almak için kanunla zorunlu kılınmıştır. Ekspertizde incelenen, ölçülen ve değeri takdir edilen malvarlığı zarar görenindir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi ona sigortacıya karşı doğrudan talep hakkı tanımakta ve dava ya da tahkim yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapmasını zorunlu tutmaktadır. Nihayet idare, e-Devlet hizmetiyle hak sahibini ve vekilini raporun muhatabı olarak kabul etmiştir.

Bu nedenle m. 20/7’deki “sigortalı” ibaresi, zorunlu sorumluluk sigortaları bakımından zarar göreni de kapsayacak şekilde okunmalıdır. Buradan sonrası, artık yorum sorunu değil, uygulama sorunudur.

IV. Ret Kalıplarının Hukuki Değeri

1. “Eksper raporu açık, dosya kapanmadı”

En sık karşılaşılan cevaptır ve Yönetmelik m. 20/1 karşısında dayanaksızdır. Anılan fıkra, raporun tamamlanmasını beklemeksizin, tespit edilen hasar miktarının talep hâlinde taraflara bildirilmesini emreder; sürecin uzaması hâlinde ise gecikme nedenlerini açıklayan bir ara rapor düzenlenmesini zorunlu tutar. Dolayısıyla “dosya açık” olgusu, bilgi vermeme değil, en azından miktar bildirimi ve ara rapor yükümlülüğünü doğuran bir olgudur.

Zamanlama bakımından da sorunludur. Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesi sigortacıya, belgelerin iletilmesinden itibaren sekiz iş günü içinde ödeme yapma yükümlülüğü getirmekte; 97. madde ise tahkim veya dava öncesinde zorunlu bir yazılı başvuru aşaması öngörmektedir. Zarar görenin bu süreleri anlamlı biçimde kullanabilmesi, dosyanın “açık” olduğu dönemde bilgiye erişebilmesine bağlıdır. Rapor kapandıktan sonra verilen bilgi, çoğu hâlde tazminat teklifinin kabul veya reddine ilişkin sürenin işlemeye başlamasından sonraya kalmaktadır.

2. “e-Devlet üzerinden erişebilirsiniz”

Bu cevap, öncekilerin aksine hukuken doğru bir yöne işaret eder; ancak eksiktir. e-Devlet kanalı, uygulamada rapor kapatıldıktan sonra dolmakta, süreç devam ederken ekran boş kalmaktadır. Yani cevabın kendisi, birinci ret kalıbının yarattığı boşluğu tekrar üretmektedir. Buna karşılık bu cevabın önemli bir yan etkisi vardır: hak sahibinin ve vekilinin raporu görmesinin idarece bizzat sağlandığını, dolayısıyla “üçüncü kişiye verilemez” savunmasının terk edildiğini, sigortacının kendi yazısıyla ikrar etmiş olur.

3. “KVKK gereği KEP veya e-imza ile başvurunuz”

Bu cevap iki yönden hatalıdır. Birincisi, zarar görenin veya vekilinin belge talebi, hukuki niteliği itibarıyla bir kişisel veri başvurusu değildir; Karayolları Trafik Kanunu m. 97’den doğan alacak ilişkisine ve sigortacılık mevzuatındaki belge verme yükümlülüğüne dayanır. Talebi yalnızca 6698 sayılı Kanun’un 11. maddesine indirgemek, tazminat hukukuna ait bir yükümlülüğü veri koruma usulünün süzgecine sokmaktır.

İkincisi, talep bir kişisel veri başvurusu sayılsa dahi sonuç değişmez. Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in 5. maddesi başvurunun “yazılı olarak veya” KEP, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da veri sorumlusunun sisteminde kayıtlı elektronik posta adresi kullanılarak yapılabileceğini düzenler; yazılı başvuru en başta sayılan usuldür. Dahası, aynı Tebliğ’in 6/5. maddesi veri sorumlusuna talebi en geç otuz gün içinde ve kural olarak ücretsiz sonuçlandırma yükümlülüğü, 7. maddesi ise on sayfaya kadar ücret alınamayacağı kuralını getirir. Uygulamada KVKK’ya yapılan atıf, ne yazık ki yalnızca şekil şartı için kullanılmakta; aynı mevzuatın yüklediği süre ve ücretsizlik yükümlülükleri gündeme getirilmemektedir. Koruyucu bir norm, bu şekilde erişimi engelleyen bir norma dönüştürülmektedir.

