A) GENEL DEĞERLENDİRME

1. Belirsiz Alacak Davası Uygulamasının Son Bulması

HMK m. 107 hükmünün yürürlükten kaldırılması ve HMK m. 109’a eklenen dördüncü fıkra düzenlemesiyle birlikte hukukumuzda belirsiz alacak davası uygulaması son bulmuştur. Yeni dönemde, bölünebilir alacakların dava konusu edilmesinde kısmi dava yegâne ve temel usul hukuku kurumu haline gelmiştir.

2. Zamanaşımı Güvencesi ve Faiz Başlangıcı Ayrımı

HMK m. 109/4 hükmü uyarınca; kısmi davada tahkikatın sona ermesine kadar, bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talep artırımı yapılması mümkün kılınmıştır. Bu artırım kapsamında zamanaşımının bizzat ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağı yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Böylece, "kısmi davada saklı tutulan bakiye kısım için zamanaşımının işlemeye devam ettiği ve artırılan kısım yönünden zamanaşımının ancak ıslah/artırım tarihinde kesileceği" yönündeki eski ve katı içtihat yaklaşımı geçerliliğini yitirmiştir. Dolayısıyla davalının bu aşamada ileri süreceği klasik kısmi dava zamanaşımı def'ileri yasal düzenleme karşısında hükümsüz kalacaktır.

Ancak artırılan kısım bakımından zamanaşımının geriye yürüyerek ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılmasına ilişkin bu koruma, maddi hukuktaki borçlu temerrüdünü (TBK m. 117) geriye yürütmemektedir. Davalı borçlu dava açılmadan önce usulüne uygun bir ihtarname ile temerrüde düşürülmemişse; talep edilen ilk kısmi miktar için temerrüt dava tarihinde, sonradan artırılan bakiye kısım için ise ancak talep artırım dilekçesinin sunulduğu tarihte gerçekleşmiş olur. Dolayısıyla zamanaşımının geriye yürümesi, faizin de otomatik olarak dava tarihine geriye yürüyeceği anlamına gelmemektedir.

Ayrıca dava dilekçesindeki talep sonucunun açık ve net olması (HMK m. 119/1-ğ), objektif dava yığılmasında kalem bazlı ayrım zorunluluğu gibi usul ve maddi hukuk kuralları varlığını aynen korumaktadır. Bu sebeple açılacak davalarda hak kaybı yaşanmaması için dilekçelerin kurgusunda azami özen gösterilmelidir. Birden fazla alacak kaleminin (sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri gibi) tek dilekçede toplu bir meblağ belirtilerek kısmi dava konusu yapılması durumunda, her bir alacak kalemi için ayrı ayrı kısmi miktar belirtilmelidir. Aksi halde dava dilekçesi HMK m. 119/1-ğ ve m. 119/2 kapsamında usulen sakatlanmış olur.

Her bir alacak kalemi için ayrı ayrı kısmi miktar belirtilmeksizin açılan davalarda, mahkemelerin HMK m. 119/2 uyarınca davacıya bir haftalık kesin süre vererek kalem bazlı dağılımı açıklattırması gerekir. Dava dilekçesindeki bu belirsizlik giderilmeden sonradan verilen talep artırım dilekçeleri de sakat olacağından ve taleple bağlılık ilkesi tekil kalemler üzerinden denetlendiğinden, yerel mahkeme hükmünün üst mahkemelerce bozulması tehlikesi ortaya çıkacaktır.

B. DAVA DİLEKÇESİNDE HATALARI ÖNLEYECEK ALTI KRİTİK NOKTA

1) Dilekçe Başlığında ve Talep Sonucunda Kısmi Dava İradesini Belirtin

Her ne kadar HMK m. 109/2 uyarınca, dava dilekçesinde bakiye hakların saklı tutulduğunun açıkça belirtilmemiş olması feragat sayılmayacaksa da; davalının örtülü feragat veya taleple bağlılık itirazlarının yargılamayı uzatmasını engellemek adına dava dilekçesinin talep sonucu kısmında açıkça, "Fazlaya ve fer'î alacaklara ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik kısmi dava olarak..." ibaresine yer verilmelidir (HMK m. 109/1, m. 119/1-ğ).