4. “Şirketimizde dosya bulunmamaktadır”

Bu cevap, Yönetmelik m. 24 karşısında ancak istisnaen doğru olabilir. Eksperler, rapora dayanak belgeler ile raporları beş yıl saklamakla yükümlüdür; sigorta kuruluşlarının hasar dosyaları da Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtlarıyla eşleşir. Plaka veya tarih uyuşmazlığı gibi şeklî gerekçelerle verilen ret cevaplarında ise, talep yazısının ekleri incelendiğinde hangi dosyanın kastedildiği çoğunlukla tereddütsüz anlaşılmaktadır. Böyle bir hâlde ret, bilgi eksikliğinden değil, dosyanın hiç açılmamış olmasından kaynaklanır ve bu da başlı başına bir yükümlülük ihlalidir.

5. “Raporlar üçüncü kişilere verilemez”

Yukarıda III. başlıkta gösterildiği üzere bu gerekçe, zarar gören bakımından yerinde değildir. Ayrıca hükmün kendisi de bugün işlemez hâldedir. Fıkra, izni “Müsteşarlığın” vermesini öngörmektedir; oysa Hazine Müsteşarlığı’nın sigortacılık alanındaki yetkileri Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na geçmiştir ve metin 2008’den bu yana bu yönüyle güncellenmemiştir. Daha önemlisi, bu izin için işleyen bir başvuru usulü, bir süre sınırı veya bir başvuru formu bulunmamaktadır. Bir hakkı izne bağlayıp izin merciini ve usulünü işlevsizleştirmek, o hakkı fiilen ortadan kaldırmak anlamına gelir.

V. Yargılama ve Tahkim Aşaması: İbraz Rejimi ve Yaptırım Asimetrisi

A. Sigortacı taraf ise: HMK m. 220 güçlü bir yaptırım içerir

Uyuşmazlık yargıya veya tahkime taşındığında sigorta kuruluşu artık taraftır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 220 uyarınca mahkeme, ibrazı istenen belge için kesin süre verir; belgeyi ibraz etmeyen ve kabul edilebilir bir mazeret göstermeyen taraf bakımından mahkeme, “duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir”.

Bu yaptırımın nasıl işlediğini gösteren yakın tarihli bir örnek vardır. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 08.05.2026 tarihli, 2025/612 E. ve 2026/401 K. sayılı kararında, kasko sigortacısına hasar dosyasının ve ekspertiz raporunun ekleriyle birlikte sunulması için kesin süre verilmiş, sonuçları usulüne uygun ihtar edilmesine rağmen belgeler dosyaya sunulmamıştır. Mahkeme, HMK m. 220 hükmünü anarak talep edilen onarım bedelini “kadri maruf” kabul etmiş ve davayı tam kabulle sonuçlandırmıştır. Belgeyi elinde tutup sunmayan taraf, tam da bu nedenle miktar tartışmasını kaybetmiştir. (İlk derece kararıdır; istinaf yolu açıktır.)

B. Eksper üçüncü kişi ise: HMK m. 221’de yaptırım yoktur

Eksper, yargılamanın tarafı değildir. Bu, ilk bakışta bir dezavantaj gibi görünse de aslında avantajdır: HMK m. 221, üçüncü kişi veya kurumun elindeki belgenin ispat için zorunlu olduğuna karar verilmesi hâlinde mahkemenin bu belgenin ibrazını emredeceğini düzenler. Yani eksper, tam da üçüncü kişi olduğu için ibraz emrinin doğrudan muhatabıdır; m. 20/8 yargılamada bir engel değil, ibraz rejiminin işletileceği zemindir.

Ne var ki bu hükmün ciddi bir boşluğu vardır ve bir ilk derece kararı bunu açıkça tespit etmiştir. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 06.07.2021 tarihli, 2020/493 E. ve 2021/456 K. sayılı kararına konu olayda, bir sigorta kuruluşu ihbar olunan sıfatıyla bulunduğu davada mahkemenin müzekkeresine “belge bizde yoktur” cevabını vermiş, belge aslı temin edilemediği için imza incelemesi yapılamamış ve dava ispatsızlıktan reddedilmiştir. Sonraki davada ise aynı kuruluş, aynı belgenin bir suretini mahkemeye göndermiştir. Mahkeme şu tespiti yapmıştır:

“Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 221. maddesinde 3. kişilerin belge ibrazı zorunlu tutulmasına karşın buna ilişkin kanuni bir yaptırım öngörülmemiştir.”

Karar, belgeyi ibraz etmeyerek zarara sebebiyet verme hâlinde haksız fiil hükümlerinin düşünülebileceğini kabul etmekle birlikte, yargılamanın iadesi sebeplerinin tahdidi biçimde sayılmış olması karşısında ayrı bir tazminat davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varmış ve davayı reddetmiştir. Buna karşılık davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini kabul ederek davalı lehine vekâlet ücretine hükmetmemiş, arabuluculuk ücretini de ona yüklemiştir. (İlk derece kararıdır; istinaf yolu açıktır.)

Ortaya çıkan tablo, bu çalışmanın temel tespitidir: belgeyi elinde tutan sigortacı taraf sıfatıyla ibrazdan kaçınırsa somut ve ağır bir usuli sonuçla karşılaşır; aynı belgeyi elinde tutan eksper üçüncü kişi sıfatıyla ibrazdan kaçınırsa, hukuk düzeni ona bağlanmış bir yaptırım öngörmemiştir. Uygulamadaki direncin nedeni, kötü niyetten çok bu asimetridir.

C. Tahkimde durum

Sigortacılıkta tahkimde sorun daha da keskinleşir. 5684 sayılı Kanun’un 30/15. maddesi “Hakemler, sadece kendilerine verilen evrak üzerinden karar verir.” demektedir; 30/23. madde ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kıyasen uygulanacağını öngörür. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda, tahkimde belgeyi dosyaya kazandırma külfeti fiilen başvurana yüklenmiş olmakla birlikte, HMK m. 220 ve 221’in kıyasen uygulanmasının önünde bir engel bulunmadığı sonucuna varılır. Başvuru dilekçesinde belge talebinin ve ibraz edilmemesinin sonucunun açıkça istenmesi, bu nedenle şeklî bir ayrıntı değildir.

D. Yargıtay uygulaması: belge zaten er ya da geç dosyaya girmektedir

Yüksek mahkeme uygulaması, hasar dosyasının ve ekspertiz raporunun uyuşmazlığın çözümü için vazgeçilmez olduğunu istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 19.10.2021 tarihli, 2021/4637 E. ve 2021/7069 K. sayılı kararında dosya, poliçe, başvuru belgesi, hasar dosyasının açılış tarihi, ödemeye ilişkin hesap raporları, maluliyet raporları, ayrıntılı ödeme dekontları ve varsa ibranameleri kapsayan hasar dosyasının eksiksiz getirtilmesi için mahalline geri çevrilmiştir. Aynı Dairenin 29.09.2021 tarihli, 2021/16094 E. ve 2021/5701 K. sayılı kararında ise hasar dosyasının bir kısım evrakının okunaksız, fotoğraflarının net olmaması yeterli görülmemiş; dosyanın tamamının okunaklı biçimde getirtilmesi istenmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 08.07.2014 tarihli, 2014/13516 E. ve 2014/10922 K. sayılı kararında da, önceki kazaya ilişkin hasar dosyasının ilgili sigorta şirketinden getirtilmesi gerektiği belirtilerek eksik inceleme nedeniyle bozma yapılmıştır.

Bu kararların ortak sonucu şudur: belge, uyuşmazlığın herhangi bir aşamasında mutlaka dosyaya girecektir. Talep aşamasındaki direnç, belgenin gizli kalmasını sağlamamakta; yalnızca zarar görenin zaman, masraf ve emek kaybetmesine, yargı makamlarının da aynı işi tekrar tekrar yapmasına yol açmaktadır.

VI. Yükümlülüğe Aykırılığın İdari Yaptırımı

Talep aşamasında dişli olan tek araç, disiplin sorumluluğudur. 5684 sayılı Kanun’un 26/5. maddesi uyarınca Sigorta Eksperleri İcra Komitesi, “görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan yahut görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan” sigorta eksperleri hakkında durumun niteliğine ve ağırlığına göre uyarma, kınama, altı aydan bir yıla kadar geçici olarak meslekî faaliyetten alıkoyma ve meslekten çıkarma cezalarından birini verir. Yönetmelikle getirilmiş açık bir belge verme yükümlülüğünün ısrarla yerine getirilmemesi, hiç değilse “görevini yapmama” kapsamında değerlendirilmeye elverişlidir.

Aynı maddenin yedinci ve sekizinci fıkraları, meslek kurallarına aykırılıkta uyarma ve tekrarında kınamayı; görevi bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmama hâlinde geçici olarak meslekî faaliyetten alıkoymayı öngörür. On birinci fıkra üç yıllık dönemde tekerrür hâlinde cezanın ağırlaştırılmasını düzenler. Süre bakımından ise on beşinci ve on altıncı fıkralar önemlidir: eylemin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmişse soruşturma yapılamaz, beş yıl geçmişse ceza verilemez. Disiplin kararlarına karşı tebliğden itibaren on beş gün içinde Kuruma itiraz edilebilir.

Girişte anlatılan örnekte ihtarnamenin bir günde sonuç vermesinin sebebi de budur. Talep, hukuki dayanaklarıyla birlikte ve disiplin başvurusu ihtimali açıkça belirtilerek yapıldığında, muhatap için belgeyi vermemenin maliyeti vermenin maliyetini aşmaktadır. Bu, hukuk düzeninin arzu edilen işleyişi değildir; ancak mevcut yaptırım mimarisinin doğal sonucudur.

VII. Uygulamaya Dönük Yol Haritası

· Talep, hukuki dayanaklarıyla birlikte yazılmalıdır: Sigorta Eksperleri Yönetmeliği m. 20/1, 20/6, 20/7 ve 24; 5684 sayılı Kanun m. 22/15 ve 22/17; Karayolları Trafik Kanunu m. 97 ve 99; Bilgilendirme Yönetmeliği m. 13/4. Dayanaksız talep, dayanaksız retle karşılanmaktadır.

· Talebe vekâletname eklenmeli ve belgenin hangi dosyaya ait olduğu plaka, hasar dosya numarası ve kaza tarihiyle birlikte tereddütsüz belirtilmelidir; şeklî ret gerekçelerinin çoğu bu şekilde baştan kapatılır.

· Makul ve kısa bir süre (üç ilâ beş iş günü) verilmeli; süre sonunda talep, ihtar niteliğini açıkça taşıyan ve Sigorta Eksperleri İcra Komitesi ile Kuruma başvuru ihtimalini içeren bir yazıyla yenilenmelidir.

· Rapor henüz kapanmamışsa, m. 20/1 uyarınca tespit edilen hasar miktarının bildirilmesi ve gecikme hâlinde ara rapor düzenlenmesi ayrıca ve açıkça talep edilmelidir. Bu talep, sonraki aşamada muhatabın “dosya açıktı” savunmasını da geçersiz kılar.

· e-Devlet üzerindeki “Trafik ve Kasko Eksper Raporları Sorgulama” hizmeti düzenli olarak denenmeli; rapor kapandığı anda belge buradan alınmalıdır.

· Karayolları Trafik Kanunu m. 97 kapsamındaki ön başvuru dilekçesine, belge taleplerinin karşılanmadığı ve bu nedenle zararın ancak eldeki verilerle hesaplanabildiği şerhi düşülmelidir.

· Dava veya tahkim aşamasında, sigortacıya karşı HMK m. 220, eksperlik şirketine karşı HMK m. 221 uyarınca ibraz talebi ayrı ayrı ileri sürülmeli; belge sunulmazsa HMK m. 220/3 çerçevesinde belgenin içeriğine ilişkin beyanın kabulü açıkça istenmelidir. Tahkimde bu talep, 5684 sayılı Kanun m. 30/15 ve 30/23’e dayandırılmalıdır.

· Israrlı ret hâlinde, yazılı ret cevabı ve talep yazışmalarının tamamı eklenerek Sigorta Eksperleri İcra Komitesi nezdinde disiplin başvurusu yapılmalıdır. Kanun m. 26/15’teki üç yıllık soruşturma zamanaşımı gözden kaçırılmamalıdır.

· KVKK yolu tercih edilecekse, başvurunun otuz günlük cevap süresine ve on sayfaya kadar ücretsizlik kuralına tabi olduğu, başvuru yazısında hatırlatılmalıdır.

VIII. De Lege Ferenda: Dört Somut Öneri

· Sigorta Eksperleri Yönetmeliği m. 20/7’ye “zarar gören” ibaresi eklenmeli ve talebin karşılanması bir süreye (örneğin beş iş günü) bağlanmalıdır. Süresi ve muhatabı belirsiz bir yükümlülük, yükümlülük değildir.

· Aynı maddenin 20/3. fıkrasındaki mantık simetrik hâle getirilmelidir: eksperin ilgililerden belge istemesi bir sonuca bağlanmışken, ilgililerin eksperden belge istemesi sonuçsuz bırakılmamalıdır.

· m. 20/8’deki “Müsteşarlık” ibaresi Kurum olarak güncellenmeli; izin için başvuru usulü, karar süresi ve gerekçeli ret zorunluluğu düzenlenmelidir. İzin merciine ulaşılamayan bir izin sistemi, uygulamada mutlak yasak gibi işlemektedir.

· Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 221’e, üçüncü kişinin haklı bir sebep göstermeksizin ibrazdan kaçınması hâline bağlanmış bir yaptırım eklenmelidir. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yukarıda anılan kararı, bu boşluğun teorik değil, sonuç doğuran bir boşluk olduğunu göstermektedir.

Bunlara idari nitelikte bir beşinci öneri eklenebilir: e-Devlet üzerindeki eksper raporu sorgulama hizmeti, yalnızca kapanmış raporları değil, ara rapor ve tespit edilen hasar miktarı bilgisini de kapsayacak biçimde genişletilmelidir. Böylece bu çalışmada tartışılan ret kalıplarının büyük bölümü, hukuki tartışmaya hiç girilmeden ortadan kalkar.

IX. Sonuç

Ekspertiz raporu ve hasar dosyası, kanun koyucunun delil saydığı, saklanmasını beş yıl süreyle zorunlu tuttuğu ve idarenin e-Devlet üzerinden hak sahibiyle vekiline açtığı belgelerdir. Zarar görenin bu belgelere erişimi, hukuken tartışmalı bir konu değildir. Buna rağmen uygulamada erişim, çoğu dosyada ancak ihtar aşamasına gelindiğinde sağlanmaktadır.

Bunun sebebi, mevzuatın erişimi yasaklaması değil, erişimi güvenceye alan hükümlere süre ve yaptırım bağlanmamış olmasıdır. Sigorta Eksperleri Yönetmeliği eksperin belge isteme yetkisini bir sonuçla donatmış, ilgilinin belge isteme hakkını donatmamıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu tarafın ibrazdan kaçınmasına ağır bir usuli sonuç bağlamış, üçüncü kişinin kaçınmasına hiçbir sonuç bağlamamıştır. Boşluk, kötü niyetin değil, tasarımın ürünüdür.

Bu boşluk kapatılana kadar yapılabilecek olan, talebi baştan hukuki dayanaklarıyla kurmak, süreyi ve sonucu açıkça yazmak, disiplin yolunu ciddiyetle işletmek ve yargılama aşamasında ibraz taleplerini sonucuyla birlikte ileri sürmektir. Kalıcı çözüm ise dört satırlık bir mevzuat değişikliğinden ibarettir: hakkı tanıyan hükme bir süre, bir muhatap ve bir yaptırım eklemek.

KAYNAKÇA

· Sigorta Eksperleri Yönetmeliği (RG 22.06.2008), m. 3, 17, 20, 22, 24, 25.

· 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m. 22, m. 26, m. 30.

· 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m. 97, m. 99.

· 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m. 219, 220, 221, 375.

· 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, m. 11, m. 13; Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ (RG 10.03.2018), m. 5, 6, 7.

· Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik (RG 14.02.2020), m. 13.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/4637, K. 2021/7069, 19.10.2021.

· Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/16094, K. 2021/5701, 29.09.2021.

· Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/13516, K. 2014/10922, 08.07.2014.

· İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/612, K. 2026/401, 08.05.2026.

· Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/493, K. 2021/456, 06.07.2021.

· Trafik ve Kasko Eksper Raporları Sorgulama hizmeti (e-Devlet Kapısı), 10.07.2024 tarihinden itibaren hak sahipleri ve vekillerinin erişimine açılmıştır.