2) Objektif Dava Yığılmasında Kalem Bazlı Dağılım Yapın

Birden fazla alacak kalemi talep ediliyorsa (sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri vb.) toplam tek bir kısmi miktar belirtmek yerine, her bir alacak kalemi için dava edilen asgari kısmi tutar ayrı ayrı gösterilmelidir. Zira objektif dava yığılması kuralları çerçevesinde birden fazla alacak kaleminin aynı davada ileri sürüldüğü hallerde HMK m. 119/1-ğ) bendi, talep sonucunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olmasını emretmektedir.

HMK m. 26'da düzenlenen taleple bağlılık ilkesi, mahkemenin yalnızca nihai toplam meblağ ile değil, bu meblağı oluşturan her bir münferit alacak kaleminin üst sınırı ile de bağlı olmasını gerektirir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26 Şubat 2020 tarihli, E. 2017/690, K. 2020/235 sayılı kararında da mahkemenin reddettiği ve kabul ettiği kalemleri ayrıştırmadan külli bir kabul hükmü kurmasının HMK m. 297’ye aykırı olduğu belirtilerek, "mahkeme davacının talep ettiğinden fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyecektir" kuralı önemle teyit edilmiştir.

3) Faiz Başlangıçlarını ve Türlerini Kademelendirin

Davalı borçlu dava öncesinde noter ihtarnamesi veya usulüne uygun başka bir vasıtayla temerrüde düşürülmüşse, hem ilk kısmi talep hem de bakiye talep için ihtardaki temerrüt tarihini esas alın (HGK, T. 05.03.2003, E.2003/76, K.2003/126).

Dava öncesi temerrüt söz konusu değilse; dava dilekçesindeki ilk kısmi tutar için "dava tarihinden", sonradan sunulacak talep artırım dilekçesindeki bakiye miktar için ise "talep artırım tarihinden" itibaren faiz talep edilmelidir (Yrg. 9 HD, T. 28.10.2020, E. 2017/17850, K. 2020/14018).

Alacak türüne göre uygulanacak faiz türü (kanuni faiz, en yüksek banka mevduat faizi, ticari temerrüt faizi vb.) her bir alacak kalemi için ayrı ayrı ve açıkça belirtilmelidir (Yrg. 9 HD, T. 18.03.2019, E. 2015/34130, K. 2019/5978).

4) Bilirkişi Raporu Sunulmadan Talep Artırım Hakkını Kullanmayın

HMK m. 109/4 gereğince alacak aynı davada yalnızca bir defaya mahsus artırılabileceğinden, bilirkişi raporu sunulmadan ve rapora karşı itiraz süreleri tükenmeden talep artırımı yapılmamalıdır. Ayrıca talep artırım dilekçesinde, artırılan kalemlerin bakiye faizlerinin talep edilmesi kesinlikle unutulmamalıdır (HMK m. 109/4, HMK m. 26). Talep artırım dilekçesinde artırılan bakiye anapara için faiz talep edilmezse, mahkemece re'sen faize hükmedilemeyecektir.

5) Miktar Artırımını Islah Yoluyla Değil, HMK m. 109/4 Uyarınca Bedel Artırım Yoluyla Yapın

Yeni hükümle getirilen zamanaşımına ilişkin yasal avantajlar konusunda tereddüt ve hak kaybı oluşmaması adına, dilekçelerde "ıslah" etme anlamına gelecek veya bu kurumu çağrıştıracak ifadeler kullanmaktan özenle kaçınılmalı; talebin HMK m. 109/4 kapsamındaki yasal bedel artırımı olduğu net bir şekilde vurgulanmalıdır.

6) Örnek Bir Talep ve Sonuç (Netice-i Talep)

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda arz ve izah olunan ve Sayın Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle;

1. Fazlaya ve fer'î haklarımıza ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, HMK m. 109 uyarınca ikame edilen KISMİ DAVAMIZIN KABULÜNE,

2. Dava dilekçesinde kalem bazında ayrıştırılmış olan toplam [TUTAR] TL asgari kısmi alacağımızın (dava öncesi temerrüt ihtarı bulunan kalemler yönünden temerrüt tarihinden, diğer kalemler yönünden ise dava tarihinden itibaren) işleyecek [FAİZ TÜRÜ] faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,

3. Tahkikat aşamasında bilirkişi raporu ile netleşecek bakiye alacak tutarının HMK m. 109/4 uyarınca talep artırımı yoluyla artırılarak, artırım tarihinden itibaren işleyecek [FAİZ TÜRÜ] faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,

4. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini bilvekale saygılarımızla arz ve talep ederiz.

C. HMK M. 109 KAPSAMINDA YENİ DÖNEM KISMİ DAVA UYGULAMA TABLOSU

Hukuki Unsur / Aşama

Sık Yapılan Uygulama Hatası

Doğru Hukuki Kurgu ve Dilekçe İfadesi

Usuli Gerekçe ve Risk Yönetimi (HMK m. 109/4)

Dava Açılış Esası

Eski alışkanlıkla HMK m. 107 (Belirsiz Alacak) hükümlerine atıf yapmak veya bakiye haktan bahsetmemek.

Dava dilekçesinin Konu ve Talep Sonucu kısımlarına "Fazlaya ve bakiye alacağa ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik..." ibaresini eklemek.

7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davası mülga edilmiştir. Hakların saklı tutulması, tek seferlik artırımdan sonra gerekebilecek olası ek davaların önünü açar.

Artırım Dilekçesi Türü

Verilen dilekçede "Islah" veya "Kısmi Islah" kavramlarını kullanmak.

Dilekçe başlığını "HMK m. 109/4 Uyarınca Talep Artırım Dilekçesi" yapmak ve "Islah hakkımız saklı kalmak üzere..." şerhi düşmek.

Miktar artırımı ıslah değildir; bağımsız bir usul mekanizmasıdır. Islah denilmesi halinde, kanunun tanıdığı tek seferlik ıslah hakkı (HMK m. 176) boşa tüketilmiş olur.

Artırım Zamanlaması

İlk gelen bilirkişi raporunun ardından aceleyle veya eksik hesapla hemen artırım yapmak.

Raporlara yapılan itirazların, ek rapor süreçlerinin bitmesini ve mahkemenin nihai kanaatinin netleşmesini beklemek.

HMK m. 109/4 uyarınca talep artırım hakkı "aynı davada bir defaya mahsus" tanınmıştır. İkinci bir artırım dilekçesi usulen reddedilir.

Zamanaşımı Def'i

Artırılan kısım için zamanaşımının dolduğunu düşünerek artırım yapmaktan çekinmek.

Zamanaşımı riskini düşünmeden, tahkikat sona erene kadar hakkı kullanmak.

Yeni fıkra uyarınca; artırılan kısım yönünden de zamanaşımı, artırım tarihinde değil dava tarihinde kesilmiş sayılır.

Faiz Başlangıcı & Temerrüt

Faizin doğrudan dava tarihinden veya artırım tarihinden itibaren işletilmesini talep etmek.

Arabuluculuk son tutanak tarihini, ihtarname tebliğini veya kesin vadeyi "temerrüt tarihi" olarak kalın harflerle vurgulamak ve faizi bu tarihten istemek.

Kanun zamanaşımını geriye yürütse de faiz konusunda sessizdir. Yargıtay içtihatları uyarınca, dava öncesi temerrüt ispatlanamazsa artırılan kısma ancak artırım tarihinden itibaren faiz yürütülür.

Rauf Karasu

Prof. Dr. Rauf Karasu

Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı

Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakemi